MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Mevlüt Uysal: İstanbul’umuza 5 millet bahçesi kazandırdık

    İSTANBU, (DHA) – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, "İstanbul’umuza 1 milyon 400 bin metrekarelik 5 millet bahçesi kazandırdık" dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, düzenlenen basın toplantısında İstanbul için yapılan millet bahçeleri hakkında bilgi verdi. Bugün, Başakşehir-Kayaşehir Millet Bahçesi’nde gerçekleşen toplantıya Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kurtoğlu da katıldı.

    Kayaşehir ve Bahçeşehir Hoşdere’de yapılan millet bahçelerinin Emlak Konut tarafından yapıldığını söyleyen Uysal, "Yine Kayaşehir’de TOKİ tarafından da 1 milyon 200 bin metrekare ile Türkiye’nin en büyük parklarından birisi yapılacak. Onun 1'inci etabı yani bin 350 bin metrekaresi tamamlandı. Arazisi TOKİ’den büyükşehir belediyemiz tarafından protokolle devralınan Bakırköy’deki Ataköy Baruthane Millet Bahçesi ve Zeytinburnu’ndaki Çırpıcı Millet Bahçesi İstanbul için çok önemli bölge parklarındandır. İstanbul’umuza 1 milyon 400 bin metrekarelik 5 millet bahçesi kazandırdık" diye konuştu.

    “ATATÜRK HAVALİMANI KAPANIP MİLLET BAHÇESİ OLACAK”

    Bölgede park olarak geniş alanların millet bahçesine dönüştürüldüğünü belirten Uysal, “Atatürk Havalimanı kapandığı zaman orası da millet bahçesi olacak. Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyoruz" ifadelerini kullandı.

    İstanbul’un yeni cazibe merkezlerinden Başakşehir’de 280 bin metrekare alana inşa edilen ve Türkiye’nin ilk millet bahçelerinden olan Kayaşehir Millet Bahçesi 17 Kasım Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı törenle hizmete açılacak.

    KAYAŞEHİR MİLLET BAHÇESİ

    Toplam 362 dönüm arazi üzerine kurulan ve 280 dönümü park ve bahçelere ayrılan Kayaşehir Millet Bahçesi; bitki çeşitliliği, özel filtre sistemiyle kendi kendini temizleyen 15 bin 600 metrekare büyüklüğünde Biyolojik Gölet’i, 42 bin metrekare etkinlik çayırı, yürüyüş ve bisiklet yolları ile İstanbul’un en büyük eğlence ve dinlence (rekreasyon) alanlarından biri olacak.

    İçerisinde çeşitli türde 5 bin 570 adet ağaç ile 160 bin çalı ve bitki dikilen Millet Bahçesi’nde 30 bin metrekare alana Tematik Bahçe yapıldı. 25 tür bitkinin bulunduğu Tematik Bahçe’de; mis gibi kokan çiçeklerle bezenmiş Koku Bahçesi, rengârenk açan çiçeklerin yer aldığı Renk Bahçesi ve kelebeklerin sevdiği çiçeklerin dikildiği Kelebek Bahçesi yer alıyor.



  • Kıbrıs'ta Cumhuriyet Sergisi açıldı

    LEFKOŞA, (DHA) - YAKIN Doğu Üniversitesi Kıbrıs Sanat Merkezi’nde, 38 sanatçının farklı tekniklerle hazırladığı 103 eserden oluşan Cumhuriyet Sergisi açıldı.

    Yakın Doğu Üniversitesi'nde bulunan Kıbrıs Modern Sanat Merkezi’ne bağlı Kıbrıs Sanat Merkezi’nde 38 sanatçının farklı tekniklerle hazırladığı 103 eserden oluşan Cumhuriyet Sergisi Başbakan Tufan Erhürman tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 35'inci kuruluş yıl dönümü anısına 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla açıldı.

    Etkinliğe, başta KKTC Başbakanı Tufan Erhürman olmak üzere Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel, Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümit Hassan, rektör yardımcıları, dekanlar, sanatçılar, sanatseverler ve davetliler katıldı.

    Küratörlüğünü Doç. Dr. Erdoğan Ergün’ün yaptığı, farklı tekniklerle hazırlanan resim, heykel, seramik, baskı resim ile fotoğraf gibi eserlerden oluşan Cumhuriyet Sergisi, 30 Kasım tarihine kadar ziyarete açık olacak.  

    "VAROLUŞUMUZU ÜRETTİKLERİMİZLE BELGELEYEBİLİRİZ"

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıl dönümünde sergi fikrinin çok anlamlı olduğu dile getiren Başbakan Tufan Erhürman, "Halklar ürettikçe var oluyor. Sanat Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde asli unsurlardan biridir. Varoşlumuzu ancak ürettiklerimizle belgeleyebiliriz. Bir halkın var oluşu ne ürettiği ile ilgilidir. Üreten hiçbir zaman yok olmaz. Üretim de çoğu zaman maddi olarak değil, sanatsal kültürel üretim olarak da var olmalıdır. Kıbrıs Türk halkı her alanda daha çok üretmek, daha kaliteli üretmek, ürettiklerini dünyayla daha çok paylaşmak ve ben varım demek yükümlülüğü altındadır. Bu sorumluluğu hep birlikte daha fazla çalışarak yerine getireceğimize inancım tamdır" dedi.

    "SANAT GERÇEKLİĞİ YANSITIR"

    Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Aygenç ise,  sergiyi üniversitede resimle uğraşan 38 farklı dil, farklı kişiliklerin bir araya gelerek farklı teknikler kullanarak karma oluşturduğunu söyledi. Sanatın gerçekliği yansıttığını söyleyen Prof. Dr. Aygenç, "Ancak bizim her gün karşı karşıya kaldığımız ve herkesin bir anda algıladığı bir gerçeklilik değildir. Sanatın gerçekliği görünenin ötesindeki gerçekliğin peşinde koşmak ve onu algılamaktır. Sanatı anlamak da anlatmakta sözcüklerle mümkün değil, duyarlılıkla mümkündür. Duyarlılığımızı sergide yaşayalım" diye konuştu.

    "RESSAMLARIN İÇ DÜNYASI VE DUYGULARI ANLATILDI"

    Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu da, Cumhuriyet Sergisi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı anısına açıldığını belirterek, sergide ressamların iç dünyası, düşünceleri ve duygularının anlatıldığını belirtti.  Serginin Yakın Doğu Üniversitesi’nde kurulan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi çerçevesinde yapılan bir etkinlik olduğunu dile getiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sadıkoğlu, sergilenen eserlerin hepsinin özel olduğunu ve bu eserlerin ilk kez bu sergide sergilendiğini kaydetti. 

    MÜCADELE TARİHİ LİDERLERİ ANISINA SERGİ AÇILACAK

    Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi etkinlikleri çerçevesinde Kıbrıs Türk mücadele tarihi liderlerinden olan Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Raif Denktaş anısına da sergiler açılacağını belirterek ilk serginin 15 Ocak tarihinde gerek Yakın Doğu Üniversitesinde çalışan gerekse de ülkemiz sanatçılarının katılımı ile Kıbrıs Türk Mücadele tarihi liderlerinden Dr. Fazıl Küçük’un ölüm yıldönümü nedeni ile bir sergi açılacağını da ifade etti.

     

     



  • TOFD Başkanı Baş: Yılda 2 bin 500 kişi omurilik felçlisi oluyor

    İSTANBUL, (DHA)- Üniversite öğrencilerinin sivil toplum kuruluşlarında aktif görev almasını sağlamak ve gönüllülük anlayışını yaygınlaştırılmak amacıyla “Ağaç Yaşken Eğilir” isimli bir proje başlatıldı. Projenin tanıtım toplantısında konuşan ve amaçlarının genç gönüllü sayısını arttırmak olduğunu söyleyen TOFD Başkanı Ramazan Baş, Türkiye'de özellikle trafik kazaları sonucunda ortalama 2 bin 500 kişinin  omurilik felçlisi olduğuna dikkat çekti.

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi ve  Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) arasında başlatılan projenin tanıtım toplantısına TOFD yetkilileri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Toplantıda konuşan Yeni Yüzyıl Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi (YUVAM) Müdürü ve Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İmer Okar, engelsiz üniversite kavramının adına yakışır bir şekilde engellilere yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Prof. Dr. İmer Okar, TOFD ile ortaklaşa gerçekleştirilecek “Ağaç Yaşken Eğilir” projesi ile gönüllülük esasını tüm üniversite öğrencilerine yaymayı hedeflediklerini söyledi.  

    “AMACIMIZ GENÇ GÖNÜLLÜ SAYISINI ARTIRMAK”

    Türkiye Omurilik Felçlileri (TOFD) Başkanı Ramazan Baş toplantıda yaptığı konuşmada daha önce de engellilere yönelik pek çok projede İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi ile ortaklaşa çalışma yaptıklarını hatırlatarak, “Uzun süredir hedeflediğimiz bir projemizi başta İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi olmak üzere diğer üniversitelerimizle birlikte hayata geçireceğiz. Proje ile genç gönüllü üniversitelilerin sayısını artırmayı ve gönüllülük konusunda önce onlara eğitimler verip, sonra da o arkadaşlarımızın, ihtiyacı olan STK’larda gönüllü destek vermelerini sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

    Yapılan araştırmalara göre Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarında genç gönüllülük oranının yüzde 2-3 olduğunu ifade eden Baş, “Rakamlar Türkiye’deki gönüllülük oranının maalesef çok az olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizdeki gençlerin özellikle engellilerle ilgili sivil toplum kuruluşlarında daha duyarlı olmalarını, gönüllü ve katılımcı olmalarını istiyoruz. Biz de bu sayıyı artırmak için en çok sevdiğimiz üniversitelerden biri olan İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi ile ve öğrenci arkadaşlarımızla bilgi paylaşımı yapmak için bir araya geldik. Ben inanıyorum ki gelecek sene bu sayının çok çok yukarılarda olduğunu göreceğiz. Böylece tüm Türkiye’de üniversiteli sivil toplum kuruluşlarına hazır uygulanmış bir projeyi teslim etmiş olacağız" diye konuştu.

    “ÖĞRENCİLER HER ALANDA GÖNÜLLÜ OLABİLİR”

    Gönüllülerin pek çok alanda sivil toplum kuruluşlarına destek verebileceklerinin altını çizen Baş, "Gönüllülük faaliyeti yapan öğrenciler bizlere birçok anlamda destek verebilirler. Bu destek sanat, spor,bilişim, mimari ve hukuki konularda olabilir.  Öğrencilerin bu konularda engeli olan, engeli aşmaya ihtiyacı olan insanlara destekleri oldukça önemlidir. Örneğin mimari yapıların standartlara uygun olmayan birçok yerde mimarlık fakültesi öğrencilerimizin bu konularda tespitler yapıp, yönetimlere bunu bizimler birlikte bildirebilirler. Ya da hukuk fakültesi öğrencileri bu engellerin ortadan kalkması için hukuki yasal araştırmalar yapıp desteklerini verebilirler" dedi.

    “YILDA 2 BİN 500 KİŞİ OMURİLİK FELÇLİSİ OLUYOR”

    Türkiye Omurilik Felçlileri (TOFD) Başkanı Ramazan Baş, özellikle trafik kazaları sonucu ülkemizde ortalama 2 bin 500 civarında kişinin omurilik felçlisi olduğuna işaret ederek, “Yakın zamanda TBMM’den kazalarla ilgili caydırıcı olabilecek cezaların artırılmasını öngören bir yasa çıktı. Bunu tamamen destekliyoruz. Umarız bundan sonra ülkemizde trafik kazasından sonra omurilik felcine sebep olan sığ suya balıklama atlama, iş güvenliği olmayan yerde iş kazaları, yüksekten düşmeler, terör olan bölgelerde silahlı yaralanma gibi kazaların da önüne geçilir.  Caydırıcı cezalarla bunları önlemek zor değildir” diye konuştu. Toplantının ardından, engellilerin günlük hayatta yaşadıkları sorunlara görsel uygulamalarla dikkat çekildi.

