MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • (Görüntülü) HUDUT KARTALLARI, 3 BİN 200 RAKIMDA DÜŞMANA KORKU VERİYOR -ÖZEL

    HAKKARİ'nin Yüksekova ilçesinin yüksek dağlarla çevrili İran sınırında bulunan 3 bin 200 rakımlı Aslankaraş üs bölgesinde, hudut kartalları 7 gün 24 saat nöbet tutuyor. Yaklaşık 3 yıl önce kurulan ve ilk defa bu yıl kışın da askerin nöbet tuttuğu bölgede Mehmetçik, hem sınırdan gelebilecek terör saldırılarına hem de kaçakçılık olaylarına karşı vatan savunması yapıyor. Yüksekova 3. Piyade Tümen Komutanlığı, 7'inci Hudut Alayı ve 2'inci Hudut Tabur Komutanlığı'na bağlı Aslankaraş üs bölgesi, 3 bin 200 rakımla Türkiye'nin en yüksek rakımlı üs bölgeleri arasında bulunuyor. 120 kilometrelik Türkiye-İran hududunun yaklaşık 5 kilometrelik bölümünü koruyan Aslankaraş üs bölgesindeki hudut kartalları, 7 gün 24 saat vatan savunması yapıp, hareketlilik yaşanan bölgeleri ağır silahlarla ateş altına alıyor. Mehmetçik, sınır hattında bir yandan teröristlerle ve kaçakçılık olaylarıyla mücadele ederken, bir taraftan da karla, kışla mücadele ediyor. Bölgede uzun geçen kış aylarında kar kalınlığı yer yer 10 metreyi, hava sıcaklığı ise eksi 35 derecelere kadar düşüyor. Burada görev yapan Mehmetçikler, Mayıs ayı sonlarına gelinmesine rağmen halen kar kalınlığının yer yer 2 metreyi bulduğu ve hava sıcaklığının da sadece 4 dereceye ulaşabildiği bölgede gece-gündüz görev yapıyor. İLK KEZ DHA EKİBİ GÖRÜNTÜLEDİ Bu zor şartlara rağmen Aslankaraş'taki Mehmetçikler sorumluluk alanı olan 5 kilometrelik bölgede elleri tetikte, gözleri hudutta vatan savunması yapıyor. Kış aylarının zorlu geçtiği üs bölgesine yılın büyük bölümü karayolu ile ulaşım da sağlanamıyor. Askerin yaşam malzemeleri bile helikopterle götürülüyor. Demirören Haber Ajansı(DHA) ekibi, 3 yıl önce kurulan ve ilk kez bu kışın vatan nöbeti tutulan üs bölgesini görüntüledi. ÜS BÖLGESİNDE 4 ŞEHİT VERİLDİ Türkiye'de rakımı en yüksek 5'inci, Yüksekova'nın ise 2'inci yüksek tepesi olan Aslankaraş üs bölgesi, 2016 yılında teröristler tarafından havan atışı ile saldırıya uğradı. 2017 yılında teröristlerin yola tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 4 askerin şehit olduğu Aslankaraş üs bölgesine, saldırıda şehit olan 'Şehit Uzman Çavuş Gökhan Topal' ismi verildi. Gece görüş, gece termal, MG-3, Uçaksavar, MK-19 (otomotik bombaatar) ve Milli Piyade Tüfeği (MPT) ile her türlü terör unsurları, kaçak göçmenler ve kaçakçılara geçit vermeyen hudut kartalları, sorumluluk bölgelerinde gece gündüz büyük bir mücadele yürütüyor. İFTARLARINI KUMANYALARLA YAPIYORLAR Eli tetikte, gözü hudutta görev yapan hudut kartalları, iftarlarını kumanyalarla açıyor. Sobanın üzerinde ısıtılan kumanyalar, ezan saatinin yaklaşmasıyla birlikte sofraya geliyor. Hudut kartalları okunan duanın ardından da oruçlarını açıyor. 'HUDUT NAMUSTUR' İLKESİYLE GÖREV YAPIYORUZ Üs bölgesi komutanı, İran hududunda 3 bin 200 rakımlı Aslankaraş üs bölgesinde 'Hudut namustur' ilkesiyle görev yaptıklarını belirterek, "3 yıl önce kurulan üs bölgesinde hududumuzu insan kaçakçılığı ve terör faaliyetlerinde korumak maksadıyla 7 gün 24 saat görev başındayız. Kanımızın son damlasına kadar bu üs bölgesini koruyacağız" dedi.



  • (Görüntülü) Türkiye tarım alanlarının yüzde 8,3’ünü kaybetti

    Gül KABA-Ömer HASAR/İSTANBUL, (DHA) – TÜRKİYE  son 16 yılda tarım alanlarının  yüzde 8,3’ünü kaybetti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, tarım alanlarının 3 milyon 400 bin hektar küçüldüğünü söyledi.  Atalık, "Çiftçinin her geçen yıl alım gücü geriliyor. Bu da üretim alanlarına yansıyor. Geçimini tarımdan sağlayan insanlar para kazanamadığı ve maliyetler yüksek olduğu için üretimden çekiliyor." dedi.


     

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, başta buğday, arpa, nohut, mercimek olmak üzere önemli ürünlerin daralan tarım alanları içindeki paylarını Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) aldığı verilerle açıklayarak, alınması gereken önlemleri sıraladı.


     

    BELÇİKA’NIN YÜZÖLÇÜMÜ 3 MİLYON HEKTAR


     

    Tarım alanlarının son 16 yılda 41 milyon 200 bin hektardan 37 milyon 800 bin hektara gerilediğini anlatan Atalık, en fazla tarım alanı kaybının tahıllar, diğer bitkisel ürünler ve sebze alanlarında yaşandığını söyledi. Atalık, “Avrupa Birliği’nin (AB) göbeğindeki Belçika’nın yüzölçümü 3 milyon hektar. Bizden 4-5 kat fazla tarımsal ihracat geliri olan Hollanda’nın toplam yüzölçümü ise 4 milyon hektar. Çiftçinin her geçen yıl alım gücü geriliyor. Bu da üretim alanlarına yansıyor. Geçimini tarımdan sağlayan insanlar para kazanamadığı ve maliyetler yüksek olduğu için üretimden çekiliyor. Borcu artan çiftçi de bankaların tarımsal kredilerine yönleniyor ve borcu artıyor” dedi.


     

    BUĞDAYDAKİ KÜÇÜLME 2 MİLYON HEKTAR


     

    Tahıl grubu bitkiler içerisinde en büyük ekim alanına buğday ve arpanın sahip olduğunu belirten Atalık, “Yaklaşık yüzde 91’ini bu iki bitki oluşturuyor. Buğdaydaki küçülme 2 milyon hektar. Arpadaki küçülme ise 1 milyon hektara ulaşmış vaziyette” diye konuştu. 


     

    “BUĞDAY İTHALATINA 1.3 MİLYAR DOLAR ÖDEDİK”


     

    2018 yılında Türkiye’nin 5.8 milyon ton buğday ithalatına 1.3 milyar dolar ödediğini hatırlatan Atalık, "Çiftçinin ekmekten vazgeçtiği 2 milyon hektarlık buğday arazisinde tekrar ekim olsa 6 milyon ton gibi ilave bir üretime kavuşuruz. İthalatı karşıladığımız gibi 200 bin ton da elimizde buğday olacak” ifadelerini kullandı. 


     

    2018’DE 655 BİN TON ARPA İTHAL EDİLDİ


     

    Çiftçinin ekmekten vazgeçtiği tarım alanlarının yeniden ekilmesi halinde ithalatın önüne geçileceğini vurgulayan Ahmet Atalık, “655 bin ton arpa ithal ettik. Ekilmeyen 1 milyon hektarlık araziyi arpayla buluştursak 2 milyon 600 bin ton civarında arpa elde edeceğiz. 600 bin tonun ithalatı karşıladığını düşünürsek elimizde 2 milyon ton fazladan arpa kalacak. Yani çiftçinin ekmekten vazgeçtiği araziyi üretimle buluşturduğumuzda dışarıya ödediğimiz dövizler halkımızın refahı için ülke içinde kalacak” dedi.


     

    KURU BAKLAGİLLERDEKİ DARALMA 1 MİLYON 200 BİN HEKTAR


     

    Desteklemenin kesildiği anda tarım alanlarının küçüldüğünü söyleyen Atalık, “Kuru baklagilde ekim alanlarımız en yüksek seviyeye 1989 yılında 2 milyon 100 bin hektara ulaştı. Ancak günümüze kadar 1 milyon 200 bin hektar küçülerek 900 bin hektara kadar geriledi. 1990 yılı başlarında destekleme alımlarının sonlandırılmasını takiben kazanamayan çiftçi kuru baklagil üretiminden vazgeçmeye başladı” diye konuştu. 


