MEDYAJANS
27. 01. 2020
SON DAKİKA HABERLERİ
DHA RSS Video Foto
  • Başakşehirli tekvandocular kuşak atladı

    İSTANBUL, (DHA) - Başakşehir Belediyesi Spor Parklarında eğitim alan 247 lisanslı tekvando öğrencisi kuşak sınavına girdi. Başakşehirli sporcular, başarılı performanslar sergileyerek bir üst kuşağa geçmeye hak kazandı.

    Kayaşehir Kültür ve Yaşam Parkı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen 2020 Yılı 1. Dönem Kuşak Terfi Sınavı’na Başakşehir Belediyesi Spor Parklarında tekvando eğitimi alan öğrenciler ile aileleri katıldı. Programda 247 lisanslı öğrenci bir üst kuşağa geçmek için 3 kişilik jüri karşısında ter döktü.

    Milli Hakemler Yavuz Kahrıman, Ümran Dikmenli ve Ali Koç tarafından sınava tâbi tutulan sporculara, uygulamalı tekvando hareketlerinin yanı sıra ‘Tekvando yemini nasıldır’ , ‘Tekvando kuşağı ne demek’ , ‘Tekvando elbisesinin adı nedir’ gibi bilgi soruları da yöneltildi.

    HAYALİM BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRMAK

    Sınava giren sporculardan Ayşenur Altan, tekvando sporu ile 3 yıldır uğraştığını belirterek, “Şu an siyah kuşak sınavlarına hazırlıyorum. En büyük hayalim milli sporcu olmak, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek ve yurt dışındaki müsabakalarda bayrağımızı dalgalandırmak” dedi.

    TEKVANDO SAYESİNDE HAYATA TUTUNDUM

    Bir diğer sporcu Abülmüttalip Alahan da, tekvando sayesinde hayata tutunduğunu dile getirerek, “Bize tüm bu imkânları sağlayan Başakşehir Belediyesi’ne ve Başkanımız Yasin Kartoğlu’na çok teşekkür ediyorum ve herkese sporla ilgilenmelerini tavsiye ediyorum” şeklinde konuştu.

    BAŞAKŞEHİR’E BÜTÜN MADALYALARI GETİRMEK İSTİYORUZ

    Başakşehir Belediyesi Spor Parkları Tekvando Antrenörü Mücahit Sözal ise öncelikli hedeflerinin sağlıklı bireyler yetiştirmek olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: “Şimdiye kadar çeşitli başarıla imza attık, 2020 yılı için de hedeflerimiz var. Madalya avına çıkıp Başakşehir’e bütün madalyaları getirmek istiyoruz.”

    Sporcu velilerinin büyük heyecanla takip ettikleri sınav, jüri üyelerine plaket takdimlerinin ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.



  • Başkan Akpolat’ın çağrısına Beşiktaşlılardan büyük destek geldi

    İSTANBUL, (DHA) – BEŞİKTAŞ Belediyesi, deprem bölgesinde mağdur olan vatandaşlar için yardım seferberliği başlattı. Belediye Başkanı Rıza Akpolat sosyal medya hesabından yaptığı çağrıya yüzlerce vatandaş, kısa sürede yanıt vererek depremzedeler için ihtiyaç malzemelerini Beşiktaş Belediyesi’ne getirdi.

    Elazığ’da meydana gelen deprem sonrasında, birçok belediye yardım seferberliği başlattı. Beşiktaş Belediyesi de yardımların toplanması için harekete geçti. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın başlattığı yardım seferberliği hemen karşılık buldu.

    YÜZLERCE VATANDAŞ DEPREMZEDELER İÇİN MALZEME GETİRDİ

    Yüzlerce vatandaş depremin yaralarını sarmak için uyku tulumu, mont, battaniye, çadır, kışlık yetişkin ve çocuk ayakkabısı başta olmak üzere buna benzer malzemeleri Beşiktaş Belediyesi Ana Hizmet Binasına getirdi. Başkan Rıza Akpolat, başkan yardımcıları ve ilgili birim müdürleriyle gün içinde toplantı yaparak yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

    BAŞKAN AKPOLAT'TAN TEK YÜREK ÇAĞRISI 

    Yardım seferberliğine gösterdiği hassasiyetten ötürü komşularına teşekkür eden Başkan Rıza Akpolat şu ifadeleri kullandı. "# Deprem bölgemizdeki vatandaşlarımız için tek yürek olduk! Başlattığımız dayanışma köprüsüne yoğun ilgi gösteren komşularımıza teşekkür ederiz. Yardımlarınızı 28 Ocak 17.00’ye kadar Belediye hizmet binamıza bırakabilirsiniz. Beşiktaş’ta paydaşlarımıza ve komşularımıza yaptığımız çağrı sonucunda, dün geceden itibaren yüzlerce vatandaşımızdan deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan malzemeler geldi. Salı günü 17.00’ye kadar yardımlarınızı bize ulaştırabilirsiniz."



  • Yazar İnanç: “İmtihan zamanıdır, yapabildiğiniz kadar yardım yapın”

    İSTANBUL, (DHA) – BAĞCILAR Belediyesi'nde yapılan‘Can veren pervaneler’ isimli konferansa katılan Yazar Hayati İnanç, Elazığ’da çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği depreme değindi. Depremzedeler için çağrıda bulunan İnanç, “Acı günler geçiriyoruz. Bir afete maruz kaldık. Bu kardeşlerimize dua edelim. İmtihan zamanıdır. Yapabildiğiniz kadar yardım yapın. Tam zamanı. Merhamet edersen merhamet bulursun” dedi.

    Yazar Hayati İnanç, Bağcılar Belediyesi’nce düzenlenen “Can veren pervaneler” isimli konferansta çoğunluğu gençlerden oluşan ilçe sakinleriyle bir araya geldi. Halk Sarayı’nda gerçekleşen programa Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz da katıldı. Kendini dede ile torun arasında postacılık yapan bir kişiye benzeten İnanç, unutulmuş olan örf ve adetlerimizden ahlak kurallarına kadar birçok konuda hem bilgi verdi hem de uyarılarda bulundu.

    KAPALI OLANI AÇ, AÇIK OLANI KAPA

    Dünya sevgisinin hastalıkların başı olduğunu belirten İnanç, “Ondan kurtulmak lazım. Dünya sevgisinden kurtulmadan saadete ermek çok zor. Adama sormuşlar ‘Malını mı seversin, günahını mı?’ ‘Tabii ki malımı severim’ demiş. Ama sevdiğini bırakıp gidiyorsun sevmediğini götürüyorsun. ‘Ne yapayım peki?” diye sormuş. Cevap, sevdiğini götür sevmediğini bırak kalsın. Malını götürmek, ahrete yatırım yapmakla olur; günahını bırakmak da tövbe etmekle olur.  Mutluluğun formülünü soruyorlar. Kapalı olanı aç, açık olanı kapa. Yani kapalı olan kese onu aç, açık olan da ağız onu da kapa. Boş lafı bırak malı ver. Aldığın değil verdiğin senin. Çünkü beden almakla ruh vermekle doyar. Elini vermeye alıştır bir gün can vereceksin. Eli vermeye alışık olan canı kolay verir. Çaresi bu yani” dedi.

    EVLAT ANNENİN ESERİDİR

    Kadınların önemine de dikkat çeken İnanç, sözlerine şöyle devam etti: “Evlat annenin eseridir. Ya anne yetiştirir ya da kimse yetiştiremez. Baba problem olmasın yeter. Baba olarak evladına iyilik yapacaksan anasına iyi davranacaksın. Erkeklere, hepimize, topluma, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, devlete düşen görev bu. Herhangi bir şeyi başarmış insan bilir ki; yol arkadaşının yardımı olmadan başarıya ulaşması imkansızdır”

    İnanç, Elazığ’da meydana gelen ve çok sayıda vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan 6.8’lik depremle ilgili de açıklamalarda bulundu. Acı günler geçirdiğimizi ifade eden İnanç, şunları söyledi: “Bir afete maruz kaldık. Bu kardeşlerimize dua edelim. İmtihan zamanıdır. Yapabildiğiniz kadar yardım yapın. Tam zamanı. Merhamet ederseniz merhamet bulursunuz” dedi.

    İnanç, programı Molla Cami’nin Peygamberimiz için yazdığı şiiri okuyarak bitirdi. Başkan Lokman Çağırıcı da ev sahibi olarak İnanç’a çiçek takdim etti.



