MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Irak'ın kuzeyindeki terör hedefleri vuruldu

    ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanlığı, Irak kuzeyi Hakurk bölgesinde düzenlenen hava harekâtında, bölücü terör örgütü tarafından kullanılan hedeflerin vurulduğunu açıkladı.
    Bakanlığın Twitter hesabından yapılan açıklamada, "Irak kuzeyi Hakurk bölgesine düzenlenen hava harekâtı neticesinde, bölücü terör örgütü tarafından silah mevzii, barınak, sığınak ve mühimmat deposu olarak kullanılan hedefler vuruldu" denildi.
    FOTOĞRAFLI
     



  • Akkuyu NGS, 7 yılda 100 bin kişiyi bilgilendirdi

    MERSİN, (DHA) – MERSİN’de inşası devam eden Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS’nin Toplum Bilgilendirme Merkezi, 7 yılda yaklaşık 100 bin kişiyi bilgilendirdi.
    Akkuyu Nükleer Mersin Toplum Bilgilendirme Merkezi, bu eğitim yılının bilançosunu çıkardı. 7 yılda Bilgilendirme Merkezi’nin etkinliklerine yaklaşık 100 bin kişi katıldı.
    Merkez, 2012 yılında Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu tarafından nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına yönelik işbirliğinin bir parçası olarak kuruldu. Bilgilendirme Merkezi, halkla doğrudan diyalog kurmayı ve nükleer enerji, nükleer teknolojiler hakkında bilgi vermeyi amaçlıyor. Merkez, bölge halkından gelen sorulara objektif cevaplar üreterek çok yönlü bir iletişim ve bilgi edinme platformu görevi görüyor.
    NÜKLEER ENERJİ ANLATILIYOR
    Ziyaretçilere genel olarak nükleer endüstrisinin tarihi ve gelişimi, nükleer enerji ve fizik alanındaki kazanımlar hakkında bilgi verilen merkezde, nükleer santrallerin nasıl çalıştığı, santralde hangi güvenlik önlemlerinin alındığı, nükleer santrallerin neden gerekli olduğu, NGS'lerin inşa edildikleri ve işletildikleri bölgelerin kalkınmasında ne gibi katkılar sağladıkları anlatılıyor.
    3 BOYUTLU MAKETLE TANITILIYOR
    Akkuyu Nükleer Mersin Toplum Bilgilendirme Merkezi Başkanı Eyyup Lütfi Sarıcı, nükleer güç santralinin çalışma prensipleri hakkında konuştu. Sarıcı şunları söyledi: "Nükleer güç santrali 3 boyutlu maketler ile tanıtılıyor. Merkezimizde, yerel yönetim temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ile eğitim etkinlikleri, konferanslar, seminerler ve yuvarlak masa toplantıları da düzenliyoruz. Merkez ayrıca ilçelerde yaşayanlarla bir araya gelerek, nükleer santrallerin anlatıldığı ve insanlara soru sorma fırsatı verildiği pek çok yerde konferanslar düzenliyor. Çalışmalarımızın prensibi açıklıktır, etkinliklerimizde herkes soru sorabilir, tam ve objektif bir cevap alabilir. Merkeze her kesimden ve her yaştan ziyaretçiyi ağırlamaya devam ediyoruz. Tüm bu süre zarfında merkez sadece Türkiye vatandaşlarını değil aynı zamanda İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Fas ve Kenya’dan gelen misafirleri de ağırladı." 
    AMACIMIZ HALKI DOĞRU BİLGİLENDİRMEK
    Sarıcı, merkezin, herkesin nükleer enerji hakkında bilgi edinebileceği önemli bir yer olduğunu ifade ederek, "Merkezi ziyaret ettikten sonra insanlar, nükleer santraller ve nükleer teknolojiler hakkında birçok yeni bilgi öğreniyor ve nükleer santrallere karşı olan tutumları olumlu yönde değişiyor. Amacımız, NGS’lere yönelik olarak kamuoyunda yanlış bir şekilde oluşturulmaya çalışılan olumsuz tepkileri gidermek ve halkı doğru bilgilendirmektir" dedi.
    FOTOĞRAFLI



  • Yusufeli'nde karlar eridi, taşan dere yolları kapattı / Ek fotoğraf



  • Bakan Akar: Türkiye'nin menfaatlerine saygı gösterilmesi temennimiz

    ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Temennimiz, beklentimiz Doğu Akdeniz'de en uzun sahil şeridine sahip Türkiye'nin ve KKTC'nin hak ve menfaatlerine saygı gösterilmesidir. Bütün taraflardan bu konularda saygı gösterilmesini bekliyoruz, bu da bizim en doğal hakkımızdır" dedi.
    Denizkurdu 2019 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü'ne katılan Bakan Akar, Mavi Vatan-2019'un ardından Denizkurdu-2019 tatbikatının da başarıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Bakan Akar, tatbikatı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) komuta kademesiyle büyük bir gurur ve heyecan içinde izlediklerini belirtti. Bakan Akar, Denizkurdu-2019'un jenerik bir senaryoda gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, "Dolayısıyla tatbikattaki yerler veya yapılan faaliyetler hiçbir şekilde başka bir ülkeye karşı değildir. Altını çizmek istediğim bir diğer husus da bu tatbikatın planlı olmasıdır. 2 yılda bir yapılmakta ve planlamaları önceden gerçekleştirilmekte. Bu tatbikatın şu anda yapılmasının içinde bulunduğumuz şart ve durumla uzaktan yakından alakası yoktur" dedi.
    'YERLİ, MİLLİ SİLAHLARLA BAŞARILI ATIŞLAR'
    ​Bakan Akar, tatbikatla Türk Deniz Kuvvetleri'nin gücünü, kuvvetini, TSK'nın caydırıcılığını ve verilecek her türlü görevi yapmaya muktedir olduğunu bir kez daha gösterdiğine işaret etti. Akar, Denizkurdu 2019'da yerli, milli silah ve diğer sistemlerle başarılı atışların gerçekleştirildiğini ifade ederek, "Zaferlerle dolu şanlı tarihimizden ilham alan TSK, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, Suriye ve Irak'ın kuzeyinde devletimizin bekası, asil milletimizin egemenlik ve bağımsızlığı için azim ve kararlılıkla mücadele etme, 462 bin kilometrekarelik mavi vatanımızdaki hak, alaka ve menfaatlerimizi koruma, aynı zamanda NATO ve BM görevlerini de başarıyla yerine getirebilme imkan ve kabiliyetine sahiptir" diye konuştu.
    'TÜRKİYE'NİN MENFAATLERİNE SAYGI GÖSTERİLSİN'
    Türkiye'yi 3 taraftan çevreleyen denizlerin, Türk milletinin güvenliği ve refahı için önemli olduğunu kaydeden Akar, şöyle konuştu: "Doğu Akdeniz geçmişten bugüne devam eden jeostratejik önemine ilave olarak sahip olduğu enerji kaynaklarıyla da günümüzde bir cazibe merkezi haline dönüşmüş, gelmiştir. Bu nedenle küresel anlamda bir mücadele alanına dönüşen Doğu Akdeniz'de en önemli konulardan biri deniz yetki alanlarının sınırlandırılması meselesidir. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta deniz yetki alanlarında eşit, egemen hakların korunması ve kaynakların adil paylaşımı yönünde ilkeli bir tutum sergilemektedir. Biz her zaman uluslararası hukuka uygun, hak ve adalet ilkelerine saygılı bir şekilde deniz yetki alanlarının belirlenmesi gerektiğini savunmaktayız. Özellikle son günlerde Doğu Akdeniz'de hidrokarbon kaynakları ve deniz yetki alanları temelinde meydana gelen gelişmeler neticesinde bölge içi ve bölge dışı ülkeler tarafından maalesef uluslararası hukuku göz ardı eden açıklamalar yapılmaktadır. Temennimiz, beklentimiz Doğu Akdeniz'de en uzun sahil şeridine sahip Türkiye'nin ve KKTC'nin hak ve menfaatlerine saygı gösterilmesidir. Bütün taraflardan bu konularda saygı gösterilmesini bekliyoruz, bu da bizim en doğal hakkımızdır."
    Akar, uluslararası hukuktan doğan haklar kapsamında Barbaros Hayrettin Paşa araştırma gemisinin Doğu Akdeniz'de ilan edilen sahada sismik araştırma, milli sondaj gemisi Fatih'in ise Kıbrıs adası batısında Türk kıta sahası içinde sondaj faaliyetlerine devam ettiğini, bunlara Deniz Kuvvetleri Komutanlığı gemilerinin refakat ettiğini dile getirdi.
    'TÜRKİYE HİÇBİR ÜLKEYE TEHDİT DEĞİLDİR'
    Bundan sonra da uluslararası hukuk ve karşılıklı haklara saygı ilkeleri çerçevesinde Türkiye'nin, kendi deniz yetki alanları ve garantör ülke olarak KKTC'nin ruhsat verdiği yerlerde sondaj ve araştırma faaliyetlerine devam edeceğine dikkati çeken Akar, şunları kaydetti: "Doğu Akdeniz'de Türkiye ve KKTC'nin yer almadığı, hak ve menfaatlerimizin dikkate alınmadığı, uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımıza gerekli saygının gösterilmediği bir projenin yaşama şansı yoktur. Türkiye hiçbir ülkeye tehdit değildir, amacımız vatan topraklarımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın ve asil milletimizin güvenliğini sağlamanın yanı sıra bugüne kadar olduğu gibi bölgemizin huzur ve istikrarına da katkıda bulunmaktır. Bu çerçevede Türkiye, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki sorunların iyi komşuluk ilişkileri içerisinde ve uluslararası hukuk dahilinde çözümünden yana olduğunu her fırsatta dile getirmekte, bu yönde gayret göstermektedir."
    'GÖRÜŞMELERİMİZ DEVAM EDECEK
    Bu çerçevede Yunanistan Savunma Bakanı Apostolakis ile vardıkları mutabakat doğrultusunda heyetlerarası görüşmelerin Atina'da tamamlandığına işaret eden Akar, "Bu görüşmelerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine inanıyorum ve bunun iki ülkenin de yararına olduğunu değerlendiriyorum. Biz tüm olumlu, yapıcı yaklaşımlarımızı ısrarla sürdürürken Ege ve Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuktan doğan haklarımızı görmezden gelen girişimlerden kaçınılması, sorunların çözümüne hiçbir yararı olmayan provokatif davranış ve sorumsuz açıklamalara izin verilmemesi en samimi beklentimizdir" dedi. 
    FOTOĞRAFLI