     

    NOHUT EKİM ALANI YÜZDE 42 KÜÇÜLDÜ


     

    1990’dan 2018 yılına kadar nohut ekim alanlarında 376 bin hektarlık küçülme olduğunu söyleyen Atalık, “Yani yüzde 42 daralmış. Mercimekte ise 723 bin hektar yani yüzde 72 küçülmüş, çok daha büyük. Türkiye bu ürünleri dünyaya ihraç eden bir ülkeyken özellikle 2010 yılı sonrasında ithalatçı bir konuma gelmiş vaziyette. 2018 yılında ithal ettiğimiz 93 bin ton nohuta yaklaşık 120 milyon dolar ödedik. Türkiye ekmekten vazgeçtiği 376 bin hektarlık alanda tekrar nohut ekse 460 bin ton ilave nohut üretmemiz mümkün. İthal ettiğimiz 93 bin ton bunun yanında son derece küçük bir miktar” ifadelerini kullandı. 


     

    PATATES ÜRETİM ALANI 136 BİN HEKTARA GERİLEDİ


     

    Artan nüfusa karşın ekim alanlarının her geçen gün daraldığını söyleyen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, “1999 yılında en geniş haliyle 220 bin hektara ulaşan patates ekim alanımız 2018 yılı itibariyle 136 bin hektara geriledi. Nüfusumuz, ülkemize gelen göçmen ve turist sayılarıyla artıyor, buna karşı maalesef her geçen yıl ekim alanlarımızda daralmalar oluyor” dedi.


     

    SEBZE EKİM ALANI YÜZDE 15 KÜÇÜLDÜ


     

    Kuru soğan, pırasa ve patlıcan üretim alanında yaklaşık yüzde 35’lik daralma olduğunu söyleyen Atalık, “Sebze üretim alanlarındaki daralma da ciddi boyutlara ulaştı. 2005 yılından günümüze 930 bin hektardan 784 bin hektara inerek 146 bin hektarlık bir küçülme oldu. Yani yüzde 15’lik bir daralma olmuş. Bu ürünler içerisinde kuru soğan, pırasa ve patlıcan ekim alanları yaklaşık yüzde 35 alanında daralmış. Domates, salatalık ve sivri biber ekim alanlarımız ise yüzde 10-17 arasında küçüldü” diye konuştu. 


     

    KOOPERATİF ÜYESİ OLMAYAN ÇİFTÇİ KALMAMALI


     

    Tarım alanlarını korumak ve toprağa küsen çiftçiyi tekrar üretimle buluşturmak için önerilerde bulunan Atalık, “Ülkemizde kooperatifleşme sorunu var. Kooperatif üyesi olmayan bir tane çiftçi kalmamalıdır. Kooperatiflerin sayıları çok olmakla birlikte Avrupa Birliği (AB) ile kıyasladığımız zaman verim ve etkinlik düzeyleri çok düşük” ifadelerini kullandı. 


     

    TARIMSAL KİT’LER YENİDEN OLUŞTURULSUN


     

    Atalık, “Kamu İktisadi Teşebbüsü’nün (KİT) özelleştiği her alanda tarımsal üretimimiz gerilemiştir. Bunların önemini düşünerek tekrar tarımın sorun yaşanılan alanlarında tarımsal KİT’lerin oluşturulması hem üretici hem tüketici hem de bu alandan geçimini sağlayan özel sektör için çok önemli ve verimli bir adım olacaktır” dedi.


     

    ARAZİ TOPLULAŞTIRMA VE SULAMA SORUNU 


     

    Verim ve kaliteyi artırmak için tarımsal altyapı eksiklerini tamamlamak gerektiğini vurgulayan Atalık, "Arazi toplulaştırma ve sulama gibi altyapı eksikliklerimiz hala var. Bunların en kısa sürede çözülmesi gerekiyor. Çünkü parçalı arazi yapısı çiftçiye fazladan mazot yaktırıyor. Daha uzun süre o işe vakit ayırmasına neden oluyor. Sulama doğrudan verimi artırıyor, kaliteye çok önemli bir etkisi var. Dolayısıyla ülkemizin daha düşük maliyetle üretim yapabilmesi, verimi ve kaliteyi artırabilmesi için bu altyapıları artık tamamlamalıyız” diye konuştu.

     



  • (Görüntülü) Genç tiyatrocuların yetenekleri ödüllendirildi

    İSTANBUL,(DHA) – İstanbul’daki liselerin tiyatro gruplarının performanslarını sergilediği İSTEK Dramafest’in ödül töreni gerçekleştirildi.

    Bu yıl İSTEK Okulları tarafından sekizincisi düzenlenen festivalde daha önce, sinema ve tiyatro oyuncularından oluşan jüri karşısında oyunlarını sergileyen genç tiyatrocular ödüllerini sanatçıların elinden aldı.

    İSTEK Semiha Şakir Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen ödül töreninde konuşan Jüri Başkanı Serdar Yeğin, “Bu festivalde iki grup var. İSTEK Okullarının kendi içindeki okullardan bir yarışma düzenleniyor. Daha sonra dışarıdan katılımcı okulların olduğu başka bir organizasyon daha oluyor. İkisinin de jürileri farklı. 20 tane başvuru vardı. Bu başvuruların içerisinden 10 tane video gönderiyorlar. Bu videolar incelendikten sonra 10 tane oyun seçildi. Bu oyunların gösterimleri sergilendikten sonra şu şekilde değerlendirdik. Belli bir zaman sınırlaması var, kesinlikle profesyonel oyuncu barındırmamalı, kendi okul bünyesindeki oyuncuları değerlendirmeli ve yaş sınırlaması var. Öncelikli olan öğrencilerin kendisinin yaptığı kolektif çalışmalar öne geçiyor. Bu festival tiyatroya başlamak veya tiyatro ile uğraşmak isteyen bütün katılımcıların daha iyi olabilmesi için itici güç olarak kullanılıyor. Geleceğin sanatçıları olabilme potansiyelleri var. Onlara bir yol açma, hedefe doğru gönderme amacıyla yapılmış bir festival” dedi.


     

    İÇLERİNDE SANATÇI OLABİLME POTANSİYELİ OLAN ÖĞRENCİLER VAR


     

    Oyunları değerlendirme sürecinde nelere dikkat ettiklerini belirten jüride yer alan sinema ve tiyatro oyuncusu Süreyya Güzel ise, “Genel olarak ekibin dinamiğine baktık. Ne kadar eğleniyorlar, beraber olmaktan ne kadar keyif almışlar, drama hocalarıyla nasıl bir diyalog içine girmişler? Zaten genelde çok iyi çalışmış oldukları için zor oldu işimiz. Oyunun yapısına uyup uymamalarına, rollerine nasıl yaklaştıklarına bakıldı. Seyircinin tepkisi de bizim için efektif oluyor. En az iki ya da üç tane oyuncu veya sanatçı olabilme potansiyeli olan çocuk seyrettik. Çok yetenekliler. Kendilerini ifade etmek, iletişim, kendilerini daha yakından tanıma ile başlayıp, sonrasında kendini sanatsal anlamda ifade etme biçimine dönüştüğü için bu hikâye faydası sonsuz. Ekmek gibi bir şey bu” şeklinde konuştu.


     

    Festivalde sahnelenen oyunlar en iyi oyun, en iyi dekor, en iyi kostüm, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu, en iyi erkek oyuncu, en iyi müzik, jüri özel ödülü ve mansiyon kategorilerinde değerlendirildi.


     

    İŞTE ÖDÜL ALANLAR LİSTESİ


     

    En İyi Müzik: Keşanlı Ali Destanı - FMV Erenköy Işık Okulları


     

    En İyi Kostüm: 12. Gece - Prof. Dr. Nabi Avcı Anadolu Lisesi


     

    En İyi Dekor: Buzlar Çözülmeden - Pendik Final Lisesi


     

    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Dilan Erbaşı (Kafkas Tebeşir Dairesi) - Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi


     

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Barış Apaydın (Savaş Baba) – TEV İnanç Türkeş Özel Lisesi


     

    En iyi Kadın Oyuncu: Duygu Kula (Üçüncü Reich) - Güngören Genç Osman İMKB Çok Programlı Anadolu Lisesi


     

    En İyi Erkek Oyuncu: Enes Akyüz, (Savaş Baba) - TEV İnanç Türkeş Özel Lisesi


     

    En İyi Oyun: Üçüncü Reich - Güngören Genç Osman İMKB Çok Programlı Anadolu Lisesi


     

    En İyi Yönetmen: Savaş Baba (TEV İnanç Türkeş Özel Lisesi)


     

    Jüri Özel Ödülü: Mutfak - Kadıköy Anadolu Lisesi


     

    İSTEK OKULLARI KATEGORİSİ


     

    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ece Su Öztürk (Yedi Kocalı Hürmüz) - İSTEK Atanur Oğuz Lisesi


     

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tan Topaloğlu (12. Gece) - İSTEK Bilge Kağan Lisesi


     

    En iyi Kadın Oyuncu: Eylül Cansızoğlu (Yedi Kocalı Hürmüz) - İSTEK Atanur Oğuz Lisesi


     

    En İyi Erkek Oyuncu: Tibet Yalçın (Yedi Kocalı Hürmüz) - İSTEK Atanur Oğuz Lisesi


     

    En İyi Oyun: Yedi Kocalı Hürmüz - İSTEK Atanur Oğuz Lisesi



  • Böbrek nakli bekleyen çocuk sayısı 2 bini geçti

    Sinem ERYILMAZ-Ömer HASAR / İSTANBUL,(DHA) –Türkiye’de yaklaşık 5 bin civarında kronik böbrek yetmezliği olan çocuk var. Bunların yarısının böbrek nakli beklediğini ifade eden TİGED Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu, "Yaklaşık 16 civarında pediatrik böbrek nakli yapan merkezimiz var. Bu merkezlerde başarı oranlarımız Avrupa ortalamasının üzerinde" dedi.

