MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ » BİLİM.ORG BİLİM VE TEKNOLOJİ HABERLERİ

BİLİM.ORG BİLİM VE TEKNOLOJİ HABERLERİ

Bilim.org

  • Çin’in Shenzhen şehrinde otobüslerden sonra taksiler de elektrikli oldu
    Çin, hava kirliliğinden de kurtulmak adına elektrikli otomobil devriminin hızlanması adına önemli adımlar atıyor. 2017 sonunda Shenzhen şehrinde bütün halk otobüsleri (16.359 tane) elektrikli hale getirilmişti. Bu amaçla şehre 510 şarj istasyonu ve 8 bin şarj direği inşa eden Shenzhen yönetimi, 12,5 milyon insanın yaşadığı şehirdeki taksilerden %99’una denk gelen 21.000’i aşkın sayıdaki taksiyi elektrikli hale getirdiğini duyurdu. Çin, dönüşüm sürecini o kadar hızlı hayata geçiriyor ki, elektrikli şarj istasyonu altyapısı bile araçların tamamının devreye sokulmasına yetişemiyor. Bu konuda Shenzhenli taksi şöförleri ile yapılan bir ankette, şarj istasyonlarının konumları ve kullanımları konusunda %80 oranında memnuniyetsizlik olduğu sonucu çıkmış. Çin’in bu konuda bu kadar agresif olmasının sebebi, ciddi bir hava kirliliğine sahip olması. Çin’in hava kirliliği ile mücadelesi ise hayli ciddi. Öyle ki, iş ölçekli fabrika kapatmalarına kadar varıyor. Çin, yakın bir gelecekte fosil yakıtlı araçlardan tamamen kurtulmayı hedefliyor. 2009’dan bu..

  • Norveç, elektrikli otomobil satışlarında rekor kırdı
    Petrol zengini bir ülke olmasına rağmen Norveç, 2025 yılında petrolle çalışan otomobillerin satışını tamamen durdurmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda Norveç otoyollarındaki elektrikli araçlar günden güne artıyor. Bu artış artık öyle bir noktaya geldi ki, ülkedeki elektrikli otomobil satışları 2018’de dünya rekorunu kırdı. En son, Bağımsız Norveç Karayolu Federasyonu (OFV), Norveç’teki yeni kayıtlı araçların %52’sinin elektrikli otomobiller oluştuğunu bildirmişti. Norveç’te, 2018 yılı içerisinde 147.929 adet elektrikli otomobil satıldı. 2017’de 17,3 milyon otomobilin satıldığı ABD pazarında toplam satışların %1,15’ine denk gelen 200.000 civarında elektrikli otomobil satıldığını düşünürsek, Norveç’teki elektrikli otomobil yoğunluğunu anlayabiliriz. Norveç’in kişi başına gelir düzeyi açısından zengin bir ülke olması ve Norveç hükümetinin elektrikli araçların yaygınlaşması için vergi indirimi gibi kolaylıklar sağlaması elektrikli otomobil satışlarının bu kadar hızlı bir şekilde artmasını sağladı. Norveç’in elektrikli otomobil hedefindeki kilometre taşları: 2008 – Oslo Belediyesi, elektrikli şarj altyapısı programını açıkladı. 2011 – Mitsubishi..