  • Karşıyaka, Çiçek Festivali ile renklendi

    Melis KARAKUZULU - Hande NAYMAN, İZMİR, (DHA)- İZMİR'in Karşıyaka ilçesinde düzenlenen geleneksel 18.Çiçek Festivali'nde rengarenk çiçekler ziyaretçisiyle buluştu.
    Karşıyaka Belediyesi'nce Bostanlı Pazaryeri'nde düzenlenen Çiçek Festivali, 100'ün üzerinde üreticinin açtığı stantlarla Karşıyaka'yı renklendirdi. Üreticilerin, sukulentten sardunyaya, teraryumdan rengarenk saksılara birçok ürünü sattığı festivalde çiçek sevenler keyifli vakit geçirdi. 27 Mayıs'a kadar devam edecek festivalde çoğunluğu İzmir'in Bayındır ilçesinden gelen üreticiler, ziyaretçilere farklı türler hakkında bilgi vererek yaz mevsiminde açan birçok çiçeği sergiledi. Festivale gelenler son yılların gözdesi olan sukulent ve kaktüslere de ilgi gösterdi.
    RENGARENK ÇİÇEKLER SERGİLENDİ
    Çeşme Alaçatı'dan festivale katılan üretici Metin Demiral, "Festivale ilk kez katılıyorum. Sukulentleri kendim yetiştiriyorum. Bu festivale özel 60'dan fazla çeşit çiçek getirdim. Burada satış yapan herkes haftasonu yoğun olacağını söylüyor. Bugün ve yarından ümitliyiz. Hepimiz bir şeyler kazanmak istiyoruz. Dolgun malzemesi olan ürünleri bile uygun fiyatlara satıyoruz. En küçük kaktüsü 7 TL, en büyük kaktüsü ise 200 TL'ye satıyoruz" dedi.
    Festivalde teraryum, sukulent ve kaktüs satışı yapan Murat Güler de, "Özellikle teraryumlar son 3-4 yıldır moda haline geldi. Şu anda festivale çok yoğun bir ilgi var. Geçen seneye oranla katılım da daha fazla. Bu ilgiden memnunuz. Buradaki ürünleri kendimiz imal ediyoruz ve toptancısıyız dolayısıyla piyasaya göre daha uygun fiyatlarla satış yapıyoruz. Teraryumlar 30 TL'den 100 TL'ye kadar satılıyor. Sukulentler ise 5 TL ile 10 TL arasında değişiyor. Kaktüsler de 7 TL'den başlıyor ve büyüklüğüne göre fiyatı artıyor" diye konuştu.
    EL EMEĞİ ÜRÜNLER DE SATICI İLE BULUŞTU
    Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin festivalde açtığı stantta görev yapan Erdem Erence, "Kooperatif olarak genellikle Büyükşehir bünyesinde çiçek yetiştiriyoruz. Sardunyalar 7.5 TL, lavantalar 10 TL'den satılıyor. Çalı grupları 5 TL ile 10 TL arasında değişiyor. 4 yıldır festivale katılıyoruz. Satışlarımız oldukça iyi" dedi.
    Festivalde el yapımı saksıların satışını yapan Dilan Çelebi ise, "Bir yıla yakındır kendi evimde saksı boyuyorum. Hobi olarak başladım ve sosyal medya üzerinden satış yapmaya başladım. Festivali duydum ve değerlendirmek istedim. El emeği olduğu için ve farklı geldiği için takdir edildim. Festival için gerçekten çok büyük bir emek verdim, dördüncü katta oturuyorum ve saksıları taşımak benim için çok zor oldu. Satışlar güzel, ümitliyiz. Üstlerindeki çizimlere göre saksıların fiyatları 10 TL ile 50 TL arasında değişiyor" dedi.
    ZİYARETÇİLER FİYATLARDAN MEMNUN
    Festivali ailesi ile birlikte gezen 5 yaşındaki Emre Tuna Kavut, "Annem bana küstüm çiçeği aldı. O yüzden çok mutluyum. Annemle birlikte çiçekçileri gezdik. Başka çiçekleri gördüm. Burada tüylü çiçekler var, onlar kaktüsmüş. Aldığım küstüm çiçeğini eve götüreceğim. Dokununca kapanıyormuş" dedi.
    Festival ziyaretçilerinden Fulya Törün da, "Güzel bir etkinlik olmuş. Çiçek festivali harika geçiyor. Ben bugün saksıma uygun bir kaktüs aldım. Fiyatları da çok hesaplı buldum" diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • PKK'nın sözde Karadeniz karargahı bulundu (2)

    GÜMÜŞHANE'DE 3 DEPO BULUNDU
    Giresun kırsalında sağ olarak yakalanan PKK'lı 'Kawa’ kod adlı Behrüz Dudkanlu ile ‘Aras Faraşin’ kod adlı Aras Aslan'ın arazide yer göstermeleri sürüyor. Gümüşhane'nin Kürtün ilçesi Kızılali Dağı Kabayalak bölgesinde teröristlerin yer göstermesi sonucu 50'şer metre aralıklarla 3 ayrı depo bulundu. Depolarda yaşam malzemesi ile 50 kilogram amonyum nitrat ele geçirildi. 
    FOTOĞRAFLI