    Bazıları yıllardır umutla nakil olabilmek için uygun böbreğin bulunmasını bekliyor. Bazıları ise diyaliz merkezlerinde… Son verilere göre 22 binden fazla kişi böbrek nakli için sırada. Bunların içinde 5 bin civarında kronik böbrek yetmezliği olan çocuk bulunuyor. Yarısını da böbrek nakli bekleyenler oluşturuyor.

    Bu noktada hem farkındalık oluşturmak hem de çocuk böbrek nakillerindeki son gelişmeleri masaya yatırmak amacıyla İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi, Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetiği Derneği (TİGED) ve İstinye Üniversitesi Liv Bahçeşehir Hastanesi tarafından "Çocuk Böbrek Nakli Güncelleme" isimli bir sempozyum düzenlendi. Küçük çocuklarda böbrek nakli ile ilgili sunum yapan Sempozyum başkanı İstinye Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ozan Özkaya, uzun süre diyaliz tedavisi olan çocuklarda büyüme gelişme geriliği, kalp hastalıkları ve kemik bozuklukları gibi sorunlar geliştiğini, erken nakil yapılan küçük çocukların büyüme ve gelişmelerinin, algılama ve okul başarılarının geç nakil olanlara göre daha iyi olduğunu ifade etti.

    Sempozyumda konuşan İstinye Üniversitesi Hastanesi Bahçeşehir Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayhan Dinçkan, “Organ nakilleri son zamanlarda önemli tıp alanlarından bir tanesi. En çok yapılan nakillerin başında da böbrek nakilleri geliyor. Böbrek nakilleri içerisinde de yüzde 10 ila 15’lik kısmını çocuklarda yapılan nakiller teşkil ediyor. Ülkemiz canlı nakiller konusunda ön planda. Bu nakil grupları içerisinde de pediatrik nakiller var. Bugün ikincisini düzenlediğimiz Çocuk Böbrek Nakli Güncelleme Sempozyumu’nda ülkemizin çeşitli merkezlerinden gelen hocalarımızla birlikte geniş kapsamlı sempozyum yapmayı amaçladık. İşin içerisinde immünolojik, cerrahi, nefrolojik, klinik konular var. Bu alanda bilgi birikimimizi birbirimize aktarmayı, güncel konuları kendi aramızda daha dinamik bir şekilde tartışmayı amaçladık” dedi.

    "YETİŞKİN BİREYDEN ALINAN BÖBREK UYUMLU OLMALI"

    “Türkiye’de bir ulusal böbrek dağıtım ağı var. Bu ağda yaklaşık 5 bin civarında kronik böbrek yetmezliği olan çocuk var ve bunların yaklaşık yarısı da böbrek nakli bekliyor” diye konuşan Transplantasyon İmmünolojisi ve Genetik Derneği (TİGED) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu, “Dolayısıyla bizim amacımız bir an önce o çocuklarımıza yeteri kadar sayıda böbreği nakledebilmek ve onların normal yaşamına devam etmesini sağlamayı istiyoruz" ifadelerini kullandı.

    Çocuklara yapılan nakillerin yetişkin insanlardan olduğunun, bu sebeple böbreğin ebatının uyumlu olması gerektiğinin altını çizen Söylemezoğlu, “Çocukların ebatları küçük. Dolayısıyla onlara büyük böbrekleri takarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Ama bütün erişkin sağlam insanlardan veya kadavradan çocuklara böbrek naklini yapabiliyoruz. Ama böbrek nakli yaparken mümkün olduğu kadar ebatların birbirine uyumlu olmasına dikkat ediyoruz” dedi.

    BAŞARI ORANI AVRUPA ORTALAMASININ ÜZERİNDE

    Türkiye’de böbrek nakli yapan merkez sayısının 44 olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu, “Yaklaşık 16 civarında da pediatrik böbrek nakli yapan merkez var. Bu merkezlerde başarı oranlarımız övünerek söyleyebiliriz ki Avrupa ortalamasının üzerinde. Bu konuda Türkiye’de yeteri kadar bilgi birikimi, deneyim var. Çok başarılıyız. Diyaliz merkezlerimiz oldukça yeterli. Yaklaşık 70 bin civarında da diyaliz hastamız var” diye bilgilendirmede bulundu.

    Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu sözlerini şöyle sonlandırdı:

    "Bu insanların neler çektiğini ve organ nakli olduktan sonra normal bir insan gibi yaşantılarına devam edebildiğini, bu kişiler çocuksa okula gidebildiğini, meslek sahibi olabildiğini ve daha sonra topluma katkı sunmaya başladığı görmek bizler için en büyük mutluluk. Dolayısıyla toplumu da bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz."



  • Hastanede yılan paniği

    MERSİN, (DHA)- MERSİN'de, hastane bahçesinde görülen yılan, itfaiye ekibi tarafından yakalandı.
    Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi bahçesinde yılan gören görevliler, itfaiyeyi arayıp, yardım istedi. Bölgeye giden ekipten bir itfaiye eri, özel kıyafetini giyip elindeki kıskaç ile yılanı yakaladı. Doğal yaşam alanında bırakılan yılanın, bölge halkı tarafından kara yılan olarak adlandırılan cins olduğu öğrenildi. 
    FOTOĞRAFLI



  • Restoranlardaki menülerde enfeksiyon riski

    İSTANBUL, (DHA)- SICAK havalarda bulaşıcı hastalıkların daha çok görüldüğünü belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Mahmut Dülğer, restoranlarda sağlığı tehdit eden hususlara dikkat çekti. Dülğer, "Temizlenmeyen ve elden ele dolaşan menülerden; kusma ve ishale neden olan bağırsak enfeksiyonları, rota virüs, bronşit ve zatürre gibi enfeksiyonlara yol açan adenovirüs, hepatit A, hepatit E gibi hastalıklar bulaşabilir" dedi.

    Yaz aylarında havuz veya deniz sularıyla bulaşan ve hızla yayılan enfeksiyon hastalıklarının yanı sıra yiyecek ve içecekler de sağlığı tehdit ediyor. Bu mevsimde sık sık viral paraziter, bakteriyel enfeksiyon ve toksinlere bağlı ishal vakaları ile karşılaşıldığını belirten Medical Park Fatih Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Mahmut Dülğer, “Sıcak havalarda bulaşıcı hastalıklar daha çok görülüyor. Özellikle kalp, kronik böbrek hastaları, astım, kronik akciğer hastalar, gebeler, bebekler, bağışıklığı baskılanmış hastalar ve kemoterapi alan hastalar risk altında. Tavuk eti, yumurta, krema, dondurma, içeklere konulan buz, mayonez, yaş pasta ve midye gibi besinleri tüketirken çok dikkatli olmak gerekir” diye konuştu.

    HANGİ HASTALIKLARA NEDEN OLUYOR?

    Restoranlarda sağlığı tehdit eden hususlara dikkat çeken Dr. Mahmut Dülğer şunları söyledi:

    "Temizlenmeyen ve elden ele dolaşan menülerden; kusma ve ishale neden olan bağırsak enfeksiyonları (gastroenterit), viral enfeksiyonlardan rota virüs, bronşit ve zatürre gibi enfeksiyonlara yol açan adenovirüs, kusma ve ishale sebep olan nörovirüs, iltihaplı karaciğer hastalığı hepatit A, karaciğer hasarına sebep olan hepatit E, bakteriyel enfeksiyonlardan salmonella, kanlı mukuslu ishal, kramp tarzında karın ağrıları yapan shigella, şiddetli karın ağrısı, sulu ishale yol açabilen E.coli bulaşabilir. Aynı bez ile tüm yemek masalarının temizlenmesi, tuzluk ve baharat ürünlerinin günlerce beklemesi, personelin üzerine giydiği üniformayı günlerce kullanması, eldiven takıp farklı alanlarda hizmetler sunması ve farklı alanlara dokunması enfeksiyonların yayılmasına zemin hazırlar."