  • Dünya dışı yaşamın kilit noktası oksijen olmayabilir
    ACS Earth and Space Chemistry isimli dergide yayınlanan yeni bir çalışma, başka bir gezegendeki atmosferik oksijenin kesin bir delil olmaktan uzak olduğunu açıklıyor. Dış gezegenlerdeki, son on yıllık dönemde yapılan keşiflerin yarattığı heyecan, yakın zamanda başka bir dünyada hayatı bulacağımıza ilişkin giderek artan bir umut vermişti. Dünya dışı yaşamın mümkün olabileceğine dair en kuvvetli işaret suyun olmasıdır, ancak bilim insanları başka bir yerde hayatın ortaya çıkmasını ve desteklenmesini sağlayacak başka bileşikleri de hesaba katıyor. Oksijenin de aranması, Dünya’da mevcut karmaşık hayatın ne kadar önemli olduğunu gösterecek şekilde yapılmıştır. Soluduğumuz havaya çok fazla anlam yüklemiş olabiliriz. ACS Earth and Space Chemistry isimli dergide yayınlanan makaleye göre atmosferik oksijenin başka bir gezegende bulunmuş olması kesin bir ispat nedeni sayılmayacak. Cornell Üniversitesi’nde dış gezegen bilimi uzmanı ve bahsedilen makalede yazar olan Nikole Lewis, şöyle diyor: “Dünya atmosferindeki belirli miktarda oksijenin varlığı hayatın vuku..

  • Almanya, plastik atıkları azaltmak için 5 maddelik bir plan açıkladı
    Daha az plastikle paketlenmiş ürünler, daha çok geri dönüşüm, plastik pipet, çatal bıçak ve tüm bunlardan uzaklaşmak: Almanya Çevre Bakanlığı, ülkeyi “kullan-at toplumu” olmaktan uzaklaştırmak için bir plan hazırladı. Planda, fazla plastik ürünlerin ve ambalajın azaltılması, ambalaj ve diğer ürünlerin çevre dostu olması, daha fazla geri dönüştürülebilir malzeme kullanılması ve biyo-atıktaki plastik miktarının azaltılması yer alıyor. Çevre Bakanlığı ayrıca deniz kirliliğini azaltmak ve daha sürdürülebilir plastik kullanımı oluşturmak için daha fazla uluslararası taahhüt çağrısında bulundu. Schulze yaptığı açıklamada, “Tüketici ve kullan-at toplum olarak çok fazla plastik üretiyoruz. Bu tedbirlerle, plastik kullanımındaki trendi tersine çeviriyoruz.” dedi. Kısaca beş nokta planı Plastiği önemli ölçüde azaltacak beş öneri şu şekilde: Gereksiz ürün ve ambalajlardan kaçınmak: Schule bir muz örneği vererek şu açıklamayı yaptı: “Tıpkı bir muz derisi gibi, kendisi parçalanabilen, biyolojik olarak ayrışabilen ambalajlar gelecek için yeterli olacaktır.” Ambalaj ve diğer ürünleri daha..

  • Kilogram, amper, kelvin ve mol yeniden tanımlandı
    60 ülkeden temsilciler, bir dönüm noktası kararı olan, dünyaca kullanılan kilogram, amper, kelvin ve mol tanımlarının değiştirilerek  Uluslararası Birimler Sisteminin (SI) yeniden tanımlanmasına oy verdiler. Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu (BIPM) tarafından düzenlenen ve Fransa’nın Versailles kentinde gerçekleştirilen Genel Ağırlıklar ve Ölçüler Konferansı’nda alınan karar, tüm SI birimlerinin artık doğal dünyayı tanımlayan sabitler tarafından tanımlanacağı anlamına geliyor. Bu, SI’nın gelecekteki istikrarını sağlayacak ve tanımları uygulamak için kuantum teknolojileri de dahil olmak üzere yeni teknolojilerin kullanımına fırsat tanıyacaktır. 20 Mayıs 2019’da yürürlüğe girecek olan değişiklikler, ölçü birimlerini tanımlamak için fiziksel nesnelerin kullanımına son verecek. Kilogramın (IPK) tanımı olarak, Fransa’daki BIPM’de 130 yıldan uzun bir süredir depolanan platin alaşımı silindiri artık emekli olacak ve yerini  kuantum fiziğinin temel sabiti olan Planck sabitine bırakacak. IPK’nın istikrarı, zor ve potansiyel olarak yanlış bir süreç olmasına rağmen sadece aynı kopyalarla kıyaslandığında doğrulanabilirken, Planck sabiti her..