  • Şanlıurfa'daki terör soruşturmasında 51 şüpheliden 21'i serbest

    ŞANLIURFA, (DHA)- ŞANLIURFA’nın Halfeti ilçesinde 1 polisin şehit olduğu 2 polisin yaralandığı terör olaylarının ardından gözaltına alınan 51 şüpheliden, 21'i serbest bırakıldı.
    Halfeti'ye bağlı Dergili Mahallesi'nde 18 Mayıs'ta çıkan, komiser yardımcısı Şükrü Can Kayadibi'nin şehit olduğu, polis memuru Mahmut Aykal ile Ramazan Kaya'nın yaralandığı ve 2 PKK'lı teröristin etkisiz hale getirildiği çatışmanın ardından başlatılan soruşturma kapsamında Halfeti ve Bozova ilçelerinde 51 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 3’ü yaşı küçük, 22 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye sevk edilen şüphelilerden 1’i sosyal medyada terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla tutuklanırken, diğer 21 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Gözaltında bulunan 29 şüphelinin ise işlemlerinin ardından adliyeye çıkarılacağı öğrenildi.
    Öte yandan HDP’li Şanlıurfa milletvekilleri Ömer Öcalan ile Ayşe Sürücü, çatışmanın yaşandığı Dergili Mahallesi'nde incelemede bulundu.
    FOTOĞRAFLI



  • PKK'nın sözde Karadeniz karargahı bulundu

    Nedim KOVAN/ GİRESUN (Ordu), (DHA) - KARADENİZ kırsalında terör örgütü PKK'nın sözde bölge ana karargahı imha edildi. Örgüt üyelerinin telsiz olmadan farklı yöntemlerle haberleşme sağlayıp bu karargâhta toplandığı ve eylem kararlarını da burada aldıkları belirlendi. PKK'nın Karadeniz'deki en büyük silah deposunun da Gümüşhane kırsalında olduğu belirlenirken, lojistik olarak ise Trabzon kırsalını kullandıkları ortaya çıktı.
    Giresun Jandarma Bölge Komutanlığı'nın koordinesinde Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Ordu ve Tokat kırsalında bin 800 Jandarma Özel Harekat (JÖH) ekipleri ile Polis Özel Harekat (PÖH) ekiplerinin ve komandoların katılımıyla eş zamanlı operasyonlar devam ederken, teröristlere ait sığınak ve depolar da tek tek ele geçiriliyor. PKK'nın sözde Karadeniz Açılım Grubu teröristlerinin tamamının etkisiz hale getirildiği bölgede, yeni terörist gruplarının sızmaması içinde İHA destekli operasyonlara devam ediliyor.
    PKK BÜYÜK DARBE YEDİ
    Son 5 yılda Karadeniz kırsalındaki operasyonlarda PKK'nın sözde Karadeniz Açılım Grubu'ndan 15 terörist etkisiz hale getirilirken, 3'ü teslim oldu, 6'sı ise sağ ele geçirildi. Bu teröristlerden 2'sinin İçişleri Bakanlığı'nın 'terörden arananlar' listesi kırmızı kategoride, 7'sinin ise gri kategoride olduğu belirlendi. Giresun kırsalından geçen yıl çatışmada yaralı olarak kaçan, mavi kategoride yer alan, başına bir milyon 500 bin lira ödül konulan 'Doğan-Serdar' kod adlı Celal Kaya'nın 2 hafta önce Tunceli'de etkisiz hale getirilmesinin ardından, Karadeniz'e yeni grup da çıkarılamadı.
    ARAZİDE YER GÖSTERİYORLAR
    17 Mayıs'ta Giresun kırsalında teslim olan İranlı 'Kawa' kod adlı Behrüz Dudkanlu'nun da, PKK'nın sözde Karadeniz Açılım Grubu lideri Celal Kaya'nın öldürüldüğünü radyodan haber alıp yeni grubun gelemeyeceğini anlayınca, Kandil'deki örgüt yöneticilerine kızarak teslim olduğu belirtildi. 3 gün önce Giresun Espiye ilçesine bağlı Seydi Köyü yaylası kırsalında 'terörden arananlar' listesinde gri kategoride yer alan 'Aras Faraşin' kod adlı Aras Aslan'ın bir HES şantiyesine giderek yiyecek istediği esnada ihbar üzerine yakalanmasının ardından Behrüz Dudkanlu ile ayrı ayrı araziye götürülerek yer göstermesinde bulunduğu kaydedildi.
    BÖLGEDEKİ EYLEMLERE KATILDI
    Giresun ve Gümüşhane'de geçiş güzergâhı bölgesindeki tüm yaylaları gezerek yayla evlerinden erzak ve yaşam malzemeleri çalarak bunları ormanlık alanlarda depolara saklayan Dudkanlu ve Arslan'ın silah ve mühimmat deposunun yerini ise henüz söylemedikleri bildirildi. Dudnalu ile Arslan'ın 5 yıldır Karadeniz kırsalında olduğu, 11 asker ile Trabzon Maçka ilçesinde 2 yıl önce sivil Eren Bülbül'ün şehit edilmesi eylemlerinde yer aldığı ortaya çıktı.
    SIĞINAKTA BULUŞUP KARARLAR ALIYORLARDI
    Behrüz Dudkanlu'nun Giresun Karaovacık deresi vadisi üzerinde Seydi köyü yaylası kırsalında gösterdiği sığınağın PKK'nın sözde Karadeniz ana karargâhı olduğu belirlendi. Sığınağın yakınındaki yayla evlerinden çaldıkları erzaklarla rahat kış üstlenmesi yaptıkları, bölgenin yoğun sisli olmasından dolayı fark edilmedikleri kaydedildi. Telsizle haberleşme sağlamadan belli aralıklarla sözde karargahın bulunduğu sığınakta buluşan teröristlerin, eylem planlamalarını da burada yaparak önemli kararlar aldığı, buradan Ordu, Tokat, Sivas ile Gümüşhane, Tunceli ve Erzincan kırsalına geçiş yapabildikleri belirlendi.  
    SIĞINAK VE DEPOLAR İMHA EDİLDİ
    Behrüz Dudkanlu'nun gösterdiği karargâh olarak kullanıldığı belirlenen sığınakta yaşam malzemesi ve yiyecek, sığınağın yakınında 2 adet büyük erzak deposu ele geçirildi. Sığınak ve depolar patlayıcı ile patlatılarak imha edildi. Sığınağın bulunduğu vadinin sarp kayalık ve ormanlık olduğu, bölgede doğal mağaraların da yer aldığı, bu mağaraların bazılarının ise gözetleme ve keşif amaçlı kullanıldığı da tespit edildi.
    SİLAH DEPOSU İÇİN GÜMÜŞHANE, LOJİSTİK İÇİN TRABZON KIRSALI SEÇİLMİŞ
    Jandarma istihbarat ekiplerince ayrı ayrı araziye götürülerek yer göstermesinde bulunan Behrüz Dudkanlu ile Aras Aslan'ın, 20'ye yakın gösterdiği erzak deposu ve sığınak da patlayıcı ile imha edildi. Behrüz Dudkanlu'nun Gümüşhane kırsalında yerini gösterdiği 3 farklı erzak deposunun ise sarp kayalıklı ormanlık alanda yer aldığı gözlendi. PKK'nın Karadeniz'deki en büyük silah deposunun da Gümüşhane kırsalında olduğu belirlenirken, lojistik olarak ise Trabzon kırsalını kullandıkları ortaya çıktı.
    FOTOĞRAFLI



