MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Aralarında ünlülerin de bulunduğu senkronize Kayak Milli Takımı Palandöken'de

    Turgay İPEK/ERZURUM, (DHA) - TÜRKİYE Kayak Federasyonu bünyesinde 17 yıl aradan sonra oluşturulan Senkronize Kayak Milli Takımı, Nisan'da Amerika'da düzenlenecek Dünya Şampiyonası için hazırlıklarını Palandöken'de sürdürüyor.
    Aralarında işadamı, sanatçı, öğretim üyesi ve kayak öğretmeninden oluşan Türkiye'nin 11 kişilik senkronize takımı çalışmalarını deniz seviyesinden 3 bin 176 metre yükseklikteki Palandöken'de sürdürüyor. 17 yıl sonra oluşturulan Milli Takım, 11-13 Nisan 2019 tarihinde Amerika'nın Colorado eyaletindeki Aspen şehrinde düzenlenecek ve 3 farklı disiplinde gerçekleşecek Dünya Senkronize Kayak Şampiyonası'na katılmaya hazırlanıyor. Uludağ ve Kartalkaya'dan sonra 19 Mart'ta Palandöken Sway Otel'de kampa giren Türkiye Senkronize Kayak Milli Takım kadrosu, Ender Alkoçlar, Cem Hakko, Üstün Özbey, Mustafa Sandal, Doruk Kaya, Atakan Alaftargil, Arif Alaftargil, Fatih Kıyıcı, Metin Polat, Tunç Taşdemir ve Çetin Şirvani'den oluşuyor.
    'YAPACAK ÇOK İŞİ VAR'
    Ekip, Fransız Antrenör Marc Garcıa eşliğinde Palandöken'in aydınlatılmış pistleri sayesinde gece-gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmaların çok iyi geçtiğini söyleyen Garcıa, "Yapacak çok işi var. Karşımızda bir ya da iki yıl çalışan takımlar olacak. Biz daha çok yeniyiz. Yalan söylemeye gerek yok. Ekip çok motive. Her sporda olduğu gibi Türkiye'yi temsil etmek çok önemli tabi ki. En iyi işi yapmamız lazım sonuç almak için. Bu Türkiye için başlanan bir programın bir öncülüğü. Uzun bir yolculuğun başı. Takımın hepsi değişik yerlerden geliyor. Önemli olan spordaki düşünce tarzı, içine koyacakları motivasyon" diye konuştu
    CEM HAKKO: 'GÜZEL BİR TAKIMIZ'
    Amerika'ya ümitle gitmek istediklerini belirten Cem Hakko da, "Güzel bir takımız. Epey de çalıştık. Bir de tabi ki en önemli sebebimiz bizim misyonumuz, önümüzdeki senelerde artık dünya şampiyonasına yollayacak takımların çıkması. Hedef Türkiye'de liseleri, üniversiteleri, amatörleri, profesyonelleri yarıştırarak bu işi çok daha ileri götürmek. Bunun fikir babası ise Çetin ve Tunç'un başkanlığında oluştu" dedi.
    MUSTAFA SANDAL: 'ÜLKEMİZİ EN GÜZEL ŞEKİLDE TEMSİL EDECEĞİZ'
    Türkiye'nin 17 sene sonra Aspen'e gittiğini hatırlatan pop şarkıcı Mustafa Sandal ise, "Çok güzel takım olduk. Türkiye 17 sene sonra Aspen'de dünya senkronize şampiyonasına katılıyor. Gece, gündüz demeden emeğimizi, eforumuzu ortaya koymaya çalışıyoruz. Ülkemizi, bayrağımızı inşallah en güzel şekilde Aspen'de Colarado'da temsil edeceğiz. Bizim burada birlikte olmamızın amacı hem Türkiye'de kayak sporunu hem gençlerimize bizden sonra senkronize şampiyonasına katılacak olan arkadaşlarımıza bir motivasyon sağlamak. Onları bu işe yönlendirmek, heveslendirmek. Kayak sporunu yaygınlaştırmak. Bunun için de burada gördüğünüz herkes takım olarak elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyor" diye konuştu.
    Senkronize Kayak Milli takımının bir parçası olmaktan büyük gurur ve mutluluk duyduğunu söyleyen Doruk Kaya ise şunları söyledi: "Arkadaşlarımızın da söylediği gibi biz kayak sporunun farkındalığını artırmak üzere milli takımlar seviyesinde Türkiye'nin yurtdışında her dalda katılımını sürekli olarak sağlamak üzere bir misyonla toplandık. Kayak Federasyonumuzun da destekleriyle inşallah bu sene Aspende iyi bir yarışma çıkartacağız. Ama asıl hedefimiz gördüğünüz gibi iki kamp Kartalkaya'da iki kamp Uludağ'da yaptık. Şimdi Erzurum Palandöken'deyiz. Ülkemiz cennet gibi. Pistlerimiz elverişli neden bunu daha organize bir şekilde bütün dağlarımızda Kayseri, Sarıkamış'ta, Kastamonu'da, Ilgaz'da yapmayalım. Herkes kendi takımlarını kurup antrenmanlarını sezon içinde yapıp bir final eşliğinde önümüzdeki yıl milli takımı seçip onu her sene Aspene yollasak. Biz bu misyonla yola çıktık, öncü olmak zor her zamanki gibi. Tabi biz sporcu değiliz aslında kayağa gönül vermiş kişileriz. Ciddi sıkı bir kamp süreçlerinden geçiyoruz. Hepimiz de elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Biz hayırlısıyla gideceğiz başlatacağız ve bizden sonra bu işin yayılıp kitlelere erişmesini milli takımlar nezdinde her disiplinde yurtdışında yarışmalara katılıp bayrağımızı başarıyla dalgalandıracağız, amacımız bu."

    FOTOĞRAFLI



  • "Down sendromuna yaklaşım multidisipliner olmalı"

    İSTANBUL, (DHA)- İstanbul Bilgi Üniversitesi, 'Down Sendromunda Ergoterapi ve Multidisipliner Yaklaşım Semineri'ne ev sahipliği yaptı. 21 Mart Dünya Down Sendromlular Günü'nde Dolapdere Kampüsü’nde düzenlenen etkinlikte, uzman isimlerin sunum ve konuşmalarının yanı sıra birçok tasarım, dans ve ebeveyn-çocuk atölyeleri gerçekleştirildi.

    İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü ve öğrencilerinin iş birliğiyle düzenlenen seminerde birçok uzman ergoterapist, fizyoterapist, diyetisyen, özel eğitimci ve psikolog bir araya geldi. Down sendromunda kişilerin günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlıklarını ve yaşam kalitelerini artırmayı amaçlayan uzmanlar, farklı disiplinlerin bakış açılarını katılımcılarla paylaşarak down sendromu hakkında farkındalık yaratmaya çalıştı.

    GELİŞİMİN DESTEKLENMESİ GEREKİYOR

    Seminerde söz alan BİLGİ Ergoterapi Bölüm Başkan Vekili Doç. Dr. Deniz Demirci, down sendromlu çocuklar hakkında bilgi verdi. Down sendromlu çocukların gelişiminin normal çocuklara oranla daha yavaş gerçekleştiğine dikkat çeken Doç. Dr. Demirci, "Gelişimin farklı seyri nedeniyle sadece özel eğitim değil; fizyoterapiden ergoterapiye, psikologdan diyetistene kadar geniş ve multidisipliner ekipler tarafından uygulanan rehabilitasyon programlarıyla gelişimin desteklenmesi gerekiyor. Biz de bu seminerle kamuoyunda bu bilinci oluşturmak ve down sendromu hakkında farkındalık yaratmayı hedefliyoruz" dedi.