  • Sabiha Gökçen'de Dünya Gümrük Günü'nde çiçek ve lokumlu karşılama

    Haber- Kamera: İlkay DİKİCİ / İSTANBUL,(DHA) Sabiha Gökçen Havalimanı'nda bulunan Gümrük Muhafaza Personeli, 26 Ocak Dünya Gümrük günü kapsamında dış hatlar gelen yolcu arındırılmış bölgede bulunan gümrük noktasına ulaşan yolcu ve hava yolu personeline, çiçek, çikolata ve Türk lokumu ikram etti.

    Uluslararası ticaretin geliştirilmesinde ve engellerin kaldırılmasında, önemli görevler üstlenen Dünya Gümrük Örgütü, ilk toplantısını gerçekleştirdiği 26 Ocak 1953 tarihinden esinlenerek, her yıl 26 Ocak gününü Dünya Gümrük Günü olarak ilan etti. Dünya Gümrük Günü kapsamında Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda görevli olan Gümrük Muhafaza personeli, Gümrük Kontrol noktasına gelen yolculara ve hava yolu personellerine çiçek ve çikolata ikram etti. İkramdan memnun olan yolculardan bazıları o anları cep telefonlarının kamerasıyla kaydederken, bazıları ise şaşkınlıklarını gizleyemedi.

    “BİZİ ÇOK MUTLU ETTİLER”

     Derya Kızak, “Dubai’den yeni inmiştik. Güzel bir sürpriz oldu. Biz de onların Gümrük Gününü kutladık. Bizi çok mutlu ettiler” diye konuştu. Yolculardan Azerbaycanlı Oruç Ali ise “ Gümrük Günü münasebetiyle tüm  Türkiye’nin bu özel gününü tebrik ederim. Türk kardeşlerimize ilk önce depremle bağlı baş sağlığı diliyorum. Söylemek isterim ki Azerbaycan her zaman Türkiye’nin yanındadır. Her zaman da böyle olacak" dedi. 

    FOTOĞRAFLI



  • Beşiktaş'ta Elazığ seferberliği

    İSTANBUL, (DHA) - Beşiktaş Belediyesi, Elazığ’da meydana gelen deprem sonrası tüm ilgili birimlerle bir araya gelerek, deprem bölgesine ihtiyaç halinde gönderilmek üzere bütün ekipmanlarını hazırladı. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat sosyal medyadan yaptığı açıklamada, AFAD ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli bir şekilde çalıştıklarını belirtti.

    Elazığ’da meydana gelen deprem sonrasında birçok belediye yardım seferberliğine başlattı. Beşiktaş Belediyesi de bu konuda üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmek için hazırlıklarını tamamladı. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat tüm gelişmeleri takip ederken, Başkan Akpolat sosyal medyada yaptığı paylaşımda Elazığ’ın yanında olduklarını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:  "Elazığ merkezli depremin ardından AFAD ve İstanbul Büyükşehir Belediyemiz ile koordineli bir şekilde İstanbul'dan yola çıkan kurtarma ekiplerine, Beşiktaş Deprem Lojistik Merkezimiz'den ekipman desteği sağladık. Arama kurtarma ekibimiz muhtemel tüm ihtiyaçlar için hazır beklemektedir"



  • Beşiktaş’ta ‘Sömestr Çocuk Festivali’ yarın başlıyor

    İstanbul (DHA) - Beşiktaşlı çocukların hem eğlenip hem de bilgileneceği ‘Sömestr Çocuk Festivali’ başlıyor. Akatlar Kültür Merkezi’nde yarın başlayacak festival, 25-28 Ocak tarihlerinde ücretsiz olarak devam edecek. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da festivalin ilk gününde çocuklarla bir araya gelecek.

    2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılının ara tatile girmesine sayılı günler kala Beşiktaş Belediyesi de çocuklar için ‘Sömestr Çocuk Festivali’ düzenliyor. Akatlar Kültür Merkezi’nde yarın başlayacak festivalde çocuklar, özel olarak hazırlanmış atölyelerde hem eğlenip hem de bilgi sahibi olacak.

    25-28 Ocak tarihleri arasında Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek festivalde çocuklar, Dev Van De Graaff jeneratörü, Bilim Parkı, Stem Atölyeleri, Plenataryum ve Bilim Partisi ile bilgilenerek sömestr tatilini dolu bir şekilde geçirecekler. Festivalin eğlence kısmında farklı film gösterimleri düzenlenecek. 25 Ocak’ta ‘Alvin ve Sincaplar 2’ filmi, 26 Ocak’ta ‘Buz Devri 5’, 27 Ocak’ta ‘Şirinler Kayıp Köy’ ve 28 Ocak’ta ise ‘Arabalar 3’ filmi gösterime sunulacak. Sömestr Çocuk Festivali Beşiktaş’ta yaşayan tüm çocukları bir araya getirecek.



  • (Görüntülü) "Kanser tedavisinin yan etkilerini azaltabiliyor"

    İSTANBUL, (DHA) FİTOTERAPİ, yani bitkilerle tedavi, son yıllarda birçok alanda destekleyici olarak karşımıza çıkıyor. Fitoterapi, kanser hastalarının da tedavisinde, mide bulantısını önleyici ya da tedaviye destek olarak kullanılabiliyor. Ancak bitkilerin kullanımının doktor kontrolünde yapılması gerekiyor, çünkü bazı ilaçlar ile etkileşime girerek tedaviyi olumsuz etkileyebiliyor. 

    Doç. Dr. Hasan Atilla Özkan meyan kökünün mideye iyi gelirken tansiyonu yükselttiğini, sarı kantaronun ise en çok “ilaç etkileşimi” olan bitkilerden biri olduğunu belirtti. 

    “HASTALARIN KONFORLU BİR HAYAT SÜRMELERİNE YARDIM EDİYOR”

    Fitoterapinin, şu anda kullanılan tedavilerin yerini alamayacağını belirten Yeditepe Üniversitesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özkan, “"Hematolojide fitoterapinin yeri ve bununla ilgili çalışmalar giderek artıyor. Tabii ki konvansiyonel tedavilerin yerini tamamen alabileceğini düşünmüyoruz. Ben fitoterapinin destek tedavi olarak kullanılabileceğini savunan doktorlardan biriyim. Özellikle hastalarımızda kemoterapi ya da immünoterapinin yan etkilerini azaltmada, daha konforlu bir hayat sürmede bunların etkinliğini görüyorum. Fitoterapi kullandığım hastalarımda komplikasyonlar daha az oluyor ve bir sonraki kemoterapi basamağına kadar geçen sürede daha aktif ve konforlu bir dönem geçirebiliyorlar" dedi. 

    “YÜKSEK DOZ C VİTAMİNİ, KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR MU?

    ”Doç. Dr. Hasan Atilla Özkan, yeşil çayın tedavilerde nasıl kullanıldığını şöyle anlattı: “Yeşil çay, özellikle multiple miyelomda fayda sağlıyor. Kalp yetmezliği ve böbrekten protein kaybı olan hastalarda da amiloid filmleri azalttığı gösterilmiş. Ayrıca kullandığımız, turmerik ya da kurkumin dediğimiz bir ürün daha var. Bunların bağışıklığı arttırıcı etkileri var. Bu madde kemoterapiye direnç geliştiren kanser hücrelerinin direncini kırıyor. Zencefili, kemoterapi sonrası bulantıyı engellemede kullanabiliyoruz. Kadın doğum uzmanları da gebelik sırasında kullanabiliyorlar. Ancak zencefili hastalarımıza tek başına vermiyoruz, ilaçlarla etkin bir kontrol sağlayamadığımız durumlarda ekliyoruz. 

     C vitamini ile ilgili olarak çalışmalara da değinen Doç. Dr.  Hasan Atilla Özkan, “Yüksek doz C vitaminin, kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyip öldürdüğü yönünde giderek artan sayıda klinik çalışma var. Ancak bunlar doktor kontrolünde, yüksek dozda ve damar yolundan verilerek gerçekleştirilen tedavi şekilleriyle etkin” dedi. 


     

    “BİTKİSEL OLDUĞU İÇİN YAN ETKİSİ YOKTUR DEMEK DOĞRU DEĞİL”

    Yeşil çay, miyelom tedavisinde önemli bir yere sahip bir ilaçla birlikte kullanıldığında bu ilacın etkinliğini azaltabildiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özkan, bitkisel olanların yan etkisi olmadığı düşüncesine karşı da uyardı ve şunları söyledi: 

    “Şöyle bir kavram var 'Bitkisel olduğu için yan etkisi yoktur.' Bu doğru değil. Yan etkileri olabiliyor ama bunların yanı sıra, farklı etkinlikleri de olabiliyor. Örneğin hipertansiyonu olan bir kişi mide bağırsak sıkıntıları nedeniyle meyan kökü kullandığında hipertansiyonu arttırabilir. Veya vücut direnci artsın diye sarımsak kullanılıyor ancak beraberinde kan sulandırıcı ilaç da kullanıyor. O zaman sarımsak da kanı sulandırdığı için kanama riski çıkıyor. Sarımsak tansiyonu düşürüyor ve hipertansiyon ilacı kullanan bir insan tansiyon düşüklüğü de yaşayabiliyor. Gingko biloba zihinsel aktiviteyi arttırmak için kullanılıyor ama ciddi şekilde kan sulandırıcı. Sarı kantaronun hafif depresyonda etkili olduğu birçok çalışmada gösterilmiş. Ancak sarı kantaron en fazla ilaç etkileşimi olan bitkisel kaynaktır. Bu tür ürünleri kullanmak isteyenler mutlaka doktor kontrolünde kullanmalıdır”


     

     



  • "Kanser tedavisinin yan etkilerini azaltabiliyor"

    İSTANBUL, (DHA) FİTOTERAPİ, yani bitkilerle tedavi, son yıllarda birçok alanda destekleyici olarak karşımıza çıkıyor. Fitoterapi, kanser hastalarının da tedavisinde, mide bulantısını önleyici ya da tedaviye destek olarak kullanılabiliyor. Ancak bitkilerin kullanımının doktor kontrolünde yapılması gerekiyor, çünkü bazı ilaçlar ile etkileşime girerek tedaviyi olumsuz etkileyebiliyor. 
    Doç. Dr. Hasan Atilla Özkan meyan kökünün mideye iyi gelirken tansiyonu yükselttiğini, sarı kantaronun ise en çok “ilaç etkileşimi” olan bitkilerden biri olduğunu belirtti. 
    “HASTALARIN KONFORLU BİR HAYAT SÜRMELERİNE YARDIM EDİYOR”
    Fitoterapinin, şu anda kullanılan tedavilerin yerini alamayacağını belirten Yeditepe Üniversitesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özkan, “"Hematolojide fitoterapinin yeri ve bununla ilgili çalışmalar giderek artıyor. Tabii ki konvansiyonel tedavilerin yerini tamamen alabileceğini düşünmüyoruz. Ben fitoterapinin destek tedavi olarak kullanılabileceğini savunan doktorlardan biriyim. Özellikle hastalarımızda kemoterapi ya da immünoterapinin yan etkilerini azaltmada, daha konforlu bir hayat sürmede bunların etkinliğini görüyorum. Fitoterapi kullandığım hastalarımda komplikasyonlar daha az oluyor ve bir sonraki kemoterapi basamağına kadar geçen sürede daha aktif ve konforlu bir dönem geçirebiliyorlar" dedi. 
    “YÜKSEK DOZ C VİTAMİNİ, KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR MU?
    ”Doç. Dr. Hasan Atilla Özkan, yeşil çayın tedavilerde nasıl kullanıldığını şöyle anlattı: “Yeşil çay, özellikle multiple miyelomda fayda sağlıyor. Kalp yetmezliği ve böbrekten protein kaybı olan hastalarda da amiloid filmleri azalttığı gösterilmiş. Ayrıca kullandığımız, turmerik ya da kurkumin dediğimiz bir ürün daha var. Bunların bağışıklığı arttırıcı etkileri var. Bu madde kemoterapiye direnç geliştiren kanser hücrelerinin direncini kırıyor. Zencefili, kemoterapi sonrası bulantıyı engellemede kullanabiliyoruz. Kadın doğum uzmanları da gebelik sırasında kullanabiliyorlar. Ancak zencefili hastalarımıza tek başına vermiyoruz, ilaçlarla etkin bir kontrol sağlayamadığımız durumlarda ekliyoruz. 
     C vitamini ile ilgili olarak çalışmalara da değinen Doç. Dr.  Hasan Atilla Özkan, “Yüksek doz C vitaminin, kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyip öldürdüğü yönünde giderek artan sayıda klinik çalışma var. Ancak bunlar doktor kontrolünde, yüksek dozda ve damar yolundan verilerek gerçekleştirilen tedavi şekilleriyle etkin” dedi. 

    “BİTKİSEL OLDUĞU İÇİN YAN ETKİSİ YOKTUR DEMEK DOĞRU DEĞİL”
    Yeşil çay, miyelom tedavisinde önemli bir yere sahip bir ilaçla birlikte kullanıldığında bu ilacın etkinliğini azaltabildiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özkan, bitkisel olanların yan etkisi olmadığı düşüncesine karşı da uyardı ve şunları söyledi: 
    “Şöyle bir kavram var 'Bitkisel olduğu için yan etkisi yoktur.' Bu doğru değil. Yan etkileri olabiliyor ama bunların yanı sıra, farklı etkinlikleri de olabiliyor. Örneğin hipertansiyonu olan bir kişi mide bağırsak sıkıntıları nedeniyle meyan kökü kullandığında hipertansiyonu arttırabilir. Veya vücut direnci artsın diye sarımsak kullanılıyor ancak beraberinde kan sulandırıcı ilaç da kullanıyor. O zaman sarımsak da kanı sulandırdığı için kanama riski çıkıyor. Sarımsak tansiyonu düşürüyor ve hipertansiyon ilacı kullanan bir insan tansiyon düşüklüğü de yaşayabiliyor. Gingko biloba zihinsel aktiviteyi arttırmak için kullanılıyor ama ciddi şekilde kan sulandırıcı. Sarı kantaronun hafif depresyonda etkili olduğu birçok çalışmada gösterilmiş. Ancak sarı kantaron en fazla ilaç etkileşimi olan bitkisel kaynaktır. Bu tür ürünleri kullanmak isteyenler mutlaka doktor kontrolünde kullanmalıdır”

     



  • Karla mücadele için 230 personel görev başında

    İstanbul (DHA)- Başakşehir Belediyesi, kış şartlarıyla mücadele kapsamında hazırlıklarını tamamlandı. Çalışmaların 230 personel ve 82 araçla 24 saat esasına göre yürütüldüğünü belirten eden Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, hazırlıkları drone ile havadan kontrol etti. Kartoğlu, “Arkadaşlarımız Başakşehirliler için 24 saat, var güçleriyle çalışacaklar” dedi.

    Başakşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü kış şartları ve karla mücadele kapsamında ilçe genelinde göreve hazırlık yaptı. Atatürk Olimpiyat Stadyumu yanındaki alanda 230 personel, görevli oldukları 82 araçla tam kadro hazır bulundu.

    BAŞKAN KARTOĞLU HAZIRLIKLARI DRONE İLE İZLEDİ

    Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, alana gelmeden önce drone kullanarak alandaki hazırlık çalışmalarını havadan izledi. Kartoğlu, daha sonra ekiplerin araçlarıyla hazır bulunduğu alana geldi.

    Burada açıklama yapan Başkan Kartoğlu, “Kış hazırlıkları için görevlendirilen araçların hazır bulunduğu alana geldik. Arkadaşlarımızdan raporları aldık. 24 saat esasına dayalı güzel bir çalışma modeli hazırlamışlar. Başakşehirliler için 24 saat, var güçleriyle çalışacaklar. Mevsim şartlarına dayalı yaşanan olumsuzlukları belediyemizin 444 06 69 numaralı telefonuna bildirebilirsiniz” diye konuştu.

    VATANDAŞLARA İKİ ÖNEMLİ HATIRLATMA 

    Vatandaşlara kış mevsimi için iki önemli hatırlatmada da bulunan Başkan Kartoğlu, “Sizden iki ricamız var. Biri, yola çıktığımızda kış lastiklerimizi takmayı lütfen unutmayalım ama daha önemlisi araçlarımızı çalıştırmadan önce mutlaka minik dostlarımız için kaputlarımıza vuralım. Ondan sonra araçlarımızı çalıştıralım.” dedi.



  • Başakşehir Youtube Akademi’nin ilk öğrencileri belli oldu

    İSTANBUL, (DHA)- Türkiye’nin ilk ve tek YouTube akademisinde eğitim alacak ilk YouTuber adayları belli oldu. Başakşehir Belediyesi YouTube Akademi’de yapılan mülakatların ardından 2 aylık eğitim programına katılacak 41 isim belirlendi. Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu akademilerine Ağrı'dan bile başvurular yapıldığını söyleyerek “Gençlerimize ilgilerinden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.

    “Başakşehir YouTuber’ını arıyor” reklamlarıyla büyük ilgi uyandıran Başakşehir Youtube Akademi’de, iki hafta süren mülakatlar tamamlandı. Türkiye genelinden binden fazla başvurunun arasından uygun görülen 210 YouTuber adayı ile yüz yüze görüşüldü. 14-25 yaş arasındaki YouTuber adayları, mülakatlarda YouTube Akademi’den beklentileri ve video içerikleri gibi pek çok konunda düşüncelerini paylaştı. Geleceğe dair planlarını da anlatan adayların mülakatlardaki heyecanı görülmeye değerdi. YouTube Akademi’nin kendileri için bulunmaz bir fırsat olduğu görüşünde birleşen gençler, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu’na özellikle teşekkür etti.

    YOUTUBE AKADEMİ BEKLENTİLERİN ÜSTÜNDE

    YouTuber adayları, mülakatın ardından gezdikleri Başakşehir YouTube Akademi’ye hayran kaldılar. Yalıtımlı stüdyoları tek tek dolaşan gençler, son teknoloji ürünü video çekim ekipmanlarının yanı sıra YouTube Akademi’nin teknik altyapısının beklediklerinin üstünde olduğunu söylediler.    

    41 ASİL, 9 YEDEK YOUTUBER ADAYI BELİRLENDİ

    Mülakatların ardından yapılan değerlendirmede, Türkiye’nin ilk ve tek YouTube akademisinde eğitim almaya hak kazanan ilk YouTuber adayları belli oldu. 210 kişi arasından 41 asil, 9 yedek aday belirlendi. Çoğunluğu erkeklerden oluşan 41 isim, Başakşehir YouTube Akademi’de eğitim programına katılacak.

    YOUTUBER ADAYLARINA 2 AYLIK EĞİTİM

    8 Şubat Cumartesi günü başlaması planlanan 2 aylık eğitimde adaylara, içerik oluşturma, çekim ve kurgunun yanı sıra telif ve kurallar hakkında da teorik ve uygulamalı dersler verilecek. Çekim için gerekli kamera, mikrofon ve ışık ekipmanlarının bulunduğu akademide, kursiyerler tüm ayrıntılar konusunda bilgilendirilecek.

    BAŞKAN KARTOĞLU: AĞRI’DAN BİLE BAŞVURU YAPAN GENÇLERİMİZ OLDU

    Youtube’ın internet kullanan gençler arasında en çok ilgi gören platformlardan biri olduğunu hatırlatan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, “Temel amacı tarih, bilim, kültür-sanat ve eğlence alanlarına yönelik doğru içerik üretilmesine destek sağlamak olan YouTube Akademi’de, 14-25 yaş arasındaki YouTuber adaylarımıza temel seviyede eğitimler vereceğiz. Gençlerimize ilgilerinden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Başakşehirli gençler için yola çıkmıştık ama İstanbul’un diğer ilçelerinden hatta Ağrı’dan bile başvuru yapan gençlerimiz oldu” dedi.

     



  • Yüzyüzeyken Konuşuruz'un yeni teklisi 'Kazılı Kuyum' yayında

    İSTANBUL, (DHA) - Türkiye alternatif müzik sahnesinin önemli temsilcilerinden Yüzyüzeyken Konuşuruz, yeni teklisi ‘Kazılı Kuyum’u Red Bull Müzik Stüdyoları, New York’ta kaydetti. Grubun analog olarak kaydettiği ‘Kazılı Kuyum’ isimli teklisinin müzik yolculuğunun anlatıldığı mini belgeselin ön gösterimi de özel bir davetle gerçekleşti. 

    Yüzyüzeyken Konuşuruz, Red Bull Müzik Stüdyoları, New York’a çıkarma yaptı. Grup, ‘Kazılı Kuyum’ isimli teklisini burada analog olarak kaydetti. New York’tan Bomonti’ye uzanan bu müzik yolculuğunun anlatıldığı mini belgeselin lansmanı ise ‘Red Bull Sunar: New York’ta bir analog’ isimli gecede gerçekleşti. Grup, Babylon Bomontiada’da gerçekleşen gecede ‘Kazılı Kuyum’ isimli şarkılarını da ilk kez canlı olarak sergiledi. 

    ÜNLÜ İSİMLER DE GRUBU DİNLEDİ

    Oyuncu Selin Şekerci ve Derya Karadaş, fotoğrafçı Tamer Yılmaz, modacı Niyazi Erdoğan, müzik yazarı ve DJ Murat Meriç, radyocu Yasemin Şefik, Survivor ile tanınan Anıl Berk Baki, internet fenomenleri Karya Çandar ve Akmet Aksöz gibi birçok sevilen isim grubu bu özel gecede yalnız bırakmadı. 

    KAZILI KUYUM PLAKLARI 24 OCAK’TA RAFLARDA YERİNİ ALACAK

    Bu zamana kadar birçok başarılı ismin performansına sahne olan New York’taki Red Bull Müzik Stüdyoları’nda kaydedilen ‘Kazılı Kuyum’ isimli tekli, Sony Music etiketiyle10 Ocak tarihinde tüm dijital platformlarda yayınlandı. Büyük beğeni toplayan eser, dijital kayıt yerine analog olarak kaydedildi. Grup, böylece müzikseverlere daha sıcak ve organik bir sound sunabilmeyi amaçladı. Analog olarak kaydedilen Kazılı Kuyum’un sınırlı sayıda üretilen plakları ise 24 Ocak itibariyle tüm müzik marketlerde satışta olacak.



  • Afrikalı albinoların dramı sanatseverler ile buluşacak

    İSTANBUL, (DHA) – Tanzanya’da, Vudu büyücülerinin elinden kaçan albinoların, foto muhabiri Bünyamin Aygün tarafından çekilmiş portre fotoğraflarının yer aldığı “Kara Kıtanın Beyaz Çocukları” sergisi, İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi’nde sergilenecek.

    İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi (İKÜSAG), sanat sezonunun dördüncü sergisinde, Afrikalı albinoların portrelerinin yer aldığı “Kara Kıtanın Beyaz Çocukları” seçkisine ev sahipliği yapıyor. Ödüllü foto muhabir Bünyamin Aygün’ün Tanzanya’da çektiği fotoğraflardan oluşan sergi, 12 Şubat Çarşamba günü, saat 15.00’da, İKÜ Ataköy yerleşkesinde gerçekleşecek açılış kokteyli ile sanatseverlerin beğenisine sunulacak. 

    ALBİNOLARIN DRAMI

    Daha önce “Sınırdaki İnsanlar” sergisi ile mülteci sorununa dikkat çeken Bünyamin Aygün, “Kara Kıtanın Beyaz Çocukları” adlı seçkisinde ise Afrika topraklarında lanetlenen, büyü için öldürülen ya da el, ayak, kulak vb. uzuvları kesilerek Vudu (Voodoo) büyücülerine satılan albinoların dramını gözler önüne seriyor.

    İnsanlık dışı uygulamalara maruz kalan albinoların sesi olmak için Tanzanya’ya giden Aygün, yaş ortalaması 35 olan, “siyah çiftlerin beyaz çocuklarının” yaşamlarından pek çok anı, karelerine yansıtmış. Güneşin ölümcül etkisinden de korunmak zorunda olan albinoların yaşam mücadelesine yakından tanıklık eden sanatçının 30 fotoğrafının yer aldığı “Kara Kıtanın Beyaz Çocukları” sergisi, 11 Mart Çarşamba gününe kadar ziyaret edilebilecek.

    BÜNYAMİN AYGÜN KİMDİR?

    Meslek hayatına, Günaydın ve Hürriyet gazetelerinde muhabirlik yaparak başlayan Bünyamin Aygün, 2003 yılından bu yana Milliyet gazetesinde foto muhabiri olarak görev yapıyor. Milliyet Gazetesi fotoğraf servisi müdürlüğünü de yürüten Aygün, bugüne kadar ABD'nin Irak operasyonu, Filistin intifadası, Suriye iç savaşı, İsrail’in Gazze bombardımanı, Mısır darbesi gibi savaşların yanı sıra birçok toplumsal olay ve afette görev aldı. 2013 yılında haber için gittiği Suriye’de IŞİD tarafından kaçırılarak 40 gün esir alınan deneyimli gazeteci, yaşadıklarını “IŞİD’in elinde 40 gün” adlı anı kitabında topladı. “Işığa Tutunmak”, “Gümüşhane”, “Türkiye’nin Çatıları”, “Kül”, ve “Sessiz Devin Kalesi” gibi toplam 11 kitabı bulunan Aygün’ün, Sedat Simavi Yılın Gazetecisi Ödülü, Abdi İpekçi Gazetecilik Cesaret Ödülü ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği tarafından, haber ve haber fotoğrafı dallarında verilen ödüllerde de pek çok birinciliği bulunuyor.

    FOTOĞRAFLI



  • “Akhisar depremi İstanbul’u tetiklemez”

    İSTANBUL, (DHA) - Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Zeki Hasgür, Manisa Akhisar’da meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki depremin olası İstanbul depremini tetiklemesinin mümkün olmadığını ancak Türkiye genelinde deprem aktivitesi yaşandığını söyledi.

    Akhisar’daki depremin yerin 10 kilometre derinliğinde meydana gelen sığ bir deprem olduğunu ifade eden Altınbaş Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Hasgür, artçıların da 6-7 kilometre derinlikte meydana geldiğini ve tüm sığ depremler gibi enerjisini yakın mesafeye aktardığı için halkta endişe yarattığını belirtti.

    Depremin meydana geldiği bölgenin 1970’te 7.2 büyüklüğünde bir deprem; 4 ve üzerinde 640 deprem ürettiğini vurgulayan Prof. Dr. Zeki Hasgür, vatandaşların bir gün daha beklemesinin doğru olacağını dile getirdi.

    “İVMESİ DÜŞÜK”

    Prof. Dr. Zeki Hasgür, Manisa’da gerçekleşen depremin ivmesinin çok yüksek olmadığını da kaydetti. Akhisar’da gerçekleşen depremin ivmesinin Doğu-Batı yönünde 41.7 santimetre/saniye olduğunu belirten Prof. Dr. Hasgür, bunun kısa süre önce İstanbul’da Silivri önünde meydana gelen depremin ivmesinin yaklaşık yarısı olduğunu dikkat çekti.

    Akhisar’daki depremin artçılarının çok dağınık bir şekilde gerçekleştiğini ve Aydın Efeler ile Bergama gibi uzak bölgelerde de artçılar meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Hasgür, “Şu anda bölgede deprem fırtınası yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Hasgür, Simav Depremi sonrasında artçı depremlerin 6 ay sürdüğünü de hatırlattı.

    “İSTANBUL’U TETİKLEMEZ”

    Prof. Dr. Hasgür, Akhisar Depremi için “Kırkağaç-Soma’da faylarının bulunduğu bölgede normal atımlı bir deprem gerçekleştiğini söyleyebiliriz” yorumunda bulundu. Akhisar’da meydana gelen depremin Ege Bölgesi’nin normal faylarıyla ilgili bir aktivite olduğunu belirten Prof. Dr. Zeki Hasgür, “Bu depremin Türkiye’nin diğer bölgelerindeki faylara bir etkisi olmaz. Ama Türkiye’de hızlanan bir aktivite olduğu açık. Ankara’daki deprem böyle bir aktivitenin yaşandığını gösteriyor” dedi.

    İstanbul’da da önemli bir enerji birikiminin söz konusu olduğunu, bu şehir için deprem beklentisinin sürdüğünü belirten Prof. Dr. Hasgür, “Ancak bu büyüklükteki bir depremin İstanbul’u tetikleyeceğini sanmıyorum” diye konuştu.

     

     

     

     



  • (Düzeltme) Sancaktepe'de, kap-kaççıyı belediye personeli kadın durdurdu

    İSTANBUL, (DHA)- Sancaktepe Belediyesi personeli Nejla Altundaş, inşaat işiyle uğraşan Orhan Tan (64) isimli vatandaşın otobüs durağında parasını çalmaya çalışan kap-kaççıyı etkisiz hale getirdi. Nejla Altuntaş sayesinde 16 bin lirasını çalıdırmaktan kurtulan  Orhan Tan, “Öncelikle sorumlu bir vatandaş bilinciyle hareket ederek paramın çalınmasına engel olan Nejla kardeşime ve başkanım Şeyma Döğücü ‘ye teşekkür ederim” dedi.

    Geçtiğimiz salı günü Çekmeköy’de  otobüs durağında akşak saatlerinde gerçekleşen kap-kaç olayında  Orhan Tan isimli vatandaş üzerinde bulunan 16.000 TL parayı; bir süredir kendisini takip eden kap-kaççıya kaptırdı. Olay anında durakta otobüs bekleyen Sancaktepe Belediyesi Personeli Nejla Altundaş ise durumu fark edip duraktan kaçmaya çalışan hırsıza müdahale ederek yere düşürdü ve etkisiz hale getirdi. Hırsız korkudan parayı bırakıp kaçarken, 16.000 lirayı geri alan genç kadın parayı sahibi Orhan Tan’a verdi. Sancaktepe ’de inşaat işleriyle uğraşan ve Belediye’ye gelen Orhan Tan parasını hırsızlardan kurtaran Nejla Altundaş’ın Sancaktepe Belediyesi’nde çalıştığını öğrenerek, konu ile alakalı Sancaktepe Belediye Başkanı Av. Şeyma Döğücü ’ye mektup yazarak görüşme talebinde bulundu. Talebin ardından gerçekleşen görüşmede Sancaktepe Belediye Başkanı Av. Şeyma Döğücü ‘ye ve Belediye Personeli Nejla Altundaş’a teşekkür eden Orhan Tan “Öncelikle Belediye’de görev yapan ve sorumlu bir vatandaş bilinciyle hareket ederek paramın çalınmasına engel olan Nejla kardeşime ve başkanım Şeyma Döğücü ‘ye teşekkür ederim. Başkanımın seçim öncesi söylediği ‘Canla, Başla’ sözü o gün tecelli etti” şeklinde konuştu.
    Sancaktepe Belediye Başkanı Av. Şeyma Döğücü ise makamında kabul ettiği Orhan Tan’a ve personel Nejla Altundaş’a teşekkürlerini sunarak “Belediyecilik gönül işi, Belediyecilik hayatın her alanında vatandaşa karşı sorumluluk içinde olunması gereken bir iş. Nejla kardeşimiz yaptığı işin sorumluluğu içinde Orhan Bey’e yardımcı oldu ve onu çok zor bir durumda kalmaktan kurtardı. Bu işin belediyemiz bünyesinde çalışan bir kadın tarafından yapılması ise bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Nejla kardeşime huzurlarınızda teşekkürlerimi sunarım. Belediye Başkanı olarak kendini riske atarak yapmış olduğu insani davranıştan ötürü tebrik ederim” şeklinde sözlerini tamamladı.

    Parasını kurtaran 64 yaşındaki Orhan Tan'ın kaçan hırsız için emniyete şikayet etmediği belirtildi.



  • Prof. Dr. Uğur Batı: Düzensiz gelir beyin sağlığını olumsuz etkiliyor

    İSTANBUL, (DHA) - Pek çok araştırma gösteriyor ki, düzensiz gelir, maddi kayıplar ve gelir konusundaki belirsizlikler, beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Düzensiz geliri olan kişilerin sürekli stres halinde olmasından dolayı beyin sağlıklarında sorunlar yaşanabileceğini söyleyen Karar Bilimci Prof. Dr. Uğur Batı, yaşam kalitesini arttırmak ve daha fazla sosyalleşebilmek için önerilerde bulundu.

    Gelir dalgalanması insan psikolojisi ve vücut üzerinde sanıldığından daha fazla etki bırakıyor. Karar Bilimci ve Yazar Prof. Dr. Uğur Batı, yapılan araştırmalara göre düzensiz geliri olan kişilerin stres kaynaklı pek çok sorunla karşılaşabildiğini ifade etti.

    “Beyinden ziyada merkezi sinir sistemi dediğimiz daha büyük bir olguyu konuşmamız daha doğru olacaktır. Beyin onun hem parçası hem de ana yöneticisidir” diye konuşan Nişantaşı Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Uğur Batı, “İnsan hayatında kayıp ve kazançlar olacaktır. Yaşam koşulları da bu anlamda önemli bir parametredir. Düzensiz gelir kortikal stres dediğimiz süregelen bir strese neden oluyor. Bu noktada yapılan araştırmalar, düzensiz geliri olan kişilerin beyin sağlığının olumsuz yönde etkilendiğini ortaya koyuyor. İnsan türünün en asli özelliklerinden biri hayatta kalma, neslinin devamını sağlama ve yaşamını güven içinde sürdürmektir. Fiziksel, güvenlik ve beslenme gibi ihtiyaçlarımızı karşıladığımız gelir de bunlardan biri. İnsan evladı, dünyada on binlerce yıl önce başlayan misafirliğinin ilk aşamasında hayatını avlanarak sürdürmeye çalışmış, avlanabildiği süre de kendini güvende hissetmiştir. Temel nedeni budur” ifadelerini kullandı.

    TEMEL İHTİYAÇLARDA YENİ YAKLAŞIM: SOSYALLEŞME BİRİNCİ SIRADA

    İnsanın yaşama, barınma ve gıda ihtiyaçlarını sağlamasının ardından sosyalleşmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Uğur Batı, “İnsan sosyal bir varlık. Yaşam kalitesini arttırmak sosyalleşme basamağı ile başlıyor. Amerikalı psikolog Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin yanlış olduğunu savunan yeni bir yaklaşım var. Bu yeni yaklaşımda insanların sosyal bir varlık olarak ilk önce sosyalleşme ihtiyaçlarını gidermelerinin gerektiği vurgulanıyor. Ancak sosyal ihtiyacını gideren insanların diğer ihtiyaçlarını karşılayabileceği ifade ediliyor” dedi.

    “YAŞAM KALİTESİNİ ARTTIRMAK SADECE PARA İLE ALAKALI BİR ŞEY DEĞİL”

    Yaşam kalitesini arttırarak sosyalleşmeyi sağlamak için önerilerde de bulunan Prof. Dr. Batı, “Örneğin büyükşehirlerde yüzlerce ücretsiz etkinlik düzenleniyor.  Bu konuda İstanbul biraz daha şanslı. Ama diğer illerimizde de belediyelerimiz sosyal politikalar konusunda çalışmalar düzenliyor ve ücretsiz olarak vatandaşlara sunuyorlar. Bunları takip ederek hayatlarındaki önemli boşluğu doldurmuş olurlar. Yaşam kalitesini arttırmak hayatta derinleşme ile alakalı bir durumdur. Dolayısıyla yaşam kalitesini arttırmak sadece para ile alakalı bir şey değil. İnsanlar anlam konusunda derinlikli olmalı, düşünmeli, üretmeli, iyi sosyalleşmeli” ifadelerini kullandı.



  • Sancaktepe'de, kap-kaçıyı belediye personeli kadın durdurdu

    İSTANBUL, (DHA)- Sancaktepe Belediyesi personeli Nejla Altundaş, inşaat işiyle uğraşan Orhan Tan (64) isimli vatandaşın otobüs durağında parasını çalmaya çalışan kap-kaçıyı etkisiz hale getirdi. Nejla Altuntaş sayesinde 16 bin lirasını çalıdırmaktan kurtulan  Orhan Tan, “Öncelikle sorumlu bir vatandaş bilinciyle hareket ederek paramın çalınmasına engel olan Nejla kardeşime ve başkanım Şeyma Döğücü ‘ye teşekkür ederim” dedi.

    Geçtiğimiz salı günü Çekmeköy’de  otobüs durağında akşak saatlerinde gerçekleşen kapkaç olayında  Orhan Tan isimli vatandaş üzerinde bulunan 16.000 TL parayı; bir süredir kendisini takip eden kap-kaçıya kaptırdı. Olay anında durakta otobüs bekleyen Sancaktepe Belediyesi Personeli Nejla Altundaş ise durumu fark edip duraktan kaçmaya çalışan hırsıza müdahale ederek yere düşürdü ve etkisiz hale getirdi. Hırsız korkudan parayı bırakıp kaçarken, 16.000 lirayı geri alan genç kadın parayı sahibi Orhan Tan’a verdi.

    Sancaktepe ’de inşaat işleriyle uğraşan ve Belediye’ye gelen Orhan Tan parasını hırsızlardan kurtaran Nejla Altundaş’ın Sancaktepe Belediyesi’nde çalıştığını öğrenerek, konu ile alakalı Sancaktepe Belediye Başkanı Av. Şeyma Döğücü ’ye mektup yazarak görüşme talebinde bulundu. Talebin ardından gerçekleşen görüşmede Sancaktepe Belediye Başkanı Av. Şeyma Döğücü ‘ye ve Belediye Personeli Nejla Altundaş’a teşekkür eden Orhan Tan “Öncelikle Belediye’de görev yapan ve sorumlu bir vatandaş bilinciyle hareket ederek paramın çalınmasına engel olan Nejla kardeşime ve başkanım Şeyma Döğücü ‘ye teşekkür ederim. Başkanımın seçim öncesi söylediği ‘Canla, Başla’ sözü o gün tecelli etti” şeklinde konuştu.

    Sancaktepe Belediye Başkanı Av. Şeyma Döğücü ise makamında kabul ettiği Orhan Tan’a ve personel Nejla Altundaş’a teşekkürlerini sunarak “Belediyecilik gönül işi, Belediyecilik hayatın her alanında vatandaşa karşı sorumluluk içinde olunması gereken bir iş. Nejla kardeşimiz yaptığı işin sorumluluğu içinde Orhan Bey’e yardımcı oldu ve onu çok zor bir durumda kalmaktan kurtardı. Bu işin belediyemiz bünyesinde çalışan bir kadın tarafından yapılması ise bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Nejla kardeşime huzurlarınızda teşekkürlerimi sunarım. Belediye Başkanı olarak kendini riske atarak yapmış olduğu insani davranıştan ötürü tebrik ederim” şeklinde sözlerini tamamladı.

    Parasını kurtaran 64 yaşındaki Orhan Tan'ın kaçan hırsız için emniyete şikayet etmediği belirtildi.



  • Çocuklar yarıyıl etkinlikleri ile doyasıya eğleniyor

    İstanbul (DHA)- Okulların ara tatile girmesi nedeniyle Ümraniye Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen yarıyıl etkinlikleri çocuklardan yoğun ilgi gördü. Keyifli bir tatil geçirmek için  isteyen çocuklar, Ümraniye Belediyesi’nin düzenlediği etkinliklerde sinema ve tiyatro izleyerek keyifli zaman geçiriyor. 

    O etkinliklerden birinin düzenlediği Cemil Meriç Gençlik Kültür ve Eğitim Merkezi’ne gelen çocuklar bugün ‘Büyük Peynir Yarışı’ isimli animasyon filmini izledi. Filmi izlerken keyifli bir zaman geçiren çocuklar yine aynı kültür merkezinde sahnelenen ‘Sokağın Mutlu Sakinleri’ isimli tiyatro oyununu izledi. 

    Kültür merkezindeki etkinliklere katılan çocuklar, “Çok eğleniyorum. Programları da çok beğendim. Belediye Başkanımıza bu etkinliklerden dolayı teşekkür ediyorum. Tatil çok güzel geçiyor. Kafamızı dağıtıyoruz ve evde boş boş oturmuyoruz. Bizim için eğlenceli bir tatil oldu” dedi.

    Çocuklar bugün Cemil Meriç Gençlik Kültür ve Eğitim Merkezi’ndeki etkinliklerin yanı sıra Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde ‘Yarını Akıl Yapar’, Mehmet Akif Kültür ve Eğitim Merkezi’nde ‘Birlikte Güzeliz”, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde ise ‘Alibaba ve Kırk Haramiler’ isimli tiyatro oyununu izleyerek keyifli bir gün geçirdi.



  • Balkanlardaki Göç ve Mübadelenin etkileri konuşuldu

    İSTANBUL, (DHA)- Tarihsel Sürecinde Balkanlarda Göç ve Mübadelenin Günümüze Etkileri, İstanbul Rumeli Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştayda konuşuldu. Çalıştayda, Türkiye’nin yaşadığı göç problemlerini aşmasında Mübadele deneyimlerinin yol gösterici olduğu vurgulandı.

    İstanbul Rumeli Üniversitesi Küresel Politikalar Araştırma ve Uygulama Merkezi (RUPAM) ile Balkan Göçleri ve Mübadele konusunda araştırmalar gerçekleştiren Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi'nce (RUBASAM); yapılan çalıştayda 'Tarihsel Sürecinde Balkanlarda Göç ve Mübadelenin Günümüze Etkileri',  'Balkan Göçleri ve Mübadele, Göç Yönetimi Deneyimi konuşuldu. 

     İstanbul Rumeli Üniversitesi Haliç Yerleşkesi'ndeki tarihi mekânda gerçekleştirilen çalıştayın açılış konuşmasını yapan üniversitenin rektörü Prof. Dr. Tamer Dodurka, göç olgusunun acı deneyimler olduğunu, tüm insanlığın bu acıların tekrar yaşanmaması için iyi göç yönetim modelleri geliştirmesinin gerektiğini belirterek, “Bu çalıştay, göç yönetimi konusunda çalışmalar yapan araştırma merkezimiz RUPAM ile alanında önemli çalışmalar yapan RUBASAM’ın Mübadele üzerinden göç yönetimi deneyimlerimizi aktarmasını sağlayacaktır” dedi.

    Çalıştayın “Rumeli Göçleri, Mübadele ve Göç Deneyimleri” başlıklı birinci panel toplantısının moderatörlüğünü Yapan RUPAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Özmen, Mübadelenin, Türklerin tarihinde sıkça yaşanan sürgünlerin bir halkası olduğunu ve Balkanlar’da yaşanan dramın etkilerinin halen sürdüğünü dikkat çekti. Özmen, “Türklere yapılan soykırım gibi ithamlara mübadelenin cevap olduğunu, milyonlarla ifade edilen Balkan Türk varlığının nasıl eritildiğini, soykırımlarla Türk nüfusun nasıl ortadan kaldırıldığını ve kalanlara dahi bulundukları coğrafyalarda günümüzde tahammül edilemediğinin görüldüğünü” ifade etti.

    “KÜLTÜREL BENZERLİKLER ENTEGRASYONU KOLAYLAŞTIRIYOR”

    Kültürel benzerliklerin olmaması halinde göç durumunda sıkıntılar yaşanabileceğine dikkat çeken çalıştayın katılımcılarından Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu da  “Balkanlarla böyle bir problemimiz olmadı. Balkanlar, Türkler içinde 500 yıllık bir yaşayış sonrasında tamamen Türk kültürünü benimsedi. Bu insanların Anadolu’ ya geldiklerinde yabancılık çekmediklerini görüyoruz.  Balkanlardan gelenlerin yemek kültürü ile Anadolu'dakilerin yemek kültürleri birbirinden farklıydı. Onlar da bile Anadolu onları benimsedi ve sıkıntı çekilmedi. Dil, tarih, diğer kültürel değerler aynı, ailevi yapı aynı olunca dolayısıyla büyük sıkıntılar çekilmiyor” diye konuştu. 

    “KİMLİK, DİL VE ALFABE ÇOK ÖNEMLİ”

    Kimlik, dil ve alfabenin önemine dikkat çeken Halaçoğlu, “Biz alfabeyi değiştirmekle dilimizi kaybetmedik, Arap alfabesiyle yazdığımızda Anadolu Türkçe konuşuyordu. Bizim Gürcü alfabesi ile Ermeni alfabesiyle de Türkçe metinlerimiz var. Şimdi Latin alfabesiyle yazıyoruz ama Latince konuşmuyoruz, Türkçe konuşuyoruz” diye konuştu.

    “MÜBADELE GÖÇÜN ETKİLERİNİ GÖRMEDE ETKİLİ”

    İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise yaptığı konuşmada; Göç kavramı türleri ve göç yönetimi konusunda bilgiler aktararak mübadelenin zorunlu göçün etkilerini görme konusunda önemli olduğunu belirtti. Adıgüzel ayrıca, “Günümüzde yaşanan Suriye göçünde, sığınmacıların kalıcı olup olmadıkları, uyum sağlayıp sağlamadıkları, ileri zamanlarda neler yaşanabileceği gibi birçok konuda Mübadele önemli inceleme alanı olarak değerlendirilmelidir” dedi.

    Panelin son konuşmacısı, RUPAM Koordinatörü Murat Lehimler ise, mübadele ile ilgili olarak, “Mübadele kararının Lozan’da ana gündem maddesi olmaması ve aniden gündeme alınması ilginçtir. Bugün pek bilinmiyor, bu kararın Lozan’da gündeme alınmasından sonra, Kuzey Kutup kâşifi Fridtjof Nansen özel yetkili komiser olarak Milletler Cemiyeti tarafından atanıyor ve halen daha tartışılan mübadelenin bu noktaya gelmesinde verdiği raporlar etkili oluyor. Bu yüzden göç yönetiminde sağlıklı veriler elde edilmesi oldukça önemlidir” dedi.

    Çalıştayın “Göçle Gelen Kültürel Değişim” başlıklı ikinci panel toplantısının moderatörlüğünü yapan Dr. Öğr Üyesi Fatih Turan Yaman da, göçün kültürel anlamda değişimin ana kaynaklarından biri olduğunu, gerek yerel yönetim ve gerekse merkezi yönetimin bu değişimi dikkatle ele alması gerektiğini açıkladı.

    “ZORUNLU GÖÇ BUNDAN SONRA HEP GÜNDEMİMİZDE OLACAK”

    Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamza Ateş, kamu yönetiminin göç yönetimi konusunda sürekli olarak sistemini gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Ateş, “Göç, türleri, sistemi, hareketlilikleri ile çok kapsamı bir olay. Her aşamasında sürekli olarak kamusal faaliyetler ortaya çıkarmak, modeller üretmek ve sistem kurmak gerekiyor. Özellikle zorunlu göç bundan sonra hep gündemimizde olacak ve konuya iyi çalışmamız gerekiyor” dedi.

    Namık Kemal Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ali Tilbe de, Türklerin edebiyat ve kültürünün neredeyse göç temalı olduğunu, türkülerden ağıtlara, romanlara kadar her alanda göçün acılarının anlatıldığını belirtti. Tilbe, “Göç edebi alanda bizim için önemli bir külliyatı ortaya çıkarmıştır. Edebi eserlerin mutlaka yeni kuşaklara anlatılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    Panelin son konuşmacısı, Dr. Öğr. Üyesi Neval Konuk Halaçoğlu, Balkan Türk kültürel varlıklarının özellikle mimari açıdan göçle inşa edilen kültürü mimaride somutlaştırdığını, önemli eserler ortaya çıktığını ama mübadele sonrasında bu eserlerin imha edildiğini örnekleriyle anlattı.

    Çalıştaya RUBASAM Başkan Vekili Süheyl Çobanoğlu, RUBASAM Başkan Yardımcısı Aysun Kılıçaslan Soku, Tümbikon Konfederasyonu Genel Başkanı Cevdet Akay, Yunanistan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Ferruh Özkan, Bulgaristan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Rafet Ulutürk, 25. ve 26. dönem İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ertaç Ergüven; çok sayıda akademisyen, uzman, sivil toplum kuruluşu üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.



  • Gazeteciler, iç ve dış politikada gündemin nabzını tuttu

    İstanbul (DHA)- Bağcılar Belediyesi tarafından başlatılan “Bildiğiniz gibi değil” söyleşi serisinin üçüncüsüne Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu ve Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar konuk oldu. Mehmet Akif Ersoy Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programın moderatörlüğünü yapan Gazeteci-Yazar Ekrem Kızıltaş, İstanbul Havalimanı, Kanal İstanbul ve Doğu Akdeniz konusunda sosyal medya ve fısıltı gazetesi üzerinden yapılan algı operasyonlarını anlattı.

    Kanal İstanbul’un “İhanet, cinayet” benzetmelerinin aksine çok ciddi bir proje olduğunu belirten Kızıltaş, “Evimizin arka bahçesine su arkı yapmıyoruz. Karadeniz’le Marmara arasına ciddi bir kanal yapıyoruz. Boğaza alternatif değil ama boğaz kadar önemli bir iş yapıyoruz. Bu işe 2011’de karar verildi. O tarihten beri 7 üniversitenden 36 bilim dalında 200 uzman 13 bin sayfa rapor hazırlamışlar. Kuş türlerinden depreme kadar her şeyi ölçmüşler. O insanlar 13 bin rapor hazırlamış ama birileri ‘problem var yapmamalıyız’ diyor. ‘Suya tuzlu su karışır’ diyor. Karışmaz çünkü kanal yapıyoruz hendek eşmiyoruz. Ne demek kanalın altı yanları beton ve teknik olarak geçirimsiz betonlar. Söyleyecek bir şey olmayınca ben anlamam bunun aksini söyleyeni kabul etmem diyor” dedi.

    OKAN MÜDERRİSOĞLU: HAFTADA 6 GÜN, GÜNDE 10 SAAT ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ

    İçinde bulunduğumuz ekonomik durumu değerlendiren Okan Müderrisoğlu ise “Türkiye eğer kendine biçilen rolü oynamayı kabul etseydi bugün yaşadığımız problemleri yaşamayacaktık. Ama biz bugün bedel ödemezsek birkaç kuşak daha bedel ödemeye devam edecek. Türkiye gerçek kimliğine bir türlü kavuşamayacak. Dolayısıyla birçok açıdan Türkiye bağımsız olmaya, kendi çıkarlarını önceleyecek politikalar uygulamaya gayret ediyor. O nedenle ülkenin en avantajlı olduğu konu genç dinamik nüfusa sahip olması aynı zamanda ciddi bir liderliğinin olmasıdır. Bugün küresel sistemde liderlik problemi var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın temsil ettiği liderlik gelecekteki kaotik küresel ortamda Türkiye’nin belki de sigortası olarak gözüküyor” diye konuştu.

    “SİYASAL SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDA OLMALIYIZ”

    2001 kriziyle her açıdan fakirleşen, siyasetin bittiği ülkemizde 2002’de iktidara gelen AK Parti’nin hem bölgeye hem de İslam alemine umut olduğunu belirten Müderrisoğlu, her geçen gün büyüyen Türkiye’nin önünü kesmek isteyen üst aklın Gezi olaylarından 17-25 Aralık’a ve 15 Temmuz’a kadar çok sayıda saldırıyı tertiplediğine dikkat çekti. Müderrisoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim de tedbirli ve teyakkuz halinde olmamız gerekiyor. Bizlere düşen bu dönemdeki görev hem siyasal sorumluluğumuzun farkında olmak hem bu ülkede olup bitenleri asla dikkatten kaçırmayarak aynı zamanda mücadeleye devam etmektir. Daha fazla üretmek ve 20 bin dolar milli geliri aşana kadar haftada en az 6 gün günde en az 10 saat çalışmak zorundayız. Bizden sonraki kuşaklar için daha fazla özveride bulunmak zorundayız.”

    BERCAN TUTAR: TÜRKİYE, 140 YIL SONRA OSMANLI’NIN RÖVANŞINI ALDI

    Batı için en büyük sorunun Türkiye değil, Türkiye’yi kimin hangi mantıkla yönettiği olduğunu söyleyen Bercan Tutar da “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kadrolarının daha bağımsız stratejiler izlemesi dünya sistemindeki açıklardan faydalanmak istemesi onların çok zoruna gidiyor. Emperyalist sistem hedef seçtiği vesayet altındaki ülkenin plan ve proje yapmasını asla istemez. Şimdiye kadar biz hep kendimizi batının bize dayattığı algıyla tanımlamıştık. Onların gözü ve merceğiyle bakıyorduk. AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra ilk kez Türkiye batının kendisine dayattığı tanımı değiştirmeye başladı. Ama Erdoğan bu tanımı değiştirdi” dedi.

    Türkiye’nin Osmanlı gibi hareket ettiğini de sözlerine ekleyen Tutar, şunları söyledi: “Son yapılan Berlin Kongresi’yle, Osmanlı’nın 140 yıl sonraki rövanşı alındı. Bir anlamda Türkiye aynı Osmanlı gibi hareket ediyor. Osmanlı’nın oradaki varlığı Avrupa emperyalizminin bu ülkeleri 1878 Berlin Antlaşması’na kadar buralara sömürgeleştirmesine saldırmasına engel oldu. Bir anlamda Afrika’daki Müslümanlar korunmuş oldu bu yeni süreçte de yine korunuyor. Türkiye’nin Afrika politikası geleceğimiz için çok önemli.”

    Programın sonunda davetlilere kitap hediye edildi.



  • Grip aşısı hastalığı hafif geçirmeyi sağlıyor

    İSTANBUL, (DHA)- Gribin çok kolay bulaştığını ve hastalığın ağır geçtiğini belirten Uzm. Dr. Saliha Serap Tükek, "Antibiyotik grip tedavisinde kullanılmaz. Her ağrı kesici her hastaya verilemez. Aşı ise gribi daha hafif ve ayakta geçirmenizi sağlar" dedi.

    Grip ve nezlenin birbirinden farklı olduğuna dikkat çeken Medipol Üniversitesi Hastanesi Vatan Kliniği’nden Uzm. Dr. Saliha Serap Tükek, hastalıkla ilgili önemli bilgiler verdi. Uzm. Dr. Tükek, gripte yüksek ateş olduğunu belirterek “Grip, 39-40 derece yüksek ateş olabilen, kırıklık, halsizlik, öksürük, yaygın ağrılar ile seyreden viral bir hastalıktır. En sık enflüanza A, B ve C virüsleri ile olur. H1N1, H3N2 gibi alt grupları da vardır. Viral enfeksiyonların görüldüğü kış aylarında el temizliği, hijyen kurallarına dikkat edilmeli. Hasta olan kişilerle sarılma, öpüşme, kucaklaşma en aza indirilmelidir” ifadelerini kullandı.

    CORONA VİRÜSÜ DE ETKİLEYEBİLİR

    Nezlenin ise daha hafif geçirildiğine değinen Dr. Tükek, şöyle devam etti:

    “Nezle burun akıntısı, hapşırık, kaşıntı, gözlerde yanma, batma ile kendini gösteren hafif bir tablodur. Alerjik de olabilir, Corona virüs de etken olabilir. Rhinovirus, Parainfluenza, Coronavirus gibi pek çok virüs genellikle nezle gibi, üst solunum yolu enfeksiyonu yapar. Ama bağışıklık sistemi yetersiz kişilerde örneğin küçük çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar gibi, bu virüslerden coronavirus (geçmişte SARS, MERS gibi, şimdi Çin’de görülen vakalar gibi) daha ciddi enfeksiyonlara (zatürre, nefrit vs.) yol açabilir. Bu kişilerde ölümcül bile olabilirler. RSV, CMV gibi diğer virüsler de böyledir. Virüsler zamanla mutasyona uğradıkları için, tipik özellikleri değişir, "gizemli" denmesi bu yüzden. Soğuk algınlığı çeşitli kimyasallar, toz ile tetiklenebilir. Ateş ve ağrı hafif şiddetlidir. Nezleyi soğuk algınlığı gibi düşünebiliriz. Çoğu hastamız bunları karıştırabiliyor. Sık sık grip oluyorum diye gelen hastalar aslında nezle olabiliyor.”

    ANTİBİYOTİK GRİBİ GEÇİRMEZ

    Dr. Tükek, grip durumunda istirahatin, çevreye bulaşmayı da engellediğine işaret ederek şu bilgileri verdi:

    “Grip çok kolay bulaşır. Bir hapşırıkla ya da öksürükle karşımızdakine hemen geçebilir. Tedavide antiviral ilaçları da kimi zaman kullanmak isteriz. Hastayı ilk 72 saat içinde yüksek ateş ile görmüşsek, hasta Astım-Koah'lı, diyabetik ya da kronik hastalıklı, 65 yaş üstü yahut sigara içicisi ise o zaman vermeyi uygun buluyoruz. Yani antibiyotik vermiyoruz. Vurgulamak istiyorum ki ‘Grip oldum bir antibiyotik yazar mısınız’ cümlesi ve isteği yanlıştır. Antibiyotik grip tedavisinde kullanılmaz. Ancak grip geçirdikten günler sonra sinüzit veya zatürre tabloya eklenirse antibiyotik tedavisi o zaman gerekir.”

    HER AĞRI KESİCİYİ KULLANMAYIN

    Bir diğer yanlışın da bilinçsiz ateş düşürücü, ağrı kesici kullanımı olduğunu vurgulayan Dr. Tükek, şu değerlendirmede bulundu:

    “Bilmeliyiz ki her ağrı kesici her hastaya verilemez. Bu ilaçlarla bazen alerjik reaksiyonlar hatta yoğun bakım gerektiren durumlar ortaya çıkabilir. Gebeliğin ilk 3 ayında parasatemol dışında ağrı kesici ve ateş düşürücü vermiyoruz. Kronik böbrek hastalarında, NSAID dediğimiz yani romatizma ilaçları denilen güçlü ağrı kesicileri vermiyoruz. Çünkü bu ilaçlarla böbrek yetersizliği gelişiyor ve diyaliz ihtiyacı bile ortaya çıkabiliyor. Diğer bir konu da aşı karşıtlarına kulak vermeyin. Doktorunuz önerdiyse aşınızı olunuz. Astım ve Koah'ı olanlar, gebeler, diyabet hastaları, kalp ve böbrek hastalığı olanlar, 65 yaş üstü kişiler grip aşınızı yaptırınız. Aşı, grip olmanızı yüzde 100 engellemez ama daha hafif ve ayakta geçirmenizi sağlar. Ciddi ilaçlar kullanmanıza gerek kalmaz. Hatta bazı hastalarımıza zatürre aşıları gerekmektedir.”