  • Salihli'de erkenci kayısının hasadı başladı

    Emre SAÇLI / SALİHLİ (Manisa), (DHA - MANİSA'nın Salihli ilçesinde, sofralık erkenci 'zaza' cinsi kayısının hasadına başlandı. Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, "Kirazımızdan sonra kayısımızı da tescillemek istiyoruz" dedi.
    Salihli'nin Dombaylı, Adala ve Bezirganlı mahallelerinde rengi, aroması ve tadı ile ön plana çıkan erkenci 'zaza' cinsi kayısının hasadı başladı. Bu yıl 1100 ton rekolte beklediklerini kaydeden Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, Salihli kayısısının sofralık ve kendine has özellikleri bulunduğunu, tescili için çalışma başlattıklarını söyledi. Türkiye'nin birçok iline gönderilen ürünün kalitesine göre 5-6 lira olan kilo fiyatının üreticileri memnun ettiğini belirten Yalvaç, "Şu anda bölgede zaza cinsi kayısımızın hasadı sürüyor. Üreticimiz fiyatlardan memnun. Kayısılar İstanbul, Ankara ve İzmir'den gelen alıcılara kilo bazında satılıyor. 15 gün sonra prima, ığdırlı ve perfect cinsi kayısının hasadı yapılacak. Hasadımızın temmuz ayı sonuna kadar devam etmesini bekliyoruz" dedi.
    ÜRETİCİ MEMNUN
    Salihli genelinde 5 bin dönüm alanda kayısı üretimi yapıldığını kaydeden Yalvaç, "Kayısı denildiği akla ilk Malatya gelir. Ancak Malatya kayısısı kurutmalık, bizim kayısımız ise sofralıktır. Salihli kayısısı tadıyla, güzelliğiyle, lezzetiyle ünlenmiştir. Hem esnaf hem vatandaş tarafından talep edilen bir üründür. Bölgemizde yetişen Salihli kirazımızdan sonra, kayısımızı da tescillemek istiyoruz. Salihli olarak kayısımızı tescillemek için her şeyi yapacağız" dedi.
    30 yıldır Salihli'den kayısı alımı yaptığını belirten üretici Şerif Akıncı ise, "Bu yıl kayısıda kalite ve fiyat çok güzel. Türkiye'de erkenci olarak en tatlı kayısı şu anda Salihli'de yetişiyor. Zaza cinsi kayısımızın tadı, rengi ve aroması çok farklıdır" dedi. Kayısının kilo fiyatının 5-6 lira arasında olduğunu söyleyen Akıncı, "Bu cins aranan bir cinstir. Tatsız olan kayısı cinslerini vatandaşımız tercih etmiyor" dedi.
    FOTOĞRAFLI



  • Akşener'in iftar programı başkanın öldürülmesi nedeniyle iptal

    Hasan DÖNMEZ/KONYA,(DHA)- İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yarın Konya’da katılacağı iftar programı, MHP’li Belediye Başkanı İhsan Öztoklu’nun öldürülmesi olayı nedeniyle iptal edildi
    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katılımıyla, Konya İl Teşkilatı’nın yarın düzenleyeceği iftar programı iptal edildi. Konuyla ilgili teşkilatın yaptığı açıklamada şöyle denildi:
    “Daha önce davetiyesini gönderdiğimiz ve Pazar günü yapılması planlanan iftar programımız, Doğanhisar ilçemizde meydana gelen elim hadise sebebiyle iptal edilmiştir.”



  • New York Times'ın, Türkiye'deki Suriyeli fındık işçileri haberine tepki

    Mustafa KIRLAK/ORDU,(DHA) - KARADENİZ Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Edip Sevinç, Amerikan gazetesi The New York Times’ta Türkiye'de fındık işçisi olarak Suriyeli sığınmacıların kötü koşullarda çalıştığına yönelik yer alan habere tepki göstererek, “Bu son derece saçma bir haber. Türkiye bir defa önce ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) üyesidir. Bunlar yalandan ve tamamen Amerika’nın kendi fındığını satamamasından kaynaklanan bir durumdur” dedi.
    KFMİB Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Edip Sevinç, The New York Times'ın mülteci analizine yer verdiği ve uluslararası çikolata üreticilerini Türkiye’yi boykot etmeye çağırdığı habere tepki gösterdi. Bahse konu haberin saçma olduğunu ifade eden Sevinç, “The New York Times’ta ‘Türkiye’de fındıkta var olan çocuk işçilik artık katmerleşiyor, şimdi artık Suriyeli işçiler yok pahasına çalıştırılıyor’ iddiasıyla bir haber yayınlandı. Ama bu haberin arka planında başka bir şey daha var, haberin içerisinde de bu söz konusu oldu. ‘Dünyada fındıkta tekel Türkiye, biz Türkiye’den fındık almak zorunda kalıyoruz, bu tekelin kırılması gerekir’ benzeri şeklinde Suriyeli işçileri bahane ederek böyle bir yola tevessül ettiler. Bu son derece saçma bir haber. Türkiye bir defa önce ILO  üyesidir. Çocuk işçilik nedir, sistematik çocuk işçilik neye tekabül edeceğini çok iyi bilen ve bunlarla devlet olarak mücadele eden nadir ülkelerden bir tanesidir" dedi.
    'ÇOCUK İŞÇİLİĞİ TÜRKİYE’DE YOKTUR'
    Bu tür haberlerin Amerikan fındığının rağbet görmemesinden kaynaklandığını da kaydeden Sevinç, “Ağustos ayı okulların tatil olduğu bir aydır. Güneydoğu Bölgesi’nden gelen vatandaşlarımız da dahil olmak üzere tabi ki çocuklar ailelerinin yanında gelmektedirler. Ama sistematik anlamda istismar edilen ve ucuza çalıştırılan veya çalıştırılmak zorunda bırakılan çocuk işçiliği Türkiye’de sözkonusu değildir. Böyle olmuş olsaydı zaten Türkiye’den fındık ihracatı gerçekleşemezdi. Ayrıca birçok sertifika kuruluşu gelip Türkiye’de denetleme yapmaktadırlar. Firmalarımızı sertifikalandırmaktadırlar. Bunlar yalandan ve tamamen Amerika’nın kendi fındığını satamamasından kaynaklanan bir durumdur” diye konuştu.
    'FINDIK İHRACATI, TONAJ BAZINDA İYİ GEÇTİ'
    Sevinç, geçen yıl döviz kurundaki dalgalanma ve artış nedeniyle fındık ihracatında yaklaşık yüzde 15 civarında gerileme yaşandığını ancak ihracat sezonundan memnun olduklarını söyleyerek, "2018 yılındaki fındık ihracatı tonaj bazında 'iyi geçti' diyebiliriz. Bizim açımızdan ihraç ettiğimiz miktar tonaj son derece önemlidir. Bu şu anlama geliyor; Türkiye’de fındık üretiliyor, dünya da bu fındığı tüketiyor. Dünyanın tükettiği tonajın artması her zaman ülkemiz için aydınlık yarınlar demektir. Bu sene 2018 yılının mayıs ayında başlayan döviz krizi nedeniyle ihraç birim fiyatlarında bir miktar gerileme oldu. Tonaj bazında geçen yılın rakamlarını yakalamış olmamıza rağmen, döviz bazında yaklaşık olarak yüzde 15 civarında bir gerileme söz konusudur. Bunu normal karşılamak lazım. Çünkü döviz bazındaki değişikler her zaman için dövizin konumuna göre ve uluslararası piyasalara göre değişebilir. Önemli olan Türk fındığının ihraç edilebiliyor olmasıdır. 2018 ihracat sezonundan memnunduk, 2019 da fena gitmiyor” diye konuştu.
    'İÇ TÜKETİM DE ARTACAKTIR'
    Bu yıl iç fındık ihracatının, 300 bin tonunun üzerine çıkmasını beklediklerini aktaran Sevinç şöyle dedi: “Biz 2018 yılının fındığını ihraç etmeye devam ediyoruz. 2018 yılında eğer arzu ettiğimiz rekolte gerçekleşirse; 2019 yılındaki ihracat miktarının bizim temel hedeflerimizden olan 300 bin ton iç fındık ihracatının üzerine çıkabileceğini düşünüyoruz. Buna bağlantılı olarak iç tüketimiz de artacaktır. Türkiye’ye çok miktarda dışarıdan çerezlik badem, kaju, ceviz gibi ürünler girmektedir. Hâlbuki bizim fındığımız var. Artık baklavada ithal ceviz kullanmak yerine 'fındığı da kullanmanın zamanı geldi' diye düşünüyoruz.”
    FOTOĞRAFLI