    KİŞİYE ÖZEL YÖNTEMLERLE REHABİLİTE

    Farklı disiplinlerden profesyonellerin birlikte çalışmasının önemine bir vurgu da BİLGİ Ergoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Başak Çağla Arslan’dan geldi. Ergoterapistlerin down sendromlu bireylerin günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık kazanması ve yaşam kalitelerini artırması için çalıştığını belirten Arslan, “Ergoterapinin down sendromlu bireylerin günlük rutinlerinde ve okul hayatında yol gösterici bir rolü var. Kullandığımız tedavi yöntemleri çalışılan alan vekişiye göre farklılık gösteriyor. Her birey rehabilitasyon sürecine aktif katılıyor ve kişiye özel yöntemler geliştiriliyor. Örneğin fiziksel olarak sıkıntı yaşayan bireyler için fizyoterapistler tarafından temel motor gelişim becerileri ve ergoterapistler tarafından duyu bütünleme terapisi gibi yaklaşımlaruygulanıyor” diye konuştu.

    Down sendromlu çocuklar İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde düzenlenen seminerin ardından gerçekleştirilen atölyelerde BİLGİ Ergoterapi Bölümü öğrencileriyle birlikte tişört tasarlama ve yüz boyama atölyelerinin yanı sırazumba ve farklı dans etkinliklerine katılarak unutulmaz bir gün geçirdi.



  • 'Jandarma istihbaratçıyız' diyerek ev basıp, altın aradılar

    İsmail ÇETİNTAŞ/PAMUKOVA(Sakarya), (DHA) - SAKARYA'nın Pamukova ilçesinde kapısını kırarak girdikleri evde kendilerini 'jandarma istihbaratçı' olarak tanıtarak altın arayan 5 kişiden 2'si yakalandı.
    Olay, 20 Mart gecesi Çilekli Mahallesi'nde meydana geldi. Otomobille mahalleye gelen 5 kişi, ellerindeki tabanca ve bıçakla Hüseyin T. (75) ve eşinin yaşadığı evin kapısını kırarak içeri girdiler. Kendilerini 'jandarma istihbaratçı' olarak tanıtan 5 kişi, Ankara'dan geldiklerini, uydudan evde 3 ton altın olduğunu tespit ettiklerini ve altınları alacaklarını belirterek, evde arama yapacaklarını söyledi. 5 kişiden 2'si evin odalarını ve tavan arasını ararken, 3 kişi ise evin kapısında bekledi. Yaşlı çift ve torunu kimliklerini sorduklarında ise şüpheliler sarı bir kimlik gösterdi. Evde arama yapan 2 kişi herhangi bir şey bulamayınca araçlarıyla olay yerinden uzaklaştı. Yaşlı çift ve torunları durumu jandarmaya bildirdi. Çalışma başlatan jandarma, yol güzergahındaki kameraları inceleyerek aracın plakasını tespit etti. Zanlıların kimliklerini tespit eden jandarma, H.İ.Ç (28) ve E.Ç.'yi (25) yakaladı. Adliyeye sevk edilen 2 kişi tutuklandı. Jandarma olaya karışan 3 kişiyi yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.
    FOTOĞRAFLI



  • Ayvacık'ta 9 kaçak göçmen yakalandı

    İpek YAVAŞ/AYVACIK(Çanakkale), (DHA)- ÇANAKKALE'nin Ayvacık ilçesinden yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na geçiş yapmak isteyen Afganistan uyruklu 9 kaçak göçmen yakalandı.
    Yasa dışı geçişlere karşı mücadeleye devam eden Ayvacık İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler, Ayvacık ilçesi Küçükkuyu beldesi Nusratlı mevkiine operasyon düzenledi. Ekipler, operasyonda 3'ü çocuk, 2'si kadın ve 4'ü erkek olmak üzere Afganistan uyruklu toplam 9 kaçak yakaladı. Kaçaklar, işlemlerinin ardından Yabancıları Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi.
    FOTOĞRAFLI



  • DeFacto ilkbahar & yaz koleksiyonunu satışa çıkardı

    İSTANBUL, (DHA) - DEFACTO, 2018-2019 İlkbahar & Yaz Koleksiyonu’nu satışa çıkardığını açıkladı.
    DeFacto, 2018-2019 İlkbahar & Yaz Koleksiyonu’nu modaseverlerin beğenisine sundu. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
    “Spor şık parçalarla her mekanda şıklığı yakalamayı başaran koleksiyon ilkbahar yaz mevsiminin enerjisini yansıtıyor. Sarı, krem, kahverengi ve yeşilin ağırlıkta olduğu tasarımlar, mükemmel stilin başlıca parçaları arasında yerini alacak. Her mevsimin değişmez parçası olan jean de ceketlerden elbiselere, pantolonlardan gömleklere kadar her yerde kendisini gösteriyor. Yüksek enerjili koleksiyonda şıklığın tamamlayıcısı ayakkabı ve çantalarda da hem klasik hem de spor birçok alternatif bulunuyor.”
    Yeni koleksiyona, mağazalardan ve internet sitesinden ulaşılabileceği belirtildi.



  • Bakan Soylu, depremin vurduğu Denizli'de (2)

    'TÜRKİYE CESET TORBASI BULMAKTAN ACİZDİ'
    Denizli'nin Acıpayam ilçesinde, 5.5 büyüklüğünde depremin yaşandığı Karahöyük Mahallesi'nde incelemelerde bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, daha sonra düzenleyeceği miting için Çivril ilçesine geçti. Burada partililer tarafından karşılanan Soylu, Cumhuriyet Meydanı'nda halka seslendi. Bakan Soylu, Acıpayam'da yaşanan depremde can kaybının olmamasının sevindirici olduğunu söyledi. Evleri yıkılan vatandaşlara yardım elini uzatacaklarını ifade eden Bakan Soylu, "Yaklaşık 350 ev hasar gördü. Gittik orada depremle karşı karşıya olan vatandaşlarımızla bir araya geldik. Dünden itibaren devletimizin tüm kurumları bir araya geldi ve yaraları sarmaya başladı. 1999 depremini yaşayan bir kardeşinizim. O günkü Türkiye'nin nasıl bir Türkiye olduğunu, ceset torbası bile bulmaktan maalesef aciz bir hale geldiğini, sabah Avcılar'a Yalova'ya gittiğimizde cesetlerinin yüzlercesini yerde yatarken gördüm. Bugün hem önlemini alacağız hem de Allah'a sığınacağız" dedi.
    'HUZURUMUZA KİM MUSALLAT OLURSA KAFASINI EZECEĞİZ'
    On yıllardır Türkiye'ye ABD ve Avrupa'dan parmak sallandığını ifade eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Bize 'Haddinizi bilin' dediler. 'İktidar olduğunuzda muktedir mi olacaksınız' dediler. 'Muktedir olan biziz' dediler. 'Efendiniz biziz, kararı biz veririz' dediler. Hiç yakamızdan düşmediler. Bir sabah uyandık yüzde 200 fakirleştik. Bize hep operasyon yaptılar. Terörle, anarşizmle bu ülkeyi zayıflatmaya çalıştılar. Cumhurbaşkanımız da dünyaya not bıraktı; 'Ey Dünya, bu coğrafyada biz karar vermedikçe kimse oyun kuramaz. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne, tarihi miraslarımıza, geleceğimize, huzurumuza, çocuklarımıza kim musallat olursa kafasını ezeceğiz'" diye konuştu.
    'BURUNLARINDAN GETİRECEĞİZ'
    Terörle mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini aktaran Bakan Soylu, "Diyorlar ki; biz İstanbul'dan Diyarbakır'a kadar yürüyeceğiz. Apo'nun İmralı'dan serbest bırakılması için eylem yapacağız. Tövbe estağfurullah. Ben de dedim ki; 'Sizi yürüten adam değildir. Yürüyebildiler mi? Yürüyemediler. Eskidendi o işler eskiden. Doğu ve Güneydoğu'da 13-14 yaşındaki kızlarımızı analarının kucağından alıp da dağa getirip, o hayvan Murat Karayılan'a hayvan Cemil Bayık'a masa mezesi yapıp tecavüz ettirenlerin burnundan fitil fitil getirtmezsek Allah bize hesap sorsun" diye konuştu.
    TEMEL KARAMOLLAOĞLU'NA SERT ÇIKTI
    Mitingde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nu eleştiren Bakan Soylu, şöyle dedi:
    "24 Haziran'da PKK'yı meclise ben mi taşıdım. MHP İl Başkanımız mı taşıdı? Buradaki AK Partili milletvekillerimiz mi taşıdı?  Kim taşıdı? Kimin taşıdığı belli. Zillet ittifakı taşıdı. Saadet Partisi Başkanı Temel Karamollaoğlu bana laf atıyor, 'Ahlaksız bir seçime doğru gidiyoruz' diye. Ahlaksız ben miyim? Yoksa, iki milletvekilini TBMM'ye sokacağım diye PKK'ya Milli Görüş'ü satmaya kalkan sen misin? Ahlaksız. Erbakan, bu ülkenin değerlerine sahip çıktığı için 'Milli Görüş' ismini verdi. Şimdi siz, PKK'yla pazarlık yapıyorsunuz. 'Sezai Temelli' diye bir adam var. Adamın yüzünde meymenet yok. Diyor ki; Kürdistan'da biz kazanacağız. Kürdistan neresi? Var mı öyle bir yer. 'Batıda da AK Parti ve MHP'ye kaybettireceğiz' diye bir anlayışı ortaya koymaya çalışıyorlar."
    '74 HDP-PKK'LIYI LİSTEYE KOYDUNUZ'
    Türkiye'nin kendi insansız hava aracını, helikopterini ürettiğini belirten Bakan Soylu, 2017- 2018 yıllarında 3 bin 333 teröristin etkisiz hale getirildiğini kaydetti. Türkiye'nin önündeki 4.5 yıl güçlü adım atamaması için yeni bir tezgah hazırlandığını öne süren Bakan Soylu, şöyle devam etti:
    "Bu zillet ittifakı, 299 HDP ve PKK iltisaklıyı CHP, Saadet Partisi, İYİ Parti'den listelerine aldı. O, yüzünde meymenet olmayan adam canlı yayında konuştu. Dedi ki 'Ey İmamoğlu, Ey Yavaş, bizim oylarımızla seçileceksin. Alacağımızı alacağız' dedi. Bana cevap vermesinler, iki de bir cevap yetiştirmesinler. Cumhurbaşkanımıza cevap vermesinler. Yürekleri yetiyorsa PKK'nın temsilcilerine cevap versinler. Doğu ve Güneydoğu'ya huzur getirdik. 94 belediyelerine el koyduk. PKK'ya destek oluyorlardı. Buradan Saadet Partisi Genel Başkanı'na söylüyorum. 74 tane HDP-PKK'lıyı listeye koydunuz. İçinde PKK'dan tutuklu olanlar var. İçerisinde PKK'ya haraç toplayanlar var. İçlerinde milislik, işbirliği ve kuryelik yapan var. PKK'nın propagandasını yaptığı için gözaltına alınanlar var. Temel Karamollaoğlu, sen o adamların hiç birisini tanımıyorsun. Senin öyle bir kabiliyetin de yok zaten. Sana listeyi Kandil verdi. Dağda olanların babalarını, kardeşlerini listeye yazdın. Bu ülkede aynısını İYİ Parti yaptı. Aynısını CHP yaptı."
    'İTFAİYECİ DEĞİL İÇİŞLERİ BAKANIYIM'
    Türkiye'nin başına bir bela gelmemesi için çalıştığını belirten Bakan Soylu, "Bakın şimdi bir de FETÖ çıktı. 'Ekrem Dumanlı' denilen bir hayvan. FETÖ'nün Türkiye'deki temsilcisiydi. Çıkmış 'Bu hükümet gidecek. Ne beka meselesi, göreceksiniz ne olacağını' diyor. 15 Temmuz akşamı, hanginiz biliyordunuz bunların darbeye kalkışacağını. 7 Haziran'da HDP yüzde 13 oy almadı mı? Yüzde 13 oy almışsın, daha ne istiyorsun? Gittiler, yaktılar, yıktılar oraları. Dertleri oy değil. Bunların hiç birisinin kendi inisiyatifi yok. Amerika gelir, generalleri talimat verir. Avrupa gelir talimat verir. Kandil'den de buradaki robotlarına talimat verirler. 'Yakacaksınız, yıkacaksınız' diye. İtfaiyeci değilim, bu ülkenin içişleri bakanıyım. Ülkemin başına bir bela gelmeden önce nasıl tedbir alınacağını düşünmesi gereken insanlardan biriyim. Bu ülkede benim gibi çok insan var. Ama bu memleketten bir tane var. Gözünü dikenin gözünü oyarız" diye konuştu.
    HDP ADANA İL BİNASI OPERASYONU AÇIKLAMASI
    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP Adana il binasına dün düzenlenen ve 12 kişinin gözaltına alındığı operasyona ilişkin olarak ise, "HDP binasında bundan 3 yıl önce mahkeme kurmuşlar, çek senetçilik yapıyorlar. Üç vatandaş geldi ihbar etti, 'Orada kozmik oda var, o kozmik odaya sadece bunların milletvekilleri giriyor. '7 ajanda ve paralar ele geçirdik. Elektrik parasını ödeyemiyorlar, kasada para tutuyorlar. Onun ötesinde başka illere de sıçrayacak birçok bilgiler ele geçirdik" dedi.
    'TERÖRİSTLER KAFASINI ÇIKARAMAYACAK'
    İnsansız hava aracıyla ilgili yeni bir yazılım geliştirdiklerini vurgulayan Bakan Soylu, "PKK'ya yapacağımızın yarısı aklımızda yok. İHA'larımızın altına öyle bir şey yaptık ki. Bir kademe daha yukarı taşıdık. Bir yazılım yaptık. Altına bir aparat takacağız. Artık teröristler bırakın dağda yürümeyi, kafalarını çıkaramayacak. Okullarımızın etrafında uyuşturucu satışı yapanları gördüğünüzde, 'Ayağını kırın' demiştim. Yanlış mı dedim?  Çocuklarımızın ezan ve bayrağı öğrenmesini, değerlerini, aile yapılarını bozacaklar, çocuklarımızın zihniyetini teslim alacaklar. Bizim buna müsaade etmemiz mümkün değildir. Biz bunu da bir terör olarak görüyoruz" dedi.
    Konuşmasının sonunda vatandaşlara karanfil dağıtan Bakan Soylu, daha sonra helikopterle Muğla'nın Bodrum ilçesine geçti.

    Deniz TOKAT- Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, (DHA)

    FOTOĞRAFLI



  • Bakan Selçuk: Çocuk duygu, düşünce ve hareketi birlikte eğitim olarak yaşamalı

    Eyyüp BURUN/GAZİANTEP, (DHA)- MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Gaziantep'te '100 Tasarım Beceri, 100 Resim, 100 Müzik Atölyesi' protokol imza törenine katıldı. Bakan Selçuk, "Çocuk duygu, düşünce ve hareketi birlikte eğitim olarak yaşamalı" dedi.
    Çeşitli temaslarda bulunmak için kente gelen Bakan Selçuk ve Bakan Gül, Akkent Mahallesi'ndeki Fuat Şimşek Ortaokulu'nu ziyaret etti. Halk oyunu ekibinin gösterileri ile karşılanan bakanlar, öğrencilerle sohbet etti. Bakanlar, daha sonra okulun konferans salonunda düzenlenen '100 Tasarım Beceri, 100 Resim, 100 Müzik Atölyesi' protokol imza törenine katıldı. Törende konuşan Abdülhamit Gül, Bakan Selçuk'u Gaziantep'te ağırlamaktan gurur duyduklarını söyledi. Eğitimde 2023 vizyonuna emin adımlarla ilerlendiğini ifade eden Bakan Gül, "Milli Eğitim Bakanımızın ortaya koyduğu 2023 vizyonunda inşallah gençlerimiz, çocuklarımız çok daha kaliteli bir eğitime ulaşmış olacak. Öğrencilere yapılan yatırım, eğitime verilen destek her şeyin başındadır" dedi.
    BAKAN SELÇUK: ATÖLYELER, ÇOCUĞUN BÜTÜNSEL GELİŞİMİNE HİZMET EDECEK
    Bakan Ziya Selçuk da, okullarda yapılması planlanan atölyelerin çocukların gelişmesi açısından önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
    "23 Ekim 2018'de sayın Cumhurbaşkanımızın nezaretinde Külliye'de bir toplantı yapıldı. Vizyon 2023 belgesinin tanıtım toplantısı. Toplantının ana başlıklarından birisi de tasarım beceri atölyeleriydi. Aslında burada 100 Tasarım Beceri, 100 Resim, 100 Müzik denilen şey aslında hepsi tasarım becerinin içinde. Biz müziği de bir beceri olarak görüyoruz, resmi de bir beceri olarak görüyoruz. O yüzden de hepsi bizim açımızdan tasarım beceri atölyesi. Burada her türlü beceri atölyesi olacak ve bizim çocuklarımızın bütünsel gelişmesine hizmet edecekler. Biz insanı sadece maddi bir varlık olarak görmüyoruz. Biz insanı madde ve manayı kuşatan çift kanatlı bir varlık olarak görüyoruz. O sebeple çocuğu sadece zihinsel becerisi açısından, sadece bilişsel alandaki becerisi açısından yetiştirmek çocuğun bütünselliğini bozuyor. Çocuk duygu, düşünce ve hareketi birlikte eğitim olarak yaşamalı. Eğer bu bütünlük olursa çocuk bütünsel olarak gelişir. Aksi takdirde sadece belirli bir yönü yani soru çözmek ya da bilgilere hakim olmak yönü tek yanlı olarak gelişir, diğer becerileri zayıf kalır. Bu atölyeler eğitimi bütünleştirmek dersle irtibatlandırmak, dersleri atölyelerle, atölyeleri derslerle kuşatmak maksadını taşıyor."
    Konuşmaların ardından kentteki STK'lar ile Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin paydaş olduğu '100 Tasarım Beceri, 100 Resim, 100 Müzik Atölyesi' protokolü imzalandı. Protokol kapsamında kentteki okullara 300 atölye yapılacak. Bakan Selçuk, Bakan Gül ve beraberindekiler daha sonra okuldaki beceri atölyesinin açılışını yaptı.

    FOTOĞRAFLI



  • Edirne'de 9-8'lik nevruz kutlaması

    Olgay GÜLER/EDİRNE,(DHA) - EDİRNE'de, Trakya Üniversitesi Rektörü Tabakoğlu nevruzu öğrencilerle Trakya'ya özgü 9-8'lik oyun havalarıyla kutladı. 
    Trakya Üniversitesi Balkan Yerleşkesi Bolcaana yemekhanesi önündeki kutlamalar Rektör Prof.Dr. Erhan Tabakoğlu ile beraberindekilerin nevruz ateşini yakmasıyla başladı. Nevruz halayı, demir dövme merasimi ve yumurta tokuşturma etkinliklerin ardından Rektör Tabakoğlu öğrencilerle Trakya'ya özgü 9-8'lik oyun havalarıyla baharın gelişini kutladı ve nevruz halayı çekti. Renkli görüntülerin yaşandığı kutlamalara katılanlara pilav ve ayran ikram edildi.
    'NEVRUZ MİLLİ BİR DEĞER'
    Nevruzun tarihçesini anlatan Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Dr. Ömer Aksoy, nevruzun Orta Asya'dan Balkanlara kadar uzanan coğrafyada Türk kültür ekolojisi içerisinde kutlanan bir bayram olduğunu ifade etti. Aksoy, "Bu bayram Türk kültür ekolojisi içerisinde birçok farklı isimle anılmakta ve kutlanmaktadır. Nevruz, Türk kültür dünyasının ortak değeri olması yönüyle önemli bir yere sahiptir. Türk dünyasında ortak inanmalarla, heyecanlarla yüzyıllardır Nevruz kültürü yaşatılmaktadır. Nevruz, Türk kültür ekolojisinin neredeyse tamamında Türk kültürüne özgü biçimde kutlanmaktadır. Günümüz modern toplumu her ne kadar da geleneksel yaşam koşullarından uzaklaşsa da kültürel genetiği içerisinde kuvvetli şekilde yer etmiş inanç ve uygulamalar bir eğlence veya toplumu aynı paydada birleştiren milli bir değer olarak yaşatılmaya devam etmektedir. Üniversite olarak böyle bir günü Türk dünyasına yakışır bir biçimde kutlamak için burada bulunmaktayız" dedi.
    'NEVRUZ TARİH SAHNESİNE YENİDEN ÇIKIŞIN TEMSİLİ'
    Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erhan Tabakoğlu da, baharın gelişinin bir bayram havasında kutlandığını belirterek, "Bitti, gitti denilen artık yok denilen Türk milletinin defalarca mücadelesinde Türk milleti her zaman küllerinden doğmayı bilmiştir. Nevruz aslında bu büyük Türk milletinin, kahraman milletin tekrar tekrar tarih sahnesine çıkışını da temsil eden güzel bir gündür. Üniversitemiz olarak nevruz şenliklerinin canlandırılmasında bu özelliği özellikle vurgulamakta fayda vardır. Bu büyük millet her gittiği yerde tarih yazmış, bu büyük millet şimdi tekrar o eski güzel günlerin muştusuyla ayağa kalkıyor. Öğrencilerimizi bu ruh ve inançla yetiştiriyoruz. Bize sadece Türkiye'nin, Edirne'nin ihtiyacı yok. Bütün coğrafyalarda yaşayan Türk'lerin, Müslüman'ların, kendini mazlum gören bütün insanların bize ihtiyacı var. O açıdan kendimizi iyi yetiştirmeliyiz, iyi hazırlamalıyız, iyi donanmalıyız öğrenciler, hocalar olarak ki o güzel geleceği hep beraber inşa edelim. Önümüzdeki yüzyıl inşallah Türk yüzyılı, bizim medeniyetimizin yüzyılı olsun" diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • Şanlıurfa'da nevruz etkinliğinde slogan atan 15 kişiye gözaltı

    Ömer ŞULUL/ŞANLIURFA, (DHA)- ŞANLIURFA'da, HDP öncülüğünde düzenlenen nevruz kutlamalarında, terör örgütü lehine pankart açıp, slogan atan 15 kişi gözaltına alındı.
    HDP İl Teşkilatı'nca Paşabağı Mahallesi'ndeki boş alanda nevruz kutlaması yapıldı. Kutlamanın yapılacağı alanda geniş güvenlik önlemleri alındı. HDP milletvekilleri Ömer Öcalan ve Nusrettin Maçin’in de katıldığı kutlamada, kalabalık yakılan ateşin üzerinden atladı. Halay çeken kalabalıktaki bazı kişiler terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan lehine yasa dışı slogan atarak pankart açtı. Bunun üzerine polisin belirlediği 15 kişi, gözaltına alınarak sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.  
    FOTOĞRAFLI



  • Oğullarının öldürdüğü çift toprağa verildi

    MERSİN, (DHA)- MERSİN'in Toroslar ilçesinde, oğulları tarafından öldürülen Gaffar Demirci (60) ile Aynizılha Demirci (55) son yolculuklarına uğurlandı. Katil zanlısı Selim Demirci'nin (33) ise sorgusu sürüyor.
    Olay, dün akşam saatlerinde, Toroslar ilçesine bağlı Toroslar Mahallesi'nde meydana geldi. Dışarıda bir kavgaya karıştığı iddia edilen Selim Demirci, elinde bıçakla girdiği evde anne ve babası ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Selim Demirci, önce annesi Aynizılha Demirci’yi ardından da babası Gaffar Demirci’yi bıçakladı. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, Selim Demirci'yi olayda kullandığı bıçakla yakaladı. Olay yerne çağrılan sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde, çiftin hayatını kaybettiği belirlendi. Mersin Üniversitesi Tıp fakültesi Hastanesi'nin morguna kaldırılan Demirci çifti, yapılan otopsinin ardından yakınları tarafından Güneykent Mezarlığı’na getirildi. Burada kılınan cenaze namazının ardından çift sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.
    Öte yandan, gözaltına alınan Selim Demirci’nin emniyetteki sorgusu sürerken, çiftin diğer oğlu Yunus Demirci'nin ise geçen yaz intihar ettiği öğrenildi.
    FOTOĞRAFLI



  • Âşık Veysel, 46. ölüm yıldönümünde Maltepe’de anıldı

    İSTANBUL, (DHA) -Maltepe Belediyesi, dünyaca ünlü halk ozanı Âşık Veysel’i, 46'ncı ölüm yıldönümünde 'Âşık Veysel’i Anma ve Nevruz' konseriyle andı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nun sahne aldığı konser, Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu Şefi Uğur Kaya, dünya ve dinler tarihinde önemli bir yer tutan 21 Mart’ta âşık geleneğinin en son ve en önemli temsilcilerinden biri olan Âşık Veysel’in dünyaya gözlerini yumduğunu ifade ederek, "Âşık Veysel toprak, çiçek, bahar dedi ve toprağın yine hayat, yeşillik bulduğu, yeni bir hayata başladığı gün yeni bir hayata yolculuk etti" dedi.

    ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ANILDI

    Konser, Çanakkale Zaferi’nin 104. yıldönümü nedeniyle Afyonkarahisar’dan 'Yoksa Yavrum Seni Vurdular M'ola' ve 'Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı', Sivas yöresinden 'Karlı Dağlar Karanlığın Bastı mı' isimli türkülerin seslendirilmesiyle başladı. Uğur Kaya, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla andı. Kaya, Çanakkale’nin, milli duruşu ve dayanışmacı ruhuyla halen tüm dünyaya örnek teşkil ettiğini anımsattı.

    ÂŞIK VEYSEL, TÜRKÜLERİYLE YAD EDİLDİ

    Koro, Âşık Veysel’in 'Uzun İnce Bir Yoldayım, Dokuz Ay Koynunda Gezdirdi Beni, Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım, Sen Bir Ceylan Olsan, Eğer Benim ile Gitmek Dilersen isimli ölümsüzleşen eserlerinden örnekler sundu. Koro, baharın gelişini müjdeleyen Nevruz Bayramı nedeniyle yer verdiği Nevruz bölümünde Erzurum, Sivas, Van, Azerbaycan yörelerinden türküler icra ederek dinleyicilerin beğenisini topladı.

     



  • Mide botoksuna FDA ve EMA onay vermedi

    İSTANBUL, (DHA) - Mide botoksu hakkında konuşan Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gürdal Ören, “Obezite cerrahisi ve obezite hastalarının tedavisinde mide botoksu yok. Mide botoksuna FDA ve EMA onay vermedi'' dedi.

    Son zamanlarda da ülkemizde yaygın yapılan mide botoksu ameliyatları hakkında konuşan Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı  Op. Dr. Gürdal Ören, mide botoksuna Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) ve Avrupa İlaç Ajansı'nın (EMA) onay vermediğine dikkat çekti. Op. Dr. Ören, obezite cerrahisi ve obezite hastalarının tedavisinde ve kendi algoritmalarında mide botoksu olmadığına vurgu yaptı. Ayrıca Op. Dr Ören, mide botoksunda kullanılan yüksek dozların yol açığı yan etkiler hakkında açıklamalarda bulundu.

    ''MİDE BOTOKSUYLA İSTENİLEN SONUÇLAR ELDE EDİLMEDİ”

    Mide botoksuna FDA ve EMA onay vermediğine dikkat çeken Op. Dr. Gürdal Ören, ''Mide botoksu, bir bakteriden elde edilen toksinin kaslara enjekte edilerek kasları geçici süreli felç etme olayıdır. Tıbba 1990'lı yıllarda girdi. Özellikle yüzdeki kırışıkların tedavisinde, migren tedavisi, boyun ağrıların tedavisinde ve genel cerrahide makatta çatlakların tedavisinde kullanılıyordu. Burada amaç, kasları felç etmekti. 2000'li yılların başınca acaba botoksu mideye uygulasak, midede kasları geçici süre felç etsek, mide boşalması gecikmesiyle oluşturduğu tokluk etkisinden faydalanıp obezite cerrahisinde kullanabilir miyiz? diye düşünüldü ve bu yönde çalışmalar yapıldı. Fakat çalışmalarda istenilen bir sonuç elde edilemedi. Ayrıca bu konudaki doz miktarının belirsiz olması, midede uygulanacak bölgelerin belirsiz olması nedeniyle FDA, bu uygulamaya onay vermedi. Aynı şekilde sonuçların yine yeterli olmaması nedeniyle EMA da botoksun mideye uygulanmasına izin vermedi'' ifadelerini kullandı.

    ''OBEZİTE TEDAVİSİNDE MİDE BOTOKSU YOK''

    Op. Dr. Ören, sözlerine şöyle devam etti: ''5-10 kilo fazlası olan kısmi hastalar, ‘Bana etki yapabildiği kadar yapsın’ diyor. Vatandaşlar çaresizlikten, spor ve diyetle kilo vermeyi başaramadıklarından dolayı bir umut ışığı olarak mide botoksunu talep etmekte. Bu hastalarda kısa dönemde belli kilo kaybı yapsa da, uzun dönemde bu kiloların korumasının mümkün olmadığı saptandı. Hastalar kilolarını verseler de daha sonra etki geçici olduğu için eski kilolarına geri dönüyorlar. Ayrıca ilginç bir çalışma yapıldı; Mideye enjeksiyonla botoks yerine acaba basit bir su kullansak nasıl olur? diye. Bu, süper obezlere yapılan bir çalışmaydı. Herhangi bir fark saptanmadı. Bunun üzerine obezite cerrahisi ve obezite hastalarının tedavisinde, bizim algoritmamızda  mide botoksu yok'' diye konuştu.

    ''BOTOKSA BAĞLI ANİ KALP DURMALARI GÖRÜLDÜ''

    Mide botoksunda kullanılan dozlara vurgu yapan Op. Dr. Ören, ''Paracelsus dediği gibi, ‘Zehirle ilaç arasında ki fark dozdur’. Mide botoksu uygulamasında doz belli değil. Kimi çalışmada 300 ünite kullanılmış, kimi çalışmada 400, kimi çalışmada 500 ünite doz kullanılmış. Botoksa bağlı ani kalp durmaları, ani kalp ritim bozuklukları, solunum durmaları ve mide duvarında yaptığı nekrozla (doku ölümü) mide delinmesi ve buna bağlı ölümlerde görüşmüştür. Kar- zarar oranına vurulduğunda, kar kısmı tartışılır ama zarar kısmı tehlikelidir. Mide botoksu, Türkiye'de oldukça yaygın kullanılan ve bir umut ışığı olarak görülen bir yöntem. Mide botoksu, yeterince kilo kaybına neden olmaması, yan etkilerinden dolayı FDA ve EMA'nın botoksun mideye uygulanmasına onay vermemesi nedeniyle bence yapılmaması gereken bir tedavi yöntemi'' dedi.

     



  • Binali Yıldırım’dan 11 dilde Nevruz mesajı

    İSTANBUL, (DHA) - Cumhur İttifakı AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, 11 dilde Nevruz Bayramı kutlama mesajı yayımladı.

    Yıldırım mesajda şöyle dedi:

    “Milletçe coşkumuzu, heyecanımızı artıran Nevruz Bayramı’nı kutluyorum. Bugün 46’ıncı ölüm yıldönümünde andığımız büyük ozanımız Aşık Veysel’in ‘Benim Sadık Dostum’ dediği toprağın canlanışını ve baharın gelişinimüjdeleyenbayram vesilesiyle düzenlenen etkinliklerin neşeli ve coşkulu geçmesini diliyorum.

    Aramızdaki kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşmanın önemini hatırlatanbu güzel günün gönül coğrafyamızdaki milletler arasında sosyal ve kültürel köprüler kurduğuna inanıyorum.

    Hz. Ali’nin doğum günü olarak da bilinen ve ülkemizle birlikte Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Asya’da dakutlanan Nevruz Bayramı’nın, bölgemizde ve dünyada barış ve kardeşliğin artmasına vesile olmasını temenni ediyorum.

    Birliğimizin, barışımızın,muhabbetimizin daim olmasınıdiliyor, 21 Mart Nevruz Bayramı’nıkutluyorum.”

    Yıldırım ayrıca sosyal medya hesaplarından Nevruz Bayramı’nı Azerbaycan Türkçesiyle, Özbekçe, Kürtçe, Zazaca, Rusça, İngilizce, Almanca, Fransızca, Gürcüce ve Arapça kutladı.

     



  • (Görüntülü) Kaan Kural: Espor'da Fransa'ya göre daha ilerdeyiz

    İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL Aydın Üniversitesi son dönemlerin yükselen alanı ?e-spor? ile ilgili panel düzenledi. Üniversitede düzenlenen panelde e-spor?un tüm detayları uzmanlar tarafından ele alındı. Konuşmacı olarak katılan Kaan Kural, ?Espor'da Fransa?ya göre daha ilerdeyiz" dedi. 
    Bilgisayar, internet ve mobil teknolojinin gelişmesiyle son dönemlerin en popüler kariyer alanlarından biri olan Espor İstanbul Aydın Üniversitesi?nde (İAÜ) düzenlenen ?Üniversiteliler İçin Espor? başlıklı panelde konuşuldu. İAÜ Spor Bilimleri Fakültesi ile Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu?nun (TÜSF) ortaklaşa düzenlediği panele konuşmacı olarak ünlü spor yorumcusu Kaan Kural, Dijital Sporlar Kurucu Ortağı İlker Karaş ve Futbolist CEO?su Sinan Dursunoğlu katıldı.
    ?EKONOMİK OLARAK DA POTANSİYELİ OLAN BİR ALAN?
    Kariyer imkanlarının, e-spor ile geliştirilebilecek iş modellerinin ve oyuncu olmanın konuşulduğu panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Aydın Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) Başkanı Prof. Dr. Kemal Tamer, E-spor?un ekonomik olarak da potansiyeli olan bir alan olduğunu vurguladı.
    Tamer, ?Espor?un spor olup olmadığı hala dünyada tartışılıyor. Espor, artık gençler tarafından çok fazla oynanan, yarışmalar düzenlenen ve gittikçe büyüyen, ekonomik olarak da büyük bir potansiyeli olan bir alan haine geldi. Bunun adı ne olursa olsun bu olgu yaşayacaktır çünkü bu devam eden bir gerçek. Gençlerin yüzde 80?i dijital oyunlarda vakit geçiriyor ve belki de oran çok daha yüksek.  Üniversitelilerin, eğitimcilerin, federasyonların, bu alanla ilgili daha nice konferanslar yaparak gençleri bu  aydınlatması gerekiyor? diye konuştu.
    TÜRKİYE?NİN DİJİTALE YATKINLIĞI AVRUPA?DAN FAZLA 
    Öğrencilerle ?Üniversiteliler İçin Espor? başlıklı panelde buluşan Espor yorumcusu Kaan Kural, Türkiye?nin Espor'daki durumunu değerlendirerek, ?Avrupa geneline bakarsak Espor'da daha iyi durumdayız. Türkiye?nin dijitale yatkınlığı daha fazla. Ama Asya?dan gerideyiz. Onlar dijital toplum olmaya daha hızlı adapte oldular. Bu biraz kültürel bağlılıklarla alakalı. Avrupa?nın kültürel derinliği çok fazla. Asya, biraz daha yenilikçi bir toplum. Fakat Espor'da, Fransa?ya göre daha ilerdeyiz? dedi.
    Kural, Espor için rekabetçi oyun demeyi daha çok sevdiğini belirterek, ?Espor dijital oyunların karşılıklı olarak rekabetçi oynanmasına verilen bir isim ve ben bu spora rekabetçi oyun demeyi daha çok seviyorum. Çocukluğumuzdan beri kendimizin üretip oynadığı şeyler dâhil bunların hepsi bir oyun. Belli bir organizasyonu, rekabet amacıyla, başarı kazanmak için yaparsanız rekabetçi kimlik elde edebilirsiniz. Dijital oyunlar özellikle internetin dünya çapında yükselmeye başlamasıyla insanları coğrafi bir sınırı olmadan bulundukları noktada aynı oyunu oynamalarını sağladı. Bu sağlandıktan sonra da dijital dünyanın büyümesiyle birlikte insanlar bunu organize ve rekabetçi olarak yapmaya başladılar. Çünkü rekabet izlenceyi keyifli hale getirir? ifadelerini kullandı.
    Spor yorumcusu Kaan Kural, Dijital Sporlar Kurucu Ortağı İlker Karaş ve Futbolist CEO?su Sinan Dursunoğlu, panelde öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
     



  • Menfezde 5 kilo uyuşturucu bulundu

    Erkan BAY/ ARICAK (Elazığ),(DHA) - ELAZIĞ'ın Arıcak ilçesinde menfezde saklı halde 5 kilo 250 gram esrar ele geçirildi, 3 kişi gözaltına alındı.
    İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Arıcak ilçesinde durumundan şüphelendikleri sürücüsünün ismi ve plakası açıklanmayan bir otomobili durdurdu. Otomobilde arama yapan ekipler, herhangi bir suç unsuruna rastlamadı. Ancak araçta uyuşturucu bulunduğu ihbarı üzerine ekipler, araçtaki 3 kişiyi gözaltına aldı. Şüpheliler jandarmadaki ifadelerinde uyuşturucuyu sakladıkları yeri söyledi. Şüphelilerin ifadelerinde söylediği menfezde arama yapan ekipler, poşet içerisinde 5 kilo 250 gram esrar buldu. Esrara el konulurken, 3 şüphelinin jandarmadaki işlemleri sürüyor.
    FOTOĞRAFLI



  • Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Atılım Üniversitesi’nden ‘Eğitimde İş Birliği Protokolü’

    Gizem KARADAĞ-Özgür ALTIN/ANKARA, (DHA) – ÇANKAYA İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Atılım Üniversitesi arasında imzalanan ‘Eğitimde İş Birliği Protokolü’ ile rehber öğretmenlerin alan ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayacak çalışmalar yürütülecek.

    Atılım Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kemal Zaim Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen imza törenine, Çankaya Kaymakamı Hüdayar Mete Buhara, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özel, Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, ilçe şube müdürleri, bölüm başkanları ve birçok rehber öğretmen ile çok sayıda davetli katıldı. İmzalanan protokolle eğitimin niteliğinin arttırılması, eğitim hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla ortak çalışmaların planlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesi amaçlanıyor. Ayrıca, eğitim hizmetlerinin niteliğinin arttırılması, rehber öğretmenlere mesleki tecrübe kazandırılması ve eğitim paydaşlarının sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerine destek olunması konularında işbirliği yapılacak.

    Açılış konuşmasını yapan Rektör Üçtuğ, üniversitelerin eğitim verilen kurumlar olmasının yanında, bilgi üreten ve ürettiği bilgiyi çevresiyle paylaşan kurumlar olması gerektiğini belirtti.

    Atılım Üniversitesi Kurumsal İletişim ve Tanıtım Direktörü Eftal Erel, meslek seçimin kolay olmadığını söyledi. Gençlerin meslek seçimlerinde ailelerinin, çevrelerinin ve trendlerin etkisinde kaldığını belirten Eftal Erel, “Tercih danışmanlığını yapması gerekenler Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik uzmanlarıdır. Değişen, yeni ortaya çıkan mesleklerle ilgili bilgileri anlatabilmek, fikir birliği yaratabilmek için bu konunun uzmanı olan akademisyenlerle danışmanları bir araya getiriyoruz. Temel amaç adaylar için doğru yönlendirme yapılmasını sağlamak. Çalışmalarımız devam edecek” dedi.



  • Hastanın babası tarafından dövülen doktorun omzunda kırık

    Tolga YANIK/KONYA, (DHA)- KONYA'da, çocuk hastanın babası tarafından dövülen ortopedi uzmanı Op. Dr. İhsan Tuğrul'un (36), sol omuzunda kırıklar oluştuğu belirlendi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç, Tuğrul'u, hastanedeki odasında ziyaret ederek saldırıyı kınadığını belirtti. Saldırgan ise dün çıkarıldığı mahkemece 'yaralama' suçundan tutuklandı. 
    Selçuklu ilçesi Yazır Mahallesi'ndeki Beyhekim Devlet Hastanesi'ne çocuğunu tedaviye getiren Fatih Bayram, Op. Dr. Ali İhsan Tuğrul ile çocuğuyla fazla ilgilenmediği iddiasıyla tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu Bayram, doktoru döverek darp etti. Bayram, hastanenin güvenlik görevlileri tarafından etkisiz hale getirilerek olay yerine gelen polis ekiplerine teslim edildi. Emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilen Fatih Bayram, çıkarıldığı mahkemece 'yaralama' suçundan tutuklandı.
    'YAŞANAN BU OLAYI KINIYORUM'
    Olay sonrası omzunda kırık oluşan Ali İhsan Tuğrul, aynı hastanede tedavi altına alındı. Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç, Tuğrul'u hastanede ziyaret etti. Sağlık çalışanlarına şiddeti kınadığını belirten Mehmet Koç, "Tek amacı insan hayatına hizmet etmek olan sağlık çalışanlarımıza yönelik her ne sebeple olursa olsun uygulanan şiddeti insanlık dışı buluyor ve kınıyorum. Doktor arkadaşımıza ve sağlık camiamıza geçmiş olsun diyor, bu vahim olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızın da özellikle bilinmesini istiyorum" dedi.

    FOTOĞRAFLI



  • BEDAŞ ‘Enerjinin Yıldızları’nı geleceğe hazırlıyor

    İSTANBUL, (DHA) - ELEKTRİK dağıtım sektörünün yetişmiş eleman ihtiyacına çözüm üretmek için başlatılan ‘Enerjinin Yıldızları’ projesi kapsamında BEDAŞ, İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ‘Yüksek Gerilim’ dalı öğrencilerine eğitim veriyor. Bilgi birikim ve deneyimlerini öğrencilere aktaran BEDAŞ çalışanları 14 Mart’ta ‘Enerji Piyasası’ dersleri verdi.
    BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ tarafından, sektörün nitelikli eleman ihtiyacına çözüm üretmek hedefiyle hayata geçirilen ‘Enerjinin Yıldızları’ projesi çerçevesinde BEDAŞ, Bayrampaşa’daki İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Yüksek Gerilim Dalı öğrencilerine ders veriyor. İçeriği BEDAŞ tarafından hazırlanan ve müfredata dahil edilen Elektrik Piyasası dersinde Yüksek Gerilim Dalı öğrencileri Mevzuatsal Altyapı, Elektrik Piyasasında Özelleştirme, Elektrik Piyasasında Rekabet ve Elektrik Piyasasında Dikey Ayrıştırma gibi konular hakkında bilgi sahibi oluyor.
    KANUN VE YÖNETMELİKLER ANLATILDI
    İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleşen derslerde rekabet ve rekabetçi pazar kavramları, kaçak ve usulsüz elektrik tüketimi ile özelleştirme konularını anlatan BEDAŞ çalışanları, ayrıca elektrik piyasası kanunu ve çeşitli yönetmelikler hakkında da bilgi verdi.
    MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ işbirliği sonrası İstanbul, Antalya ve Sivas’ta belirlenen üç okulda hayata geçen proje ile Yüksek Gerilim Dalında ihtiyaç duyulan insan kaynağına ulaşmak hedefleniyor. Yüksek Gerilim Dalı’nı seçen öğrencilere uygulamalı ders imkânı sağlamak üzere Yüksek Gerilim Laboratuvarları kurulan Enerjinin Yıldızları projesi kapsamında başarılı öğrencilere aylık 500 lira burs verilirken staj imkanı tanınıyor. Burs alan öğrencilere burs aldıkları süre kadar istihdam garantisi veriliyor.



  • (Görüntülü) ‘Yöresel mimari’nin modern mimariye olan etkisi konuşuldu

    Selin GÜRSEL – Ömer HASAR / İSTANBUL, (DHA) - NİŞANTAŞI Üniversitesi, ‘Vernakuler Mimarinin Modernizme Etkisi’ konferansına ev sahipliği yaptı. Vernakuler mimariyi, yıllar içerisinde birikimle oluşan yöresel mimari olarak tanımlayan Doç. Dr. Soner Şahin, “Türkiye’deki örnekler, yöresel mimarinin iyi örnekleri ama sorun şu ki yeni yapıların yapılmasına ihtiyaç var. Acaba bu yeni yapılacak yapılarla oradaki Vernakuler yapılar arasında nasıl bir ilişki olmalı; tüm tartıştığımız mesele bu” dedi.

    Nişantaşı Üniversitesi,  Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ‘Vernakuler Mimarinin Modernizme Etkisi’ konulu konferans düzenledi. Açılış konuşmasını Prof. Dr. Latife Gürer’in yaptığı konferansa konuşmacı olarak Anna Dietzsch, Emily Moss, Suzan Sanlı, Melkan Tabanlıoğlu, Ali Derya Dostoğlu ve Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu katıldı.

    “ÖĞRENCİLERİMİZ İLERİDE KÜLTÜRE UYGUN MİMARİ TASARIMLAR YAPACAK”

    Konferans hakkında konuşan Nişantaşı Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhami Çolak, “Amerika’dan gelen konuşmacılarımız var. Farklı üniversitelerden gelen misafirlerimiz var. Öğrencilerimizin de çok ilgi gösterdiği bir konferans oldu. Ülkemiz adına iyi olacağını düşünüyorum” dedi.

    “Özellikle İstanbul’un silüetine uygun olmayan yapılar var” diyen Prof. Dr. Çolak, “Cumhurbaşkanımız da bundan rahatsızlığını dile getirdi. Bu anlamda mimarlık öğrencilerinin mezun olduğunda İstanbul’un veya bulundukları bölgenin coğrafi yapısına ve kültürüne göre mimari tasarımlar yapmaları, ona göre projeler çizmeleri insanların yaşayabileceği rahat bir alan oluşturacaktır. Hem de o bölgenin silüetini bozmamış olacaklardır. Bu anlamda bu konferansa çok önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “VERNAKULER MİMARİ BİRİKİMLE OLUŞUYOR”

    Vernakuler mimarinin tanımını yapan Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık İngilizce Bölüm Başkanı Doç. Dr. Soner Şahin, “Vernakuler mimarinin aslında Türkçe’deki kullanımı yöresel mimari olarak geçiyor. Yani o yöreye özgü; her ülkeye ve her bölgeye göre değişen ve oranın insanlarının oluşturduğu yöresel mimaridir” dedi.

    Vernakulerin özellikle birikimle oluştuğunu kaydeden Doç. Dr. Şahin, “O yöredeki insanların nesiller boyu orayı deneyimleyip yaşadıklarının üstüne geliştirdikleri bir birikim bu. Yerel malzemeler ile oradaki yapı ustalarının deneyip yanılarak ihtiyaçlara göre oluşturduğu bir mimari tür” diye konuştu.

    Gecekondu mimarisi ile karşılaştırmasını da yapan Doç. Dr. Şahin, “Gecekondu mimarisi daha hızlı ve o yöreyi tanımadan bina yapma ihtiyacı olan insanların yaptıkları binalardan oluşuyor. Ortak noktada her ikisi de oradaki yerel ustalar veya kullanıcılar tarafından yani akademik bir eğitim almamış biri tarafından yapılan yapılardır. Ama birinde çok uzun bir sürecin sonunda çıkan bir mimari var diğerinde ise daha hızlı ve daha pratik olarak yapılan bir mimari var” dedi.

    Safranbolu, Karadeniz veya Mardin gibi coğrafyalardaki evlerin bu mimari türüne örnek olduğunu ifade eden Doç. Dr. Şahin, konuşmasını şöyle noktaladı:

    “Konferansa ön ayak olan Prof. Dr. Latife Gürer, Türkiye’deki vernakuler mimarinin neler olduğunu bulabilmek için bu konferansın yapılmasını sağladı. Bizim de bulmaya ve tartışmaya çalıştığımız şey bu. Yöresel mimarinin bu birikimi ve bilgisi acaba günümüzdeki mimariye nasıl bir katkı sağlayabilir? Türkiye’deki örnekler, yöresel mimarinin iyi örnekleri ama sorun şu ki yeni yapıların yapılmasına ihtiyaç var çünkü nüfus artıyor. Acaba bu yeni yapılacak yapılarla oradaki vernakuler yapılar arasında nasıl bir ilişki olmalı; tüm tartıştığımız mesele bu.”



  • (Görüntülü) Türkmenlerin sorunlarını birlikte çözeceğiz

    Elif VARAN, Ömer HASAR/İSTANBUL, (DHA) ? ?Suriye ve Irak Türkmenleri Kongresi?nde konuşan Prof.Dr. Sait Yılmaz, ?Türkmenlerin, Suriye ve Irak?ta yaşadıkları sorunları komşu ülke yönetimleri ile birlikte çözeceğiz? dedi.
    Irak ve Suriye?deki Türkmenlerin sorunlarına dikkat çekmek ve çözüm üretmek amacıyla yapılan ?Suriye ve Irak Türkmenleri Kongresi? İstanbul Esenyurt Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Üniversitenin konferans salonunda gerçekleşen kongre, İstanbul Esenyurt Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Sait Yılmaz, Irak-Türkmen Cephesi Türkiye temsilcisi Mehmet Tütüncü, Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kürşat Zorlu, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Vecih Cuma, Suriye Türkmenleri Federasyon Başkanı Tarık Sülo Cevizci ile Güngör Yavuzaslan, Dr.Bora Bayraktar, Hasan Mesut Önder?in katılımıyla gerçekleşti. Açılış konuşmasını İstanbul Türk Ocakları Başkanı Dr. Cezmi Bayram yaptı. Esenyurt Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Sudi Apak ise yaptığı konuşmada ilgili ülkelere götürülecek özellikle ekonomi, bankacılık gibi kurumsal faaliyetlerin Türkiye?nin etkisine ve kalıcı barışa sağlayacağı katkının önemine dikkat çekti.
    ?TÜRKMENLER GÖZ ARDI EDİLDİ?
    Türkmenlerin sıkıntılı dönemler yaşadığına dikkat çeken İstanbul Esenyurt Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Sait Yılmaz, ?Irak savaşı sonrasındaIrak ile ilgili planlar yapılırken Türkmenlerle ilgili konular gözardı edildi. Türkmen kardeşlerimiz göçe tabii tutuldu ve asimile olma tehlikesi altında kaldı. Bugün, Irak Türkmen Cephesi, Türkmen kardeşlerimizin haklarını ve varlığını savunmak için mücadele veriyor. Ne yazıkki Suriye ile ilgili barış planları yapılırken orada Türkmen kardeşlerimizin adını duymakta zorlanıyoruz.Bu kongreyi yapmaktaki amacımız da gerek Irak?taki ve gerek Suriye?deki Türkmen cephesinin liderlerini gerekse gazeteci ve akademisyen arkadaşlarımızı bir araya getirerek onların sorunlarıyla ilgili siyasi, ekonomik kültürel her boyutta kamuoyunda durum farkındalığı yaratmak istiyoruz? ifadelerini kullandı.
    ?FIRAT?IN DOĞUSUNDA KÜRT DEVLETİ KURMAYA ÇALIŞILIYOR?
    Suriye?deki büyük güçlerle Fırat?ın doğusunda bir PKK Terör Örgütü?ne bir vekil Kürt devleti kurulmaya çalışıldığını belirten Prof. Dr. Sait Yılmaz, ?Suriye?de etnik olarak Kürtlerin nüfusu 1 milyonu aşmamasına karşın3.5 milyon Türkmen var. Aynı şekilde Irak?ta yapılan ?Barış Planı? ile Irak?taki Kürt gruplara egemenliğin yüzde 50?si verildi. Irak?ın kuzeyinde bir Kürt yönetimi oluşturulurken 3.5 milyon nüfuslu Türkmen kardeşlerimizden seçimlerde tek bir milletvekili dahi çıkamadı. Onların siyasi, ekonomik ve kültürel olarak hakları göz ardı edildi.Son yıllarda yapılan çatışmalarda Türkmenlerin hem Suriye?de hem de Irak?ta göçe tabi tutularak ve nüfus yoğunlukları azaltılarak bölgede bölücü Kürtlerin söz sahibi olmaları sağlandı? dedi.
    ÇOCUKLAR ÜNİVERSİTE OKUYAMIYOR
    Üniversiteler olmadığı için çocukların liseden sonra okuyamadıklarını ve bunun sonucunda da dillerini kaybetme tehlikesinde olduklarını söyleyen Yılmaz, eğitim sorunun çözülmesi için acil tedbir alınmasıgerektiği vurgusunu yaptı.Eğitim dışında da sorunlar olduğunu söyleyen Yılmaz, ?Suriye ile ilgili barış planı yapılırken, Kürtlere özerk bölge verilmesi düşünülüyor, Irak?taki Hristiyanlara hükümette bir bakanlık veriliyor ama Türkmenlere bırakın bir bakanlığı devlette 1-2 kadro dışında başka bir kadronun verilmesi dahi söz konusu değil.Oradaki en büyük etnik grup Türkmen olmasına rağmen Suriye?de barış görüşmeleri yapılırken, Türkmenler masaya davet edilmiyor.Kongre?de Türkmenlerin sorunlarını gündeme getirerek, devletimizin ve ilgili kurumlarımızın alması gereken tedbirler konusunda bir rapor oluşturmak istiyoruz? diye konuştu.
    ?SORUNLARI BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ?
    Türkmenlerin, kültürel haklarını koruyabilmeleri içinbarış masalarında söz sahibi olması gerektiği önerisinde bulunan Prof. Dr. Sait Yılmaz, ?Türkmenlerin, barış masasında muhatap alınması gerekiyor ki, Türkçeyi konuşmak, kendi eğitimlerini yapabilmek, kendilerine ait bölgelerde söz sahibi olabilmek, belediyelerini kurabilmek konusunda hak sahibi olabilsinler.Türkiye?ninbu konuda yapacağı çok şey var. Devletimiz, bölgenin ve Orta Doğu?nun en güçlü devleti. Ekonomik ve siyasi olarak Türkiye, oradaki eğitime ve alt yapıya katkıda bulunabilir. Suriye ve Irak bizim komşu ülkelerimiz, bu ülkelerle daha uzun yıllar yaşayacağız, komşuluk ilişkisi içinde kültürel tarihin getirdiği sorunları ve ekonomik sorunları birlikte çözümlememiz gerekiyor.Türkiye?nin sadece Türkmenlere değil Orta Doğu?daki bütün ülkelere liderlik ve önderlik edebilecek bir konumda olduğunu düşünüyoruz? dedi.
    ?İSTİKRARI SAĞLAMAK İÇİN ÇABA GEREKİYOR?
    Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Vecih Cumaise, ?Suriye ve Irak Türkmenleri hakkında konuşmak, sorunlarımızı ve müşterek kaygılarımızı anlatmakla çok önemli sonuçlar alabiliriz.Hem Suriye?de hem de Irak?ta sıkıntılarımızı dile getireceğiz. Aslında biz yok edildik, bir soykırım yapıldı ve şu anda bölgelerimizde insanlarımız çok zor şartlar altında yaşıyor.Suriye bizim edebi vatanımızbu bölgede istikrarı sağlamak için herkesin çok büyük katkısı ve çabası gerekiyor? diye konuştu.