  • Çinlilerden genetiği değiştirilmiş bebek hamlesi
    2015 yılında Çinli araştırmacılar ilk kez devrimsel gen düzenleme tekniği olan CRISPR ile insan embriyosunda bir dizi gen düzenleme çalışmaları yaptılar. Teorik olarak bu embriyoların tüp bebek yöntemi ile hayat bulmaları mümkün görünmekte. Öyle görünüyor ki bu ihtimal yakın zamanda hayat bulacak. Çin’in Shenzhen şehrinde bulunan Güney Bilim ve Teknoloji Üniversitesinde Dr. He Jiankui önderliğindeki ekip, Çinli bir çiftten laboratuvar koşullarında elde ettikleri embriyodan CCR5 genini CRISPR tekniği ile çıkarıp tekrar anne rahmine transfer etmeyi düşünüyorlar. Ekip genetiği değiştirilmiş bebeğin HIV, çiçek hastalığı ve koleraya karşı dirençli olacağını düşünüyor. Dr. Jiankui proje hakkında ser verip sır vermese de edinilen bilgilere göre bebek ana rahminde sürekli gözlem altında tutulup, herhangi bir anormallikte embriyonun hayatı sonlandırılacak. Eğer proje planlanılan gibi başarılı bir şekilde sonuçlanırsa bu hem Dr. Jiankui hem de Çin için büyük bir dönüm noktası olabilir. Bu sayede Çin Halk Cumhuriyeti..

  • Sera gazı emisyon kaynakları
    Sera gazları ısıyı hapseder ve gezegenimizi daha sıcak hale getirir. Son 150 yılda atmosferdeki emisyon artışının neredeyse tamamı beşeri faaliyetler sonucu gerçekleşmiştir. Sera gazı oluşumunun en büyük nedenleri, elektrik, ısınma ve ulaşım için fosil yakıtların yakılmasıdır. Başlıca sera gazı kaynakları şunlardır: Taşımacılık (2016 yılı sera gazı emisyon değerlerinin yaklaşık olarak yüzde 28.5’ini oluşturmaktadır.) Ulaşım sektörü, en büyük sera gazı emisyon payını kapsamaktadır. Ulaşımdan kaynaklanan sera gazı emisyonları öncelikle otomobil, kamyon, gemi, tren ve uçak için fosil yakıtların kullanılmasıdır. Taşımacılıkta kullanılan yakıtın yüzde 90’ından fazlası bezin ve dizel yakıtlardır. Elektrik üretimi (2016 yılı sera gazı emisyon değerlerinin 28.4’ü) Elektrik üretimi, sera gazı emisyonlarının en büyük ikinci payını oluşturmaktadır. Elektriğin yaklaşık yüzde 68’i, çoğunlukla kömür ve doğal gaz olmak üzere fosil yakıtların yanmasından elde edilmektedir. Sanayi (2016 yılı sera gazı emisyon değerlerinin yüzde 22’si) Sanayiden kaynaklanan sera gazı emisyonları, esas olarak enerji..

  • Leptomeninksler: Uyku oluşturucu Prostaglandin D2’nun beyindeki ana kaynağı
    Araştırmacılar tarafından yakın geçmişte birçok uyku oluşturucu moleküller (somnojenler) tespit edildi. Bunlardan bazıları sitokinler, anandamide, urotensin II, ve adenozin molekülleridir. Bu moleküller arasında yer alan Prostaglandin D2 (PGD2) uyku indükleyici etkisi ise 30 yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. Yapılan çalışmalar uyku indükleyici moleküllerin uzun süreli uyanıklık periyodunda beyinde biriktiklerini gösteriyor. Araştırmacılar uyanıklık periyodunda bu moleküllerin belli bir seviyeye ulaştıktan sonra uyku oluşturucu sinirlere etki ederek beynin uyku fazına geçmesinde rol aldıklarını düşünüyorlar. Bir araşidonik asit türevi olan Prostaglandin D2 iki farklı prostaglandin sentez enzimi (PGDS) olan; hematopoietic PGDS, ve lipocalin-type PGDS tarafından sentezlenmektedir. Çalışmalar lipocalin-type PGD2 synthase (LPGDS) tarafından sentezlenen PGD2’larin uyku oluşturucu özelliklerinin olduğunu ortaya çıkardı. Beyin dokuları üzerinde yapılan deneylerde LPGDS’in; koroid pleksus (CP), leptomeninksler (LM) ve oligodendrositler (OD) hücreleri tarafından üretildiği tespit edildi. Geçtiğimiz günlerde “Frontiers in Cellular Neurobiology” dergisinde yayınlanan çalışmada araştırmacılar ilk kez uyku oluşturucu..