    “MEYVE VE SEBZELERİ SİRKELİ SUDA BEKLETİN”

    Hastalıklardan korunmak için sabunlu su ile el yıkamanın en kolay yöntem olduğunu söyleyen, Dr. Mahmut Dülğer, “Yemeklerden önce, lavaboya gitmeden ve çıktıktan sonra eller sabunlu su ile yıkanmalıdır. Bu dönemde özellikle çiğ sebze ve meyvelerin bol su yıkanması ve sirkeli suda yaklaşık 2 saat beklemesini öneririz. Özellikle artan sıcaklığın etkisinden dolayı vücutta sıvı kaybı olmaktadır, bu yüzden bol bol sıvı tüketmeliyiz. İshal, bulantı ve kusma şikayeti olan hastalar doğal probiyotik olan yoğurt ve ayran tüketebilir” ifadelerini kullandı. 

    OTELLERDE TATİL YAPANLARA UYARILAR

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Mahmut Dülğer otellerde tatil yapanları da şu sözlerle uyardı:

    "Havuz, deniz, sauna, masaj salonları gibi toplu kullanım alanlarında yoğunluk artışının olması ve klimalara maruz kalmak enfeksiyon hastalıklarının artışına yol açar. Bu dönemde konjonktivit gibi göz hastalığı, vajinal enfeksiyonlar ve dış kulak yolu enfeksiyonları ile ateş, bulantı, kusma ishal gibi şikayetlerle seyreden bağırsak enfeksiyonları, zatürre (pnömoni) ve güneş çarpması gibi hastalıklarla karşılaşıyoruz. Hatta bu aylarda ishal salgınları ve toplu gıda zehirlenmelerine de tanık oluyoruz."



  • Lifecell Digital ve Ram Trading’den iş birliği

    LEFKOŞA – DHA, (Kurumsal Haber) -

    Lifecell Digital, müşterilerine Arçelik TV’ler ile kesintisiz ve kaliteli film izleme keyfini sunmak isteyen Ram Trading’le iş birliği protokolü imzaladı.

    Yapılan kampanyada Netflix özellikli Arçelik 4K Diamond TV modellerinden birini tercih eden müşterilere, Lifecell’den 1 aylık 5Mbit sınırsız ev internet hediye edileceği ve Ada genelindeki 14 Arçelik satış noktasında uygulanmaya başlandığı belirtildi.

    Kampanyaya imza atan Ramadan Cemil İşletmeleri Genel Koordinatörü Ramadan Cemil Debbağ ise, “Yüksek teknolojiyi temsil eden iki güçlü markanın böyle bir platformda iş birliği heyecan vericidir. Ramadan Cemil İşletmeleri’nin bir kuruluşu olan Ram Trading Ltd. firmamız ile 1996 yılından beri Arçelik ürünlerinin distribütörüyüz ve müşterilerimize en son teknolojiye sahip ürünleri sunma misyonumuz var. Bu kampanya ile de müşterilerimize alışılmışın dışında çarpıcı ve üstün bir izleme deneyimi sunacağımıza eminim.  Hepimize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

    Kuzey Kıbrıs Turkcell Genel Müdürü ve Lifecell Digital Yönetim Kurulu Üyesi Harun Maden iş birliği protokolü imzası sırasında gerçekleştirdiği konuşmasında şunları söyledi:

    “Yakın zamanda hizmete soktuğumuz ev interneti hizmetimizi, Kuzey Kıbrıs’ın her noktasına elektronik ürünleri başarı ile ulaştıran ve bu ürünler için her türlü hizmeti, servisi en yüksek hizmet kalitesiyle veren Ram Trading – Arçelik organizasyonu ile iş birliği protokolünü imzaladık. Lifecell Digital ev interneti hizmetimizi yaygın bir şekilde adanın her yerine ulaştırma ve servisi verme noktasında yaptığımız bu iş birliğinin her iki işletmeye ve Kuzey Kıbrıs halkına hayırlı uğurlu olmasını dilerim. Bu ve bunun gibi iş birliklerinin aratmasını temenni ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.”

    Lifecell Digital Genel Müdürü Emre Erosal da, iki güçlü markanın iş birliğinin çok güzel işler üreteceğine olan inancını belirterek, “Bununla birlikte daha güzel işler yapacağız, herkese hayırlı olsun. Bu iş birliğinin hayata geçirilmesi için çalışan, emek veren herkese teşekkür ederim” diye konuştu.



  • (Görüntülü) Kubat, 500 çocukla aynı sahneyi paylaştı

    İSTANBUL, (DHA)- Türk halk müziği sanatçısı Kubat, yaşları 10 ila 12 arasında değişen 500 çocukla aynı sahneyi paylaştı. Çocukların türkülere olan ilgisini çok güzel bulduğunu söyleyen Kubat, “Bu gece türküleri geleceğimize emanet ettik” dedi.


     

    6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinden oluşan yaklaşık 500 kişinin yer aldığı Bilfen Filarmoni Orkestrası ve Korosu, geleneksel yılsonu konseri kapsamında sanatçı Kubat ile aynı sahnede yer aldı. Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen konserde Kubat, bağlamadan kemana, gitardan flüte, klarnetten obuaya, kornodan çelloya kadar birçok enstrümanla kendisine eşlik eden orkestra öğrencileriyle birbirinden güzel parçalarını seslendirdi.


     

    2 bin 500 kişinin katılımıyla gerçekleşen konser, renkli görüntülere sahne oldu. Daha önceki yıllarda Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Kenan Doğulu, Teoman, Emma Shapplin, Sertap Erener, Enrico Macias, Nilüfer ve Candan Erçetin gibi birçok sanatçıyla aynı sahneyi paylaşan öğrenciler, performanslarıyla izleyenlere güzel bir gece yaşattı. Perde, orkestranın çaldığı ‘The Avengers’ adlı parça ile açıldı. Orkestra şefliğini Bilfen Müzik Öğretmeni Atilla Azizi’nin yaptığı konserde, Kubat ve öğrencilerin beraber seslendirdikleri Gesi Bağları, Fidayda, Ah Yalan Dünya ve Gönül Dağı türküleri izleyenlerden büyük alkış aldı.


     

    “TÜRKÜLERİ GELECEĞİMİZE TESLİM ETTİK”


     

    Sahne aldığı 500 kişilik ekibin hepsinin aslında çok kıymetli müzisyenler olduğunu dile getiren Kubat, “Provalarda bizim çocuklarımızın türküye aşık olduklarını gördüm. İşin içine modern tınılar girince ve biraz daha interaktif olunca türküye hiç uzak değiller. Ben daha önce de türküleri senfoniyle meç ettim. Ama bu diğerlerinden çok daha başka bir şey, çünkü çocuklarımız var. Bilfen Okulları’na sonsuz teşekkür ediyorum. Türkü denildiğinde beni düşünüyor olmaları benim için ayrı bir gurur. Bu gece türküleri geleceği emanet ettiğimiz bir gece” dedi.


     

    “DÜNYAYI KÜLTÜR SANAT VE BİLİM KURTARACAK”


     

    Müziğe kendisinin de çok küçük yaşlarda başladığını söyleyen Kubat, müzikle erken yaşta tanışmanın özgüven için çok önemli olduğunu söyledi.


     

    Müziğe 5 yaşında babasının hediye ettiği cura ile başladığını dile getiren Kubat, “9 yaşında solfej okuluna yazıldım, 10 yaşımda klasik gitar eğitimine başladım. Yılda bir müzik akademilerinin birleştiği büyük konserler oluyordu. O yaşlarda sahne almak çocukların özgüvenleri için çok önemli. Onlar hem birer sanatçı olabilir, kolunda altın bilezik olarak da bunu tutabilir. Dünyayı kültür sanat ve bilim kurtaracak. Böyle bir oluşum Türkiye’de maalesef yok çünkü bu Türkiye’deki tek çocuk filarmonisi. Buradan çıkan çocuklar gerçekten çok farklı olacaklar. İçlerinde birer sanatçı barındıracaklar. Sanattan anlayan, hayata vizyon katabilen bireyler olarak hayatlarına devam edecekler” diye konuştu.  


     

    Kubat, Anadolu ezgilerine yer verdiği konserinde Doyulur mu, Bu Gün, Bahçe Duvarından Aştım, Kerimoğlu ve Yas isimli dillerden düşmeyen türkülerini de seslendirdi. Enstrümanları ve sesleri ile kendisine eşlik eden öğrencilere teşekkür eden sanatçı, konserin finalini Bu Gala türküsüyle yaptı.