  • Erciş'te İnci Kefali Festivali renkli görüntülerle başladı

    Barbaros KUL/ERCİŞ(VAN),(DHA) - VAN'da 9. Uluslararası İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali renkli görüntülerle başladı. Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, "Bu yıl ramazanın bereketini yaşarken, balıkların göçünü de izlemek bize ayrıca manevi bir haz veriyor" dedi.
    24-26 Mayıs tarihlerinde, Van Gölü'nde yaşayabilen tek canlı türü olan inci kefalinin üreme yolculuğuna dikkat çekmek için düzenlenen 9. Uluslararası İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali renkli görüntülerle başladı. Van Valiliği, Erciş Kaymakamlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Erciş Balık Bendi'nde düzenlenen festivale, Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, Ak Parti Van Milletvekili Abdulahat Arvas, Erciş Kaymakamı Nuri Mehmet Beyoğlu, Van Emniyet Müdürü Mehmet Suat Ekici, Van Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yavuz Özfidan, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
    Festival alanına gelenler ilk olarak tersine adeta uçarcasına derelere akın eden inci kefali göçünü izledi. Daha sonra da Vali Bilmez ve beraberindekiler halk oyunları gösterisini izleyip, açılan stant ve fotoğraf sergisini gezdi.
    'İNCİ KEFALİ KORUNMASI GEREKEN DOĞAL KAYNAĞIMIZ'
    Vali Bilmez, tek kuruş para harcamadan 14 bin insana geçim kaynağı sunan inci kefalininin korunması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: "İnci kefali balığı, Türkiye’nin ve Vanımızın önemli değeri olan 600 bin yaşındaki Van Gölü’nün endemik bir türü. 600 bin yıldır inci kefalleri bu yıl olduğu gibi Van Gölü havzasındaki akarsulara üremek için göç ediyor. Bu kutsal ve zorlu göçte inci kefali, Van Gölü’ne dökülen akarsuların akış yönünün tersine uçarak muhteşem bir doğa olayı ve görsel bir şölen sunuyor. Bu yıl ramazanın bereketini yaşarken, balıkların göçünü de izlemek bize ayrıca manevi bir haz veriyor. Bu muhteşem göçü sergileyen inci kefali, yaklaşık 14 bin insanın geçim kaynağı. Tek kuruş para harcamadan 14 bin insanı istihdam etmek, ekonomimize de büyük katkı sağlıyor. Eğer bu balığı iyi koruyabilirsek istihdam sayımız daha da artacaktır. Bu nedenle inci kefali korunması gereken bir doğal kaynağımız. Bildiğiniz gibi doğal kaynaklar, sınırsız olmayan sürdürülebilir kaynaklardır. Geçmişte dere yataklarında bilinçsizce avlanan balıklar adeta katlediliyordu. Biz balıkların neslinin korunması için yoğun çaba gösteriyoruz. Geldiğimiz noktada ise inci kefali balığı adına festivaller düzenleniyor. Başta güvenlik güçlerimiz ve ilgili kurumların tedbirleri olmak üzere, toplumun her kesiminde de inci kefalinin göç döneminde bir duyarlılık geliştiğini görmek ayrıca bizi mutlu ediyor."
    İftar yemeği de yine festival alanında verildi. Kaymakamlık tarafından verilen iftara yaklaşak 2 bin kişi katıldı. İftarını açan vatandaşlar, gecenin geç saatlerine kadar Yüzüncü Yıl Üniversitesi müzik bölümü öğrencilerinin seslendirdiği şarkıları ve 'Grup Tillo'nun okuduğu ilahileri dinledi. 
    FOTOĞRAFLI



  • Rus askeri botu, çekilerek Çanakkale Boğazı'ndan geçti

    Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE, (DHA)- RUSYA'nın Karadeniz filosuna bağlı 841 borda numaralı anti-sabotaj karakol botu 'Suvorovets', Rus askeri römorkörü Rescue SB-739 tarafından çekilerek, Çanakkale Boğazı'ndan geçti.
    Marmara Denizi'nden bugün saat 10.00'da Çanakkale Boğazı'nda giriş yapan Rus askeri römorkörü Rescue SB-739 ile Rusya'nın Karadeniz filosuna bağlı 841 borda numaralı anti-sabotaj karakol botu 'Suvorovets', boğazın manevra yapılması en güç noktası olan Nara Burnu'nu döndükten sonra saat 12.00 sıralarında Çanakkale önlerinde oldu. Kilitbahir köyü dağında bulunan 'Dur Yolcu' yazısı ile Kilitbahir Kalesi önünden geçen Rus askeri römorkörü Rescue SB-739'nin, 841 borda numaralı anti-sabotaj karakol botu Suvorovets'i çektiği görüldü. Rus askeri römorkörü ile botu Akdeniz'e doğru yol aldı. Botun neden çekilerek götürüldüğü ile ilgili bir bilgi verilmedi.
    FOTOĞRAFLI



  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Sosyal medyayı hayırlı yolda kullanmalıyız

    Nursima ÖZONUR/ANKARA, (DHA)- DİYANET İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, sahurda bir araya geldiği üniversite öğrencilerine, "Dünyadan haberdar olma, iyiliği yeryüzünün her noktasına ulaştırma gibi sosyal medyayı hayırlı yolda kullanmalıyız" çağrısında bulundu.
    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara'daki üniversitelerde eğitim gören öğrencilerle sahurda bir araya geldi. Başkanlık yemekhanesindeki sahurda Erbaş, Kredi Yurtlar Kurumu ile Türkiye Diyanet Vakfı yurtlarında ve öğrenci evlerinde kalan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yürüttüğü 'Akseki Gençlik' çalışmalarında yer alan öğrencilerle sohbet etti. Erbaş, gençlerin bir millet için çok büyük bir nimet olduğunu nitelikli, kaliteli, ahlaklı, inançlı gençlere sahip olmanın önemli olduğunu vurguladı.
    'SOSYAL MEDYANIN İYİ YANLARINI KULLANMAMIZ LAZIM'
    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ülke genelinde gençlere yönelik yürüttüğü çalışmalara değinen Ali Erbaş, gençlere ramazan ayının son günlerinde ibadet ve dua etmeleri tavsiyesinde bulundu. Teknolojik gelişmelerin insan hayatı için birçok kolaylık getirdiğini; ancak bunun yanında çeşitli olumsuzlukları da bünyesinde barındırdığına işaret eden Erbaş, "İletişimdeki, ulaşımdaki teknolojik gelişmeler, birçok imkan sunuyor. 15 bin kilometre uzaklıktaki bir kardeşinizi 20 saat sonra sizin yanınıza getirebiliyor. Ya da sosyal medyayı kullanıyorsunuz, biliyorsunuz. İyi yanları var, kötü yanları var. Bizim iyi yanlarını kullanmamız lazım. Dünyadan haberdar olma, iyiliği yeryüzünün her noktasına ulaştırma gibi sosyal medyayı hayırlı yolda kullanmalıyız" dedi.
    'KURTULUŞ YOLU CAMİLERİN YOLUDUR'
    Başkan Erbaş, gençlere üniversitedeki dersleriyle yetinmeyip farklı alanlarda da okumalar yapmaları önerisinde bulundu. Erbaş, "Rabbimiz kalbimizi camilerden, mescitlerden uzaklaştırmasın. Çünkü bizi kurtaracak kurtuluş yolu camilerin yoludur. Yani ibadet yoludur. İbadetimizi yeri gelir camilerde yaparız, yeri gelir bulunduğumuz yerlerde yaparız; ama özellikle camilerde ibadet yapmaya gayret edelim" dedi.
    Başkan Ali Erbaş, sahurdan sonra Ahmet Hamdi Akseki Camii'nde gençlere sabah namazını kıldırdı.
    FOTOĞRAFLI
     

     



  • Tire'de kalaycılığa adanmış bir ömür

    Yiğit SOYLU/ TİRE (İzmir), (DHA) - İZMİR'in Tire ilçesinde Mehmet Dönmez (80), yok olmaya yüz tutan kalaycılık mesleğini ayakta tutmaya çalışıyor.
    Bir zamanların gözde mesleği kalaycılık, bakır mutfak eşyalarına ilginin azalmasıyla yok olmaya yüz tuttu. Geçmişte 15 kalaycı dükkanının bulunduğu Tire'de bu sayı 3'e kadar düştü. 14 yaşında çırak olarak başladığını kalaycılığı tarihi Tire Bedesteni'ndeki dükkanında sürdüren Mehmet Dönmez, eskisi gibi iş yapamasa da dükkanını açık tutarak mesleğin ayakta kalması için direniyor. Eskisi gibi çalışmadığı dükkanında işleri yanında yetişen kalfası Muhammet Yiğit'e (68) bırakan Dönmez, bu mesleğe ömrünü verdiğini söyledi.
    Bakır kalaycılığının zor ve emek isteyen meslek olduğunu dile getiren Dönmez, "Çocukluğumda çırak olarak başladığım bakır kalaycılığına ömrümü verdim. Komşu Bayındır ilçesindeki bir ustanın yanında 6 yıl çıraklık yaparak öğrendim bu mesleği. Sonra Tire'ye gelerek kendi dükkanımı açtım. Gençliğimde Tire'de 15 tane kalaycı dükkanı ve birçok da çalışan vardı. Köylere giderek seyyar kalaycılık çok yaptım. O zamanlarda bardaklar, tabaklar, çay kaşıkları bile bakırdı" dedi.
    'ARTIK ÇIRAK YETİŞMİYOR'
    Kalaycılığın artık Tire'de de yok olmak üzere olduğuna da dikkati çeken Dönmez, "Artık çırak yetişmiyor. Bu meslek yok oluyor. Esnaf odasından bize yetiştirilmek üzere çırak bulmalarını istedim. Ancak, bulamadılar. Artık çok fazla iş yapamasak da dükkanımı hep açık tutuyorum. Artık kalayları bir zamanlar kalfam olan Mehmet Yiğit yapıyor. Severek yaptığım bu meslekte bir ömür harcadım, hiç pişman olmadım" diye konuştu.
    Muhammet Yiğit de Dönmez'den öğrendiği kalaycılık mesleğini sağlığı el verdiği sürece sürdüreceğini söyledi.
    FOTOĞRAFLI



  • (Görüntülü) Nişanlısı terk etti 1 yılda 44 kilo verd

    Gül KABA-Ömer HASAR/İSTANBUL, (DHA) –  Fazla kiloları nedeniyle nişanlısı tarafından terk edilen Kübra Birinci, mide küçültme ameliyatıyla 1 yılda 44 kilo vererek, 94 kilodan 50 kiloya düştü. Ameliyatı tek çıkış yolu olarak gördüğünü söyleyen genç kadın, “Hiçbir zaman kilolarımı problem ettiğini söylemedi ama bunu hissediyordum. Yeni halimi görünce çok şaşırdı. Geri dönmek istedi ama biten bir şeye yeniden başlamanın mantığı yoktu” dedi.


     

    Dünya Sağlık Örgütü 2018 Avrupa Sağlık Raporu verilerine göre, Türkiye’deki insanların yüzde 32’si obez. 2018 yılında ABD’de yaklaşık 240 bin, Türkiye’de ise 20 kişi morbid obezite cerrahisi ile tedavi edildi. Avrupa Obezite Günü çerçevesinde, obezitenin dünyada ve Türkiye’de hızla artan görülme oranlarına dikkat çekmek ve obezite cerrahisi hakkında bilgi vermek için İstinye Üniversite Hastanesi Liv Hospital Bahçeşehir’de Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Derneği (BMCD) tarafından ‘obeziteye karşı el ele’ etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte, obezite sorunu tüm yönleriyle ele alınarak son gelişmeler ve çözüm yolları tartışıldı. Ayrıca, hastalar cerrahi operasyonla birlikte değişen hayatlarını anlattı.


     

    TÜRKİYE AVRUPA’NIN EN OBEZ ÜLKESİ


     

    Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Derneği (BMCD) Başkanı Prof. Dr. Mahir Özmen, “Obezite tüm dünyada artırıyor. Türkiye’de ise en önemli neden, beslenme alışkanlıklarımız. Hem kötü besleniyor hem de hareket etmiyoruz. Yerel mutfağımız yağdan ve karbonhidrat yönünden diğer ülke mutfaklarına kıyasla daha zengin. Ölçüsüz biçimde yağlı ve yüksek karbonhidratlı besinlerle besleniyoruz. Türkiye’nin milli fast-food’u sayılan lahmacun, ekmek arası döner, dürüm gibi yağlı ve yüksek karbonhidratlı besinlerin yanı sıra baklava ve böreği de sık tüketiyoruz. İkinci ve en önemli faktör ise Avrupa’nın diğer ülkelerine kıyasla çok daha az hareket etmemiz, sporu bir hayat felsefesi olarak görmeyi bir türlü başaramamamız. Beden kitle endeksi 30’un üstünde olan insanların oranı Avrupa’da en yüksek olan ülke biziz. Morbid obez dediğimiz yandaş hastalıklar nedeniyle ölümcül sonuçlar doğurabilecek hastaların oranı açısından da çok ciddi bir popülasyonumuz var. 7.5- 8 milyon kişinin morbid obez olduğu bir ülkeyiz, bu nüfusa sahip Avrupa ülkelerinin olmadığını biliyoruz” diye konuştu.


     

    OBEZİTEDEN NASIL KORUNURUZ?


     

    Halkın bilinçlendirilmesi, gerekli halk sağlığı tedbirlerinin alınarak beslenme alışkanlığı düzenlemesi ve hareketin yaşam biçimi haline getirilmesi obeziteden korunmak için önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Özmen, “Öncelikle cerrahi dışı tedavi yöntemleri dediğimiz diyet, ilaç ve spor gibi yöntemler denenmelidir. Ancak bunların başarısız olduğu kişilerde tek tedavi şansının cerrahi operasyon olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Hareketli yaşamın önünü açmalıyız, beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Marketlerde satılan ürünlerdeki yağ, şeker ve tuz oranlarında kısıtlamaya gidilmesi de çözüm olabilir” ifadelerini kullandı.


     

    “OBEZİTE TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIKTIR”


     

    BMCD Genel Sekreteri Prof. Dr. Aziz Sümer ise, “Obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır. Vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde ve diyabet, hipertansiyon gibi yandaş hastalığı olan morbid obez hastalarda kişinin yaşam süresini uzatan obezite cerrahisidir. Ama obezite cerrahisi de sihirli bir değnek değildir. Bu ameliyat yaşam sürecini uzatır ve kalitesini artırır. Herkese tüp mide ameliyatı yapılması doğru bir yaklaşım değil, hastanın özelliklerine, midenin endoskopik bulgularına ve yandaş hastalıklara göre belirlenmesi lazım. Her hasta tüp mide ameliyatına uygun değildir. Tüp mide ameliyatı her hasta için kesin çözüm değildir” dedi.


     

    “HAYATIMIN İKİNCİ BAHARINI YAŞIYORUM”


     

    Tüp mide ameliyatıyla hayatı değişen 34 yaşındaki pazarlama uzmanı Kübra Birinci, 1 yılda 44 kilo verdi. Kısa sürede hızla kilo alıp bütün uğraşlarına rağmen veremediğini ve ameliyatı tek çıkış yolu olarak gördüğünü vurgulayan Birinci, “Hayatımın ikinci baharını yaşıyorum, iyi ki ameliyat olmuşum, korkulacak bir operasyon değil” diye konuştu.


     

    “KABİNE 20 KIYAFETLE GİRİP BİRİNİ ZOR ALIYORDUM”


     

    Alışveriş yapmanın korkulu rüyası olduğunu belirten Birinci, “Kiloluydum ama kendime bakmaya özen gösteriyordum, kıyafetler konusunda sıkıntı çekiyordum. Mağazadaki kabine 20 kıyafetle girip belki 1 tanesini alabiliyordum. Alışveriş yapmak benim için korkulu rüyaydı, hiç sevmiyordum, mutsuz oluyordum” ifadelerini kullandı.


     

    ANI BİRİKTİRMİYORDUM, AYNALARLA BARIŞIK DEĞİLDİM


     

    Şimdi bol bol fotoğraf çekildiğini ve bedenini sevdiğini dile getiren genç kadın, “Bikini giyemediğim için tatile gitmek istemiyordum. Aynalarla barışık değildim, bakmıyordum. Vücudumu sevmiyordum. Ameliyat olup hızlı bir şekilde kilo verirken telefonunu şarjının hızla bittiğini fark ettim. Kendimle barıştığım için o kadar çok fotoğraf çekiyorum ki artık kendimi seviyorum ve anılarımın olmasını istiyorum. Bedenimi sevmediğim için anı biriktirmiyordum. Hayatım boyunca mini etek giymemiştim, mini etek aldım, benim için önemli ve değerli” dedi.


     

    “YENİ HALİMİ GÖRDÜ, ÇOK ŞAŞIRDI”


     

    İnanılmaz bir değişim yaşadığını söyleyen Birinci “Kiloluyken hayatımda tabi ki biri vardı. Özel hayatımda yaşadığım sıkıntılar da beni psikolojik olarak çok etkilediği için ameliyatı tek çıkış yolu olarak gördüm. Hayatımda kişi hiçbir zaman kilolarımı problem ettiğini söylemedi ama ben kadın olarak bunu hissediyordum. Yeni halimi gördü, çok şaşırdı. Çünkü bendeki inanılmaz bir değişim. Yenilendim, duruşum, bakışım değişti. Dönmek istedi ama biten bir şeye yeniden başlamanın mantığı yok. O yüzden öyle kapanması gerekiyordu” diye konuştu.


     

    KÜTÜK: AMELİYAT BANA VERİLMİŞ İKİNCİ YAŞAMA ŞANSIYDI


     

    15 yıldır şeker hastalığıyla mücadele eden ve aldığı kiloları bir türlü veremeyen 55 yaşındaki Berna Kütük ise, mide küçültme ameliyatıyla 7 ayda 43 kilo verdi. 115 kilodan, 72 kiloya düşen Kütük, geçirdiği operasyonun kendisine verilmiş ikinci bir yaşama şansı olduğunu söyledi. 


     

    “AYAKKABIMI BAĞLAMAKTA ZORLANIYORDUM”


     

    Ameliyattan sonra hayatının değiştiğini belirten Kütük, “ Kilo fazla olduğu için ayakkabımı bile bağlamakta zorluk çekiyordum. Şu anda hayatım tamamen değişti. Bu ameliyat bana verilmiş ikinci yaşama şansıydı. Ben de bunu çok güzel değerlendirip yoluma devam etmek istiyorum. Eşim bu ameliyatı olmamı çok istedi, kızlarım da destek oldu. Ameliyattan sonra kötü bir şey yaşamadım. Doktorum ve diyetisyenim bana ne önerdiyse hepsini uyguladım. İlk 6-7 ay kilo verme süreci güzel geçiyor ama bunu hemen kabul edemiyorsunuz. Vitrinlerin önünden geçip kendimi görünce birkaç adım geri dönüp ‘gerçekten bu ben miyim’ dediğim zamanalar oldu” ifadelerini kullandı.


     

    ÇALIŞKAN: NEFES ALDIĞIMI HİSSETTİM


     

    13 yıl 114 kiloda hayatına devam eden iş adamı Aykut Gökmen Çalışkan da, eşinin sayesinde Mahir hocayla tanıştığını ve hayatının değiştiğini anlattı. 42 yaşındaki genç adam, “Bir türlü kilo veremiyordum. Her şeyi denedim, eşimin Mahir hocayı takip etmesiyle hocaya ulaştık. Yandaş hastalıklarımı anlatınca Gastrik Bypass ameliyatı olabileceğimi söyledi. 2 yıl önce ameliyat oldum, 40 kilo verdim. Hayatı yaşamaya başladım, nefes aldığımı hissettim. Gezebiliyorum, eşimle başka yerlere seyahat edebiliyorum. Önceden bu kararları vermek çok zordu. Yapamadığım her şeyi şu anda yapıyorum” dedi.


     

    Etkinliğin sonunda doktorlar, hastalar ve katılımcılar hareketli yaşama dikkat çekmek ve obeziteye karşı farkındalık oluşturmak için bisiklet sürdü.



  • Haluk Levent, SP'li hayranı ile düet yaptı

    Gizem KARADAĞ-Muhammet BAYRAM/ANKARA, (DHA) - ŞARKICI Haluk Levent, Ankara'da serabral palsi (SP- beyin felci) hastası hayranı 10'uncu sınıf öğrencisi Gizem Yılmaz'ın çağrısı üzerine, Türk Eğitim Derneği'nin (TED) tam destek burslu öğrencileri için ücretsiz konser verdi. Levent, hayranı Gizem ile mini düet yaptı.
    TED'in tam destek burslu öğrencilerinden serabral palsi hastası Gizem Yılmaz'ın, "Haluk Levent abi, bu şarkıyı seninle söylemek istiyorum" diye çağrıda bulunduğu video, sosyal medyada paylaşılarak, Haluk Levent'e de gönderildi. Videoyu izleyen Levent, hayranının çağrısına kulak vererek, TED'in tam destek burslu öğrencileri için Ankara'da ücretsiz konser verdi. TED Üniversitesi Spor Salonu'nda gerçekleşen konserin orkestrasında, TED Ankara Koleji öğrencileri de yer aldı. Haluk Levent, öğrencilere unutulmaz dakikalar yaşattı. Sevilen şarkılarını seslendiren Levent'e alanı dolduran öğrenciler de eşlik etti. Haluk Levent, yaklaşık 2 saat süren konserde genç hayranlarını coşturdu.
    DÜET YAPTILAR
    Daha sonra Haluk Levent, serabral palsi hastası Gizem Yılmaz ile mini düet gerçekleştirdi. Düet sonrası mutluluğunu paylaşan Gizem Yılmaz, "Çok güzel şeyler hissediyorum. Çok mutluyum" dedi.
    'EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ OLUŞMALI'
    Haluk Levent ise eğitimde fırsat eşitliğinin oluşması gerektiğini vurgulayarak, "Gizem Yılmaz ve arkadaşlarının çağrısına kayıtsız kalmam mümkün değildi. Bu öğrenciler çok başarılılar. Öğretmen arkadaşlarımız böyle bir proje olduğunu söylediler. Türkiye’deki en önemli durumun eğitim olduğunu ben de bir kez daha tespit ettim. Her şeyden önce eğitim. Onlar için onların yanındayım. Şuanda kesinlikle dünya ile yarışabileceksek, bunun bir tek yolu eğitimden geçiyor. Eğitim demek, sadece okuma-yazma oranı olarak, üniversite sayısının artması olarak görülmemeli, kesinlikle fırsat eşitliğinin oluşması gerekiyor. Dünyayla yarışacaksak, eğitim ile yarışacağız" dedi.
    FOTOĞRAFLI
     



  • Yatak ve yorganların altında 81 kilo eroin ele geçirildi

    VAN,(DHA) - VAN'ın Tuşba ilçesinde bir eve düzenlenen operasyonda yatak ve yorganların altına gizlenmiş poşetler içerisinde 81 kilo 535 gram eroin, 1 glock marka ruhsatsız tabanca ve 10 mermi ele geçirildi. 
    İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Tuşba ilçesi Beyüzümü Mahallesi'nde bir eve operasyon düzenledi. Narkotik köpeği 'Zeyna' ile yapılan detaylı aramada, yatak ve yorganların altına gizlenmiş poşetler içerisinde 81 kilo 535 gram eroin, 1 glock marka tabanca ve 10 mermi ele geçirildi. Şüpheli 1 kişinin gözaltına alındığı operasyonla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi. 
    FOTOĞRAFLI
     



  • JAK timinin dedektör köpekleri iş başında

    Arzu ERBAS/Emre KOLTUK/RİZE (DHA) - JANDARMA Genel Komutanlığı’na bağlı Jandarma Arama Kurtarma (JAK) timi bünyesindeki arama-kurtarma, iz takip, bomba ve narkotik dedektör köpekleri 'Oyma', 'Kır', 'Ölçer' ve 'Çakıl'; Karadeniz’in zorlu coğrafyasında afet, heyelan, kayıp olaylarında etkin rol oynuyor. Rize’nin Fındıklı ilçesinde kaybolan 2 çocuğun 19 saat sonra bulunmasıyla gündeme gelen köpekler, hergün düzenli olarak faaliyet alanlarına göre eğitimlerden geçiriliyor. 
    Rize İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Arama Kurtarma (JAK) Timi'nde yer alan arama-kurtarma, iz takip, bomba ve narkotik dedektör köpekleri 'Oyma', 'Kır', 'Ölçer' ve 'Çakıl'; bölgenin zorlu coğrafyasında afet, heyelan, kayıp olaylarında etkin rol oynuyor. Köpekler, uyuşturucu ve şüpheli paket olaylarında hassas koku alma özelliğine sahip burunlarıyla, pek çok operasyonda başarılı sonuçlar alınmasına katkı sunuyor. Rize’nin Fındıklı ilçesinde kaybolan 2 çocuğun 19 saat sonra bulunmasında etkili olan köpekler, kritik olayların da aydınlatılmasını sağlıyor. Köpeklere her gün eğitim verilerek olaylara karşı hazır tutuluyor. Nevşehir Jandarma At Köpek Eğitim Merkezi’nde (JAKEM) aldıkları eğitimlerin ardından Rize’de görevlendirilen arama-kurtarma köpeği Kır, iz takip köpeği Oyma, bomba arama köpeği Ölçer ve narkotik köpeği Çakıl, branşlarına göre eğitim alıyor. Kayıp kişinin eşyası koklatılan kişinin bulunması, saklı uyuşturucunun yerinin tespiti, şüpheli paket ve bomba arama eğitimleri verilen köpekler, operasyonlara hazır tutuluyor. 
    'ÜSTÜN BECERİ VE YETENEKLERİ VAR'
    Rize Jandarma Arama Kurtarma (JAK) Tim Komutanı Uzman Jandarma Çavuş Mustafa Dursun, eğitimli köpeklerin bölgede meydana gelebilecek olan doğal afetler, mahsur kalma, kaybolma, kurtarılma olaylarına müdahale ederek vatandaşları zor durumdan kurtarmayı amaçladığını belirtti. Dursun, “2 Mayıs tarihinde Fındıklı ilçesinde meydana gelen 2 çocuğumuzun kaybolması olayında köpeklerimiz üstün rol oynamışlardır. Bizlerle beraber hareket ederek, mahalde bulunan AFAD, AKUT, Jandarma kurtarma timlerine üstün beceri ve yetenekleri ile katkı sağlayarak çocukların bulunmasını en kısa sürede sağlamışlardır. Rize Jandarma Arama Kurtarma ekibi olarak sadece Rize iline değil çevre illerimiz olan Ordu, Trabzon, Gümüşhane, Giresun ve Bayburt illerine de hizmet vermekteyiz” dedi.
    Köpeklerin Nevşehir'de Jandarma At Köpek Eğitim Merkezi’nde (JAKEM) yetiştirildiğini hatırlatan Dursun, “Köpekler, üstün genetik yapılarına ilaveten teknik bilgiler, detaylar ve eğitimler eklenerek arama kurtarma faaliyetlerinde, askeri ve kimyasal bombaların tespitinde, narkotik aramalarda kullanılıyorlar. Köpekler üstün eğitimlerden geçtikten sonra birliklerinde görevlendirilip burada faaliyetlerini icra ediyorlar. Rize’de her köpek kendi eğitmeni tarafından kendi branşı doğrultusunda çalıştırılıyor. Arama kurtarma köpeği, arama ve kurtarma hususlarında, iz takip köpeğimiz iz takibi konusunda, bomba köpeğimiz de patlayıcı maddelerin tespitinde, narkotik köpeğimiz ise narkotik maddenin tespitine yönelik eğitimlerine devam ediyor. Böylece faaliyetlere hazır bulunuyorlar” diye konuştu. 
    'KÖPEKLERİN TAYİNİ ÇIKIYOR'
    JAK Timi'ndeki köpeklerin memur statüsünde görev yaptığını ifade eden Mustafa Dursun, ”Şu anda Rize Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan köpeklerimiz tayinlerinin çıkmasına müteakip bir sonraki görev yerlerinde hizmetlerine devam edecekler. Jandarma teşkilatımız 180 yıldır yüce ulusumuzun bağrından koparak emniyet ve asayiş konularında hizmet verdiği gibi diğer hususlarda da her türlü çağa uygun medeni bir şekilde hizmet vermeye milletimizin emrinde olmaya hazırdır. Bu konularda da kendini geliştirmeye yönelik bütün çalışmaları çağdaş bir şekilde yerine getirmektedir. Her zaman da milletimizin emrinde olmaya hazırız” dedi.
    Bomba arama köpeği Ölçer’in eğitmeni Jandarma Uzman Çavuş Seçkin Kaymakçı da, “Köpeğimiz Nevşehir JAKEM Komutanlığı’nda, 4 aylık eğitim süresini tamamladıktan sonra Rize İl Jandarma Komutanlığı bünyesine gönderildi. Ölçer, askeri ve kimyasal patlayıcılara tepki vermektedir. Eğitim çalışmalarına kıtalarda da devam ettirerek köpeklerimizin her an olaylara müdahale edebilecek şekilde hazır durumda kalmalarını sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.
    FOTOĞRAFLI



  • Akseki yaylalarında 10 metrelik karla mücadele

    Adem ÇETİN/AKSEKİ (Antalya), (DHA) - ANTALYA'nın Akseki ilçesindeki Göktepe Yaylası'nda yer yer 10 metreyi bulan karla kaplı yollar iş makinelerinin yardımıyla açılıyor.
    Akseki ilçesine bağlı Göktepe Yaylası'nda karla kaplı yolların açılması için çalışmalar sürüyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı'na bağlı ekipler 2500 metre rakımlı yaylada 2 metreden yer yer 10 metreye kadar ulaşan karla kaplı yolları iş makineleriyle temizlemeye çalışıyor.
    FOTOĞRAFLI