  • Polimer yapı taşlarının üretiminde petrokimyasal yöntemlere yeni rakip: Bakteriler
    Almanya’daki araştırmacılar, önemli miktarlarda glutarik asit üretmek için bir bakteri metabolize etti. Her gün, beş karbonlu organik bileşik glutarik asit kullanılarak yapılan çeşitli şeylerle karşılaşıyoruz. Ticari polyesterler ve poliamidler için bir yapı taşı olmakla birlikte aynı zamanda ortak plastikleştirici 1,5-pentandiol yapmak için de kullanılmakta. Gıda ve alkollü içeçeklerde bir tatlandırıcı olarak bulunan bu madde, kalp kapakçık değiştirmeleri ve askeri zırhı yapmak için kullanılan materyallerde de test edildi. Glutarik asit yapmak için mevcut yöntemler, petrokimyasal kökenleri olan, siklopentanon ve siklopentanol gibi bileşikler içermekte. Saarland Üniversitesi’nden Christoph Wittmann tarafından yönetilen bir ekip, glutarik asit üretmek için bakteriler kullandı. Wittmann ve ekibi, amino asit L-lizinin fazla üretimi için mikrop tasarladılar. Bakteri daha sonra 5-aminovalerat ara ürünü aracılığıyla L-lisini glutarik aside dönüştürmekte. Wittmann’ın ekibi, bakteriyel hücreye 5-aminovaleratı yeniden kazandıran ve neredeyse özel glutarik asit üretimini sağlayan bir proteini fazla miktarda üretmek için bakteri tasarladı...

  • Rüzgâr türbinleri yırtıcı bir tür gibi kuşları öldürüyor
    Rüzgâr türbinleri sürdürülebilir ekosistem ve ucuz elektrik temini için önemli bir alternatif enerji kaynağı fakat araştırmalar gösteriyor ki, rüzgâr türbinlerinin konumlandırıldığı bölgede yırtıcı bir tür gibi etki gösterip kuşları öldürüyorlar. Uzun zamandır rüzgâr türbinlerinin kuşlar için tehlikeli olduğunu biliyoruz. Tipik bir rüzgâr türbini yılda binlerce kuşun ölümüne sebep olabiliyor. Özellikle şahinler ve kartallar gibi büyük yırtıcıların ölümleri ekosistemi olumsuz etkiliyor. Bu konuyu bir bilimsel araştırma ile örneklendirelim: Hindistan Bilim Enstitüsü tarafından, Hindistan’ın Ghats bölgesinde rüzgâr türbinlerinin etkileri incelendi. Rüzgâr türbinlerinin bulunduğu bölgedeki yırtıcı kuş sayısının, diğer bölgelere oranla dört kat azaldığı gözlemlendi. Bu durum yırtıcı kuşlar için kötü bir durumken, leş yiyenler için sevindirici! Araştırma yapılan bölgede, besin zincirinde gerçekleşen olumsuz değişimeler gözlendi. Azalan yırtıcı kuş popülasyonuna karşın, kertenkele popülasyonunda artış görüldü. Rüzgâr türbinleri kertenkeleler için birer koruyucu etki göstererek, kaçmadan yaşayacakları bir ortam hazırladı. Fakat kertenkeleler de kendi avlarını..

  • Meşrubat kutusundaki metal hidrojen yakıt pili sorununu çözebilir
    Mangan, alüminyum meşrubat kutularında kullanılıyor ve onu ayrıca paslanmaz çelik yapımında görüyoruz. Araştırmacılar, bu metalin hidrojen yakıt pillerinde (en ümit veren yenilenebilir enerji kaynaklarından biri) ilerleme sağlayacağını söylüyor. Nature Catalysis dergisinde yayınlandığına göre, bu buluş hidrojen yakıt pillerinin en moral bozucu özelliklerinden birine yardımcı olabilir: Çoğu katalizör platin ile yapılıyor, bu da hem çok nadir bulunuyor hem de pahalı. Başyazar Gang Wu, “büyük ölçekte hidrojen ekonomisinde ilerleme kaydedemedik, çünkü katalizör konusunda sorunumuz vardı. Ama mangan yerkabuğunda en çok bulunan elementlerden biri ve gezegene geniş ölçüde dağılmış durumda. Bu element sorunumuzu çözebilir” diyor. On yıldan fazla bir süredir Wu hidrojen yakıt pilleri için alternatif katalizörler arıyor. Demir ve kobalt esaslı katalizörleri denemiş ancak her biri zamanla aşınıyor ve faydalılıkları düşüyor. Önceki çalışmalarından birinde, Wu mangan elementine azot katıldığı zaman metalde bazı değişimler olduğunu ve daha kararlı bir malzeme elde edildiğini keşfetti...

  • Fizikçiler, Dünya’nın kütlesini ilk kez nötrinoları kullanarak ölçtüler
    Fizikçiler, Dünya’nın kütlesini ilk kez tüm gezegen boyunca doğrudan geçebilen çok küçük atom altı parçacıklar olan nötrinoları kullanarak ölçtüler. Araştırmacılar ayrıca, gezegenin yoğunluğunun kabuktan çekirdeğe nasıl değiştiğini inceleyerek Dünya’nın gizemlerini araştırmak için de bu parçacıkları kullandılar. Tipik olarak, bilim insanları gezegenin yer çekimini ölçerek ve Dünya’ya sızan sismik dalgaları inceleyerek Dünya’nın kütlesini ve yoğunluğunu belirler. Nötrinolar, gezegenin özelliklerinin tamamen bağımsız bir testini sunmaktadır. Güney Kutbu’ndaki IceCube nötrino gözlemevinden elde edilen veriler kullanılarak geleneksel ölçümlerle uzlaşılan yeni gezegensel profil, fizikçiler tarafından 5 Kasım’da Nature Physics’te yayınlandı. Bilim insanları ölçümü yapmak için uzaydan gelen proton ve diğer enerjik parçacıkların Dünya atmosferine çarpması ile üretilen yüksek enerjili nötrinoları inceledi. Bu nötrinolar tüm dünyayı temiz bir şekilde geçebilirler, ancak bazen de atom çekirdeğine parçalanırlar ve emilirler. Nötrinoların yollarında ne sıklıkla durdukları seyahat ettikleri maddelerin yoğunluğunu ortaya çıkarır. IceCube dedektörüne farklı açılardan gelen nötrinolar, Dünya’nın..

  • MDMA’nın taravma sonrası stres bozukluğu (PTSD) tedavisindeki inanılmaz başarısı
    Bazı araştırmacılar, yaygın olarak “ecstasy” veya “molly” olarak bilinen uyuşturucu maddenin ileriki yıllarda travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) için kabul görmüş bir tedavi haline gelebileceğini öne sürdü. Psikofarmakoloji Dergisi’nde geçen hafta yayınlanan küçük bir klinik çalışma, psikoterapi ile uyumlu olarak, MDMA’nın terapötik dozlarının, çoğu katılımcıların PTSD semptomlarının şiddetini azalttığını buldu. Çalışma bittikten bir yıl sonra ise katılımcıların %76’sının artık PTSD tanısına dair kriterler göstermediği görüldü. Faz II çalışmasının sonucunda yayınlanan makaledeki sonuçlar heyecan verici olsa da, FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Daresi)’e göre yeni bir ilacın onaylamak için üçüncü fazın da gerçekleştirilmesi gerekmekte. Konuyla ilgili birçok faz II çalışması da dahil olmak üzere, çok etkileyici sonuçlar elde edildi, ancak FDA onayına giden yol, hiçbir zaman sona ermeyen erken aşamadaki araştırmalarla dolu. Bununla birlikte, PTSD’nin MDMA ile tedavi edilmesine yönelik faz III çalışmaları devam etmekte. MDMA hala uyuşturucu sınıfında yer almakta..
    İlgili yazı bulunmuyor.


  • Uykusuzluk tedavisine yeni bir yaklaşım
    Insomnia veya uykusuzluk yaşlılar da %60’a genel nüfusta ise  %15’e varan oran ile en önemli uyku problemlerinden birini oluşturmaktadır. Bununla birlikte uykusuzluk genellikle depresyon veya anksiyete gibi psikiyatrik hastalıklar ile beraber görülür. Uykusuzluk tedavisinde en yaygın kullanılan ilaçlar merkezi sinir sisteminin baskılanmasını γ-aminobutrik asit salgılamasını artırarak sağlayan benzodiazepines veya benzerleridir. Fakat bu ilaçların kas gevşemeleri, iştah bozuklukları ve bilişsel fonksiyonların kötüleştirmesi gibi geniş ölçekte yan etkileri bulunmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Neuropharmacology’de yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar beyinde adenozin A2A reseptörlerinin aktivasyonunu artırarak beynin daha sağlıklı uyku üretebileceğini gösterdiler. Bu buluşun insomnia gibi uykusuzluk hastalıklarına yeni bir tedavi yolu açacağı düşünülmektedir. Adenozinin, vücutta enerji yoksunluğun da arttığı ve reseptörleri aracılığı ile uyku indükleyici rolü olduğu uzun süredir bilinmektedir. Her ne kadar adenozin A2A reseptörleri agonist moleküllerinin uyku artırıcı özelliği olsa da, kalp-damar sistemlerinde oluşturduğu yan etkiler dolayısıyla uyku hastalığı tedavisinde göz ardı edilmiştir...

  • Dünyanın en hızlı kamerası “zamanı dondurabiliyor”, ışık demetleri yavaş çekimde görülebiliyor
    Quebec Üniversitesi ve Caltech’teki araştırmacılar, akıl almaz şekilde saniyede 10 trilyon çekim yapan,  dünyanın en hızlı kamerasını geliştirdi. Kamera, uzayda hareket ederken ışığın bir atımını çekebilecek kadar hızlı. Bu yeni kamera, Light Science and Applications’de yayınlanan makaleye göre sıkıştırılmış ultra-hızlı fotografi (CUP) teknolojisine dayanıyor. CUP saniyede 100 milyar kare çekebiliyor, ancak statik bir görüntüyü aynı anda çekerek ve bazı matematiksel işlemler yaparak araştırmacılar bu sayıyı 10 trilyon kareye kadar yükseltmişler. Bu yeni teknik araştırmacılar tarafından T-CUP olarak isimlendirilmiş, ancak baştaki “T”’nin ne olduğunu söylememişler, tahminimiz bunun “trilyon” olduğu yönünde. Kamera, 2015’teki saniyede 4,4 trilyon kare rekorunu iki katına erişerek kırıyor. Mucitler, biyomedikal ve malzeme araştırmalarında işe yarayacağını umuyor. Ancak şu anda bile kendi rekorlarını kırma girişimlerine başlamış görünüyorlar. Baş yazar Jinyang Liang, “bu durum bir gelişme” diyor, “ancak hızı saniyede bir katrilyon kareye çıkarabilme ihtimalini görmüş durumdayız!” diyor. Bu makale..