  • Kazada sürücü ve eşi öldü, gelinleri yaralandı

    Mehmet ALTINTAŞ/ GEDİZ (Kütahya), (DHA)- KÜTAHYA'nın Gediz ilçesinde iki aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada Ali Osman Öztürk (62) ile eşi Hamide Öztürk (72) yaşamını yitirdi, gelinleri ve diğer aracın sürücüsü yaralandı.
    Kaza, saat 13.00 sıralarında, Gediz'e bağlı Altınkent ve Gümele köyleri arasındaki kavşakta meydana geldi. İbrahim Türkmen yönetimindeki 43 EY 828 plakalı otomobil, kavşaktan dönen Ali Osman Öztürk'ün kullandığı 43 VA 997 plakalı otomobile sol tarafından çarptı. Araçların büyük hasar gördüğü kazada, sürücü Öztürk ve eşi Hamide Öztürk olay yerinde yaşamını yitirdi. Aynı araçta bulunan, çiftin gelini Güldalı Öztürk ile diğer aracın sürücüsü İbrahim Türkmen ise yaralandı. Yaralılar ambulansla Gediz Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı. Kazada ölen Öztürk çiftinin cesetleri ise yapılan incelemenin ardından hastane morguna kaldırıldı. Jandarma, kaza ile ilgili soruşturma başlattı.
    FOTOĞRAFLI



  • Evinde av tüfeğiyle intihar etti

    İSKENDERUN(Hatay),(DHA)- HATAY'ın İskenderun ilçesinde emekli belediye işçisi Ali D. (60) av tüfeğiyle kendini vurarak, yaşamına son verdi.
    Uzun yıllar Bekbele Belediyesi'nde çalışan ve emekli olan 4 çocuk babası Ali D., öğle saatlerinde evde yalnız olduğu sırada av tüfeği ile kendisini vurdu. Silah sesini duyarak eve gelen komşuları tarafından İskenderun Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Ali D., yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ali D.’nin bir süredir psikolojik sorunları olduğu öğrenildi.
    FOTOĞRAFLI



  • Kayıp balıkçı, 4 gündür aranıyor

    Esra AKSU/SİNOP,(DHA)- SİNOP'un Kumkapı sahilinden kayığıyla denize açıldıktan sonra dönmeyen balıkçı Suat Öztuğrul'u (48) arama çalışmaları 4'üncü gününde de devam ediyor.
    21 Mayıs'ta Kumkapı sahilinden 'Suat' isimli teknesiyle denize açılan Suat Öztuğrul'un geri dönmemesi üzerine ailesi, Sahil Güvenlik'e başvurdu. Sahil Güvenlik, AFAD ekipleri ve deniz polisinin de desteğiyle kayıp balıkçıyı arama çalışması başlattı. Öztuğrul'un teknesi Adabaşı açıklarında bulunurken kendisinden bir ize ratlanmadı. Dalgıç ekiplerinin yanısıra Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ait 1 helikopter ve geminin de eşlik ettiği çalışmalardan henüz bir sonuç elde edilemedi. 
    FOTOĞRAFLI