     



  • DHA YURT BÜLTENİ 11

    DHA YURT BÜLTENİ 11

    Sivas'ta kar yağışı

    SİVAS'ta öğlen saatlerinden itibaren başlayan kar yağışı kent merkezinde etkili olmaya başladı. 
    Hafta başından beri soğuk havanın etkisini sürdürdüğü Sivas'ta kar yağışı da başladı. Kar yağışına hazırlıksız yakalanan vatandaşlar zor anlar yaşadı. Yağış, tarihi kent meydanında kartpostallık görüntüler oluştu. Bazı vatandaşlar bu anı ölümsüzleştirmek için bol bol fotoğraf çektirdi. Kar yağışı yüksek kesimlerde de etkili olurken, şehirler arası yollara çıkacak sürücülere dikkatli seyretmeleri konusunda uyarı yapıldı. Yağışın gün boyunca aralıklı olarak devam etmesi bekleniyor.

    Görüntü Dökümü:
    -Kent merkezinden yağış görüntüleri

    Haber:İrfan ÖZŞEKER/SİVAS, (DHA) 


    ======================================

    Kütahya'da korkutan yangın (2)

    SOĞUTMA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
    Saat 05.00 sıralarında, Cemalettin Mahallesi Hacı Bekir Sokak'taki ahşap binada çıkan ve 3 eve sıçrayan yangın saat 07.30 sıralarında kontrol altına alındı. Binalardaki soğutma çalışmaları ise halen devam ediyor. Yangının çıktığı binada, dumandan etkilenen ve hastaneye götürülen Minere Türker ve Ziya Şeker'in sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. 
    KOMŞULAR ARASINDA KAVGA ÇIKTI
    İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışması yaptığı sırada, evi zarar gören bir kişi ile yangının çıktığı bina sahibi arasında kısa süren bir tartışma çıktı. 
    Yangının çıktığı binanın yanındaki evde yaşayan belediye işçisi Ali Osman Bodur, "Gece işten geldim sonra hemen yattım. Sabaha karşı bağrışmalar duydum, camdan çıkıp baktığımda bir kadın bir erkek bağrışıyordu. Aile kavgasıdır diye içeri girdim. Bir süre sonra koku ve dumanı hissedince hemen dışarı çıktım ve itfaiyeleri görünce yangını fark ettim. Bir anda büyüdü, bizim evimizin çatısına geldi, çökme oldu. İtfaiyenin soğutma çalışmalarının ardından çıkıp bakacağız. Şu an evimizde kalabilecek miyiz kalamayacak mıyız bilmiyoruz" diye konuştu. 

    GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
    -İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışmalarından,
    -Hasar gören binaların,
    -Ali Osman Bodur'un konuşmasından çekilen görüntüler bulunuyor.) 

    Haber-Kamera: Oğuzhan KILIÇ-KÜTAHYA/DHA
    Boyut: 116.80 MB


    ======================================

    Sinop'ta kazalar Mobese kameralarında

    İL Trafik Komisyonu'nca 20 yıl önce alınan kararla ulaşımda aksamalara neden olduğu gerekçesiyle trafik sinyalizasyon lambaları kaldırılan Sinop'ta, bu yıl meydana gelen küçük çaplı maddi hasarlı trafik kazalarının görüntüleri MOBESE kameralarına yansıdı.
    TÜİK'in '2013 Yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması'na göre yüzde 77,7 ile en mutlu kent olan Sinop kent merkezinde, İl Trafik Komisyonu'nca 20 yıl önce alınan kararla ulaşımda aksamalara neden olduğu gerekçesiyle trafik sinyalizasyon lambaları kaldırıldı. Kent merkezi dışındaki Korucuk Mahallesi'nde yer alan hastane girişinde tek trafik sinyalizasyon lambasının yer aldığı Sinop'ta, araç sürücülerinin geçişlerde birbirlerine ve yaylara öncelik tanıması ile kaza oranları da yok denecek seviyelere geriledi.
    KÜÇÜK ÇAPLI KAZALAR KAMERADA
    Sinop'ta bu yıl meydana gelen küçük çaplı, maddi hasarlı trafik kazaları da, kentin farklı noktalarına yerleştirilen MOBESE kameraları tarafından görüntülendi. MOBESE kameralarının bulunduğu kavşaklarda meydana gelen kazaların en önemli nedenleri arasında sürücülerin takip mesafesi, kavşaktaki dönüşler ve hız sınırı gibi basit trafik kurallarına uymaması dikkat çekti. Kentte, 2018 yılı içerisinde geçen yıla oranla daha az kaza yaşandığı belirtildi.
    'CEZA YAZMIYORUZ'

    Konu ile ilgili konuşan Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül, kaza oranında düşüş olmasının sevindirici olduğunu söyledi. Ergül, "İnşallah bundan sonra da hiç kaza olmaz. Nazar değmesin. Sinop en eğitimli insanların birlikte yaşadığı bir yer. Dolayısıyla bu bir fren görevi yapıyor. Daha bilinçli insanlar. İkincisi, Sinop'ta yaşlı nüfus Türkiye ortalamasına göre iki katı. Yaşlandıkça insan daha dengeli oluyor. Üçüncüsü bizim kent merkezimizde topografik yapı itibari ile çok uzun sürat yapacak yollar yok. Bu bir başka faktör. Dolayısıyla bunlar hoşuma gidiyor. Mesela trafik ışığı yok, bizim memlekette. Buna rağmen insanlar birbirine karşı o kadar ölçülü, saygılı ki, trafik ışığı varmış gibi hareket ediyorlar. Biz ceza yazmıyoruz, ama yıllardan beri biz bu saygıyı gösteriyoruz zaten. Bu çok güzel bir olgu. Bu Sinop'un ne kadar modern, ne kadar yaşanılabilir, ne kadar güvenli, ne kadar sevimli bir kent olduğunu gösterir. İnşallah bundan sonra da hiç böyle bir şey olmaz. Böyle keyifli, mutlu bir şekilde, sağlıklı bir şekilde kazasız belasız yaşamaya devam ederiz diye düşünüyorum" dedi.

    'YETERKİ SAYGI OLSUN'
    Sinop'ta sürücülerin ve insanların birbirlerine saygılı olduğu için az kaza yaşandığına dikkat çeken kent sakini Nevzat Çınar ise “Sinop'ta trafik kazası fazla olmuyor. Olsa da küçük kazalar ve cana mal olmayan kazalar. Çünkü insanların burada trafik lambası olmamasına rağmen birbirine saygısı var. Diğer şehirler, büyük şehirler gibi değil. O yüzden biz bu konuda memnunuz. Halk olarak kendi kendimizi saygıyla davranıp, idare ediyoruz. Yeter ki saygı olsun" diye konuştu.

    Görüntü Dökümü:
    -Sinop'un trafiğinden havadan görüntüler
    -Mobeseye yansımış olan kazalar
    -Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül açıklamaları
    -Vatandaş röportajı

    -Mobeseye yansımış olan kazalar
    (SÜRE:4:06 Dk) (BOYUT: 454 MB)
    Haber-Kamera:Esra AKSU/SİNOP, (DHA)

    ======================================

    AVM otoparkları ve arabalı vapurlar, mahkemece karayolu sayıldı

    İZMİR'deki bir AVM'nin otoparkında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonrasında, sigorta şirketi olayın karayolunda meydana gelmediği gerekçesiyle zararı karşılamayacağını bildirdi. Sigorta şirketine açılan dava sonuçlandı ve otoparktaki kazanın, karayolunda olduğuna hükmedildi. 

    Çiğli ilçesindeki bir AVM'nin otoparkında, özel bir şirkete ait D.D. yönetimindeki otomobil, O.Y. yönetimindeki bir başka otomobil ile çarpıştı. Meydana gelen maddi hasarlı kaza üzerine tutanak tutuldu. Bir süre sonra, durumu sigorta şirketine bildirip zararını karşılamak isteyen O.Y.'ye, kazanın karayolunda meydana gelmediği ve bu yüzden zararın karşılanmayacağı söylendi. O.Y. bu gelişme üzerine İzmir 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açtı. İzmir 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesi, dosyayı Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderdi. Daireden gelen cevapta, "Maddi hasarlı kazanın meydana geldiği yer (AVM otoparkı) itibarıyla trafik kazası niteliğinde olmadığının anlaşılması ve ihtisasları dışında olması" denilerek, herhangi bir değerlendirme yapılmadan dosyayı geri gönderildi. Bunun üzerine, İzmir 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesi, yapılan inceleme sonucunda, "Gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gerekse Yargıtay kararları dikkate alındığında alışveriş merkezi otoparkı ve park yerlerinde meydana gelen kazalarda, Karayolları Trafik Kanunu'nun uygulanacağı hususunun kabul edildiği, bu haliyle meydana gelen kaza yönünden Karayolları Trafik Kanunu kapsamında değerlendirme yapılacağı tespit edilmiştir" kararını verdi. Yani, AVM otoparklarında meydana gelen kazaların, karayolunda gerçekleşmiş sayılacağına hükmetti.

    'AVM OTOPARKINDAKİ TRAFİK KAZASINDA DA TÜM HASARLARDAN SİGORTACILAR SORUMLUDUR'
    O.Y.'nin avukatı Seyit Ahmet Akyüz, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011'de hangi alanların karayolları trafik alanı olduğuna ilişkin detaylı bir karar verdiğini belirterek, "Kamunun kullanımına açık, herkesin girebildiği ve karayoluyla bağlantısı olabilen her alan Karayolları Trafik Kanunu'na tabiidir. Dolayısıyla, AVM otoparkındaki trafik kazasında da tüm hasarlardan sigortacılar sorumludur. Sadece karayolunda değil, arabalı vapur taşımacılığı yapan vapurların otoparklarında meydana gelen kazalarda da Karayolları Trafik Kanunu uygulanır. Hangi alanlarda meydana gelen kazaların trafik kazası sayılabileceği konusunda insanlarımızın bilinçlenmesi haklarına ulaşmalarında çok büyük fayda sağlayacaktır" dedi. 
    GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
    - Avukat Seyit Ahmet Akyüz ile röp.
    (Kj, Haber-Kamra: Davut CAN / İZMİR, (DHA)


    ======================================


    Uyuşturucu satıcılarına baskın: 2 gözaltı

    BURSA'da narkotik polisinin yaptığı operasyonda bir miktar uyuşturucu madde ile bu maddelerin çoğaltımında kullanılan kilolarca ham madde ele geçirildi. Uyuşturucu madde satıcısı 2 kişi gözaltına alındı.

    Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın aldıkları belirlenen 5 kişiyi gözaltına aldı. Şüphelilerin alınan ifadelerinin ardından soruşturmayı derinleştiren ekipler, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları belirlenen C.T. ve K.İ.'yi takibe aldı. Şüpheliler, evlerine yapılan operasyonda gözaltına alındı.

    UYUŞTURUCUYU KİLOLARCA ÇOĞALTACAKLARDI

    Şüphelilerin evlerinde ve araçlarında yapılan aramada 35 gram metamfetamin, bir miktar esrar, bir miktar bonzai, bir miktar kokain ve 170 gram uyuşturucu madde ile uyuşturucu üretimi ve çoğaltımında kullanılan kilolarca hammadde ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından gözaltına alınan 7 kişiden 5'i hakkında 'kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almak'tan lamasıyla adli işlem yapılırken, C.T. ve K.İ. 'uyuşturucu madde ticareti yapmak' suçlamasıyla adliyeye sevk edildi.

    GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
    -Şüphelilerin emniyetten adliyeye sevk edilmesi
    -Emniyet binasından detay
    -Ele geçirilen malzemelerin fotoğrafı

    Süre: 57 saniye Boyut: 108 MB
    Haber/Kamera: Mehmet İNAN, BURSA (DHA)


    =======================

    BOLU'DA KAR YAĞIŞI 

    BOLU'da, TEM Otoyolu'nun Gerede, Dörtdivan ve Cankurtaran geçişinde kar yağışı etkili olsa da ulaşım aksamadı.
    Sabaha karşı Bolu'nun yüksek kesimlerinde başlayan kar yağışı TEM Otoyolu'nun Gerede, Dörtdivan ve Cankurtaran mevkiilerinde etkili oldu. Kar yağışı nedeniyle Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü ekipleri, yolda kar küreme ve tuzlama çalışması  yaptı. Kar yağışının etkisini azaltmasıyla ulaşımda aksama yaşanmadı. Otoyolun yanında bulunan yeşil alanlar beyaz örtüyle kaplandı.

    Görüntü Dökümü:
    -------------------
    -Kar yağışı
    -Yoldan görüntüler
    -Kar manzaraları
    -Detaylar

    Süre: 01.19-Boyut: 148MB
    Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/GEREDE(Bolu),(DHA)

    ===================================================

    4 GÜNDÜR KAYIP OLAN GENÇ, TREN VAGONUNDA ÖLÜ BULUNDU

    SİVAS'ta 4 gündür kendisinden haber alınamayan Ahmet Tunç (26), tren vagonuna asılı halde ölü bulundu.
    Sivas'ta pide fırınında çalışan bekar Ahmet Tunç, 11 Kasım'da ayrıldığı evine bir daha geri dönmedi. Ailesi polise kayıp başvurusunda bulundu, ancak yapılan aramalardan sonuç alınamadı. Bugün 11.30 sıralarında Kadı Burhanettin Mahallesi, Fabrika Caddesi üzerinde bulunan Türkiye Demiryolu Makineleri Sanayi A.Ş (TÜDEMSAŞ) içerisinde işçiler, eski bir tren vagonunda bez parçasıyla asılı vaziyette bir ceset gördü. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yapılan incelemede cesedin 4 gündür kayıp olan Ahmet Tunç'a ait olduğunu belirlendi. Haberi alarak olay yerine gelen gencin babası Ömer Tunç ile arkadaşları gözyaşı döktü. Tunç'un cenazesi Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı çalışmanın ardından kesin ölüm sebebi belirlenmek üzere otopsi için Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Psikolojik sorunları bulunan Tunç'un intihar etmiş olabileceği değerlendirilirken, olayla ilgili inceleme başlatıldı. 

    Görüntü Dökümü:
    -------------------
    -Olay yerinden görüntüler
    -Ekiplerin çalışmaları
    -Cesedin götürülüşü
    -Ölen gencin fotosu

    Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI-Hakan KALELİ/SİVAS, (DHA)


    =====================================================

    ÇALDIĞI 9 BİN TL'LİK KOMBİLERİ 270 LİRAYA HURDACIYA SATTI

    İZMİT'te, yapımı devam eden lojmanlardan toplam 9 bin TL değerindeki 3 kombiyi çalarak 270 TL'ye hurdacıya satan Y.T. yakalandı.
    4 Kasım günü İzmit Cumhuriyet Mahallesi Aydın Sokak'ta yapımı devam eden 28 dairelik Kızılay'a ait lojman inşaatına giren hırsızlar 3 daireden kombileri çaldı. Kombilerin yerinden sökülüp çalınması ile lojman inşaatını su bastı. Olayla ilgili soruşturma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri güvenlik kameralarından hırsızların Y.T.(22) ve A.S.(22) olduğunu belirledi. A.S.'nin başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilirken, Y.T. dün Körfez ilçesinde düzenlenen operasyonda çalıştığı iş yerinde gözaltına alındı. Emniyette işlemleri tamamlanan Y.T. bugün adliyeye sevk edildi.
    Y.T.'nin çaldığı 3 kombinin değerinin 9 bin TL olduğu, kombileri tanesi 90 liradan olmak üzere toplam 270 liraya hurdacıya sattığı öğrenildi.

    Görüntü Dökümü:
    -------------------
    Adliyeye sevk edilemesi

    Haber-Kamera: Selda Hatun TAN/KOCAELİ, (DHA)



  • (Görüntülü) Bahçeşehir Koleji Basketbol Takımı ve öğrenciler Anıtkabir'i ziyaret etti

    ANKARA, (DHA) - BAHÇEŞEHİR Koleji Spor Kulübü Basketbol Takımı, 17 Kasım Cumartesi günü Türk Telekom ile oynayacağı maç öncesi Ankara’da Anıtkabir ziyareti gerçekleştirdi. Bahçeşehir Kolejinin Ankara kampüslerinden 1900 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen organizasyonda sporcular Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktı.


     

    Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 80. yılında 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk haftasında Ankara Bahçeşehir Kolejinin Ankara’daki kampüslerinden 1900 öğrenci ve Basketbol Süper Ligi’nde mücadele eden Bahçeşehir Koleji Spor Kulübü Basketbol Takımı oyuncuları Ata’yı huzurunda ziyaret etti. Tören, Ankara’daki Bahçeşehir Koleji kampüslerinden 1900 öğrencinin katılımıyla gerçekleşti. Bahçeşehir Koleji Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, takım kaptanı Yiğitcan Turna ve Ankara kampüsünden iki minik öğrenciyle birlikte Ata’nın mozolesine çelenk bıraktı. 


     

    Saygı duruşunun ardından anı defterini imzalayan Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel deftere, "Bahçeşehir Koleji Ailesi olarak ilkelerinizin ışığında, geleceği yaratmak ve sporda sizin değerlerinize örnek olmak için yola çıkmış yüzlerce sporcumuz, binlerce öğrencimiz ve öğretmenlerimizle huzurunuzda olmanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz. Bizlere öğrettikleriniz ve vasiyet ettikleriniz, bugün hepimizin yüreğinde ve aklında; bizlere rehberlik ediyor. Bize verdiğiniz görevleri yerine getirmek için 50 yıldır durmadan çalışıyorve üretiyoruz. Emanetiniz, Bahçeşehir Koleji Ailesinin yüreğinde ve ellerinde yücelecektir" yazdı.


     

    "SPORCULARIMIZ ÇOK SEVİNDİ VE HEYECANLANDILAR"


     

    Bahçeşehir İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, "Bahçeşehir Koleji Spor Kulübü Basketbol takımımızın bu cumartesi Ankara’da Türk Telekom ile maçı var. 10 Kasım haftasında olmamız vesilesiyle takımımız maç öncesinde Ankara'da bulunan 3 kampüsümüzdeki yaklaşık 2 bin öğrenci ve 250'ye yakın öğretmenimizle birlikte Anıtkabir ziyareti gerçekleştirdi. Biz bu ziyareti duyunca çok heyecanlandık. Takım kadromuzda oldukça çok sayıda yabancı oyuncumuz var, onlar da bu ziyareti heyecan ve mutlulukla karşıladılar. Hepsi Atatürk’ü tanıyor, biliyorlar, yüreğimizde ne kadar büyük bir yeri olduğundan haberdarlar ancak bugün gerçekleştirdiğimiz Anıtkabir ziyaretinde bunu bire bir yaşama olanağı buldular. Hep birlikte burada olmaktan, Atamıza saygılarımızı sunmaktan dolayı çok mutlu ve gururluyuz.” diye konuştu.


     

    COLOM: İLK KEZ ANITKABİR’E GELDİM


     

    Bahçeşehir Koleji Basketbol takımının İspanyol oyuncusu Quino Colom ise, "3 aydır Türkiye’deyim ilk kez Anıtkabir’e gelme fırsatı buldum. Atatürk bir dünya lideri.Buraya gelince gördüğüm kalabalık, Atatürk’eduyulan saygı ve özlem beni çok etkiledi. Maç öncesinde bu kadar kalabalıkla karşılanıyor olmak da oldukça heyecan verici" dedi. 


     

    "ATAMIZIN HUZURUNDA OLMAKTAN ÇOK AMA ÇOK MUTLU OLDUM"


     

    Takım oyuncularından Can Altıntığ ise "Anıtkabir’e birçok kez geldim ama bugün bambaşka duygular içerisindeyim. Bahçeşehir Koleji Ailesi olarak burada 2000’e yakınöğrenci ile Atatürk’ün huzurunda olmak daha da gurur verici. Minik öğrencilere şimdiden bu sevgiyi aşılamak çok önemli. Hem takım hem de öğrencilerimizle Atamızın huzurunda olmaktan çok ama çok mutlu oldum" diye konuştu.



  • En sevimli hırsız kamerada

    İSTANBUL, (DHA) -İSTANBUL Pendik’te bulunan Viaport Alışveriş Merkezi’nde (AVM), bakımı AVM çalışanları tarafından yapılan köpeklerden bir tanesi mağazadan tişört çalarken güvenlik kameralarına yakalandı. AVM yönetimi araştırmalar sonucunda aynı köpeğin önceden de hırsızlık yaptığını belirledi. Yönetim tarafından markanın zararı karşılandı. 

     30’a yakın köpeğe ev sahipliği yapan AVM'ye köpeğin 1 ay önce geldiği ve başka mağazalardan da çeşitli eşyalar çaldığı tespit edildi. Mağazalardan gelen şikayetleri üzerine yapılan incelemerde köpeğin mağaza, restoranlardan şal ve triko götürdüğünü fark edildi. 

    “SOKAK HAYVANLARI BAŞIMIZIN TACI”

    Konu üzerine açıklama yapan Via Grup Genel Müdürü Ogün Turanlı, "Olayı tebessümle takip ediyoruz. Sokak hayvanları başımızın tacı" dedi.

    "ZARAR KARŞILANDI"

    Mağazaların zararının karşılandığını söyleyen Turanlı, “Küçük yaramaz dostumuz alışveriş merkezimize bir ay önce gelmiş, kendisinden başka 30’a yakın köpek burada yaşıyor. Ziyaretçilerimiz de bu durumdan gayet memnun, onları kendi yedikleri yemeklerle besliyorlar. Bizler de onların güvenliği, beslenmeleri ve bakımları için tedbirlerimizi alıyoruz, biz birlikte çok mutluyuz. Yönetici kadromuzda hemen herkes evinde kedi ya da köpek besliyor” diye konuştu.



  • Genç yazarlar şiir ve hikayeleriyle İstanbul’u anlatacak

    İSTANBUL,(DHA)- İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığında, çocuk ve genç yazarlar için düzenlenen “Ben İstanbul Olsaydım” temalı hikaye ve şiir yarışması için başvurular 29 Kasım’da başlayacak.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür AŞ ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenecek hikaye ve şiir yarışmasının teması bu yıl “Ben İstanbul Olsaydım” olarak belirlendi. Dereceye girenlerin Yazarlık Atölyesi’ne kabul edileceği çocuk ve genç yazarlara yönelik yarışma için başvurular 29 Kasım 2018 - 8 Şubat 2019 tarihleri arasında yapılabilecek. 6'ncı Çocuk Yazarlar Hikaye Yarışması’na 5, 6, 7 ve 8'inci sınıf, 3'üncü Genç Yazarlar Hikaye ve Şiir Yarışması'na ise 9, 10, 11 ve 12'inci sınıf öğrencileri katılabilecek.

    Yarışma ile çocuk ve gençlerin yaşadıkları şehri daha yakından tanımaları, şehre karşı aidiyet duygularının gelişmesi ve Türkçe’nin dil zenginliğini en güzel şekilde ifade etmeleri amaçlanıyor.

    ÖDÜL ALAN ESERLER KİTAPLAŞTIRILACAK
    İstanbul genelindeki tüm resmi ve özel okulların katılabileceği yarışmaya öğrenciler okul müdürlükleri üzerinden başvurabilecek. Ödül töreni önümüzdeki yılın Nisan ayında gerçekleşecek yarışmada ödül alan eserler kitaplaştırılacak, dereceye giren öğrencilere uzman eğitimciler tarafından “Yazarlık Atölyesi”nde çeşitli eğitimler verilecek.

    Çocuk Yazarlar Hikaye yarışmasında dereceye giren öğrencilerden birinciye dizüstü bilgisayar, Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 liralık kitap seti ve okul kütüphanesi için Kültür AŞ Çocuk Yayınları kitap seti, ikinciye tablet ve Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 liralık kitap seti, üçüncüye mini tablet ve Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 liralık kitap seti, dördüncüden onuncuya kadar ise tablet PC, Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 liralık kitap seti hediye edilecek.

    Genç Yazarlar Hikaye ve Şiir Yarışması’nın birincisine 3 bin lira, ikincisine 2 bin lira, üçüncüsüne bin lira, dördüncüden onuncuya kadar ise 500 lira para ödülü, tüm öğrenci ve öğretmenlere Kültür AŞ Yayınları’ndan 150 liralık kitap seti hediye edilecek.

     

     



  • Yeditepe Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nün açılış töreni yapıldı

    İSTANBUL, (DHA)- RUSÇA ve Türkçe arasındaki köprüyü sağlamlaştırmak amacıyla Yeditepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nün açılış töreni yapıldı.

    Üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen törene; üniversitenin Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Mütevelli Heyeti Başkanı Yusuf Akgün, Rektör Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Aydın, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet İnce, Rusya Federasyonu İstanbul Konsolos-Müsteşarı Dmitry Evdokimov, Genel Konsolosluk İkinci Katibi Aleksander Khlopotnov, Rus Dili ve Kültürü Merkezi Müdürü Liudmila Nosova Kural, Tüm Dünya Eğitim, Kültür, Sanat, Sağlık, Araştırma ve Dayanışma Derneği (TEKSAD) Başkanı Samir Khalilov, TEKSAD Başkan Yardımcısı Farid Akifoglu, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

    Törende konuşan Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün kurulmasını bizzat kendisinin istediğini belirterek iki ülke arasında karşılıklı olarak kültür ve dil öğrenilmesinin insanları birbirlerine daha çok yakınlaştıracağını ifade etti.

    Rusya Federasyonu İstanbul Konsolos-Müsteşarı Dmitry Evdokimov da, iki ülkenin yurttaşları arasında yakınlaşmayı sağlayacak bu tür girişimlerin artarak devam etmesini umut ettiklerini söyledi.

    Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tamara Gurtueva, güçlü Rus Dili ve büyük Rus Edebiyatı'nın dünya kültürünün zirvesindeki yerini korumakta olduğunu dile getirerek “Bizim görevimiz bu gücün anlaşılmasına ve bu iletişimin kurulmasına yardımcı olmaktır” dedi.

    Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet İnce ise Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün açılmasıyla Fen Edebiyat Fakültesi bünyesindeki bölüm sayısının 11’e ulaştığını kaydetti.

     



  • Prematüre bebeklerin sağlık sorunlarında "beslenme yetersizlikleri" başrolde

    İSTANBUL, (DHA)- PREMATÜRE bebeklerde beslenmenin önemini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, "Prematüre beslenmesinde kullanılan yöntemler bebeğe özgüdür. Beslenme şekli, günlük alım miktarları, verilecek ek vitamin ve minerallerin saptanması, bebeğin doğduğu haftaya ve doğum ağırlığına göre değişir" dedi.

    Prematürenin 37 hafta ve öncesinde doğmuş bebeklere denildiğini söyleyen Medicana International İstanbul Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, "Prematüre bebekler doğum haftasına ve doğum ağırlığına göre sınıflandırılır. Prematüre doğumların sebebi anneden ya da bebekten kaynaklı, çevresel veya genetik olarak değişir. Prematüre bebeklerin ağırlığı tam zamanında doğan bebeklere göre çok azdır. Bu yüzden bu bebeklerde beslenme çok önemlidir. Prematüreler normal bebeklere göre; daha uykuludur, emme-yutma refleksleri gelişmemiştir, sindirim ve sinir sistemleri zayıftır, daha güçsüzdürler. Prematüre beslenmesinde kullanılan yöntemler bebeğe özgüdür. Beslenme şekli, günlük alım miktarları, verilecek ek vitamin ve minerallerin saptanması, bebeğin doğduğu haftaya ve doğum ağırlığına göre değişmektedir. Enerji gereksinimleri normal bebeklere göre çok daha fazladır” diye konuştu.

    BEBEKLERİN BESLENME SIKLIĞI AĞIRLIĞINA GÖRE DEĞİŞİYOR

    Prematüre bebeklerde 3 çeşit beslenme şekli olduğunu söyleyen Dyt. Aksoylu, beslenme şekillerini şöyle sıraladı:

    "İntravenöz yani damar yolu ile beslenme veya parenteral beslenmede çok erken doğan bebekler ilk günlerde serum ile beslenir. Bebeğin ihtiyacı olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral değerleri hesaplanarak damar yolu ile beslenme sağlanır. Günlük beslenmesinin yüzde 75’i enteral yolla sağlanana kadar parenteral beslenmeye devam edilmelidir.

    Enteral beslenmede anne sütü veya prematüre mamaları ağız veya burun yolundan sonda ile bebeğe verilerek beslenmesi sağlanır. Enteral beslenmenin çeşitli yolları vardır. Bunlar; nazogastrik (solunum sıkıntısı olmayan bebeklerde, tüple beslenme sağlanır), orogastrik (solunum sıkıntısı olan bebeklerde tercih edilen yöntemdir) ve transplorik (kusma ve aspirasyon riskini azalttığı için tercih edilir fakat istenmeyen etkileri de bulunmaktadır) olarak üç şekilde görülebilir.

    Oral yani ağızdan beslenmeye geçiş ise 32 haftalık, emme-yutma-solunum fonksiyonları gelişmiş bebeklere uygulanır. Başlangıçta günde 1 kez ağızdan, 1 kez ağızdan 2 kez enteral beslenme, 1 kez ağızdan 1 kez enteral beslenme ve tam olarak ağızdan beslenme şeklinde devam eder.

    1000-1200 gram ağırlığındaki bebekler 2 saatte bir, 1200-1800 gram ağırlığındaki bebekler 2-3 saatte bir, 1800-2500 gram ağırlığındaki bebekler 3-4 saatte bir beslenmelidir.  Bunun yanı sıra, 1000 gramdan düşük bebekler her öğünde 4-6 ml, 1000-1500 gram arasındakiler her öğünde 6-8 ml, 1500-1800 gram arasındakiler her öğünde 8-15 ml, 2000-2500 gram arasındakiler her öğünde 15-20 ml olacak şekilde beslenmeleri sağlanmalıdır.”

    PREMATÜRE ANNE SÜTÜ ZENGİNLEŞTİRİLMELİ

    Bebeğe anne sütü verilmesinin önemine vurgu yapan Dyt. Aksoylu, “Anne sütü bebeği rahatlatır ve her annenin sütü kendi bebeği için uygundur. Anne sütündeki koruyucu etmenler küçük prematüreler için oldukça önemlidir. Anne sütünün alerjen etkisi yoktur ve daha kolay tolere edilir. Emmesi olmayan bebekler için anne sütü steril ortamda sağılıp biriktirilmeli ve bebeğe verilmelidir. Prematüre anne sütünün zamanında doğum yapmış anne sütüne göre enerji, yağ, kalsiyum, demir, çinko ve sodyum miktarı yüksek, protein, laktoz ve fosfor miktarı düşüktür. Bu yüzden prematüre doğum yapan annelerin sütü zenginleştirilir. Human milk fotifier anne sütünü zenginleştirmek için kullanılan ticari bileşimdir. 100 ml anne sütüne 1 gram ile başlanır ve 3 grama kadar arttırılır. Bu şekilde hem anne sütünün üstünlüklerinden yararlanılır hem de prematürenin gereksinimi olan yüksek enerji ve besin öğeleri karşılanmış olur. 34 haftadan küçük doğmuş bebeklerde, 1500 gramın altında doğanlarda, 2 hafta damar yolu ile beslenenlerde, taburculuk sonrası beslenme riski olanlarda zenginleştirme gereklidir” diye konuştu.

    "ANNE SÜTÜ ODA ISISINDA MAKSİMUM 4 SAAT SAKLANMALI"

    Dyt. Aksoylu, “Yeni sağılmış anne sütü oda ısısında 4 saat, termosta (15-19 derece) 24 saat, buzdolabında 5-7 gün, buzlukta 3-4 ay, dondurucuda 6-12 ay saklanabilir. Dondurucu ya da buzluktan çıkardığınız sütü 1 gece buzdolabında bekleterek çözdürünüz. Çözdürülmüş anne sütü buzdolabında 24 saat bekletilebilir, oda ısısında ya da termosta bekletilmez ve tekrar dondurulmaz" şeklinde konuştu.

    Prematüre bebek mamalarının whey/kazein oranları 60/40 veya 70/30 olması gerektiğini söyleyen Dyt. Aksoylu, “Enerjisi yüksek olmalıdır. Karbonhidratı; laktoz ve maltodekstrin olmalıdır. Taurin, karnitin, sistin ve glisin gibi önemli amino asitleri içermelidir" diyerek sözlerini noktaladı.



  • Bu yöntemler fatura düşürüyor

    İSTANBUL,(DHA) - HAVALARIN soğumaya başlamasıyla birlikte artan enerji kullanımı, faturalara da yansımaya başladı. Uzmanlar, alınacak basit önlemlerle hem faturaların hem de çevreye verilen zararın en aza indirilebileceğine dikkat çekti.

    Soğuk havaların etkisini göstermesiyle birlikte doğal gaz ve elektrik kullanımı artarken, bu durum faturaların da kabarmasına neden oluyor. Uzmanlar, alınacak basit önlemlerle bir taraftan faturaların düşmesine diğer taraftan da çevreye verilen zararın en aza indirilebileceğine dikkat çekiyor.

    Vatandaşlara önerilerde bulunan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğr. Üyesi Dr. Canan Acar, enerji tasarrufu hakkında en önemli davranış değişikliğinin kışın ısıtıcıların, sıcaklık ayarlarını düşürmekten geçtiğine vurgu yaptı. Kombilerin sürekli kapatılıp açılmamasının enerji tasarrufu açısından önemli olduğuna işaret eden Acar, gün içinde boş kalan evlerde kombilerin düşük sıcaklıklara getirilerek bırakılması gerektiğini kaydetti. Daha sonra düşük sıcaklıktaki kombinin istenilen sıcaklığa getirilebileceğini anlatan Acar, bu sayede her defasında kombi açma-kapatma sırasında yaşanan enerji kayıplarının azaltılmış olacağını dile getirdi.

    "KULLANILMAYAN ALANLARIN KAPILARINI KAPATIN"

    Kullanılmayan alanların kapılarının kapatılıp, sadece en çok zaman harcanan odaları ısıtmak ya da soğutmanın enerji tasarrufu sağlayarak, masrafları azaltacağına belirten Dr. Acar, “Isıtma ve soğutma maliyetleri ortalama bir evdeki enerji faturalarının yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Bu nedenle ısıtma ve soğutma yoğunluğundaki ve sıcaklığındaki bu hafifletmeler en büyük enerji tasarrufu potansiyelini sunmaktadır” dedi.

    "FİŞİ ÇEKİLMEYEN CİHAZLAR ENERJİ KULLANIR"

    Elektronik cihazların gün içinde kullanım biçimlerinde değişiklik yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Acar, “Elektronik cihazlar, fişi çekilmediğinde de enerji kullanır. Uzun süre kullanılmayan cihazların fişlerinin çekilmesi, gece yatmadan televizyon gibi cihazların kumanda ile değil de açma-kapatma düğmesinden kapatılması, elektrik tüketimini yüzde 10 oranında azaltabilir. Beyaz eşyaların kullanım biçimlerini değiştirerek de enerji tasarrufu yapabiliriz. İdeal buzdolabı sıcaklığı 4 veya 5 santigrat derecedir. İdeal dondurucu sıcaklığı ise eksi 15 ile 18 derece arasındadır. Dondurulmuş yiyecekleri doğrudan mikrodalgada çözdürmek yerine önceden buzdolabı kısmına alarak mikrodalga çözdürme süresini azaltabilir veya sıfırlayabiliriz. Bulaşık makinelerimizde ise ekonomi programlarını kullanabiliriz. Ayrıca makinelerimizi sadece dolu olduğunda çalıştırmalıyız” diye konuştu.

    PARA HARCAMADAN TASARRUF YAPMANIN YOLLARI

    Mutfakta yapılabilecek tasarruf yollarını da sıralayan Acar, su kaynatırken ısıtıcı (kettle) ya da ağzı kapalı bir tencerenin kullanılması gerektiğini, dondurulmuş yiyecekleri de önceden buzdolabı kısmına almanın tasarruf için önemli olduğunu vurguladı. Buzdolabı ve dondurucu gibi beyaz eşyaların ocak gibi ısı kaynaklarının yakınlarına konumlandırılmasının yanlış olduğunu dikkat çeken Dr. Acar, şu önerilerde bulundu:

    “Buzdolaplarımızı olması gerektiğinden daha soğuk tutarak enerji israfı yapmamalıyız. Evde birçok yönden tasarruf sağlayabiliriz. Örneğin; Duvarda saten veya yarı parlak boya kullanmak ışığı daha iyi yansıtır ve daha düşük wattlı ampuller kullanabilmemize neden olarak enerji tasarrufu sağlar. Aynı şekilde ampuller üzerindeki tozlar da aydınlatma yükünü artırır. Yani ampuller üzerindeki tozların alınması da enerji tasarrufu sağlar. Bunun yanı sıra bulaşık, çamaşır ve kurutma makineleri ile ısıtıcı ve klimaların filtrelerinin temizlenmesi bu cihazların performansını arttırır. Bunların yanı sıra dişlerimizi fırçalarken, tıraş olurken ya da bulaşık yıkarken musluğu kapatmalıyız. Boşa akan bir musluk dakikada ortalama 6 litreden fazla su harcar. Damlayan musluklarımızı tamir ettirmeliyiz. Damlayan bir musluk, yılda 5 bin 500 litreden fazla suyu israf edebilir.”



  • Aytemiz’den yakıt alana 30 TL’ye varan Bonus fırsatı

    İSTANBUL, (DHA)- AYTEMİZ ve Garanti Bankası’nın düzenlediği kampanya kapsamında Bonus üyesi Aytemiz istasyonlarına gelen Bonus Kart sahipleri, yapacakları yakıt alışverişlerinde 30 TL’ye kadar Bonus kazanma şansı yakalayacak.

    Aytemiz ve Garanti Bankası, Bonus Kart sahipleri için yepyeni bir kampanya başlatıyor. 16 Kasım–31 Aralık tarihleri arasında anlaşmalı Aytemiz istasyonlarından, tek seferde ve farklı günlerde 4 defa 125 TL ve üzeri yakıt alan Bonus Kart sahipleri 25 TL Bonus kazanıyor. Kampanyaya Bonus Flaş ile katılan kullanıcılar ise 30 TL Bonus’a hak kazanıyor. Bonus Kart sahipleri kazandıkları Bonusları, 4-13 Ocak 2019 tarihleri arasında yine anlaşmalı Aytemiz istasyonlarında yakıt alımında kullanabilecekler. Kampanya kapsamında bir müşteri kampanyadan bir defa yararlanabilecek ve toplam 30 TL Bonus kazanabilecek. Kampanya ile ilgili detaylar www.aytemiz.com.tr ve www.bonus.com.tr ‘de.



  • Prematüre bebek annelerine 10 uzman tavsiyesi

    İSTANBUL, (DHA)- HAMİLELİĞİN 32. haftası ve öncesinde gerçekleşen doğumun bebek sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Koray Özbay, ailelere 10 önerilik bir rehber hazırladı.

    Bebeğin gebeliğin 24. ve 37.haftaları arasında dünyaya gelmesi erken doğum olarak tanımlanıyor. Türkiye’de ise 10 doğumdan biri erken gerçekleşiyor. Özellikle 32. hafta ve öncesinde olan doğumların bebek sağlığı açısından ciddi sıkıntılar oluşturabileceğini hatırlatan Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Koray Özbay, '17 Kasım Dünya Prematüre Günü' öncesinde önemli tavsiyelerde bulundu.

    "BABALARIN OMUZLARINDA DA CİDDİ YÜK VAR"

    Erken doğumda babaların rolüne de dikkat çeken Op. Dr. Koray Özbay, "Erken doğumda babaların omuzlarında da ciddi bir yük vardır. Bu durumda babalar genellikle annenin yaşadığı acı çekme, anksiyete ve depresyon gibi durumları anlayışla karşılayıp destek olma görevini üstlenmektedir. Babaların bu dönemde sabırlı ve destekleyici olması, travmatik olan sürecin daha olumlu geçmesini sağlayacaktır" dedi.

    "TEDAVİ KONUSUNDA DETAYLI BİLGİ ALINMALI"

    Ailelerin bebeğin hasta ve tehlikede olduğunu düşünebileceğini ifade eden Op. Dr. Koray Özbay, "Bu ebeveynler için çok stresli olmakla birlikte duygusal krizi beraberinde getirebilmektedir. Stresin azaltılması için bebeğe uygulanan tedaviler konusunda detaylı bilgi alınması önemlidir. Belirli saatlerde anne ve babanın bebeği görmenize izin verilecektir. Yoğun bakım ünitesine girildiğinde bebek bir kuvöz içinde takip ediliyor olacaktır; etrafında birçok medikal cihaz olduğu için ebeveynler kaygılanabilmektedir. Çiftler tıbbi ekibe bu cihazların ne işe yaradığı ile ilgili sorular sorup, bilgi aldığında bebeklerinin güvende olduğunu hissedecektir" diye konuştu.

    "SÜTÜN ARTMASI İÇİN BOL SU"

    Anne sütünün önemine de dikkat çeken Op. Dr. Özbay, "Bebek erken doğmuş ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip ediliyor ise ilk başlarda anne emziremeyebilir, ancak bebek hazır olduğunda  bir süre sonra anne sütü istenecektir. Bu nedenle doktorla görüşülmesi ve bu doğrultuda sütün sağılıp saklanması hayati öneme sahiptir. İlk başlarda anne sütü az olabilir ancak sağıldıkça artacaktır. Sütün artması için bol su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca bazı bitkisel takviyeler ve malt içecekleri de faydalı olacaktır" ifadelerini kullandı.

    "STRESTEN UZAK DURULMALIDIR"

    Erken doğumun sebebi her zaman bulunamayabileceğini ifade eden Op. Dr. Özbay, şöyle devam etti:

    Erken doğum riskini azaltmak içingebelik öncesinde  önlemler alınmalıdır. Sigara ve alkol kullanımı bırakılmalı, aşırı kilo ve diyabet ve yüksek tansiyon gibi problemler varsa bu sorunlar tedavi edilmeli, doğumlar arasında en az 18 ay ara olmasına dikkat edilmeli, gebelik öncesindediş kontrolleri yaptırılmalı, idrar yolu veya genital enfeksiyonlar tedavi edilmeli, sağlıklı beslenilmeli ve stresten mümkün olduğunca uzak durulmalıdır."

    "YOĞUN BAKIMDA DA BEBEKLERİNİ SEVEBİLİRLER"

    Anne ve babaların bebekleriyle iletişim kuramayacakları, uzak kalacakları için yoğun endişe yaşadıklarını söyleyen Op. Dr. Özbay, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:

    "Bu endişeler azaltılabilir çünkü bebek yoğun bakım ünitesindeyken de aktif iletişim kurulabilmektedir. Bebek anne ve babanın sesini duyduğunda tanıyacak ve rahatlayacaktır. Çiftler bebekleriyle konuşabilir, şarkı söyleyebilir. Bebeğin durumu uygun ise anne baba nazikçe dokunup, sevebilir hatta altını değiştirebilir.Bebeğin ilk banyosunda ebeveynlerin yanında bulunması, rahatlatıcı ve moral verici olacaktır. Çiftler bu anı bebeğin doktoru ve sağlık personeli ile konuşup planlayabilirler. Bu yoğun ve stresli dönemde özellikle annenin kendi ihtiyaçlarını ve sağlığını ihmal etmesi çok doğaldır ancak kişinin kendisine iyi bakması ve özen göstermesi çok önemlidir. Bebeğin annenin hem fiziksel hem psikolojik açıdan sağlıklı olmasına ihtiyacı vardır."

    HEM FİZİKİ HEM RUHSAL SAĞLIĞA DİKKAT

    Annelerin düzenli beslenmelerinin önemine dikkat çeken Özbay, "Destekleyici vitaminlerini düzenli almaları ve bol sıvı alımını ihmal etmemeleri gerekmektedir.Annenin duygu durumunda ani değişiklikler olabilir; neşe içindeyken birden hüzne kapılıp ağlamaya başlayabilir. Duygusal dalgalanmalar stresli dönemlerde olağan durumlardır fakat anne kendisini psikolojik olarak zayıf hissediyorsa profesyonel destek alabilir. Tüm bu süreçte bebeğin anneye ihtiyacı olduğu ve annenin çocuğu için güçlü kalması gerektiği unutulmamalıdır" dedi.



  • CarrefourSA ve TOG'un 'iyilik paketleri' öğrencilere ulaştı

    Gülay KUYUCU- Orhan AŞAN / VAN,(DHA)- CarrefourSA, Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile başlattığı 'Her Paket, Bir Çocuğa Destek' kampanyası kapsamında müşterilerinin katılımıyla toplanan kırtasiye paketlerini, Van’da ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırdı.

    Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) iş birliğiyle 'Her Paket, Bir Çocuğa Destek' kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında müşterilerin katılımıyla toplanan kırtasiye paketleri TOG'lu gençlerin belirlediği Van'ın Gevaş İlçesi'ndeki 2 derslikli Dilmetaş İlköğretim Okulu öğrencilerine gönderildi.CarrefourSA Genel Müdürü Kutay Kartallıoğlu, müşterilerini sosyal sorumluluk projelerine dahil etmekten çok mutlu olduklarını söyledi.

    CarrefourSA Genel Müdürü Kutay Kartallıoğlu ve Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Murat Çitilgülü'nün katılımıyla düzenlenen etkinlikte kırtasiye malzemelerini alan öğrencilerin mutlukları gözlerinden okundu. Kampanyanın devamında müşterilerin yaptığı alışverişlerle toplanan kırtasiye paketleri Van’dan sonra Bursa, Eskişehir ve Şanlıurfa’da, Toplum Gönüllüsü gençler tarafından belirlenecek okullardaki öğrencilere ulaştırılacak.

    HER ÇOCUĞA BİR KIRTASİYE PAKETİ HEDİYE EDİLDİ

    Müşterileri sosyal sorumluluk projelerine dahil etmekten çok mutlu olduklarını söyleyen Kartallıoğlu, "Eylül ayında okulların açılmasıyla birlikte 'Her Paket, Bir Çocuğa Destek' kampanyamıza müşterilerimiz bizleri yalnız bırakmadılar. Her çocuğumuza bir kırtasiye paketi hediye ederek bu okullara ulaştırılmasını sağladılar. Biz CarrefourSA olarak bu tür bir kampanyanın ve bu tür bir hayır işinin içinde olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyoruz. Toplum Gönüllüleri Vakfı ile bunu gerçekleştiriyoruz. Onların tespit ettiği gerçekten ihtiyaç sahibi çocuklarımıza, müşterilerimizin yapmak istediği hayrı ulaştırdığımız için son derece mutluyuz. Bu tür bir kampanyanın içinde olmaya imkan veren herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.

    "PROJELERİMİZ ARTARAK DEVAM EDECEK"

    Böyle projelerin artarak devam edeceğini belirten Kartallıoğlu, "Biz bundan sonra toplum düzeyinde gerçekleştirdiğimiz projelerimizi artıracağız. Bu projelerimizi sıklıkla yapıyoruz ama bundan sonra daha çok okulumuzu bu tür ihtiyaçlarıyla buluşturacağız. Van, Bursa, Eskişehir ve Şanlıurfa'da belirlediğimiz okullardaki öğrencilerin 1 senelik bütün ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Müşterilerimizin gönülleri gayet rahat olsun. Bizlere güvendiler, bizler sayesinde buradaki çocuklara ulaştılar. Projemize Van'dan başladık, Toplum Gönüllüsü gençlerin de payı var. Bu bölgede çok hızlı bir şekilde bize doğru adresi gösterdiler" diye konuştu.

    "GENÇLERE TEŞEKKÜR EDİYORUM"

    Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Murat Çitilgülü ise "Toplum Gönüllüsü gençler 81 ilde 135 gençlik grubu, kulübü, topluluğu olarak eğitim, çevre, sağlık, kültür gibi birçok konuda ülkemizin ihtiyaçları olan gelişime ihtiyacı olan daha ileri gitmeye ihtiyacı olan birçok konuda kendi hayallerini, projelerini gerçekleştiriyorlar. 'Her Paket Bir Çocuğa Destek' kampanyası kapsamında CarrefourSA müşterileri, bir çocuğa gitmek üzere eğitim ihtiyaçlarına ortak oldular. Toplum Gönüllüsü gençlerde bu paketlerin çocuklara ulaştırılmasında bizzat gönüllerini ortaya koydular. Bizde ilk defa bugün bu kampanyanın ardından Van'dayız. Bu kampanyada desteğini esirgemeyen CarrefourSA'ya ve müşterilerine ve bu süreci sahiplenen tüm Toplum Gönüllüsü gençlere çok teşekkür ediyorum" dedi.

    CarrefourSA ve TOG iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Her Paket, Bir Çocuğa Destek' kampanyası kapsamında CarrefourSA müşterilerinin, marketlerden ve carrefoursa.com üzerinden satın aldıkları 20 lira veya 40 lira değerindeki kırtasiye paketleri içerisinde kuru, pastel, sulu boyalar, defterler, kalemler, silgiler ve okul çantası gibi kırtasiye ürünleri yer alıyor.



  • "Avukat olmayanlara temsil hakkı ‘hukuki üfürükçüleri’ doğurur"

    İSTANBUL, (DHA)- Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi’nde kabul edilen İstanbul Bildirgesi’ni değerlendiren Prof. Dr. Erol Ulusoy, bildirgede geçen “avukat olmayanların da davalarda tarafları temsil edebilmesi” önerisini “Bu ilke uygulanırsa ‘hukuki üfürükçüler’ türer, bu da adil yargılanma ilkesini zora sokar” şeklinde değerlendirdi.

    “HUKUKUN ÜFÜRÜKÇÜLERİ ÇIKABİLİR”

    Yargıtay’ın öncülüğünde 11-12 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’da düzenlenen “Yargıda Şeffaflık” konulu 4'üncü Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi’nde kabul edilen İstanbul Bildirgesi’nin, “hukuk eğitimi almamış olan kişilerin de, davalarda tarafları temsil edebilmesinin önü açılmalıdır” ifadelerini içeren üçüncü maddesini değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Ulusoy, "Böyle bir uygulamanın gelmesi “hukuk üfürükçülerini ve hukuk kırık-çıkıkçılarını” doğurur" dedi. Prof. Dr. Ulusoy, “Nasıl ki mimarlık ofisi, doktor muayenesi bulunmayan yerlerde mimar, doktor olmayanlar izin alarak mimarlık, doktorluk yapamıyorlarsa, avukatlık ofisi bulunmayan yerlerde de avukat olmayanlara bu izin verilemez. Bu ilke kabul edilirse tedavi için doktoru değil, kırık-çıkıkçıyı, üfürükçüyü tercih eden vatandaşlarımız gibi, hukuki yardım için avukatı değil, ‘hukukun kırık-çıkıkçılarını, hukukun üfürükçülerini’ tercih eden vatandaşlarımız ortaya çıkabilir” diye konuştu.

    “HUKUKİ KAOSA YOL AÇABİLİR”

    Avukatları ilgilendiren bir konunun, avukatların bulunmadığı bir toplantıda ele alınmasını doğru bulmadığını belirten Prof. Dr. Ulusoy, “Bildirgenin üçüncü maddesinin son fıkrasının son cümlesinde, 'uygun hallerde, mahkemeler avukatlık yetkisi olmayan uygun kişilerin mahkeme nezdinde tarafları temsil etmesine izin verebilir' şeklindeki ilke, sadece Yargıtay’ın tek başına kabul ettiği bir ilke değil, Zirveye katılan farklı ülke yüksek yargı temsilcilerinin ortaklaşa kabul ettiği bir ilkedir. Ancak bu ilke hayata geçirilirse, hukuki bir kaosa yol açılabilir. Zira böyle bir durumda mahkemelerimiz her başvuruyu ciddi ciddi değerlendirip, her isteyene ‘avukatlık’ yapma izni verebilir. Bunun aksine hareket edecek bir mahkemeyi ülkemizde bulmamız zor. Bu insanların davaya ciddi bir katkıda bulunamayacağının yanında, aksine, yargılamayı yavaşlatacaklarını ve adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından birisi olan, “makul sürede yargılanma hakkı”nın da sık sık ihlal edileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “UZMAN AVUKATLIK HAYATA GEÇİRİLMELİ”

    Aynı ilke içinde “hukuki yardıma ihtiyacı olan dava taraflarının, kamu yararı için avukat tarafından temsil edilmesini teşvik etmenin de yargının sorumluluğu altında olduğu”nun kabul edildiğini de hatırlatan Prof. Dr. Ulusoy, “Asıl bu ilkenin bir an önce hayata geçirilmesi hukuk sistemimiz açısından elzemdir. Bunun yanında vatandaşın daha kaliteli hukuk hizmeti alabilmesi ve davaların daha hızlı çözülmesi için ‘uzman avukatlık’ kurumu, Yargıtay’ın iş yükünün azalabilmesi için de ‘Yargıtay avukatlığı’ kurumu bir an önce kurulmalı. Yüksek yargının öncelikleri bu noktalar olmalı” dedi.

    “MEZUNLARIMIZA BUNU SÖYLEMEMELİYİZ”

    İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi olarak mezunlarının hakimlik ve savcılıktan ziyade daha çok avukatlığı tercih ettiğini ifade eden Prof. Dr. Ulusoy, “Öğrencilerimizi hakimlik ve avukatlık mesleğine hazırlamak için zorunlu hukuk derslerinin yanında ek özel dersler ve seminer, sempozyumlar, bilimsel çalışmalarla destekleyerek, vatandaşlarımıza iyi bir hukuki hizmet vermeleri için yetiştirmekteyiz. Mezun ettiğimiz öğrencilerimizden sadece avukat olanlara, 'sınıf arkadaşlarınızdan hakim olanlar izin verirlerse, avukat olmayanlar da, karşınızda diğer tarafı temsilen dava takip edebilecek' demek zorunda kalmamalıyız” diyerek sözlerini noktaladı.



  • (Görüntülü) Spider’s Web Sergisi İKÜSAG'da kapılarını açtı

    Sinem ERYILMAZ - Özgür KUMANOVALI - İSTANBUL,(DHA) - İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) tarafından gerçekleştirilen ve Fırat Arapoğlu küratörlüğünde düzenlenen “Spider’s Web/Örümcek Ağı” isimli sergi sanatseverlerin beğenisine sunuldu.


     

    İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi'nde (İKÜSAG) yer alan serginin açılışına İKÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, akademisyenler, sanatçılar ve öğrenciler katılım sağladı.


     

    'Örümcek ağı' metaforu üzerinden yeni sorgulama kanalları açan sergihakkında bilgi veren Küratör Fırat Arapoğlu, "İKÜ'nün daveti ile gerçekleştirmiş olduğumuz bu sergi Spider’s Web/Örümcek Ağı adını taşıyan bir karma sergi. Bu daveti aldığımızda 'acaba nasıl bir multimedyal yaklaşımla örümcek ağını bir metafor olarak kullanıp, günümüzde enformasyon, dezenformasyon, bilgi iletişimi, insanların nasıl bir araya gelip örgütlendikleri' gibi konulara dikkat çekebiliriz’ dedik. Farkındalık yaratmak amacıyla böyle bir konseptte, beş sanatçı ile birlikte bu sergiyi gerçekleştirdik. Uluslararası bir sergi oldu" şeklinde konuştu.


     

    ÖRÜMCEK AĞI METAFORU İLE FARKINDALIK OLUŞTURULACAK


     

    Serginin iki amaç taşıdığını vurgulayan Arapoğlu, "Bunlardan bir tanesi eğitim amaçlı. Çünkü sanatın genel algılandığı Taksim, Beşiktaş'ın dışına çıkılarak Ataköy'de bulunan İstanbul Kültür Üniversitesi'nin içindeki galeride bunu gerçekleştiriyoruz. Burada bir sanat fakültesi var. Öğrencilerin böyle bir multimedyal çağdaş sanat yaklaşımlarını, hepsi popüler olan ve çok iyi bilinen sanatçıların sanata nasıl yaklaştıklarını, farklı araçları nasıl kullandıklarını görmelerini arzuladık. Ve sanatçıların hepsinin de birer akademisyen kimliği var. Bir diğer yandan amaçladığımız şey de örümcek ağını bir metafor olarak kullanarak dikkat çekmeye çalıştık. Mesela mimari, çok önemli sembolik yapıların aslında gündelik algıyı nasıl dönüştürdüğü ve değiştirdiği veya çok basit bir hayali coğrafya resimlerle nasıl sembolize edilebilir, drone çekimi ve sabit çekimin karşılaştığı anın gerilimi nasıl olabilir, ya daMaria Papadimitriou'nun işinde olduğu gibi hem Güney hem de Kuzey Kıbrıs'ta yapılan röportajlardan oluşan sözlü tarih o dönem yaşananlar ve bugünkü aktüel durum hakkında ipuçları sağlayabilir" diye konuştu.


     

    Sergide 'Yeni Türkiye' adlı video çalışmasıyla İnsel İnan, 'Geriye Dönüş &Deja-vu Arasında III' adlı video çalışmasıyla Krassimir Terziev, 'Sıcak Ağustos' başlıklı tuvalleri ve 'Bilinmeyen Bölge' başlıklı kâğıt çalışmaları ile Didem Erbaş, 'Unutmanın Eşiği: Harita' isimli dijital-baskı çalışması ile Çağrı Saray, 'Ulus-Ötesi' isimli video-yerleştirmesi ile de Maria Papadimitriousanatseverlerle buluşuyor.


     

    'Spider’s Web/Örümcek Ağı'Sergisi 7 Aralık 2018 Cuma gününe kadar İKÜSAG’da ziyarete açık olacak.



  • Akademi Beyoğlu’nda 8 branşta yabancı dil eğitimi veriliyor

    İSTANBUL, (DHA) - BEYOĞLU Belediyesi, Akademi Beyoğlu’nda açtığı yabancı dil kursları ile gençleri geleceğe hazırlıyor. 8 farklı dilde verilen sertifikalı eğitimler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.

    Beyoğlu Belediyesi Akademi Beyoğlu’nda (Gençlik Merkezi) Semt Konaklarında ve Turabibaba Kütüphanesi'nde açtığı yabancı dil kursları ile gençlere destek veriyor. Yoğun ilgi gören kurslarda, İngilizce, Rusça, Arapça ve İspanyolca başta olmak üzere sekiz farklı branşta eğitim veriliyor.

    OSMANLI TÜRKÇESİ KURSU DA VAR

    2007 yılında Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın girişimiyle başlatılan Kişisel Gelişim ve Hobi Kursları kapsamında verilen yabancı dil eğitimiyle, binlerce öğrenci yabancı dil öğrenme fırsatı buldu. Kurslarda hem teorik hem de pratik dersler bulunuyor. Yabancı dil kurslarının yanı sıra Osmanlı Türkçesi kursu da bulunuyor.

    KURSLAR ÜCRETSİZ VE SERTİFİKALI

    Tamamen ücretsiz olan kurslara katılan gençler, alanlarında uzman eğitmenler tarafından ders görüyor. Her yıl ekim ayında başlayan kurslar haziran ayına kadar devam ediyor. Beyoğlu sınırları içerinde ikamet eden 15 yaş üstü gençlerin başvurabildiği kursları tamamlayan kursiyerlere ise Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) onaylı sertifika veriliyor.

     



  • Konkordato'daki artışın nedeni 2 yıllık birikim

    Sinem ERYILMAZ - Özgür KUMANOVALI / İSTANBUL,(DHA) - Hukukçular konkordato talebinde bulunan işletme sayısının sanıldığı gibi çok olmadığını ifade etti. Bunun sebebini ise 15 Temmuz'dan sonra OHAL kararnameleri ile yasaklanan iflasın ertelenmesi müessesinden dolayı yaşanan birikime bağladılar.

    Batık şirketlerin borçlarını ödeyebilmeleri için alacaklılarla yaptığı anlaşmayı ifade eden Konkordato konusundaki son gelişmeler Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe Yerleşkesinde düzenlenen “Konkordato Hukukunda Güncel Gelişmeler Konferansı”nda masaya yatırıldı.

    Konferans hakkında bilgilendirmede bulunan Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Kayar, "Konkordato hukukunun gerek teorisini, gerek uygulamasını yapan, bu konuda eserler vermiş, kitaplar yazmış hocalarımız bugün burada konuşmacı. Konkordatonun güncel meselelerini tartışacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) konkordato ile ilgili bir yasa teklifi sunuldu. Panelin zamanlaması bu nedenle de daha önemli hale geldi. Burada sunulacak tebliğler, yapılacak konuşmalar ve tartışmaların, gerek uygulamaya gerekse TBMM'de yapılacak yasa çalışmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu.

    TÜM İŞLETMELERE FİNANSAL ANALİZ RAPORU ZORUNLULUĞU GELİYOR

    Geçtiğimiz gün AK Parti milletvekilleri tarafından hazırlanan 'Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi' TBMM Başkanlığına sunuldu. Kanun teklifinde son günlerde çok gündeme gelen ‘konkordato' ilanına ilişkin düzenlemeler de yer aldı. Yapılacak bu düzenlemelere ilişkin de açıklamalarda bulunanProf. Dr. İsmail Kayar, konkordato ilan edecek tüm işletmeler için finansal analiz raporunun zorunlu hale geleceğini bildirdi.

    Prof. Dr. İsmail Kayar sözlerine şu şekilde devam etti:

    "Böylece biraz daha zorlaştırılıyor ve maliyeti artıyor. Bunun dışında yasa teklifinde konkordato komiserliği ile ilgili düzenlemeler var. Atanacak komiserler ve nitelikleri gibi konularda ilave düzenlemeler yapılacak."

    DURUMLARI GELECEK YIL NETLEŞECEK

    Konkordato ilan eden işletme sayısının üç sebepten dolayı çok fazla olmadığını ve zamanla azalacağını savunan Prof. Dr. İsmail Kayar, "15 Temmuz hadisesinden sonra konkordatoya paralel bir müessese olan iflasın ertelenmesi OHAL kararnameleri ile yasaklandı. Yani yaklaşık 2 yıl süre ile iflas ertelemesi isteyecek şirketler bunu isteyemedi. Bunun birikimi vardı. Bir diğer sebep, konkordato hükümlerinde mart ayında revizyon yapıldığında eş zamanlı olarak Türkiye büyük bir ekonomik krizle baş başa kaldı. Konkordato, iflas erteleme gibi müesseseler böyle dönemlerde artar. O bakımdan bu döneme denk geldiği için biraz fazla başvuru oldu. Üçüncüsü de, mahkeme konkordato taleplerini evrak eksik değilse hemen kabul ediyor. Geçici mühletin ardından 1 yıl artı 6 ay kesin mühlet veriyor. Dolayısıyla konkordato isteyen şirketler daha alacaklılarla toplantı yapmadılar, rahat dönemdeler. Açılan bu konkordato davalarında kaç tanesinin başarılı olacağı, kaç tanesinin iflas edeceği önümüzdeki yıl içinde belli olacak. Ben başvuranların başarısız olacağını ve kendiliğinden talebin azalacağını düşünüyorum" dedi.

    "KÖTÜYE KULLANIM DEĞERLENDİRMELERİ ABARTILI"

    Prof. Dr. İsmail Kayar, konkordato müessesesinin suistimal edildiği iddialarına ilişkin ise "Kötüye kullanan illa ki vardır. Fakat yargının, mahkemenin ve komiserlerin görevi kötüye kullananları ayıklamak ve elemektir. Dolayısıyla müesseseyi yasaklamak ve zorlaştırmak, ekonomik kriz içinde buna ihtiyacı olan desteklenmesi gerekilen işletmelerin önünü kapatmak ve onları iflasa sürüklemek değildir. O bakımdan değerlendirmeleri abartılı buluyorum. Kötüye kullanımı yasal çerçeve içinde engelleyebiliriz, azaltabiliriz" ifadelerini kullandı.

    "İŞLETMELERİN KONKORDATOYA İHTİYACI VAR"

    Panelin konuşmacılarından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Murat Atalı, piyasa koşullarında işletmelerin konkordatoya ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, "Özellikle iflasın ertelenmesine ilişkin düzenlemelerin kaldırılmasından sonra böyle bir müesseseye mutlaka ihtiyaç vardı" dedi.

    "Rastladığım somut uygulamalarda kötüye kullanmayı görmedim" diyerek sözlerini sürdüren Prof. Dr. Atalı, "Ama kötüye kullanma elbette olabilir. Ona karşı da kanunun öngördüğü tedbirler var. Dolayısıyla kötüye kullanılması ihtimalinin bulunması yahut bu ihtimalin gerçekleşmesi bu müessesenin kötü olduğunu söylemek için yeterli sebep değildir diye düşünüyorum" açıklamasını yaptı.

    "1000'DE 1 GİBİ BİR KONKORDATO TALEBİ VAR"

    Bir diğer konuşmacı Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Ali Cem Budak konkordato isteyen işletmelere dair son rakamları bildirirken şu ifadeleri kullandı:

    "İki gün önce aldığım bilgilere göre konkordato talebi sayısı 900 küsürdür. Bunların 200 kadarı da ilk safhada kabul edilmeden reddedilmiş. Halbuki faal şirket sayısı en son verilere göre 1 milyondur. Bu da demektir ki 1000'de 1 gibi bir konkordato talebi var. Ama bu talebin arkasında ciddi bir ekonomik kriz yaşadığımız gerçeği var. Konkordatonun yerine ikame edilmiş olan ve yıllarca uygulanmış olan iflasın ertelenmesi müessesesinde 2016'nın Temmuz ayından itibaren uzunca bir süre askıya alınmış olması var. Ve burada biriken talebin açığa çıkması gerçeği var. Dolayısıyla konkordato sayıları çok değildir. Bu kriz ortamında daha çok bile müracaat beklenebilirdi."



  • Spider’s Web Sergisi İKÜSAG'da kapılarını açtı

    Sinem ERYILMAZ - Özgür KUMANOVALI - İSTANBUL,(DHA) - İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) tarafından gerçekleştirilen ve Fırat Arapoğlu küratörlüğünde düzenlenen “Spider’s Web/Örümcek Ağı” isimli sergi sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

    İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi'nde (İKÜSAG) yer alan serginin açılışına İKÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, akademisyenler, sanatçılar ve öğrenciler katılım sağladı.

    'Örümcek ağı' metaforu üzerinden yeni sorgulama kanalları açan sergihakkında bilgi veren Küratör Fırat Arapoğlu, "İKÜ'nün daveti ile gerçekleştirmiş olduğumuz bu sergi Spider’s Web/Örümcek Ağı adını taşıyan bir karma sergi. Bu daveti aldığımızda 'acaba nasıl bir multimedyal yaklaşımla örümcek ağını bir metafor olarak kullanıp, günümüzde enformasyon, dezenformasyon, bilgi iletişimi, insanların nasıl bir araya gelip örgütlendikleri' gibi konulara dikkat çekebiliriz’ dedik. Farkındalık yaratmak amacıyla böyle bir konseptte, beş sanatçı ile birlikte bu sergiyi gerçekleştirdik. Uluslararası bir sergi oldu" şeklinde konuştu.

    ÖRÜMCEK AĞI METAFORU İLE FARKINDALIK OLUŞTURULACAK

    Serginin iki amaç taşıdığını vurgulayan Arapoğlu, "Bunlardan bir tanesi eğitim amaçlı. Çünkü sanatın genel algılandığı Taksim, Beşiktaş'ın dışına çıkılarak Ataköy'de bulunan İstanbul Kültür Üniversitesi'nin içindeki galeride bunu gerçekleştiriyoruz. Burada bir sanat fakültesi var. Öğrencilerin böyle bir multimedyal çağdaş sanat yaklaşımlarını, hepsi popüler olan ve çok iyi bilinen sanatçıların sanata nasıl yaklaştıklarını, farklı araçları nasıl kullandıklarını görmelerini arzuladık. Ve sanatçıların hepsinin de birer akademisyen kimliği var. Bir diğer yandan amaçladığımız şey de örümcek ağını bir metafor olarak kullanarak dikkat çekmeye çalıştık. Mesela mimari, çok önemli sembolik yapıların aslında gündelik algıyı nasıl dönüştürdüğü ve değiştirdiği veya çok basit bir hayali coğrafya resimlerle nasıl sembolize edilebilir, drone çekimi ve sabit çekimin karşılaştığı anın gerilimi nasıl olabilir, ya daMaria Papadimitriou'nun işinde olduğu gibi hem Güney hem de Kuzey Kıbrıs'ta yapılan röportajlardan oluşan sözlü tarih o dönem yaşananlar ve bugünkü aktüel durum hakkında ipuçları sağlayabilir" diye konuştu.

    Sergide 'Yeni Türkiye' adlı video çalışmasıyla İnsel İnan, 'Geriye Dönüş &Deja-vu Arasında III' adlı video çalışmasıyla Krassimir Terziev, 'Sıcak Ağustos' başlıklı tuvalleri ve 'Bilinmeyen Bölge' başlıklı kâğıt çalışmaları ile Didem Erbaş, 'Unutmanın Eşiği: Harita' isimli dijital-baskı çalışması ile Çağrı Saray, 'Ulus-Ötesi' isimli video-yerleştirmesi ile de Maria Papadimitriousanatseverlerle buluşuyor.

    'Spider’s Web/Örümcek Ağı'Sergisi 7 Aralık 2018 Cuma gününe kadar İKÜSAG’da ziyarete açık olacak.



  • (Görüntülü) "Cemal Kaşıkçı cinayetini hafifletmeye çalışıyorlar"

    İSTANBUL, (DHA) - İSTİNYE Üniversitesi’nde ‘Suudi Arabistan ve Cemal Kaşıkçı’ adlı seminer düzenlendi. Seminere katılan EPAM Koordinatörü İdris Kardaş, “Bu cinayet sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı ilgilendiriyor. Türkiye ilk günden beri gerçekleri ortaya koyuyor ama Suudi tarafın açıklamaları hep gecikiyor. Bu cinayeti hafifletmeye çalışıyorlar” dedi. İstinye Üniversitesi bugün, İstinye Üniversitesi Güvenlik ve Savunma Stratejileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSÜ GÜVSAM) ve İstinye Üniversitesi Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi (EPAM) iş birliğiyle ‘Suudi Arabistan ve Cemal Kaşıkçı’ semineri düzenledi. İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü’nde gerçekleşen etkinliğe GÜVSAM Başkanı Prof. Dr. İsmail Safi, EPAM Koordinatörü İdris Kardaş, Cemal Kaşıkçı'nın yakın arkadaşı Türk-Arap Medya Derneği Başkanı ve gazeteci Turan Kışlakçı katıldı. Seminerde konuşma yapan Turan Kışlakçı, “Türkiye medyası Cemal’le beraber Suudi Arabistan’da katliamların, tutuklamaların olduğunu anlamaya başladı. Fakat dünya medyası bunun farkında. Yoksa son bir yılda onlarca kayıp var, onlarca kişi öldürüldü, bunlardan haberimiz olmadı. Olay bizim topraklarımızda olduğu için biz ‘Suudi Arabistan’da böyle şeyler var’ diyerek konuşmaya başladık” dedi. Kışlakçı, cinayetin arka planının anlaşılabilmesi için Cemal Kaşıkçı’nın hayatını, gazeteciliğini ve ailesini anlattı. Ayrıca Suudi Arabistan tarihi ve yönetimdeki Suud ailesiyle ilgili de bilgi verdi. “BU CİNAYETİ HAFİFLETMEYE ÇALIŞIYORLAR” Cemal Kaşıkçı cinayetinin daha çok konuşulacağını ifade eden EPAM Koordinatörü İdris Kardaş,“İstinye Üniversitesi’nde iki araştırma merkezimiz ile bir seminer yapıyoruz bugün. Konumuz çok önemli, uluslararası bir gündem. Sonuçları bakımından da çok önemli ve daha çok konuşacağız. Çünkü bu cinayet sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı ilgilendiriyor. Bu gibi çalışmaların ve konferansların yapılması da çok değerli” dedi. Suudi Savcılığından yapılan son açıklamayı değerlendiren Kardaş, şöyle konuştu: “Bu açıklamalar, itirafların yavaş yavaş gelmesi bakımından önemli. Birincisi, Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü zaten kabul etmişlerdi ama ilk defa cesedin parçalandığını da kabul ediyorlar. Çünkü Türkiye ilk günden beri bu gerçekleri ortaya koyuyor ama Suudi tarafın açıklamaları hep gecikiyor. İkinci olarak, bir boğuşma esnasında öldürüldüğünü; aslında yanlışlıkla öldürüldüğünü ifade ediyorlar. ‘Ülkeye getirecekken yanlışlıkla boğuşma sırasında öldürdük’, ‘ilaç fazla verildi’ gibi bir söylemleri var. Bu cinayeti hafifletmeye çalışıyorlar. Son olarak 5 kişinin idamı söz konusu. Bu da uluslararası kamuoyunun hassasiyetine karşı verilen bir cevaptır. Bu tepkileri dindirmek için ‘biz katillere en üst düzeyde cezasını veriyoruz’ demeye çalışıyorlar. Zaten buradaki temel amaçları da uluslararası kamuoyunun baskısından bir an önce kurtulmak.” “EMRİ VERENLERİN BİR AÇIKLAMA YAPMASI LAZIM” Suudi yetkililerin konuyu unutturmak için yoğun çaba sarf ettiğini ifade eden Kardaş, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürekli söylediği bir durum var. Evet katiller zaten belli, bu 11 kişi ortada bunlarla ilgili şeffaf bir soruşturma, yargılama ve cezalandırma yapılması lazım ama bu işin bir de üst düzey boyutu var. Emri verenlerin de bu konuda bir açıklama yapması lazım. Çünkü bu zamana kadar Suudilerden böyle bir açıklama gelmedi. Uluslararası kamuoyu bu emri kimin verdiği konusunda da bir cevap bekliyor. Ama anlaşılan o ki Suudi Arabistanlı yetkililer bu idamlarla meselenin üzerini örtmeye, ilgiyi buraya çekerek diğer konuları cevapsız bırakmaya diretecekler” dedi. “Muhammed bin Selman’ın ismi çok ön planda ve emri onun verdiği konusunda ciddi bir şüphe var” diyen Kardaş, “Suudi yetkililer de yeni kral olacak kişinin böyle bir cinayetle imajının sarsılmasını, geleceğinin ve kariyerinin tehlikeye girmesini istemiyorlar. Trump yönetimive İsrail de bu açıdan sıkı müttefiki olduğu Selman’ın bu anlamda yıpratılmasının önüne geçmek istiyorlar. ‘Tamam suçlular cezalandırıldı, idam edildi artık bu konuyu kapatalım’ demeye çalışıyorlar. Türkiye bu konunun merkezinde ve bu çok değerli. Bu açıdan unutulması çok kolay olmaz ama Suudilerin de çabası devam eder muhtelemen” ifadelerini kullandı. “SELMAN’IN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ TRUMP” Suudi Arabistan’ın Amerika ile olan ilişkilerine bir zarar geleceğini düşünmediğini ifade eden Kardaş, konuşmasını şöyle bitirdi: “Selman, Trump yönetiminin çok sıkı müttefiki. Hatta şu anki konumuna gelmesine en büyük yardımcı Trump yönetimiydi. Çok önemli yatırımlar yapıldı, hem maddi hem manevi dünyaya kabul ettirildi. Selman modernleşen bir Suudi Arabistan yüzü olarak tanıtıldı. Ama Türkiye ile durum farklı. Bu cinayetin burada işlenmesi işin önemli bir boyutu ama bu sadece Türk Suudi ilişkilerini değil bütün dünya ile Suudi ilişkilerini etkileyen bir boyutu var. Sonuçta Kanada’dan, Avrupa’daki başkentlerden açıklamalar var. Bütün dünya, ilişkilerini gözden geçirmek zorunda. Ama unutturulma konusunda ciddi bir çaba sarf edilip başarılı olunursa ilişkiler yine eski düzende devam edecektir. Çünkü Suudi Arabistan zaten zengin bir ülke, ekonomi üzerine kurgulanan ilişkilerini devam ettirecektir.



  • "Cemal Kaşıkçı cinayetini hafifletmeye çalışıyorlar"

    İSTANBUL, (DHA) - İSTİNYE Üniversitesi’nde ‘Suudi Arabistan ve Cemal Kaşıkçı’ adlı seminer düzenlendi. Seminere katılan EPAM Koordinatörü İdris Kardaş, “Bu cinayet sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı ilgilendiriyor. Türkiye ilk günden beri gerçekleri ortaya koyuyor ama Suudi tarafın açıklamaları hep gecikiyor. Bu cinayeti hafifletmeye çalışıyorlar” dedi.

    İstinye Üniversitesi bugün, İstinye Üniversitesi Güvenlik ve Savunma Stratejileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSÜ GÜVSAM) ve İstinye Üniversitesi Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi (EPAM) iş birliğiyle ‘Suudi Arabistan ve Cemal Kaşıkçı’ semineri düzenledi. İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü’nde gerçekleşen etkinliğe GÜVSAM Başkanı Prof. Dr. İsmail Safi, EPAM Koordinatörü İdris Kardaş, Cemal Kaşıkçı'nın yakın arkadaşı Türk-Arap Medya Derneği Başkanı ve gazeteci Turan Kışlakçı katıldı.

    Seminerde konuşma yapan Turan Kışlakçı, “Türkiye medyası Cemal’le beraber Suudi Arabistan’da katliamların, tutuklamaların olduğunu anlamaya başladı. Fakat dünya medyası bunun farkında. Yoksa son bir yılda onlarca kayıp var, onlarca kişi öldürüldü, bunlardan haberimiz olmadı. Olay bizim topraklarımızda olduğu için biz ‘Suudi Arabistan’da böyle şeyler var’ diyerek konuşmaya başladık” dedi. Kışlakçı, cinayetin arka planının anlaşılabilmesi için Cemal Kaşıkçı’nın hayatını, gazeteciliğini ve ailesini anlattı.  Ayrıca Suudi Arabistan tarihi ve yönetimdeki Suud ailesiyle ilgili de bilgi verdi.  

    “BU CİNAYETİ HAFİFLETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Cemal Kaşıkçı cinayetinin daha çok konuşulacağını ifade eden EPAM Koordinatörü İdris Kardaş,“İstinye Üniversitesi’nde iki araştırma merkezimiz ile bir seminer yapıyoruz bugün. Konumuz çok önemli, uluslararası bir gündem. Sonuçları bakımından da çok önemli ve daha çok konuşacağız. Çünkü bu cinayet sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı ilgilendiriyor. Bu gibi çalışmaların ve konferansların yapılması da çok değerli” dedi.

    Suudi Savcılığından yapılan son açıklamayı değerlendiren Kardaş, şöyle konuştu:

    “Bu açıklamalar, itirafların yavaş yavaş gelmesi bakımından önemli. Birincisi, Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü zaten kabul etmişlerdi ama ilk defa cesedin parçalandığını da kabul ediyorlar. Çünkü Türkiye ilk günden beri bu gerçekleri ortaya koyuyor ama Suudi tarafın açıklamaları hep gecikiyor. İkinci olarak, bir boğuşma esnasında öldürüldüğünü; aslında yanlışlıkla öldürüldüğünü ifade ediyorlar. ‘Ülkeye getirecekken yanlışlıkla boğuşma sırasında öldürdük’, ‘ilaç fazla verildi’ gibi bir söylemleri var. Bu cinayeti hafifletmeye çalışıyorlar. Son olarak 5 kişinin idamı söz konusu. Bu da uluslararası kamuoyunun hassasiyetine karşı verilen bir cevaptır. Bu tepkileri dindirmek için ‘biz katillere en üst düzeyde cezasını veriyoruz’ demeye çalışıyorlar. Zaten buradaki temel amaçları da uluslararası kamuoyunun baskısından bir an önce kurtulmak.”

    “EMRİ VERENLERİN BİR AÇIKLAMA YAPMASI LAZIM”

    Suudi yetkililerin konuyu unutturmak için yoğun çaba sarf ettiğini ifade eden Kardaş, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürekli söylediği bir durum var. Evet katiller zaten belli, bu 11 kişi ortada bunlarla ilgili şeffaf bir soruşturma, yargılama ve cezalandırma yapılması lazım ama bu işin bir de üst düzey boyutu var. Emri verenlerin de bu konuda bir açıklama yapması lazım. Çünkü bu zamana kadar Suudilerden böyle bir açıklama gelmedi. Uluslararası kamuoyu bu emri kimin verdiği konusunda da bir cevap bekliyor. Ama anlaşılan o ki Suudi Arabistanlı yetkililer bu idamlarla meselenin üzerini örtmeye, ilgiyi buraya çekerek diğer konuları cevapsız bırakmaya diretecekler” dedi.

    “Muhammed bin Selman’ın ismi çok ön planda ve emri onun verdiği konusunda ciddi bir şüphe var” diyen Kardaş, “Suudi yetkililer de yeni kral olacak kişinin böyle bir cinayetle imajının sarsılmasını, geleceğinin ve kariyerinin tehlikeye girmesini istemiyorlar. Trump yönetimive İsrail de bu açıdan sıkı müttefiki olduğu Selman’ın bu anlamda yıpratılmasının önüne geçmek istiyorlar. ‘Tamam suçlular cezalandırıldı, idam edildi artık bu konuyu kapatalım’ demeye çalışıyorlar. Türkiye bu konunun merkezinde ve bu çok değerli. Bu açıdan unutulması çok kolay olmaz ama Suudilerin de çabası devam eder muhtelemen” ifadelerini kullandı.

    “SELMAN’IN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ TRUMP”

    Suudi Arabistan’ın Amerika ile olan ilişkilerine bir zarar geleceğini düşünmediğini ifade eden Kardaş, konuşmasını şöyle bitirdi:

    “Selman, Trump yönetiminin çok sıkı müttefiki. Hatta şu anki konumuna gelmesine en büyük yardımcı Trump yönetimiydi. Çok önemli yatırımlar yapıldı, hem maddi hem manevi dünyaya kabul ettirildi. Selman modernleşen bir Suudi Arabistan yüzü olarak tanıtıldı. Ama Türkiye ile durum farklı. Bu cinayetin burada işlenmesi işin önemli bir boyutu ama bu sadece Türk Suudi ilişkilerini değil bütün dünya ile Suudi ilişkilerini etkileyen bir boyutu var. Sonuçta Kanada’dan, Avrupa’daki başkentlerden açıklamalar var.  Bütün dünya, ilişkilerini gözden geçirmek zorunda. Ama unutturulma konusunda ciddi bir çaba sarf edilip başarılı olunursa ilişkiler yine eski düzende devam edecektir. Çünkü Suudi Arabistan zaten zengin bir ülke, ekonomi üzerine kurgulanan ilişkilerini devam ettirecektir.