  • Gelişimsel nörobiyolojiye eşsiz bir adada yolculuk
      Şubat ayında e-posta kutuma düşen mesaj ile önceden bildiğim fakat yoğun araştırma temposundan dolayı değerlendiremediğim Okinawa bilim ve teknoloji enstitüsünün (OIST) düzenlediği gelişimsel nörobiyoloji kursuna bu yıl başvurma kararı aldım. İşlerin yoğunluğundan dolayı pazar günü (başvurunun son günü) danışmanımdan referans mektubunu alma telaşına girsem de sorunsuz bir şekilde gerekli belgeleri zamanında OIST’in internet sistemine yükledim ve başvurumun değerlendirme sürecini beklemeye başladım. OIST’ın Japonya içerisinde çok özel bir konumu var; görece yeni kurulmuş bir enstitü olsa da finansal kaynakları son derece iyi düzeyde. Dolayısıyla kursa seçildiğiniz takdirde tam finansal destek almanız söz konusu. Başvuruyu yaptıktan 1.5 ay sonra organizasyon ekibinden gelen e-posta ile kursa katılma hakkını kazandığımı öğrendim. Bizden araştırmalarımız ile ilgili 8 dakikalık bir konuşma ve poster sunumu hazırlamamızı istediler. Program 2 haftalık periyoda yayılmış ve alanında son derece önemli öncü bilim insanları konuşma vermek üzere davet edilmiş. Bu..

  • Bu yeni lityum pili gücünü CO2’den alıyor
    Herkesin bildiği gibi dünyanın ciddi bir karbondioksit sorunu var, ancak dahice ve ucuz bir yöntemle fazla CO2’nin yarının pil teknolojisinde kullanılması mümkün olabilecek. Yıllardır bilim insanları karbonu yakalamak ve yer altında saklamak ve hatta okyanusta biriktirmek için yollar aradı. Yeni bir sistem ise bu gayretlerden daha büyük bir avantaj sunuyor olabilir. MIT’teki araştırmacılara göre geleneksel karbon yakalaması ve tutulması (CCS) sistemlerindeki temel sorun atmosfere girerken ve ısıyı tutarken çok fazla enerjiye ihtiyaç duymasıdır. 2014 yılındaki bir çalışma, CCS’nin bir güç santralinin kapasitesinin %30’u oranında güç kullandığını göstermektedir ve sonunda bu sistemlerin çoğunluğu CO2’yi katı halde tutukluyor ve başka bir amaçla kullanmıyor. CO2 biliminin başka bir kolu da kimyasalı geçerli bir yakıt kaynağı olarak kullanabileceğimiz diğer malzemelere dönüştürmek ile ilgileniyor, pek çok araştırmacı bunun tercih edilecek bir strateji olduğunu düşünüyor, çünkü aynı zamanda ürün alınıyor. MIT’teki bir araştırma ekibi, güç santrallerindeki..

  • Çatalhöyük’te akşam yemeğine davetlisiniz
    Çatalhöyük’ün ismini okul kitaplarından hatırlıyorsunuzdur. Eksik kalan kısımları da biz kapatacak olursak; Çatalhöyük, MÖ. 7.100-5.600 yılları arasında, Cilalı Taş Devri’nde yerleşik yaşama geçen insanların yerleşkesiydi. Nüfusu, 8.000’lere kadar ulaşıyordu. Kentleşmenin ilk örneklerinden kabul edilen Çatalhöyük, Temmuz 2012’de UNESCO Dünya Miras’ı listesine alındı. Tarım alanı, Konya Ovası’nda bulunuyor ve arkeolojik kazılar 1961 yılından beri devam ediyor. İngiliz bir arkeoloji ekibi tarafından bulunan yerleşme, Türk, Yunan ve ABD’li araştırmacıların oluşturduğu karma bir ekip tarafından kazılıyor. Çatalhöyük, Cilalı Taş Devri’ne ışık tuttuğundan ve tarım toplumlarının zaman içindeki dönüşümlerini yansıttığından ilgi çeken bir kazı alanı. Özellikle, burada yaşamış toplumların beslenme alışkanlıkları, kullandıkları besin ürünleri ve bunları işleme yöntemleri uzun zamandan beri araştırılıyor. Çatalhöyük’te daha önce lipidler ve yağ asitleriyle besin analizi yapılmış olmasına rağmen, Nature Communications dergisinde yayımlanan bir çalışma ile ilk kez protein verisi kullanarak bitki ve hayvan türleri detaylıca tanımlandı. Çatalhöyük’te 8.000..

  • Kuantum renk dinamiğinde faz geçişini anlamak için yeni gözlemler
    Maddenin oluşumu: Deneyler evrenin başlangıcı hakkında bilgi veriyor. Şu an kabul edilen bilimsel tabloya göre, evrendeki maddenin yapıtaşları, varlığının ilk 10 mikrosaniyesinde oluşmuştur. Yaklaşık 13,7 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama’dan sonra, madde esas olarak etkileşimleri  kuantum renk dinamiği (güçlü etkileşim teorisi) ile açıklanan iki temel parçacık türü kuarklar ve gluonlardan  oluşuyordu. Erken evrende, bu parçacıklar bir kuark-gluon plazmasında  neredeyse serbestçe hareket ediyorlardı. Daha sonra, bir faz geçişinde, bu parçacıklar birleşerek  atomik çekirdeklerin yapıtaşları olan protonları ve nötronları da içeren hadronları oluşturdular. Bilim dergisi Nature’ın güncel sayısında, bu geçişin niteliğine ışık tutan büyük parçacık hızlandırıcılarında yapılan bir dizi deneyin analizi uluslararası bilim insanlarının bulunduğu bir ekip tarafından sunulmaktadır. Bu analiz sonuçlarına göre, geçiş sıcaklığı kesin olarak belirlendi ve maddenin mevcut bileşenleri olan protonlar, nötronlar ve atom çekirdeğinde kuark-gluon plazmasının soğuma ve donma mekanizması için yeni bir açıklama elde edildi. Deney..

  • CRISPR’la kas hastalığına çözüm
    CRISPR/Cas9 son dönemlerde sıkça adı geçen bir teknik oldu. Kuvvetle muhtemeldir ki, ‘neymiş bu yahu?’ diye merak edip çoktan açıp baktınız, ama yine de kısa bir tanımlama yapalım. CRIPSR/Cas9 tekniği, aslında biyolojiden malzeme bilimine kadar birçok alanda en çok kullandığımız yöntemle, yani doğayı taklit ederek geliştirilmiş bir genom biçimlendirme (genome editing) yöntemi. Bir prokaryot olan bakterilerin avı oldukları virüslere karşı bir savunma mekanizması olarak kullandıkları bu sistem, düzenli aralıklı yinelenen palindromik DNA dizilerinden (CRISPR) ve bu dizileri tanıyarak onlara bağlanan ve kesen proteinlerden (Cas, ‘cascade protein’den geliyor) oluşuyor. Peki, bu diziler nedir? Bakteriler, karşılaştıkları virüslerin genetik materyalindeki dizileri kopyalayıp kendi genetik materyallerine ekleyebiliyorlar. Bu sayede, nasıl aşı, bağışıklık hafızasını kullanarak sonraki enfeksiyonlarda bize koruma sağlıyorsa, bakteriler de bu yöntemle virüslerden korunuyorlar. Başka bir soru, bu sistemi kendi istediğimiz bir diziyi değiştirmesi için nasıl kullanabiliyoruz? Sistemi yönlendiren bir rehber RNA (guide..