  • 1915 Çanakkale Köprüsü Asya kule kesonu batırılıyor / ek fotoğraflar



  • 1915 Çanakkale Köprüsü Asya kule kesonu batırılıyor (2) Yeniden

    Burak GEZEN-Mustafa SUİÇMEZ-Orhan AKTUĞ/ ÇANAKKALE, (DHA)-  ÇANAKKALE Boğazı'na inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü'nün ıslak havuzda çelik şaft montajı tamamlanan Asya yakasına ait kule kesonu, römorkörler tarafından çekilerek, deniz içerisindeki temelin bulunduğu Lapseki ilçesi Şekerkaya mevkisine getirildi. 54 bin 800 ton ağırlığında ve yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğündeki kule kesonu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan'ın katıldığı tören ile deniz içerisindeki temelin üzerine batırılmaya başlandı. Bakan Turhan yaptığı konuşmada, "1915 Çanakkale Köprüsü, dev bir proje olmasının ötesinde Türkiye’nin aydınlık yarınlarının da bir kanıtı niteliğindedir" dedi.
    Gelibolu'nun Sütlüce ve Lapseki'nin Şekerkaya mevkileri arasında inşa edilen 2 bin 23 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak 1915 Çanakkale Köprüsü'nün çelik şaft montajı tamamlanan 74 metre genişliğinde, 83,3 metre uzunluğunda, 20 metre yüksekliğinde ve 54 bin 800 ton ağırlığındaki Asya yakasına ait kule kesonu, Avrupa yakasındaki Sütlüce mevkiinde bulunan ıslak havuzdan römorkörler tarafından dün akşam saat 19.15'te çekilmeye başlandı. Kule kesonunun, Avrupa yakasından Asya yakasındakı Lapseki ilçesi Şekerkaya mevkiine yolculuğu yaklaşık 8 saat sürdü. 
    İlk olarak Lapseki ilçesi Şekerkaya mevkiindeki köprü şantiyesinde incelemelerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, beraberinde Bakan Yardımcısı Enver İskurt, Karayolları Genel Müdürü Abdulkadir Uraloğlu, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, Lapseki Kaymakamı Tahir Şahin, Lapseki Belediye Başkanı AK Partili Eyüp Yılmaz, köprü inşaatını yapan dörtlü konsorsiyum firmalarıhdan Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Limak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sezai Bacaksız, Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, Yapı Merkezi İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu, ÇOK A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve SK E&C temsilcisi Seung Soo Lee ve ÇOK A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Daelim temsilcisi Young Jin Woo ile birlikte, 1915 Çanakkale Köprüsü Asya kule kesonunu batırma töreni için Lapseki iskelesindeki 'Erdoğan Yazıcı' isimli deniz otobüsüne binerek, tören alanına hareket etti. Tören, Lapseki ilçesi Şekerkaya mevkiinde kule kesonunun batırıldığı alanda deniz otobüsü içerisinde gerçekleştirildi.
    'TEK HEDEFİMİZ VAR HİLALİ YERE DÜŞÜRMEMEK'
    Ulaştırma ve Altapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, kule kesonunun yakınında deniz otobüsünde kurulan kürsüye gelerek yaptığı konuşmasında, "Şehitler diyarı, bugünkü modern Türkiye’nin temelerinin atıldığı Çanakkale’ye yaptığımız dünyanın en uzun açıklıklı, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün Asya yakası kesonunu batırma töreninde sizlerle olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 104 yıl önce bu milletin hemen her ailesinden en az bir erkek evladı, bir yavrusu Çanakkale’yi savunmak, Çanakkale’nin şahsında Türkiye’yi düşman işgalinden korumak için bu topraklarda can verdi. Tek hedefimiz var, hilali yere düşürmemek için milletimizi, çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkmak. 1915 Çanakkale Köprüsü de işte bu yolda attığımız adımların en önemlilerinden biri. Çünkü stratejik önemi çok büyük. İstanbul Boğazı’nın iki katı uzunluğundaki Çanakkale Boğazı’nın iki yakasını birleştirecek" dedi.
    '2023 HEDEFLERİMİZE ULAŞMADA BÜYÜK ÖNEME SAHİP'
    "Tamamlandığında ülkemizin önemli hizmet, sanayi ve turizm firmalarının bulunduğu Trakya ve Batı Anadolu Bölgesi'nde ekonomik anlamda büyük ivmelenmeye sebep olacak. Ayrıca Avrupa Birliği ülkeleri ve özellikle Bulgaristan ve Yunanistan'dan gelen yük hareketlerinin hızlı bir şekilde Ege, Batı Anadolu ve Batı Akdeniz'e inmesini sağlayacak" diyen Bakan Turhan, şöyle devam etti:
    "Feribotla 30 dakikada geçilen ancak bekleme süresiyle 1 saat süren Çanakkale Boğazı'ndan seyahat süresinin 4 dakikaya kadar da indirecek. Nüfus ve ekonomi bakımından Türkiye’nin en büyük kenti olan İstanbul’un ülkemizin tarım ve sanayi bölgelerine otoyolla bağlanması, İstanbul ve bağlantılı illerin değerini artıracak, önemli sosyo-ekonomik katkılar sağlayacak. Proje, ihalesi tamamlanan ve planlanan diğer otoyollar ile birlikte değerlendirildiğinde, özellikle Ege, İç Anadolu’nun batısı, Adana-Konya aksı ve Batı Akdeniz Bölgeleri ile Trakya/Avrupa arasındaki yük ve yolcu taşımacılığında, İstanbul Boğaz Geçişi’nden bile önemli bir alternatif olacak. Otoyolun Balıkesir civarında Gebze-İzmir Otoyolu'na bağlanması ile İzmir, Aydın, Antalya gibi turizm merkezlerinin Avrupa ülkeleri ile arasındaki mesafe kısalacak ve turizm sektöründe gelişmeye önayak olacak. Özellikle dış ticaret ve turizm bakımından 2023 hedeflerimize ulaşmada büyük öneme sahip olacak."
    'DÜNYANIN EN UZUNU OLACAK'
    Marmara ve Ege Bölgelerindeki limanlar, demiryolu ve hava ulaşım sistemlerinin karayolu ulaşım projeleri ile entegrasyonunu Çanakkale Köprüsü'nün sağlayacağını belirten Bakan Turhan, "Bir mühendis olarak şunu da belirtmekte fayda görüyorum ki; bu köprünün stratejik önemi olduğu gibi mühendislik açısından da büyük önemi bulunuyor. Tam tamına 2 bin 23 metrelik orta açıklığı ile dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü olacak. Toplam uzunluğu ise yan açıklıklar ve viyadükleri ile birlikte 4 bin 608 metreyi buluyor. Yüksekliği ise 3’üncü ayın 18’ini temsilen yaklaşık 318 metre olacak. Bu özellikleri ile dünyanın sayılı projelerinden birisi. Bununla birlikte dünyanın en yüksek mühendislik ve estetik tasarım örneklerinden birisi olacak" dedi.
    Projenin ihalesini yaptıklarında, hedeflerinin köprüyü 2023 yılı Mart ayında hizmete vermek olduğunu beliren Bakan Turhan, "Ancak ülkemiz için belirlediğimiz hedeflere ulaşabilmemiz açısından bu projenin daha erken bir zamanda bitmesi bizler için önemli. Bu noktada da yüklenici firma da bu projenin öneminin farkında olarak hızla çalışıyor. Avrupa ve Asya kesonda çelik şaft montaj çalışmaları tamamlandı. Ayrıca çelik kule blok imalatları ve ana kablo İmalatları devam ediyor. Asya ve Avrupa ankraj imalatları, Avrupa ve Asya yaklaşım viyadüğünde kazı çalışmalarına da devam ediliyor. Asya ankraj bölgesinde deniz tahkimat çalışmaları tamamlandı. Malkara kavşağı ile Koru arasındaki kesimlerde toprak işleri ve sanat yapıları çalışmalarına da devam ediliyor. Avrupa kule keson temelini bu ayın başında batırdık. Asya kule keson temelini ise şimdi sizlerin huzurunda yüzdürerek batırıyoruz. Yakın zamanda köprünün ayaklarının yükseldiğini de görmeye başlayacağız. 2022 yılı 18 Mart’ında da bu dev projeyi tamamlayarak hem, dünyanın en geniş orta açıklıklı boğazını Türkiye’ye kazandıracağız, hem de Çanakkale’nin siluetini tekrar şekillendirmiş olacağız. Hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.
    "Şuna da inanıyorum ki; 1915 Çanakkale Köprüsü, dev bir proje olmasının ötesinde; Türkiye’nin aydınlık yarınlarının da bir kanıtı niteliğindedir" diyen Bakan Turhan, şöyle devam etti:
    "Ülkemizi onlarca yıl geriye götürmek isteyen; özgürlüğümüze, geleceğimize ket vurmak isteyenlere de bir gözdağıdır. Hükümetimizin; milleti için yatırım yapmaya, hizmet getirmeye, Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için hiçbir engel tanımayacağının; Türkiye’nin bölgenin lider ülkesi olacağının, en büyük göstergesidir. Bu vesileyle bu büyük projenin bu noktaya gelmesinde kuruluşumuza her türlü desteği sağlayan başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümetimizin değerli üyelerine, Karayolları Genel Müdürlüğümüzün çalışanlarına ve yüklenici firmaya teşekkür ediyorum. Ülkemizin bu kıymetli prestij projesinin tamamlanarak bir an önce hizmete sunulması  temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum."
    Konuşmanın ardından Bakan Turhan, telsiz ile kule kesonlarındaki görevlilere batırma işlemini başlatmaları için talimat verdi. Beraberindekiler ile birlikte butana basarak, kule kesonunun batırma işlemini başlattı. Bakan Turhan ve Yardımcısı İskurt'a köprünün yapımında kullanılan çeliğin ilk kesilmiş parçasından yapılmış plaket takdim edildi. Bakan Turhan'ın, anı defterini imzalamasıyla tören sona erdi.  
    TEMEL İÇİN DENİZ İÇERİSİNE 367 DEMİR KAZIK ÇAKILDI
    Köprünün deniz altındaki temelinin zemin iyileştirilmesi için Avrupa yakasında 192, Asya yakasında ise 165 olmak üzere toplam 357 adet  2,5 metre çapında demir kazık denize çakılmıştı. Kule kesonlarının batırılması ardından bundan sonraki aşamada ise, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün kule montajına başlanacağı öğrenildi.
    AVRUPA KULE KESONU DAHA ÖNCE BATIRILMIŞTI
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 104'üncü yıl dönümü törenleri için geldiği Çanakkale'de, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün Gelibolu ilçesine bağlı Sütlüce köyü sınırlarındaki şantiyesinde çalışmaları incelemiş, ardından da çelik şaftların ıslak havuzda kule kesonları üzerine montajı için tören düzenlenmişti. Köprü inşası için çalışmalar sürerken, 4 çelik şaftın ıslak havuzda bulunan ve her biri futbol sahası büyüklüğünde olan kule kesonları üzerine montajı yapıldı. Çelik şaft montajı tamamlanan 74 metre genişliğinde, 83,3 metre uzunluğunda, 15 metre yüksekliğinde ve 51 bin 186 ton ağırlığındaki Avrupa yakasına ait kule kesonu, 9 Mayıs günü deniz altında hazırlanan temelin üzerine batırılmıştı. Avrupa ayağı kule kesonunu batırma işlemi iki gün sürmüştü.
    MARMARA'YI EGE'YE BAĞLAYACAK
    Gebze-Orhangazi-Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu'nun tamamlanması ile birlikte, Edirne-Kınalı-İstanbul-Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu ile entegre olarak Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi'ne otoyol ağıyla bağlanacak. Diğer taraftan, yapım çalışmaları devam eden Kuzey Marmara Otoyolu ve Malkara-Çanakkale Otoyolu kesimi ile birlikte Marmara Bölgesi'nin otoyol ringi tamamlanmış olacak.
    İNCELİKLİ TASARIM
    1915 Çanakkale Köprüsü, tasarımındaki inceliklerle dünyada bir ilk olmaya aday. Cumhuriyet’in 100’üncü kuruluş yıl dönümünü temsil eden 2023 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak 1915 Çanakkale Köprüsü’nün kule bağlantıları ve bağlantı unsurları Türk bayrağının renkleri olan kırmızı-beyaza boyanacak. Her iki yakada 333 metre yüksekliğindeki kulelerin üst kısmı da Seyit Onbaşı'nın Çanakkale Savaşları'nda namluya sürdüğü top mermisini temsil edecek şekilde olacak. Köprü, 770'er metre yan açıklıklar ile birlikte toplam 3 bin 563 metre uzunluğunda olacak. 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleri ile toplam geçiş uzunluğunun 4608 metre olması öngörülmekte olan köprü, 2 x 3 trafik şeritli olacak. Yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olması öngörülen köprü tabliyesinin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları olacak. Her iki kule temeli yaklaşık 40 metre derinlikte deniz tabanında konumlandırılacak ve çelik kule yüksekliği yaklaşık 318 metre olacak. Proje kapsamında 1 asma köprü, 2 yaklaşım viyadüğü, 4 betonarme viyadük, 6 alt geçit köprüsü, 38 üst geçit köprüsü, 5 köprü, 43 alt geçit, 115 çeşitli ebatlarda menfez, 12 kavşak (devlet yolu üzerindeki kavşaklar dâhil), 4 otoyol hizmet tesisi, 2 bakım işletme merkezi, 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek. Asya yakasına ait kule kesonunu batırma işleminin yarın saat 19.00'a kadar süreceği öğrenildi. 1915 Çanakkale Köprüsü, 18 Mart 2022'de tamamlanarak hizmete açılacak.

    FOTOĞRAFLI



  • Strateji ve Bütçe Başkanlığı'ndan 'Deutsche Welle Türkçe' açıklaması

    ANKARA, (DHA) - CUMHURBAŞKANLIĞI Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın açıkladığı 'İVME Finansman Paketi'ne ilişkin 'Deutsche Welle Türkçe'de yer alan haber ile ilgili, "Haberin maksatlı olduğu bellidir. Bu maksadı pekiştirmek için Başkanlığımızın ve personelimizin de kullanılması kabul edilemez" açıklaması yaptı.
    Yazılı açıklamada 'Deutsche Welle Türkçe' tarafından yayımlanan "Albayrak'ın finansman paketine 'yanlış ve zamansız' eleştirisi" başlıklı haberde Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın adına da yer verildiğine dikkat çekilerek şöyle denildi:
    "Söz konusu haberde, güya Başkanlığımız bürokratlarının açıklanan İVME Finansman Paketini’ni televizyondan öğrendikleri, zamansız ve gereksiz buldukları ve seçimlere ilişkin olumsuz düşünceler ifade ettikleri iddia edilmiştir. Haberin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, Hükümetimiz tarafından ekonominin ihtiyaçları çerçevesinde hazırlanan kapsamlı bir paket hakkında olumsuz bir algı üretilmeye çalışıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu açıdan, haberin maksatlı olduğu bellidir. Bu maksadı pekiştirmek için, Başkanlığımızın ve personelimizin isminin de kullanılmış olması dikkat çekicidir ve asla kabul edilemez. Strateji ve Bütçe Başkanlığı olarak, her aşamada katkı verdiğimiz Hükümetimizin, ekonomi alanında aldığı doğru ve yerinde kararlarla; dengelenme sürecinde bir yandan ekonominin makro, finansal ve mali durumunun güçlendirilmesi diğer yandan reel sektörün bu süreçte ihtiyaç duyduğu yapısal dönüşüme yönelik uygun koşullarda, uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmana erişiminin sağlanması çabalarına önümüzdeki süreçte de kararlı bir şekilde devam edilecektir. Netice olarak, bir süredir ortak bir amaç güdülerek Türkiye ekonomisi ve yürütülen ekonomi politikaları hakkında oluşturulmaya çalışılan olumsuz algı operasyonun bir parçası olarak masa başında hazırlandığı anlaşılan bu haberi ve yapılma şeklini yanlış buluyoruz."



  • Hozat'ta kadınların organik örgü bebeklerine yoğun ilgi 

    Ferit DEMİR/HOZAT(Tunceli),(DHA)- TUNCELİ'nin Hozat ilçesinde kadınların el emeği göz nuruyla yaptıkları organik örgü oyuncak bebekler yoğun ilgi görüyor.
    Hozat Kaymakamlığı'nca 2017 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim ve İş Kur İl müdürlüğü desteğiyle 'Kadın girişimi üretim ve işletme kooperatifi' çalışmaları kapsamında 50 kadının yer aldığı organik örgü oyuncak bebek atölyesi kuruldu. Hozat Öğretmenevi'nde kurulan atölyede kadınlar, çizgi film karakterlerinin yanında yöresel motiflerle bez bebek üretiyorlar. Ürettikleri organik örgü bebek oyuncağını bir yandan markalaştıran kadınlar diğer yandan da ev ekonomilerine katkı sağlıyor. 
    Atölye sorumlusu usta öğretici Seyran Dilekçi, 50 kadının ayda 750 oyuncak bebek ürettiğini ve bebeklerinin hiçbir kimyasal ürün taşımadığını belirterek şunları dile getirdi:  "Kadınlarımız üç günde bir bebek örebiliyorlar. Ayda 50 kadınımız 750 bebek üretiyor. Üretimimiz çok güzel gidiyor. Tamamen organik ve hiçbir kimyasal madde taşımıyor. Kirlenen bebekler yıkanarak tekrar kullanılabiliyor. Yıkandığı zaman hiçbir özelliği kaybolmuyor son derece sağlıklı oyuncak üretiyoruz yani tamamen organik."
    Atölyede çalışan Gülten Baran Yıldırım, "Bunları el emeği, göz nuruyla yapıyoruz. Elimizde kalmaması için uğraşıyoruz. Bu anlamda herkesin desteğini bekliyoruz" dedi. Her gün atölyeye gelerek üretim yaptığını anlatan Fatma Yıldız da, "Burada çalışan bütün kadınların çocukları var. Sağlıklı ve çocuklara zararı olmayan oyuncak bebek ürettiğimiz için son derece mutluyuz ve aile bütçemize katkı sunarak geçimimizi sağlıyoruz." Hozat'a gelen turistler ise atölyeyi ziyaret ederek  satın aldıkları örgü bebekleri memleketlerine hediye götürüyor.
    FOTOĞRAFLI
     



  • Irak'ın kuzeyindeki terör hedefleri vuruldu

    ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanlığı, Irak kuzeyi Hakurk bölgesinde düzenlenen hava harekâtında, bölücü terör örgütü tarafından kullanılan hedeflerin vurulduğunu açıkladı.
    Bakanlığın Twitter hesabından yapılan açıklamada, "Irak kuzeyi Hakurk bölgesine düzenlenen hava harekâtı neticesinde, bölücü terör örgütü tarafından silah mevzii, barınak, sığınak ve mühimmat deposu olarak kullanılan hedefler vuruldu" denildi.
    FOTOĞRAFLI
     



  • Akkuyu NGS, 7 yılda 100 bin kişiyi bilgilendirdi

    MERSİN, (DHA) – MERSİN’de inşası devam eden Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS’nin Toplum Bilgilendirme Merkezi, 7 yılda yaklaşık 100 bin kişiyi bilgilendirdi.
    Akkuyu Nükleer Mersin Toplum Bilgilendirme Merkezi, bu eğitim yılının bilançosunu çıkardı. 7 yılda Bilgilendirme Merkezi’nin etkinliklerine yaklaşık 100 bin kişi katıldı.
    Merkez, 2012 yılında Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu tarafından nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına yönelik işbirliğinin bir parçası olarak kuruldu. Bilgilendirme Merkezi, halkla doğrudan diyalog kurmayı ve nükleer enerji, nükleer teknolojiler hakkında bilgi vermeyi amaçlıyor. Merkez, bölge halkından gelen sorulara objektif cevaplar üreterek çok yönlü bir iletişim ve bilgi edinme platformu görevi görüyor.
    NÜKLEER ENERJİ ANLATILIYOR
    Ziyaretçilere genel olarak nükleer endüstrisinin tarihi ve gelişimi, nükleer enerji ve fizik alanındaki kazanımlar hakkında bilgi verilen merkezde, nükleer santrallerin nasıl çalıştığı, santralde hangi güvenlik önlemlerinin alındığı, nükleer santrallerin neden gerekli olduğu, NGS'lerin inşa edildikleri ve işletildikleri bölgelerin kalkınmasında ne gibi katkılar sağladıkları anlatılıyor.
    3 BOYUTLU MAKETLE TANITILIYOR
    Akkuyu Nükleer Mersin Toplum Bilgilendirme Merkezi Başkanı Eyyup Lütfi Sarıcı, nükleer güç santralinin çalışma prensipleri hakkında konuştu. Sarıcı şunları söyledi: "Nükleer güç santrali 3 boyutlu maketler ile tanıtılıyor. Merkezimizde, yerel yönetim temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ile eğitim etkinlikleri, konferanslar, seminerler ve yuvarlak masa toplantıları da düzenliyoruz. Merkez ayrıca ilçelerde yaşayanlarla bir araya gelerek, nükleer santrallerin anlatıldığı ve insanlara soru sorma fırsatı verildiği pek çok yerde konferanslar düzenliyor. Çalışmalarımızın prensibi açıklıktır, etkinliklerimizde herkes soru sorabilir, tam ve objektif bir cevap alabilir. Merkeze her kesimden ve her yaştan ziyaretçiyi ağırlamaya devam ediyoruz. Tüm bu süre zarfında merkez sadece Türkiye vatandaşlarını değil aynı zamanda İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Fas ve Kenya’dan gelen misafirleri de ağırladı." 
    AMACIMIZ HALKI DOĞRU BİLGİLENDİRMEK
    Sarıcı, merkezin, herkesin nükleer enerji hakkında bilgi edinebileceği önemli bir yer olduğunu ifade ederek, "Merkezi ziyaret ettikten sonra insanlar, nükleer santraller ve nükleer teknolojiler hakkında birçok yeni bilgi öğreniyor ve nükleer santrallere karşı olan tutumları olumlu yönde değişiyor. Amacımız, NGS’lere yönelik olarak kamuoyunda yanlış bir şekilde oluşturulmaya çalışılan olumsuz tepkileri gidermek ve halkı doğru bilgilendirmektir" dedi.
    FOTOĞRAFLI



  • Yusufeli'nde karlar eridi, taşan dere yolları kapattı / Ek fotoğraf



  • Bakan Akar: Türkiye'nin menfaatlerine saygı gösterilmesi temennimiz

    ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Temennimiz, beklentimiz Doğu Akdeniz'de en uzun sahil şeridine sahip Türkiye'nin ve KKTC'nin hak ve menfaatlerine saygı gösterilmesidir. Bütün taraflardan bu konularda saygı gösterilmesini bekliyoruz, bu da bizim en doğal hakkımızdır" dedi.
    Denizkurdu 2019 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü'ne katılan Bakan Akar, Mavi Vatan-2019'un ardından Denizkurdu-2019 tatbikatının da başarıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Bakan Akar, tatbikatı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) komuta kademesiyle büyük bir gurur ve heyecan içinde izlediklerini belirtti. Bakan Akar, Denizkurdu-2019'un jenerik bir senaryoda gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, "Dolayısıyla tatbikattaki yerler veya yapılan faaliyetler hiçbir şekilde başka bir ülkeye karşı değildir. Altını çizmek istediğim bir diğer husus da bu tatbikatın planlı olmasıdır. 2 yılda bir yapılmakta ve planlamaları önceden gerçekleştirilmekte. Bu tatbikatın şu anda yapılmasının içinde bulunduğumuz şart ve durumla uzaktan yakından alakası yoktur" dedi.
    'YERLİ, MİLLİ SİLAHLARLA BAŞARILI ATIŞLAR'
    ​Bakan Akar, tatbikatla Türk Deniz Kuvvetleri'nin gücünü, kuvvetini, TSK'nın caydırıcılığını ve verilecek her türlü görevi yapmaya muktedir olduğunu bir kez daha gösterdiğine işaret etti. Akar, Denizkurdu 2019'da yerli, milli silah ve diğer sistemlerle başarılı atışların gerçekleştirildiğini ifade ederek, "Zaferlerle dolu şanlı tarihimizden ilham alan TSK, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, Suriye ve Irak'ın kuzeyinde devletimizin bekası, asil milletimizin egemenlik ve bağımsızlığı için azim ve kararlılıkla mücadele etme, 462 bin kilometrekarelik mavi vatanımızdaki hak, alaka ve menfaatlerimizi koruma, aynı zamanda NATO ve BM görevlerini de başarıyla yerine getirebilme imkan ve kabiliyetine sahiptir" diye konuştu.
    'TÜRKİYE'NİN MENFAATLERİNE SAYGI GÖSTERİLSİN'
    Türkiye'yi 3 taraftan çevreleyen denizlerin, Türk milletinin güvenliği ve refahı için önemli olduğunu kaydeden Akar, şöyle konuştu: "Doğu Akdeniz geçmişten bugüne devam eden jeostratejik önemine ilave olarak sahip olduğu enerji kaynaklarıyla da günümüzde bir cazibe merkezi haline dönüşmüş, gelmiştir. Bu nedenle küresel anlamda bir mücadele alanına dönüşen Doğu Akdeniz'de en önemli konulardan biri deniz yetki alanlarının sınırlandırılması meselesidir. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta deniz yetki alanlarında eşit, egemen hakların korunması ve kaynakların adil paylaşımı yönünde ilkeli bir tutum sergilemektedir. Biz her zaman uluslararası hukuka uygun, hak ve adalet ilkelerine saygılı bir şekilde deniz yetki alanlarının belirlenmesi gerektiğini savunmaktayız. Özellikle son günlerde Doğu Akdeniz'de hidrokarbon kaynakları ve deniz yetki alanları temelinde meydana gelen gelişmeler neticesinde bölge içi ve bölge dışı ülkeler tarafından maalesef uluslararası hukuku göz ardı eden açıklamalar yapılmaktadır. Temennimiz, beklentimiz Doğu Akdeniz'de en uzun sahil şeridine sahip Türkiye'nin ve KKTC'nin hak ve menfaatlerine saygı gösterilmesidir. Bütün taraflardan bu konularda saygı gösterilmesini bekliyoruz, bu da bizim en doğal hakkımızdır."
    Akar, uluslararası hukuktan doğan haklar kapsamında Barbaros Hayrettin Paşa araştırma gemisinin Doğu Akdeniz'de ilan edilen sahada sismik araştırma, milli sondaj gemisi Fatih'in ise Kıbrıs adası batısında Türk kıta sahası içinde sondaj faaliyetlerine devam ettiğini, bunlara Deniz Kuvvetleri Komutanlığı gemilerinin refakat ettiğini dile getirdi.
    'TÜRKİYE HİÇBİR ÜLKEYE TEHDİT DEĞİLDİR'
    Bundan sonra da uluslararası hukuk ve karşılıklı haklara saygı ilkeleri çerçevesinde Türkiye'nin, kendi deniz yetki alanları ve garantör ülke olarak KKTC'nin ruhsat verdiği yerlerde sondaj ve araştırma faaliyetlerine devam edeceğine dikkati çeken Akar, şunları kaydetti: "Doğu Akdeniz'de Türkiye ve KKTC'nin yer almadığı, hak ve menfaatlerimizin dikkate alınmadığı, uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımıza gerekli saygının gösterilmediği bir projenin yaşama şansı yoktur. Türkiye hiçbir ülkeye tehdit değildir, amacımız vatan topraklarımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın ve asil milletimizin güvenliğini sağlamanın yanı sıra bugüne kadar olduğu gibi bölgemizin huzur ve istikrarına da katkıda bulunmaktır. Bu çerçevede Türkiye, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki sorunların iyi komşuluk ilişkileri içerisinde ve uluslararası hukuk dahilinde çözümünden yana olduğunu her fırsatta dile getirmekte, bu yönde gayret göstermektedir."
    'GÖRÜŞMELERİMİZ DEVAM EDECEK
    Bu çerçevede Yunanistan Savunma Bakanı Apostolakis ile vardıkları mutabakat doğrultusunda heyetlerarası görüşmelerin Atina'da tamamlandığına işaret eden Akar, "Bu görüşmelerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine inanıyorum ve bunun iki ülkenin de yararına olduğunu değerlendiriyorum. Biz tüm olumlu, yapıcı yaklaşımlarımızı ısrarla sürdürürken Ege ve Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuktan doğan haklarımızı görmezden gelen girişimlerden kaçınılması, sorunların çözümüne hiçbir yararı olmayan provokatif davranış ve sorumsuz açıklamalara izin verilmemesi en samimi beklentimizdir" dedi. 
    FOTOĞRAFLI



  • Karşıyaka, Çiçek Festivali ile renklendi

    Melis KARAKUZULU - Hande NAYMAN, İZMİR, (DHA)- İZMİR'in Karşıyaka ilçesinde düzenlenen geleneksel 18.Çiçek Festivali'nde rengarenk çiçekler ziyaretçisiyle buluştu.
    Karşıyaka Belediyesi'nce Bostanlı Pazaryeri'nde düzenlenen Çiçek Festivali, 100'ün üzerinde üreticinin açtığı stantlarla Karşıyaka'yı renklendirdi. Üreticilerin, sukulentten sardunyaya, teraryumdan rengarenk saksılara birçok ürünü sattığı festivalde çiçek sevenler keyifli vakit geçirdi. 27 Mayıs'a kadar devam edecek festivalde çoğunluğu İzmir'in Bayındır ilçesinden gelen üreticiler, ziyaretçilere farklı türler hakkında bilgi vererek yaz mevsiminde açan birçok çiçeği sergiledi. Festivale gelenler son yılların gözdesi olan sukulent ve kaktüslere de ilgi gösterdi.
    RENGARENK ÇİÇEKLER SERGİLENDİ
    Çeşme Alaçatı'dan festivale katılan üretici Metin Demiral, "Festivale ilk kez katılıyorum. Sukulentleri kendim yetiştiriyorum. Bu festivale özel 60'dan fazla çeşit çiçek getirdim. Burada satış yapan herkes haftasonu yoğun olacağını söylüyor. Bugün ve yarından ümitliyiz. Hepimiz bir şeyler kazanmak istiyoruz. Dolgun malzemesi olan ürünleri bile uygun fiyatlara satıyoruz. En küçük kaktüsü 7 TL, en büyük kaktüsü ise 200 TL'ye satıyoruz" dedi.
    Festivalde teraryum, sukulent ve kaktüs satışı yapan Murat Güler de, "Özellikle teraryumlar son 3-4 yıldır moda haline geldi. Şu anda festivale çok yoğun bir ilgi var. Geçen seneye oranla katılım da daha fazla. Bu ilgiden memnunuz. Buradaki ürünleri kendimiz imal ediyoruz ve toptancısıyız dolayısıyla piyasaya göre daha uygun fiyatlarla satış yapıyoruz. Teraryumlar 30 TL'den 100 TL'ye kadar satılıyor. Sukulentler ise 5 TL ile 10 TL arasında değişiyor. Kaktüsler de 7 TL'den başlıyor ve büyüklüğüne göre fiyatı artıyor" diye konuştu.
    EL EMEĞİ ÜRÜNLER DE SATICI İLE BULUŞTU
    Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin festivalde açtığı stantta görev yapan Erdem Erence, "Kooperatif olarak genellikle Büyükşehir bünyesinde çiçek yetiştiriyoruz. Sardunyalar 7.5 TL, lavantalar 10 TL'den satılıyor. Çalı grupları 5 TL ile 10 TL arasında değişiyor. 4 yıldır festivale katılıyoruz. Satışlarımız oldukça iyi" dedi.
    Festivalde el yapımı saksıların satışını yapan Dilan Çelebi ise, "Bir yıla yakındır kendi evimde saksı boyuyorum. Hobi olarak başladım ve sosyal medya üzerinden satış yapmaya başladım. Festivali duydum ve değerlendirmek istedim. El emeği olduğu için ve farklı geldiği için takdir edildim. Festival için gerçekten çok büyük bir emek verdim, dördüncü katta oturuyorum ve saksıları taşımak benim için çok zor oldu. Satışlar güzel, ümitliyiz. Üstlerindeki çizimlere göre saksıların fiyatları 10 TL ile 50 TL arasında değişiyor" dedi.
    ZİYARETÇİLER FİYATLARDAN MEMNUN
    Festivali ailesi ile birlikte gezen 5 yaşındaki Emre Tuna Kavut, "Annem bana küstüm çiçeği aldı. O yüzden çok mutluyum. Annemle birlikte çiçekçileri gezdik. Başka çiçekleri gördüm. Burada tüylü çiçekler var, onlar kaktüsmüş. Aldığım küstüm çiçeğini eve götüreceğim. Dokununca kapanıyormuş" dedi.
    Festival ziyaretçilerinden Fulya Törün da, "Güzel bir etkinlik olmuş. Çiçek festivali harika geçiyor. Ben bugün saksıma uygun bir kaktüs aldım. Fiyatları da çok hesaplı buldum" diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI