MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Öğrencilerin okula uyum sürecine özel motivasyon

    İSTANBUL,(DHA)- ESENLER Belediyesi anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin yeni eğitim döneminde okula adapte olmaları için çeşitli etkinlikler düzenledi.

    Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü, anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin eğitim sezonuna hazırlanması amacıyla 11 Eylül’de başlayan uyum haftası boyunca Esenler’deki tüm anaokulu ve ilkokulları ziyaret ederek öğrencilerin okullarına daha kolay motive olmaları için çeşitli eğlenceli etkinlikler düzenledi.

    9 BİN 365 ÖĞRENCİ YARARLANDI

    Toplam 276 sınıf ve 9 bin 365 öğrencinin katıldığı etkinlikler kapsamında minik öğrenciler doyasıya eğlendi. Proje çerçevesinde, öğrencilere balon dağıtılmasının yanı sıra, yüz boyamaları yapıldı ve çeşitli oyunlar oynandı. Toplu olarak hatıra fotoğraflarının çekildiği programlara öğrenci velilerinin de ilgisi büyüktü. Veliler, etkinliklerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Bu güzel programlar çocuklarımızın okulu sevmelerine katkı sağlayacaktır. Muhtemelen bugünü ömürleri boyunca unutmayacaklardır. Bu güzel projeyi düşünen ve uygulayanlara teşekkür ediyoruz" dedi.

    (FOTOĞRAFLI)

     

     



  • Başkan Kafaoğlu'ndan maçta çıkan olayla ilgili açıklama

    BALIKESİR, (DHA)- BALIKESİR Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Balıkesirspor-Ümraniyespor maçında bir taraftarın hakem Atilla Karaoğlan'a yönelik gerçekleştirdiği saldırının basit bir olay olmadığını söyledi. Balıkesirspor’un haklarını korumak için yasal her yola başvuracaklarını belirten Kafaoğlu, "Yeni bir yönetim, yeni bir saha. Uzun bir aradan sonra kendi sahamızda taraftarımızla buluştuğumuz bir maçta yaşanan bu olay bana rastgele bir olay gibi gelmiyor” dedi.

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Ahilik Haftası nedeniyle Esnaf Odaları Birliği Birlik Başkanı Fehmi Erdem ve yönetim kurulunu ziyaret etti. Ziyarette önceki gün yarıda kalan Balıkesirspor-Ümraniyespor maçına ilişkin açıklamalarda bulunan Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kafaoğlu, “Balıkesir adına, Balıkesirspor adına oldukça şanssız bir durum yaşandı. Hepimiz üzüldük. Kendini bilmez birisi maç gayet güzel giderken, centilmence oynanırken, yenen yok, yenilen yok iken böyle bir olay yaşandı” değerlendirmesinde bulundu.

    "İKİ BELEDİYE KARDEŞ"

    Ümraniye Belediyesi ile Altıeylül Belediyesi’nin kardeş belediye olduklarına dikkat çeken Başkan Kafaoğlu, “Hakem de gayet başarılı bir şekilde maçı yönetirken, düdük çaldıktan sonra içeriye giderken kendini bilmez bir densiz, bir meczup tribünlerden atlayarak hakeme fiili bir saldırıda bulundu. Kurallara göre hakeme fiili saldırı olunca maçın tatil edilmesi gerekiyor olabilir ama burada ne Balıkesirlilerin ne Balıkesirspor’un, ne yönetimin ne de futbolcuların hiçbir suçu kabahati yok” diye konuştu.

    "YASAL YOLLARA BAŞVURACAĞIZ"

    Balıkesirspor’un haklarını korumak için yasal olan her yola başvuracaklarını belirten Kafaoğlu, şunları söyledi:

    “16 ayrı suçtan sabıkalı bir vatandaşın yaptığı bu olay hepimizi derinden üzmüştür. Ceza almamak adına var gücümüzle temaslarımızı sürdürüyoruz. Meczup mu diyelim, provokatör mü diyelim, kasıt mı diyelim böyle bir şeyden dolayı Balıkesirspor’un ceza almasını asla istemiyoruz. Yeni bir yönetim yeni bir saha, ilk maçımızda bu yaşanan olay rastgele bir olay gibi gelmiyor bana. Önceden planlanarak mı oldu bilmiyorum. Kimsenin günahını almak istemem ama doğru bir şey değil. Balıkesirspor bir ceza alırsa bunun vebali kime? Milletvekillerimiz de bugün Balıkesirspor’a giderek temaslarda bulundu. Bizlerde Balıkesirspor’un arkasındayız. Ceza almama noktasında her türlü gayreti gösteriyoruz. Temaslarımızı sürdürüyoruz.”

    OLAYIN GEÇMİŞİ

    Spor Toto 1'inci Lig'in 5'inci haftasında Balıkesir Baltok ile Ümraniyespor arasında oynanan karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 sona ermişti. İlk yarı sonunda sahaya giren Balıkesirsporlu bir taraftarın orta hakem Atilla Karaoğlan'a saldırmasının ardından maç güvenlik gerekçesiyle tatil edilmişti. Karşılaşmayla ilgili kararı Türkye Futbol Federasyonu vereceği öğrenildi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • (Görüntülü) "TÜRKİYE'DE ERKEKLERİN 5'TE 1'İ, KADINLARIN İSE YARISINDAN FAZLASI OBEZ"

     Buse ÖZEL - Ömer HASAR / İSTANBUL, (DHA)


     

    Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Erkan Yardımcı, sağlıklı beslenmenin bebeklik çağından itibaren geliştirilmesi gerektiğini, 3 ile 5 yaşları arasındaki çocukların her gün 60 dakika egzersiz yapmasının önemli olduğunu söyledi. Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan ise Türkiye'de erkeklerin 5'te 1'inin, kadınların ise yarısından fazlasının obez olduğunu söyledi.


     

    "Obezite İçin Harekete Geç" sloganıyla düzenlenen etkinlikte konuşan uzmanlar 2030 yılına kadar obezite oranının dünya nüfusunun yarısına kadar çıkabileceğini söyledi.


     

    Johnson&Johnson Medikal Cihazlar'ın desteği ile düzenlenen toplantı öncesi hastane bahçesine obezite hakkında bilgilendirme çadırı da kurulurken buraya gelen vatandaşlar boy, kilo, tansiyon ve bel çevresi gibi ölçümler yaptırarak sonrasında doktordan tavsiye aldı. Obezitenin önlenmesi amacıyla düzenlenen sosyal sorumluluk projesi kapsamında başka illerde de çadırlar kurulacak.


     

    "TÜRKİYE'DE HER 3 KİŞİDEN 1'İ OBEZ"


     

    Etkinlikte konuşan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Coşkun, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre obezitenin 1975 yılından beri 3 katına çıktığını belirtti ve şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü'ne göre de obezite ile ilgili en önemli çözüm engellenmesi. Obeziteyi de obez olmayan bireyleri bilgilendirerek engelleyebiliriz. Obez olmuş bir bireyi ancak tedavi edebiliriz."


     

    Obezite konusunda farkındalığın önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Coşkun, "Bu farkındalık öncelikle ailede başlamalı. Ailenin eğitilmesi gerekiyor ki çocuklarımıza bilgi aktaralım ve onlar da yeme içme davranışları konusunda daha iyi olabilsinler. Son yapılmış çalışmalara göre obezite görülme sıklığımız yüzde 32 oranında. Türkiye'de her 3 bireyden 1 tanesi obez. Eğer fazla kilolu olanları da sayarsak her 3 kişiden 2'si fazla kilolu ve obez konumunda. Bu çok ciddi bir oran. Belki dışarıdan bakıldığında kendimizi o kadar kilolu görmüyoruz. ABD bizden daha kilolu ancak biz de onlara yaklaşmış durumdayız" dedi.


     

    "TÜRKİYE'DE ERKEKLERİN 5'TE 1'İ KADINLARIN YARISINDAN FAZLASI OBEZ"


     

    Türkiye'de erkeklerin 5'te 1'i, kadınların ise yarısından fazlasının obez olduğunu söyleyen Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, "Her 3 kişiden biri ya obez ya da fazla kilolu grubunda. Kadınlarda fazla görülmesinin sebebinin ise kadınlarda yağ oranının erkeklerden 2 kat daha fazla olması. Kadınlarda kas kitlesi erkeklere göre daha azdır. Bazal metabolizma hızı bu nedenle daha düşüktür. Bu nedenle kadınlar obeziteye daha eğilimli olabiliyor" dedi.


     

    İnsanların eskiye oranla daha çok kilo almasının nedeninin ise önceki yıllara göre daha az hareket etmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Taşan, "Hareket etmek, koşmak, avını yakalamak gibi daha çok fiziksel aktivitenin ön planda olduğu bir dönemden geçti insanoğlu. Bizim genetik yapımız olsun gerek metabolik yapımız olsun hep gıdayı toplayıp biriktirmeye yönelik. Ama insanoğlu yerleşik yaşama geçti, tarım yapmaya başladı, gıdaları daha kolay elde etmeye başladı ve daha az hareket etmeye başladı. Böyle olunca daha fazla enerji almasına rağmen bunu harcayamamaya başladı. Genetik yapı da buna zemin hazırlayınca kilo almaya başladık" dedi.


     

    3-5 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR 60 DAKİKA EGZERSİZ YAPMALI


     

    Toplantıya katılan ve çocukluk çağı obezitesinin önemine vurgu yapan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Erkan Yardımcı ise şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü'nün de bu konuda bazı önerileri var. Bunlar, bebeklik döneminde emzirmenin önemi. Özellikle 3-5 yaş arasında en az 60 dakika egzersiz, okul çağı dönemlerinde bol su tüketimi, tahıllı gıdaların tüketiminin artması ve bunun yanında şekerli gıdaların tüketiminin azaltılması önemli. Çocukların elindeki cep telefonu gibi cihazların hareket kısıtlılığına neden olması yüzünden kullanımının azaltılması gibi bir takım tedbirlerin alınmasını Dünya Sağlık Örgütü öneriyor."


     

    "İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ TOPLUMA KARŞI SORUMLUYUZ"           


     

    Obezite konusunda farkındalık yaratmak için projeyi başlattıklarını anlatan Johnson&Johnson Medikal Cihazlar Türkiye İş Birimi Direktörü Alper Tandoğan ise proje ile ilgili şunları söyledi: "Hem topluma hem de içinde yaşadığımız dünyaya karşı bireyler ve kurumlar olarak sorumluluklarımız var. Biz de bu alanda içinde bulunduğumuz topluma bir borç olarak bilgilendirmenin önemine gerçekten inanıyoruz. Obezite artık salgın bir hastalık ve toplumda kabul gördüğü şekliyle 'şişmanlık' olarak değerlendiremeyeceğiz. Hipertansiyon, uyku apnesi gibi sorunları da yanında getiren salgın bir hastalık maalesef. Bu durumun önlenebilmesi adına hastalık gelmeden farkındalığın yaratılması ile alakalı bir proje oluşturduk. Projenin ismi "Obezite İçin Harekete Geç." İlgili doktorların da yardımıyla bugün Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde başlıyoruz ancak Sağlık Bakanlığı'nın da yardımıyla başka iller ve merkezlerde de yapmayı planlıyoruz. Dünya Yürüyüş Günü'nde de "Obezite İçin Harekete Geç" kampanyamızı yürüteceğimiz bir çalışmamız olacak."



  • Yazar Zülfü Canpolat, DAÜ’yü ziyaret etti

    GAZİMAĞUSA, (DHA)- DELİ Yürek, Kurtlar Vadisi, Pars Narkoterör gibi dizi film projelerine önemli katkılar sunan senarist-yazar Zülfü Canpolat, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi’ni ziyaret etti. Sinemanın yanı sıra, “Sonunu Düşünen Kahraman Olamaz” ve “Ağlama Gözlerim-İthal Gelin” adlı kitapların da yazarı olan Canpolat, DAÜ İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Agah Gümüş’e ziyarette bulundu.

    Dizi filmlerden sinema ve edebiyata uzanan renkli bir sohbeti barındıran bu ziyarette Dekan Doç. Dr. Agah Gümüş, Zülfü Canpolat’ı ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirtti. Yazar Canpolat ise, DAÜ’de ve Kıbrıs’ta olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, İletişim Fakültesi’ne yapmış olduğu ziyarette öğrencilere sunulan imkanların üst seviyede olmasını takdirle karşıladığını ifade etti. Edebiyat ve sinemanın birbiriyle içiçe geçen ilişkisine de değinen Canpolat, bu ilişkinin geniş halk kitlelerine ulaşan iletişimin sanatsal önemli değerleri olduğunu belirtti.

    Ziyarette Dekan Doç. Dr. Agah Gümüş’e kitaplarını da hediye eden Canpolat, DAÜ İletişim Fakültesi’nde büyük ilgi gördü.

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • "Robot süpürgelere olan ilgi yüzde 145 arttı"

    İSTANBUL,(DHA) - E-TİCARET sitesi  Hepsiburada'nın açıkladığı trend verilerine göre, robot süpürgelere ilgi geçtiğimiz yaza göre yüzde 145 artış gösterdi.

     Hepsiburada'nın verilerine göre robot süpürge alanların yüzde 43’ünü 36-45 yaş grubu oluşturdu. İl dağılımında ise İstanbul'u sırasıyla, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Kocaeli ve Aydın takip etti. Robot süpürgelere kadınların ilgisi ise geçtiğimiz yaza oranla yüzde 113 artış gösterdi.

    Robot süpürgeler ev temizliği için kısıtlı vakti olanların, evcil hayvan sahiplerinin ve alerjik bünyeye sahip olanların hayatını kolaylaştırıyor. Robot süpürgeler dayanıklı olmaları ve halıların yanı sıra sert yüzey kaplamalardaki performansları sebebiyle sıklıkla tercih ediliyor. Paspas ve vakumlama yapabilen çok işlevli robotik süpürgeler sadece toz ve kir gibi maddelerin temizlenmesinde değil, aynı zamanda ortamın solunum sorunlarına neden olan alerjenlerden arındırılmasına da yardımcı oluyor.

    ROBOT SÜPÜRGELER HAVA KALİTESİNİ ARTIRIYOR

    Tüm dünyada artan hava kirliliğini önlemek amacıyla sağlık ve hijyen konularına dikkat çekilmesi, robot süpürgelere olan talebi de artırıyor. Robot süpürgeler, yüksek verimli partikül emilim filtreleri ile partikül maddeleri emerek hijyenik bir temizlik sağlıyor. Bu süpürgeler ayrıca, rahat nefes almayı zorlaştıran kir ve polen gibi alerjenleri de ortadan kaldırıyor.

    TEMİZLİK YAPMAYA VAKTİ AZ OLANLAR İÇİN İDEAL

    Dijital değişim ve teknolojinin sunduğu yeniliklerden yararlanmak isteyenler, zamandan tasarruf ederek evi sürekli temiz olsun isteyenler, küçük çocukları olan aileler ve evcil hayvan sahipleri robotik elektrikli süpürgelere olan rağbeti artırıyor. Robot süpürgeler, gelişmiş haritalama teknolojileri sayesinde durmaksızın çalışıyor, otomatik olarak şarj istasyonuna dönerek kendini şarj ederek temizliğe kaldığı yerden devam edebiliyor. Bu özellikleriyle kullanıcılar evde değilken bile evlerinin temizlenmesinin rahatlığını yaşayabiliyorlar.

    SÜPÜRGELERDE 'AKILLI' DÖNEM

    Robot süpürgeler, üzerinde farklı bölgelere yerleştirilmiş kızılötesi ışın ve fotoselli sensörleri sayesinde duvarları, engelleri ya da merdiven gibi dik kesitleri algılıyor, bunlara yaklaştığında çarpmadan yön değiştirebiliyor. Mobilyaların, kanepelerin veya sandalyelerin altına rahatça sığabilen robot süpürgeler, döşeme, halı fark etmeksizin kirleri topluyor. Robot süpürgelerin sahip oldukları bir diğer akıllı özellik ise çok kirli ve az kirli alanlarda harcadıkları gücü ve çekim kuvvetini otomatik olarak ayarlayabilmeleri. Böylece robot süpürgeler pil ömrünü daha etkin şekilde kullanabiliyor. Bu yeni nesil elektrikli süpürgelerin Wi-Fi bağlantısı olan modelleri de bulunuyor. Yeni nesil robot süpürgeler Wi-Fi bağlantısı ile akıllı telefon veya tabletten basit bir uygulama aracılığıyla programlanabilme olanağı sağlıyor.

     

     



  • Başkan Kafaoğlu'ndan Gazilere anlamlı jest

    BALIKESİR, DHA-19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu Gazileri mutlu günlerinde yalnız bırakmadı. Başkan Kafaoğlu Atatürk Anıtı’nda düzenlenen çelenk sunma törenine katıldı, gazilerle birlikte oldu. Kafaoğlu, Gazilere dernekleri için mekan tahsis edildiği müjdesini verdi.

    Başkan Kafaoğlu,  mülki erkan, ve Gaziler ile birlikte  Atatürk anıtına 'Gaziler Günü' nedeniyle çelenk konulması törenine katıldı. Daha sonra Gaziler Derneği Başkanı Hulusi Karakuz, Harp Malulü Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Haydar Filiz ve dernek üyeleri program sonrasında Başkan Zekai Kafaoğlu’nu makamında ziyaret ederek duygu ve düşüncelerini aktardı. Başkan Zekai Kafaoğlu da anlamlı gün dolayısıyla Gaziler Derneği’ni, Balıkesir Görev ve Terör Mağdurları Dayanışma Derneği ile Harp Malulü Şehit Dul ve Yetimleri Derneği’ni ziyaret ederek gazilerin günlerini kutladı “Sizlerin her zaman yanınızdayız” mesajı verdi.

    “BİZLERİ ARTIK DAHA GENİŞ YERDE AĞIRLAYACAKSINIZ”

    Gaziler Derneği Başkanı Hulusi Karakuz ve dernek üyeleri ziyaretinde konuşan Başkan Zekai Kafaoğlu gazilerin yer taleplerinin olduğunu, yeni bina konusunun sene sonuna kadar çözüleceğini belirtti. Kafaoğlu “75. Yıl Parkının içerisini yaşam merkezi yapmayı planlıyorduk. İçerisinde cafesi, kütüphanesi ve dernek binaları olacaktı. Yer sit alanı olduğu için bu proje Anıtlar Kuruluna takıldı. Buradan derneğe yer vermek istiyorduk ancak bu biraz gecikecek. Derneğin daha önce talep ettiği şu anda aşevi ve beyaz masanın bulunduğu yer ile ilgili yeniden çalışmaya başladık. Bu sene sonuna kadar gazilerimiz Kuva-yi Milliye Meydanı’nda bulunan, belediyemiz beyaz masa ekibi ve aşevi olarak kullanılan binada yeni yerlerine kavuşacaklar. Gazilerimiz daha geniş ve daha güzel mekanda bizleri ağırlamış olacak. Sizler için ne yapsak azdır” diye konuştu.

    “GAZİLERİMİZ BİZİM HERŞEYİMİZ”

    Ziyaretlerde konuşma yapan Başkan Zekai Kafaoğlu “Gazilerimiz bizim her şeyimiz. Vatan için, bayrak için ölüme göze almış insanlar. Gazilerimiz ülkemizi savunmak için, bizim rahat yaşayabilmemiz için, canlarını ve kanlarına ortaya koymuşlar. Şehitlerimiz ve şehit yakınlarımız bizim için değerli. Şehitlerimiz Allah’tan rahmeti gazilerimize sağlık, sıhhat ve afiyet diliyorum. Yerel yöneticiler olarak gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın emrindeyiz. Gazilerimizin her zaman yanlarındayız. Gazilerimiz ile gurur duyuyoruz. Cenabı Allah birliğimizi ve beraberliğimizi daim etsin” dedi.

    (FOTOĞRAFLI)

     

     

     

     



  • (Görüntülü) Yabancıya konut satışında rekor bekleniyor

    Sinem ERYILMAZ - Hüseyin ÇAKMAK / İSTANBUL, (DHA) - 250 bin dolarlık konut alan yabancılara vatandaşlık verilmesinin önü açıldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan NEF Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Selçuk Çelik, bu kararla yabancıya konut satışında rekor ciro ve rekor satış gelebileceğini söyledi. Konut satışları hız kesince, devlet sektöre hareket getirmek için bu yıl içinde ikinci kez devreye girdi ve geçtiğimiz ay Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Emlak Konut öncülüğünde“Türkiye İçin Kazanç Vakti” sloganıyla bir kampanya başlatıldı. 31 Ekim'e kadar sürecek ve tüm Türkiye'de 100 bin konutluk yüzlerce projenin dahil olduğu kampanya hakkında açıklamada bulunan gayrimenkul sektörünün öncülerinden NEF'in Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Selçuk Çelik, "Bu sene inşaat sektöründe yaz aylarının verdiği sektörel bir yavaşlama vardı. Eylül ayı itibariyle Emlak Konut öncülüğünde yepyeni bir kampanya başlatıldı. Bu oldukça avantajlar içeren bir kampanya. Şu an konut kredisi faiz oranları yüzde 2'nin üzerinde. Bu da konut almak isteyenlerin beklemesine neden oluyor. 2 ve üzerindeki konut faiz oranları algısal olarak yüksek faiz oranları. Emlak Konut'un öncülüğünde başlayan bu kampanya ile faiz oranları 0.98'e çekilmiş durumda. Şirket bünyesinde 120 aya kadar, faizlerde 0.98 oranında kredili vadelendirme yapılabiliyor. Aynı zamanda yüzde 10'luk bir indirim de söz konusu. Bu da uzun süredir alım yapmak isteyen müşteriler için oldukça iyi bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Kampanyanın çok önemli bir avantajı daha var" diyerek sözlerine devam eden Çelik, "Son zamanlarda döviz, yükseliş trendinde. Ev almak isteyenler elindeki döviz ile peşinatı ödemek isterlerse ileride yaşanacak döviz artışına karşı korumalı bir yatırım yapmış oluyorlar. Döviz artışı kadar tutar, daha sonraki taksitlerinden düşürülerek indirim olarak onlara sunuluyor" şeklinde konuştu. "TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR DÖVİZ GİRDİSİ" Konut satışlarını arttırmak adına inşaat sektörünün uzun zamandır talep ettiği yabancıya vatandaşlık verilmesi konusundaki yasal düzenleme yapıldı. "Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de bugün yayınlandı. Buna göre, en az 1 milyon Amerikan Doları tutarında taşınmazın tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın alınması hükmü yönetmelikle değiştirildi. 250 bin Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk lirası tutarında taşınmazı satın alan yabancılar bu haktan yararlanabilecek. Bu kararı 'Türkiye için önemli bir döviz girdisi' olarak yorumlayan Çelik, geçen sene yabancıya toplamda 22 bin konut satıldığını ve bundan da 4.6 milyar dolar gelir elde edildiğini belirtti. 2017 yılında bir yabancının ev almak için ortalama 206 bin dolar ödediğini ifade eden Çelik sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yılın ilk sekiz ayında yabancıya satışlarda 18 bin rakamlarına ulaşıldı. Ortalama konut fiyatı da 175 bin ila 200 bin dolar bandına oturdu. Yabancıya sunulan vatandaşlığın 250 bin dolara indirilmesi daha nitelikli yatırımcıların Türkiye'ye gelmesini sağlayacak. Ayrıca şu an 200 bin dolar olan ortalama konut alımı yerine 250 bin dolar bandında bir alıma yükselecek. Bu vatandaşlık hakkından yararlanmak isteyeceklerdir. O yüzden yabancıların harcama kapasitesinin 250 bin dolara kadar çıkacağını ve döviz girdisinin artacağını öngörüyoruz. Yabancıya konut satışında çok ciddi bir büyüme söz konusu. Sadece bu sene geçtiğimiz yıla göre yüzde 38 büyüme söz konusu. O anlamda yabancıya konut satışında rekor ciro ve rekor satışları göreceğimizi düşünüyorum." NEF'TEN KONUTTA İNDİRİM KAMPANYASINA 4 PROJE İLE DESTEK NEF olarak son 4 yılın konut satışında lider olduklarını kaydeden Çelik, "Bu anlamda her zaman yeni projeler yapmaya ve tüketicilerin karşısına farklı tekliflerle çıkmaya gayret ediyoruz. Şu an Emlak Konut öncüğünde başlayan kampanyada dört ayrı projemiz ile yer alıyoruz. Bunlar, NEF Bahçelievler, NEF Basın Express, NEF Çekmeköy ve Nef Reserve Kandilli projelerimiz. Şirket bünyesinde 120 aya kadar 0.98 oranında vade ve yüzde 10 indirim avantajımız var. Aynı zamanda dövizini bozdurup peşinatını ödeyenlere de dövize karşı korumalı yatırım modeli gibi uygulamalarımız devam ediyor" diye açıklamada bulundu.



  • "Türkiye'de erkeklerin 5'te 1'i, kadınların ise yarısından fazlası obez"

    Buse ÖZEL - Ömer HASAR / İSTANBUL, (DHA) GENEL Cerrahi Uzmanı Dr. Erkan Yardımcı, sağlıklı beslenmenin bebeklik çağından itibaren geliştirilmesi gerektiğini, 3 ile 5 yaşları arasındaki çocukların her gün 60 dakika egzersiz yapmasının önemli olduğunu söyledi. Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan ise Türkiye'de erkeklerin 5'te 1'inin, kadınların ise yarısından fazlasının obez olduğunu söyledi.

    "Obezite İçin Harekete Geç" sloganıyla düzenlenen etkinlikte konuşan uzmanlar 2030 yılına kadar obezite oranının dünya nüfusunun yarısına kadar çıkabileceğini söyledi.

    Johnson&Johnson Medikal Cihazlar'ın desteği ile düzenlenen toplantı öncesi hastane bahçesine obezite hakkında bilgilendirme çadırı da kurulurken buraya gelen vatandaşlar boy, kilo, tansiyon ve bel çevresi gibi ölçümler yaptırarak sonrasında doktordan tavsiye aldı. Obezitenin önlenmesi amacıyla düzenlenen sosyal sorumluluk projesi kapsamında başka illerde de çadırlar kurulacak.

    "TÜRKİYE'DE HER 3 KİŞİDEN 1'İ OBEZ"

    Etkinlikte konuşan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Coşkun, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre obezitenin 1975 yılından beri 3 katına çıktığını belirtti ve şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü'ne göre de obezite ile ilgili en önemli çözüm engellenmesi. Obeziteyi de obez olmayan bireyleri bilgilendirerek engelleyebiliriz. Obez olmuş bir bireyi ancak tedavi edebiliriz."

    Obezite konusunda farkındalığın önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Coşkun, "Bu farkındalık öncelikle ailede başlamalı. Ailenin eğitilmesi gerekiyor ki çocuklarımıza bilgi aktaralım ve onlar da yeme içme davranışları konusunda daha iyi olabilsinler. Son yapılmış çalışmalara göre obezite görülme sıklığımız yüzde 32 oranında. Türkiye'de her 3 bireyden 1 tanesi obez. Eğer fazla kilolu olanları da sayarsak her 3 kişiden 2'si fazla kilolu ve obez konumunda. Bu çok ciddi bir oran. Belki dışarıdan bakıldığında kendimizi o kadar kilolu görmüyoruz. ABD bizden daha kilolu ancak biz de onlara yaklaşmış durumdayız" dedi. 

    "TÜRKİYE'DE ERKEKLERİN 5'TE 1'İ KADINLARIN YARISINDAN FAZLASI OBEZ"

    Türkiye'de erkeklerin 5'te 1'i, kadınların ise yarısından fazlasının obez olduğunu söyleyen Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, "Her 3 kişiden biri ya obez ya da fazla kilolu grubunda. Kadınlarda fazla görülmesinin sebebinin ise kadınlarda yağ oranının erkeklerden 2 kat daha fazla olması. Kadınlarda kas kitlesi erkeklere göre daha azdır. Bazal metabolizma hızı bu nedenle daha düşüktür. Bu nedenle kadınlar obeziteye daha eğilimli olabiliyor" dedi.

    İnsanların eskiye oranla daha çok kilo almasının nedeninin ise önceki yıllara göre daha az hareket etmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Taşan, "Hareket etmek, koşmak, avını yakalamak gibi daha çok fiziksel aktivitenin ön planda olduğu bir dönemden geçti insanoğlu. Bizim genetik yapımız olsun gerek metabolik yapımız olsun hep gıdayı toplayıp biriktirmeye yönelik. Ama insanoğlu yerleşik yaşama geçti, tarım yapmaya başladı, gıdaları daha kolay elde etmeye başladı ve daha az hareket etmeye başladı. Böyle olunca daha fazla enerji almasına rağmen bunu harcayamamaya başladı. Genetik yapı da buna zemin hazırlayınca kilo almaya başladık" dedi.

    3-5 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR 60 DAKİKA EGZERSİZ YAPMALI

    Toplantıya katılan ve çocukluk çağı obezitesinin önemine vurgu yapan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Erkan Yardımcı ise şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü'nün de bu konuda bazı önerileri var. Bunlar, bebeklik döneminde emzirmenin önemi. Özellikle 3-5 yaş arasında en az 60 dakika egzersiz, okul çağı dönemlerinde bol su tüketimi, tahıllı gıdaların tüketiminin artması ve bunun yanında şekerli gıdaların tüketiminin azaltılması önemli. Çocukların elindeki cep telefonu gibi cihazların hareket kısıtlılığına neden olması yüzünden kullanımının azaltılması gibi bir takım tedbirlerin alınmasını Dünya Sağlık Örgütü öneriyor."

    "İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ TOPLUMA KARŞI SORUMLUYUZ"            

    Obezite konusunda farkındalık yaratmak için projeyi başlattıklarını anlatan Johnson&Johnson Medikal Cihazlar Türkiye İş Birimi Direktörü Alper Tandoğan ise proje ile ilgili şunları söyledi: "Hem topluma hem de içinde yaşadığımız dünyaya karşı bireyler ve kurumlar olarak sorumluluklarımız var. Biz de bu alanda içinde bulunduğumuz topluma bir borç olarak bilgilendirmenin önemine gerçekten inanıyoruz. Obezite artık salgın bir hastalık ve toplumda kabul gördüğü şekliyle 'şişmanlık' olarak değerlendiremeyeceğiz. Hipertansiyon, uyku apnesi gibi sorunları da yanında getiren salgın bir hastalık maalesef. Bu durumun önlenebilmesi adına hastalık gelmeden farkındalığın yaratılması ile alakalı bir proje oluşturduk. Projenin ismi "Obezite İçin Harekete Geç." İlgili doktorların da yardımıyla bugün Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde başlıyoruz ancak Sağlık Bakanlığı'nın da yardımıyla başka iller ve merkezlerde de yapmayı planlıyoruz. Dünya Yürüyüş Günü'nde de "Obezite İçin Harekete Geç" kampanyamızı yürüteceğimiz bir çalışmamız olacak."

    (FOTOĞRAFLI-GÖRÜNTÜLÜ)



  • Işıklar’a 'Yılın Belediye Başkanı Ödülü' verildi

    İSTANBUL,(DHA)-SİLİVRİ Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Türkiye’nin Yerel Yönetim Oscar’ları olarak anılan, Özel Kalem Dergisi Yerel Yönetim Ödülleri’nde “Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması” kategorisinde Fatih Mahallesi Tarihi Kale İçi Düzenleme Projesi ile Yılın İlçe Belediye Başkanı ödülüne layık görüldü.

    Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Türkiye’nin en yaygın yerel yönetim dergisi olarak bilinen Özel Kalem dergisi tarafından gerçekleştirilen 10’uncu Özelkalem Dergisi Yerel Yönetim Ödül Töreni’ne katıldı. Valide Sultan Gemisi'nde gerçekleştirilen törende Başkan Işıklar gerçekleştirilen Fatih Mahallesi Tarihi Kale İçi Düzenleme Projesi ile “Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması” kategorisinde Yılın İlçe Belediye Başkanı Ödülü'ne layık görüldü.

      “ÜSTÜMÜZE GELEN BETON VE DEMİR BASKISINA KARŞI TARİHİMİZİ KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Başkan Işıklar gecede yaptığı konuşmada,“ Üstümüze gelen beton ve demir baskısına karşı hemşerilerimizin desteğiyle tarihi varlıklarımızı, kültürel değerlerimizi ve topraklarımızı korumaya devam edeceğiz. Ödülü bizlere layık gören seçkin jüri üyelerimize, projede emek harcayan ekip arkadaşlarıma ve ilçemizin daha yaşanır bir Silivri olması konusunda bizlere güvenen ve destekçimiz olan hemşerimize teşekkür ediyorum. Ödülümüzü takdim eden Tiyatro Oyuncusu Gülşen Tuncer’e de ayrıca teşekkür ederim” şeklinde konuştu.

     FARKLI KATEGORİLERDE ÖDÜLLER VERİLDİ

    Gerçekleştirilen ödül töreninde kentlerin güzelleşmesine, marka değerinin yükselmesine yönelik 12 ayrı kategoride ödüller verildi. Gecede, Afet Yönetimi, Kentsel Tasarım, Kentsel Dönüşüm, Kent İçi Ulaşım, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması, Çevre Koruma, Kültür, Sanat ve Turizm Etkinlikleri, Sosyal Sorumluluk Projeleri, Katılımcı Yönetim, E-Belediyecilik, Kent Ekonomisi ve İşletmeciliği, Uluslararası İşbirliği kategorilerinde değerlendirmeler yapıldı. Tarafsızlığı ile bilinen ve kendi alanında uzman; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Ruşen Keleş, Seçici Kurul Başkanı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi, Erdoğan Bilenser Tarihi Kentler Birliği Kurucu Başkanı Bursa Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı, Sadun Emrealp, Türkiye ve AB arasında Şehir Eşleştirme Projesi Ekip Lideri, Prof. Dr. Mete Tapan Arel Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Handan Türkoğlu İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi tarafından değerlendirmelerden geçen belediye başkanlarına ödülleri takdim edildi.

    (FOTOĞRAFLI)

     



  • Yabancıya konut satışında rekor bekleniyor

    Sinem ERYILMAZ - Hüseyin ÇAKMAK / İSTANBUL, (DHA) - 250 bin dolarlık konut alan yabancılara vatandaşlık verilmesinin önü açıldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan NEF Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Selçuk Çelik, bu kararla yabancıya konut satışında rekor ciro ve rekor satış gelebileceğini söyledi.

    Konut satışları hız kesince, devlet  sektöre hareket getirmek için bu yıl içinde ikinci kez devreye girdi ve geçtiğimiz ay Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Emlak Konut öncülüğünde“Türkiye İçin Kazanç Vakti” sloganıyla bir kampanya başlatıldı.

    31 Ekim'e kadar sürecek ve tüm Türkiye'de 100 bin konutluk yüzlerce projenin dahil olduğu kampanya hakkında açıklamada bulunan gayrimenkul sektörünün öncülerinden NEF'in Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Selçuk Çelik, "Bu sene inşaat sektöründe yaz aylarının verdiği sektörel bir yavaşlama vardı. Eylül ayı itibariyle Emlak Konut öncülüğünde yepyeni bir kampanya başlatıldı. Bu oldukça avantajlar içeren bir kampanya. Şu an konut kredisi faiz oranları yüzde 2'nin üzerinde. Bu da konut almak isteyenlerin beklemesine neden oluyor. 2 ve üzerindeki konut faiz oranları algısal olarak yüksek faiz oranları. Emlak Konut'un öncülüğünde başlayan bu kampanya ile faiz oranları 0.98'e çekilmiş durumda. Şirket bünyesinde 120 aya kadar, faizlerde 0.98 oranında kredili vadelendirme yapılabiliyor. Aynı zamanda yüzde 10'luk bir indirim de söz konusu. Bu da uzun süredir alım yapmak isteyen müşteriler için oldukça iyi bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor" dedi.

    "Kampanyanın çok önemli bir avantajı daha var" diyerek sözlerine devam eden Çelik, "Son zamanlarda döviz, yükseliş trendinde. Ev almak isteyenler elindeki döviz ile peşinatı ödemek isterlerse ileride yaşanacak döviz artışına karşı korumalı bir yatırım yapmış oluyorlar. Döviz artışı kadar tutar, daha sonraki taksitlerinden düşürülerek indirim olarak onlara sunuluyor" şeklinde konuştu.

    "TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR DÖVİZ GİRDİSİ"

    Konut satışlarını arttırmak adına inşaat sektörünün uzun zamandır talep ettiği yabancıya vatandaşlık verilmesi konusundaki yasal düzenleme yapıldı.  "Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de bugün yayınlandı. Buna göre, en az 1 milyon Amerikan Doları tutarında taşınmazın tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın alınması hükmü yönetmelikle değiştirildi. 250 bin Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk lirası tutarında taşınmazı satın alan yabancılar bu haktan yararlanabilecek.

    Bu kararı 'Türkiye için önemli bir döviz girdisi' olarak yorumlayan Çelik, geçen sene yabancıya toplamda 22 bin konut satıldığını ve bundan da 4.6 milyar dolar gelir elde edildiğini belirtti. 2017 yılında bir yabancının ev almak için ortalama 206 bin dolar ödediğini ifade eden Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Bu yılın ilk sekiz ayında yabancıya satışlarda 18 bin rakamlarına ulaşıldı. Ortalama konut fiyatı da 175 bin ila 200 bin dolar bandına oturdu. Yabancıya sunulan vatandaşlığın 250 bin dolara indirilmesi daha nitelikli yatırımcıların Türkiye'ye gelmesini sağlayacak. Ayrıca şu an 200 bin dolar olan ortalama konut alımı yerine 250 bin dolar bandında bir alıma yükselecek. Bu vatandaşlık hakkından yararlanmak isteyeceklerdir. O yüzden yabancıların harcama kapasitesinin 250 bin dolara kadar çıkacağını ve döviz girdisinin artacağını öngörüyoruz. Yabancıya konut satışında çok ciddi bir büyüme söz konusu. Sadece bu sene geçtiğimiz yıla göre yüzde 38 büyüme söz konusu. O anlamda yabancıya konut satışında rekor ciro ve rekor satışları göreceğimizi düşünüyorum."

    NEF'TEN KONUTTA İNDİRİM KAMPANYASINA 4 PROJE İLE DESTEK

    NEF olarak son 4 yılın konut satışında lider olduklarını kaydeden Çelik, "Bu anlamda her zaman yeni projeler yapmaya ve tüketicilerin karşısına farklı tekliflerle çıkmaya gayret ediyoruz. Şu an Emlak Konut öncüğünde başlayan kampanyada dört ayrı projemiz ile yer alıyoruz. Bunlar, NEF Bahçelievler, NEF Basın Express, NEF Çekmeköy ve Nef Reserve Kandilli projelerimiz. Şirket bünyesinde 120 aya kadar 0.98 oranında vade ve yüzde 10 indirim avantajımız var. Aynı zamanda dövizini bozdurup peşinatını ödeyenlere de dövize karşı korumalı yatırım modeli gibi uygulamalarımız devam ediyor" diye açıklamada bulundu.

    (FOTOĞRAFLI-GÖRÜNTÜLÜ)



  • (Görüntülü) Altınbaş Üniversitesi ve Yeşilyurt Spor Kulübü işbirliği 

    İSTANBUL, (DHA) - ALTINBAŞ Üniversitesi ve Yeşilyurt Spor Kulübü arasında gerçekleştirilen işbirliği kapsamında Altınbaş Üniversitesi, Yeşilyurt Kadın Voleybol takımının isim ve ana sponsoru oldu. 
    Yeşilyurt Spor Kadın Voleybol takımının adı, resmi ve fiili olarak Altınbaş Üniversitesi Yeşilyurt Spor Kulübü Bayan Voleybol Takımı olarak değiştirildi. 
    Yeşilyurt Spor Kulübü Tesisleri'nde düzenlenen imza törenine Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyeti BaşkanıAli Altınbaş,Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Vekili Mehmet Tahir Özsoy,  Altınbaş Üniversitesi RektörüProf. Dr. Çağrı Erhan, Yeşilyurt Spor Kulübü Başkanı Necmettin Karabacak, Yeşilyurt Kadın Voleybol takımı oyuncuları ve davetliler katıldı.  
    "İŞBİRLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ, HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERECEĞİZ"
    İmza törenin ardından işbirliğini değerlendiren Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Altınbaş,"Spor kulüpleriyle üniversitenin işbirliği ender görülen bir şey, sporcu gençlerimize her türlü desteği vereceğiz. Biz kadın voleybol takımına hem maddi hem manevi olarak katkı sağlıyoruz. Kulübe vermek istediğimiz en büyük destek eğitimdir. Üniversite olarak kulüpteki her türlü eğitime katkıda bulunmak bu girişimin meyvesi olacaktır. İşbirliği çok önemli, bu yıl verimli bir şekilde götürebilirsek daha sonra devamı katlanarak gelecektir" dedi.
    SPORCULAR VE ÖĞRENCİLERİN KARŞILIKLI FAYDALANACAĞI İŞBİRLİĞİ OLDU
    Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan ise, "Her şeyden öte bu sponsorluk anlaşması değil. Bu yıl Altınbaş Üniversitesi Yeşilyurt Spor Kulübü olarak kadın voleybol birinci liginde mücadele edeceğiz. Hem öğrencilerimizin hem de sporcularımızın karşılıklı olarak yararlanacağı işbirliği ortamı yaratmak için bu adımları attık" diye konuştu. 
    "ÜNİVERSİTELER SADECE AKADEMİK ÇALIŞMALARIN YAPILDIĞI YERLER DEĞİL"
    Üniversitelerin sadece akademik çalışmaların yapıldığı yerler değil aynı zamanda gençlerin sosyal ve sportif faaliyetlerini de destekleyen kurumlar olduğunu belirten Prof. Dr. Erhan, "Bu çerçevede spor kulübünün bizimle isim birlikteliğiyle ligde mücadele etmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Ümit ediyorum Altınbaş Üniversitesi Yeşilyurt Kadın Voleybol Takımı bu yıl birinci ligde önemli bir başarıya imza atar. Kulübün 2 bin 500'den fazla sporcusubulunmaktadır. Sporcular, üniversitemizin lisans,lisansüstü, önlisans, sürekli eğitim merkezi gibi eğitim faaliyetlerinden yararlanabileceklerdir. Çocuk Üniversitesi bünyesinde de yine kulübün öğrencileri faaliyetlerimize katılabilecektir. Aynı şekilde bizim öğrencilerimiz, akademik ve idari personelimizde kulübün sportif imkanlarından yararlanacaktır." ifadelerini kullandı. 
    "BAŞARILI İŞLER YAPACAĞIZ"
    Yeşilyurt Spor Kulübü BaşkanıNecmettin Karabacak da, "İşbirliğimiz çok iyi oldu. Bu sene başladık.Önümüzdeki yıllar hedefleri büyütüp, başarılı işler yapacağız. Voleybolu üniversite yönetimine sevdirirsek inanıyorum ki önümüzdeki senelerde Türk voleyboluna daha iyi hizmet vereceğiz. Üniversitelerimizin desteğini her zaman bekliyoruz" dedi.
    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)



  • Pegasus Hava Yolları, Uluslararası Müşteri Deneyimi Ödülleri’nde finale kaldı

    ANIL UÇAN/İSTANBUL (DHA)-PEGASUS, Uluslararası Müşteri Deneyimi Ödülleri kapsamında “Müşteri İçgörüleri ve Geri Bildirim” kategorisinde finale kaldı.

    Uçmanın herkesin hakkı olduğuna inanan Pegasus Hava Yolları, dünyanın dört bir yanındaki işletmelerin müşteri deneyimi projelerini ödüllendiren Uluslararası Müşteri Deneyimi Ödülleri kapsamında “Müşteri İçgörüleri ve Geri Bildirim” kategorisinde finale kaldı. Hedeflerinin odağına müşteri deneyimini sürekli olarak iyileştirmeyi koyan Pegasus, ödüller kapsamında finale kalarak Türk sivil havacılığını uluslararası alanda temsil etmiş oldu.

    Pegasus Hava Yolları Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Güliz Öztürk: “Pegasus Hava Yolları olarak, en öncelikli hedeflerimizden biri misafirlerimizin uçuş öncesi, sırası ve sonrasındaki seyahat deneyimlerini daha da geliştirmek ve iyileştirmek.Bu kapsamda yapmaya devam ettiğimiz etkin projelerle Uluslararası Müşteri Deneyimi Ödülleri kapsamında “Müşteri İçgörüleri ve Geri Bildirim” kategorisinde finale kaldığımızı paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Ayrıca, ödüller kapsamında Türk sivil havacılık sektörünü temsil etmek de bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Misafir deneyimini her geçen gün daha da iyileştirmeye devam edeceğiz” dedi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • "Yoga çocukları olumlu etkiliyor"

    İSTANBUL, (DHA)- OKUL çağındaki çocuklarda yapılan çalışmalar, yoga ve bedensel farkındalık egzersizlerinin hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı iyileştirdiğini gösterdi.  Yoganın çocuklara denge, dayanıklılık ve esneklik sağladığını belirten Gülşah Konakoğlu, “Gelişmekte olan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda yoganın motor performans üzerinde olumlu etkisi olduğu görünmektedir. Bedensel farkındalığın artması, beyinde hatalı pozisyon hissinin oluşmasını en aza indirir; alışkanlık haline gelebilecek duruş bozukluklarının düzelmesini sağlar veya oluşmasını engeller” dedi.

    Binlerce yıl önce geliştirilen ve kadim bir tıp bilgisine dayanan yoga bir tür zihin ve beden tıbbı olarak kabul ediliyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Gülşah Konakoğlu, bedensel farklılığın arttıkça, çocuğun ince ve kaba motor becerilerinin geliştiğini ifade etti. Konakoğlu, “Bedensel farkındalığı yüksek olan çocuklar bedeniyle bağlantı içinde olur, bedenine uyum sağlar ve bedeniyle birlikte hareket eder. Bununla birlikte yoga çocuklar için psikolojik faydalar da sunar. Araştırmalar, yoganın odaklanmayı, hafızayı, benlik saygısını, akademik performansı ve sınıf davranışını geliştirdiğini ve hatta çocuklarda kaygı ve stresin yoga ile azaltılabileceğini göstermiştir” diye konuştu.  

    “YOGA TEMEL HAREKET BECERİLERİNİ GELİŞTİRMEDE YARDIMCI”

    Çocukların 4 yaşından itibaren yoga yapabileceğini belirten Konakoğlu, “Bu zamanlama çocuğun normal motor gelişimi açısından koşma, atlama, sıçrama, sekme, yakalama, fırlatma, topa ayakla vurma gibi becerilerin kazanıldığı 2-7 yaş arası temel hareketler dönemine denk gelmektedir. Dört yaş civarı bu temel becerilerde kontrol ve ritmik koordinasyon artmaya başlar. Beş yaşından itibaren motor gelişim açısından kazanılan temel hareketlerin çocukta olgunlaşma evresine ulaşabilmesi; alıştırma olanağı yaratılmasına, çocuğun motive edilmesine ve nitelikli eğitim verilmesine bağlıdır. Bu dönemdeki hedef temel becerilerin olgun düzeyde başarılmasıdır. Temel hareket becerilerinin kazanılmasında ise güç, esneklik, denge, dayanıklılık, hız, çeviklik, koordinasyon gibi faktörler etkilidir. Bu nedenle yoga çocuklarda temel hareket becerilerinin dengeli bir biçimde geliştirilmesine yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

    “YOGA, SPOR BECERİSİ İÇİN TEMEL OLUŞTURUYOR”

    2-7 yaş arası temel hareketler dönemini, 7-12 yaş arasındaki sporla ilişkili hareketler döneminin takip ettiğini belirten Konakoğlu, “Bu dönemde spor becerileri, 2-7 yaş arasında kazanılan temel becerilerin gelişmesi ve özelleşmesi ile kazanılır. Ancak çocukta motor gelişim açısından temel hareket modellerinde olgunluk evresine ulaşılamaması, çocuktaki temel becerilerin spora uyarlanmasına engel olacaktır. Tam bu noktada yoga, çocuklarda sporla ilişkili becerilerin gelişmesi için bir temel oluşturuyor” dedi.

    “YOGA, BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİNE ENTEGRE EDİLMELİ”

    Yurt dışında yoga ve bedensel farkındalık eğitimlerini, beden eğitimi programlarına veya sınıf müfredatlarına entegre eden okul sayısının giderek arttığını belirten Konakoğlu, “Yurt dışında birçok yoga stüdyosu, okul çağındaki çocuklar için yoga sınıfları açılıyor. Yoga aynı zamanda ebeveynlerin çocukları ile birlikte paylaştığı interaktif bir oyun etkinliği olarak da düşünebilir. Ülkemizde de yurtdışındaki örneklere benzer şekilde yoga, okul öncesi çocuklarda ve okul çağı çocuklarında beden eğitimi programlarına entegre edilmeli ve müfredata dahil edilen bir etkinlik olmalı” ifadelerini kullandı.

    (FOTOĞRAF)



  • (Görüntülü) Uzmanından öneri: Aşurenin malzemesini abartmayın

    Gül KABA-Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, (DHA) - TÜRKİYE Gıda ve Beslenme Derneği Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, aşurenin ete yakın protein içerdiğini söyledi. Besleyici değeri çok yüksek olan aşurenin yapılırken malzemesinin abartıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Aşure'ye ne kadar çok kuru meyve katarsanız o kadar çok amino asitlerin vücuda alınmasını engellersiniz. O yüzden nohut, fasulye, bakla, kuru incir, kayısı, üzüm, kuş üzümünü de katıp abartmaya gerek yok. Ayrıca, büyüme ve gelişme çağında olan gençlerin aşureyi haftada 2 kez tüketmesi gerekir" dedi.


     

    Türkiye Gıda ve Beslenme Derneği ve İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, Muharrem Ayı'nın ritüeli olarak kutlanan bolluk ve bereketi simgeleyen aşure gününe yönelik açıklamalarda bulundu.


     

    Muharrem ayında tutulan orucun sona ermesiyle birlikte ikram edilmeye başlanan aşure, çevredeki insanlara dağıtılmaya başlanır. İslam'a göre Muharrem ayının onuncu günü Hz. Nuh, Büyük Tufan’dan sonra karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı yapmıştır. Belli bir tarifi olmayan aşure bölgelere göre farklılık gösteriyor.


     



    "BAKLİYATLARI MUTLAKA BİR GECE ÖNCEDEN SUDA BEKLETİN"


     

    Aşurenin amino asit zengini bir tatlı olduğunu belirten Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Bazı bölgelerde fasulye, nohut, bazılarında ise fasulye, nohut, bakla kullanılıyor. Mutlaka içerisine bir miktar buğday konulur, kuru meyveler de bölgelere değişiklik gösteriyor. Besleyici değeri çok yüksek, ete yakın protein içeriyor. Aşurenin içine katılan kuru baklagiller bir gece önceden mutlaka ıslatılmalıdır" diye konuştu.


     

    "BUĞDAY KOYUNCA NİŞASTAYA GEREK YOK"


     

    Aşurenin içerisinde buğday koyuluyorsa nişastaya gerek olmadığını söyleyen Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Çünkü buğday nişastası bol bir tahıl ürünüdür. Vücudumuzda büyüme, gelişme, onarım için gerekli olan amino asitleri aşure ile bir anda alabiliyoruz. Dolayısıyla böyle bir tatlı geleneği dünyada başka hiçbir ülkede yok" dedi.


     

    "AŞURE YİYEN ÇOCUK KİLO ALMAZ, BÜYÜR, GELİŞİR"


     

    Aşurenin özellikle çocukların gelişimi açısından oldukça önemli bir tatlı olduğunu dile getiren  Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Çocuklar için günümüzde obezite büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Evlerde çocuklara küçük porsiyonlarda aşure ve benzeri tatlılar yapıldığı zaman çocuklar kilo almaz, büyür, gelişir ve en ekonomik şekilde de beslenmiş olur" ifadelerini kullandı.


     

    "MALZEMESİNİ ABARTMAYIN"


     

    Aşurenin yapılırken abartıldığını söyleyen Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Bu abartıyı azaltmak lazım. Nohut, fasulye, bakla koyduk sonra içine kuru incir, kayısı, üzüm, kuş üzümü de dahil edip abartmamak gerekiyor. Üzümlerden birini koysak içine yeterli, kuş üzümünün koyulmasına gerek yok. Çekirdeksiz üzümün kilosu 25 lira, en fazla 50 gram koyuluyor. Aşureye ne kadar çok kuru meyve katarsanız o kadar çok amino asitlerin kullanımını engellersiniz. Kayısı, kuru incir varsa koyun yoksa şart değil. Süsleme içinde Antep Fıstığı ve dolma fıstığını pahalı ve gereksiz buluyorum, beslenmeye artı getirmez, görseli güzelleştirir. Tariflerimiz abartılmazsa besin değerini kaybetmeden faydalı olur" dedi.


     

    "AÇ KARNINA DA YENEBİLİR"


     

    Büyüme ve gelişme çağında olan gençlerin haftada 2 kez aşure tüketilmesini öneren Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Aşure aç karnına da yenebilir, kremalı pastalara ve şerbetli tatlılara benzemez. Aşurenin glisemik endeksi de diğer tatlılardan çok daha düşüktür" diye konuştu.


     

    " KURU İNCİR, KAYISI VE ÜZÜMDEN BİRİNİ SEÇİN"


     

    Pirincin bazı bölgelerde koyulduğunu fakat buğday olduğu için gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Elmacıoğlu,"Tadından da hiçbir şey kaybetmezsiniz. Ayrıca, kuru incir, kayısı, üzümden birini seçmek lazım, hepsini koymamız gerekmiyor. Kuru incir de aşurenin rengini karartabilir" ifadelerini kullandı.



  • Rönesans Holding ve Port of Rotterdam'dan işbirliği

    İSTANBUL, (DHA) - RÖNESANS Holding, Ceyhan Mega Petrokimya Endüstri Bölgesi için Hollandalı Port of Rotterdam şirketiyle çerçeve işbirliği anlaşması imzaladığını açıkladı.

    Rönesans Holding, Ceyhan Mega Petrokimya Endüstri Bölgesi’nde gerçekleştirmeyi planladığı petrokimya yatırımı ile bölgenin kalkınmasına öncülük etmeyi hedefliyor. Şirketten yapılan açıklamada, Port of Rotterdam ile imzaladığı çerçeve anlaşmayla bölgeye yabancı yatırım çekmek için de çalışma başlatılacağı belirtildi.

     Rönesans Holding ile Port of Rotterdam arasında 17 Eylül'de Hollanda’da düzenlenen imza törenine Rönesans Holding Başkanı Dr. Erman Ilıcak ve Port of Rotterdam CEO’su Allard Castelein’ın katıldı. İşbirliği kapsamında, Rönesans Holding, limanın yönetim, işletme ve operasyonundan sorumlu, Hollanda hükümeti ve Rotterdam Belediyesi’nin sahibi olduğu Port of Rotterdam’ın tecrübesini Türkiye’ye taşımayı amaçlıyor.

    Açıklamanın devamında, Ceyhan Mega Petrokimya Endüstri Bölgesi’nde gerçekleştirilecek projelerin öncelikle petrokimya tesislerine odaklanacağı belirtildi.  Bölgede inşa edilecek endüstriyel tesislerin petrokimya ürünlerini Türkiye’de üretip bu ürünlerin ithalatını sonlandırarak, Türkiye’nin döviz cari açığını azaltacağı, ülke ekonomisine ve istihdamın artmasına büyük katkı sağlayacağı bildirildi.

    (FOTOĞRAF)



  • Ebeveynlere çocuklar için pratik beslenme önerisi

    İSTANBUL, (DHA)- 18 milyon öğrenci ve bir milyonu aşkın öğretmen 2018 – 2019 eğitim öğretim yılının başlamasıyla ders başı yaptı. Çocukların sağlıklı büyümelerini ve okul dönemindeki başarılarını etkileyen en önemli faktörlerden birisinin beslenme olduğunu belirten Diyetisyen Halime Pulat Demir, ebeveynlere çocuklar için pratik beslenme önerilerinde bulundu. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının çocukluk çağında geliştiğine vurgu yapan Diyetisyen Halime Pulat Demir, “Çocuklarımız anne ve babalarını örnek aldığından, sağlıklı nesiller yetişmesi için öncelikle ebeveynlerin sağlıklı beslenmesi gerektiğini unutmamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARA SAĞLIKLI SEÇENEKLER SUNUN”

    Güne iyi başlamak ve dersleri iyi dinlemek için evden çıkmadan kahvaltı yapılmasının önemine değinen İstanbul Gelişim Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Halime Pulat Demir, “Okulda kahvaltı veriliyorsa çocuğunuza evde minik bir atıştırmalık (1 bardak süt, 1 porsiyon meyve ve 2 ceviz gibi) verebiliriz. Çocuklara sağlıklı ara öğün seçeneği sunmamız gerekiyor. Bunlar evde hazırlanmış sandviç, süt, ayran, taze veya kuru meyveler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar olabilir. Unutmayalım ki biz çocuklarımıza sağlıklı seçenekler sunmazsak, onlar acıkınca sağlıksız seçeneklere yönelecektir” şeklinde konuştu.

    “PROTEİN BÜYÜME İÇİN GEREKLİ”

    Sabah, öğle, akşam düzenli üç ana öğün ve aralarda sağlıklı ara öğünler tüketerek çocukların aynı saat dilimlerinde beslenmelerinin sağlanabilineceğine değinen Demir, “Çocuklarımıza sevdikleri besinleri dikkate alarak, sağlıklı seçimler sunabiliriz. Süt, yoğurt, peynir grubu özellikle kalsiyum açısından zengin. Çocuklarımızın günde 2-3 porsiyon bu gruptan tüketmesi önemli. Et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagiller protein içeren besinlerdir. Protein çocuklarımızın büyümeleri için gereklidir. Bu gruptan çocuklarımızın 2-3 porsiyon tüketmesi gerekir. Eğer evimizde et, tavuk, balık yoksa yumurta ve kurubaklagil (kurufasulye, nohut, mercimek gibi) tüketilmesi protein ihtiyacını karşılayacaktır” dedi.

    “SEBZELER VİTAMİN MİNERAL VE POSA YÖNÜNDEN ZENGİN”

    Ekmek, çorba, makarna ve diğer tahılların vücudun enerji kaynağı karbonhidrat bakımından zengin olduğunu dile getiren Demir, “Kişiye göre değişmekle birlikte günlük 6-9 porsiyon tüketilmelidir. Sebzeler ise vitaminler, mineraller ve posa yönünden zengindir. Farklı renkteki sebzelerden günlük 3-4 porsiyon tüketilmelidir. Meyveler; vitamin, mineral ve karbonhidrattan zengindir. Farklı renkte günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmesi önerilir” diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)

     



  • "Çocuğunuzun kahvaltısını ihmal etmeyin"

    İSTANBUL, (DHA)- ÇOCUK yaşlarda kazanılan alışkanlıkların ömür boyu devam edeceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Fatmagül Yılmaz Öztürk, kahvaltı alışkanlığının önemine dikkat çekerek, "Kahvaltı mümkünse evde yaptırılmalı ve çocuk kahvaltıda süt içmeli" dedi.

    Sağlıklı ve dengeli beslenmenin her yaş grubu için önemli olduğunu söyleyen Medicana Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet uzmanı Dyt. Fatmagül Yılmaz Öztürk,  ailelere çocuklarını güvenli olmayan gıdalara karşı  bilinçlendirmeleri uyarısında bulundu. Çocuk yaşlarda kazanılan alışkanlıkların ömür boyu devam edeceğini anlatan Dyt. Fatmagül Yılmaz Öztürk, obezitenin nedenlerinin başında sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam geldiğini belirtti.

    "OKUL ORTAMINA KARŞI ÖNLEM ALIN"

    Ailelerin okul ortamına karşı önlemler alması gerektiğini söyleyen Dyt. Fatmagül Yılmaz Öztürk, "Okul döneminde yapılan hatalar genellikle, öğün atlamadır ve özellikle kahvaltı atlanır. Öğün geçiştirme daha çok fastfood ağırlıklı beslenme, ekmek arası yiyip bunların yanına kola vb. içecekleri tercih etme ve reklam ve çevreye özenti şeklinde olur” diye konuştu.

    "ÇOCUĞUNUZU OKUL YEMEĞİNE YAZDIRIN"

    Kahvaltı etme alışkanlığının önemine vurgu yapan Öztürk, “Kahvaltı alışkanlığını mutlaka kazandırın. Bunun yanı sıra su içme alışkanlığı kazandırın. Fakat kolalı içecekler, meşrubat, hazır meyve sularından çocuğunuzu uzak tutun. Öğle yemeklerini düzenli yemesi için okul yemeğine yazdırın ve bu yemeklerde okul idaresine önerilerde bulunun, hatta diyetisyen gözetiminde bir yemekhane isteyebilirsiniz. Çıkan yemekleri takip ederek evde ona göre denge sağlayabilirsiniz. Okulda yemek yoksa iyi pişmiş köfte (sarımsaksız), peynir, haşlanmış tavuk, hindi ve et ile mevsim sebzeleri ile sandviçler yapılabilir. Yanında ayran veya süt tüketilebilir” ifadelerini kullandı.

    KAHVALTI İÇİN ÖRNEK MENÜLER

    Kahvaltının mümkünse evde yaptırılması gerektiğini söyleyen Dyt. Öztürk, kahvaltı İçin örnek menüleri şöyle paylaştı:

    "Menü 1:Süt, peynir, haşlanmış yumurta, tam buğday ekmeği, menü 2:Taze sıkılmış meyve suyu/ ıhlamur, kaşarlı tost, pekmez, zeytin, menü 3:Peynirli omlet, zeytin, bal, tam buğday ekmeği, ıhlamur, mevsim sebze ve yeşillikleri eklenebilir. Çocuklar erken kalktığında iştahları çok iyi olmayabiliyor. Okulda beslenme çantasına; mevsim meyvelerinden veya kurutulmuş meyvelerden kuruyemiş; fındık, ceviz, badem konulabilir. Kahvaltı çok iyi edilmedi ise buna yağsız tost, 1-2 dilim börek veya ev yapımı kek arada eklenebilir. Kahvaltıda süt içmedi ise yanına süt verilebilir. Su mutlaka her gün verilmelidir. Beslenme çantası çok iyi temizlenmelidir. Çatal, temiz örtü ve ıslak mendil çantasına eklenmelidir."

    Çocuğun güvenilir olmayan gıdalara karşı bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Öztürk, “Açıkta satılan yiyecekler, rafine şeker içeren gıdalar; pamuk helva, elma şekeri, şeker. Okul kantinine birlikte girip neleri seçmesi daha sağlıklı ve neden kısmını iyi izah etmek gerekir. Bu konuşmayı birebir yapınız, bir arkadaşı ya da başka kişiler şahitliğinde sadece aranız açılır. Size uyum sağlamaz” uyarısında bulundu.

    "ALIŞKANLIKLARI KAZANDIRIRKEN BUNU YASAKLARLA YAPMAYIN"

    Çocuğunuza çok iyi çiğnemeyi öğretin diyen Öztürk, "Duyularına dikkat edin, doydum diyorsa yemesi için zorlamayın. Bir sonraki sefer daha az almasını sağlayabilir ya da daha önce tabağında kalan besini bitirterek başlayabilirsiniz. Aralarda meyve tüketmelerini destekleyin. Çocuğunuzun televizyon ya da bilgisayar karşısında yemek yemesine izin vermeyin.Çocuğunuza belli alışkanlıklar kazandırırken bunu yasaklarla yapmayın neden ve niçinlerini onlarla paylaşın” diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)



  • Silo undaki kayıpları yüzde 10 azaltıyor

    Gül KABA/İSTANBUL, (DHA) - TÜRKİYE son yıllarda dünyada önemli sayıda ülkeye un ihraç ediyor. 5 yılda un ihraç edilen ülke sayısı 160'a çıktı. Uluslararası Tahıl Bilimi ve Teknolojisi (ICC) Başkanı Prof. Dr. Hamit Köksel, özellikle gelişen silo ağı sayesinde buğday ve undaki kayıpların en az yüzde 10 azaldığını ve katma değerinin arttığını söyledi.

    Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) öncülüğünde yürütülen lisanslı depoculuk uygulamasının Türkiye'de son yıllarda önemli gelişmeler gösterdiğini belirten Prof. Dr. Köksel, ayrıca silo imalat sektörünün de en son teknolojiye sahip silolar üreterek ülke ihtiyacını karşıladığı gibi yurt dışında da silolar kurduğunu dile getirdi.

    Prof. Dr. Köksel, "Silo özellikle buğday depolaması için önem taşıyor. Buğday eskiden daha ilkel koşullarda depolanıyordu. Arazide toprak üzerine yığılan buğdayın üzerine saman ve naylon örtü örttükten sonra bir toprak tabakası ile kaplama şeklinde ilkel depolama şekilleri de vardı. Bu tür depolamalarda kayıplar oluyordu. Son yıllarda gelişen silo ağı sayesinde bu kayıplar yüzde 10 azaldı. Un siloları ile kalite standardına göre un karışımları yapılabiliyor. Bu da ihraç ürünlerinde katma değerin artırılmasını sağlıyor" dedi.

    "YURT DIŞINDAN 2,5 MİLYON TON BUĞDAY ALIYORUZ"

    Türkiye'nin buğdayın anavatanı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Köksel, "Aslında buğday üretiminde Türkiye kendine yetiyor. Ama ihracatımız artınca dışarıdan buğday alarak yapmaya başladık. Şu anda 2,5 milyon ton buğday alıyoruz. 2016'da satılan un sadece 3,5 milyon tondur. Dışarıdan aldığımız buğdayı kendi buğdayımızla karıştırarak, un yapıp onu da dünyanın farklı ülkelerine satıyoruz. 5 yılda un ihraç edilen ülke sayısı 160'a çıktı" ifadelerini kullandı.

    2018'İN İLK 5 AYINDA 1 MİLYON 342 BİN TON UN İHRAÇ EDİLDİ

    Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik ise, Türkiye'nin 2017 yılında 3 milyon 489 bin ton, 2018 yılının ilk 5 ayında ise 1 milyon 342 bin ton buğday unu ihracatı yaptığını söyledi. Menlik," Silo uygulamasının Türkiye genelinde yaygınlaşmaya başlaması, bir yandan üreticinin elindeki tahılın daha iyi değerlenmesini sağlarken diğer yandan kötü depolama koşullarını önleyerek ürünün zayi olmasını engelliyor. Böylece Türkiye'de üretilen buğday daha yüksek oranlarda kaliteli una dönüştürüp, ihraç ediliyor" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Sağlık Bilimleri Üniversitesi beyin göçünü tersine çevirecek

    İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE’NİN sağlık temalı ilk devlet üniversitesi olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, moleküler biyoloji ve genetik, moleküler onkoloji, moleküler tıp, nanotıp, kişiselleştirilmiş tıp, rejeneratif tıp, nörobiyoloji, biyoinformatik, biyoteknoloji, biyomühendislik ve biyomalzeme gibi alanlarda başarı yakalamış uluslararası projeleri ve bilim insanlarını Türkiye’ye transfer etmek üzere harekete geçti.

    Uluslararası tanınırlığı olan bilim adamlarını bünyesine katarak tersine beyin göçüne de katkı sağlamayı planlayan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, dünyanın en iyi bilim dergileri arasında gösterilen ‘Nature’ ve ‘Science’ dergilerine ilan verdi. İlanı kısa bir süre önce yayınlamalarına rağmen yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını söyleyen Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, başvuruları akademik niteliklerine, uluslararası deneyimlerine ve Ar-Ge faaliyetlerine bakarak değerlendireceklerini ve uygun bulunanları da üniversitenin Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde araştırma yapmak ve yerli akademik personel yetiştirmek üzere istihdam edeceklerini söyledi.

    Başvurular arasında Amerika, Avustralya, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin en saygın üniversitelerinden mezun olmuş ve dünyanın farklı üniversitelerinde tecrübe kazanmış çok sayıda akademisyen bulunduğuna dikkat çeken Rektör Erdöl şunları söyledi:

    "Dünyada adeta beyin avcılığı yapan bazı ülkeler var. Maalesef en parlak beyinlerimizi yıllarca bu ülkelere kaptırdık, kaptırmaya da devam ediyoruz. Sadece ABD'de 5 bine yakın Türk bilim insanı hem yaptıkları bilimsel çalışmalar hem de geliştirdikleri tıbbi yöntemlerle bilim dünyasında çığır açıyorlar. Beyin avcısı ülkeler arasında Kanada, Avustralya, İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Batı ülkeleri başı çekiyor. Devlet Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan süreklilikle beyin göçünün durdurulmasına, yuvaya dönüşün hızlandırılmasına dikkat çekerek ve önce kendi bilim insanlarımızı, ardından dünyanın bilim çevrelerini Türkiye'ye çekmeyi başarmamız gerektiğini ifade etmektedir."

    "NATURE VE SCİENCE DERGİLERİNE İLAN VERİLDİ"

    Şu ana kadar yaklaşık 60 başvuru aldıklarını vurgulayan Rektör Erdöl, "Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak Cumhurbaşkanımızın bu hassasiyetleri doğrultusunda harekete geçtik. İnsanımızın donanımını artırmak, donanımlı insanımızı başka ülkelere kaptırmamak, bilakis tersine beyin göçü sağlamak amacıyla dünyanın en iyi bilim dergileri arasında gösterilen ‘Nature’ ve ‘Science’ dergilerine ilan vererek uluslararası projeleri ve bilim insanlarını ülkemize davet ettik. Amerika, Rusya, Malezya, Singapur, Avusturalya, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya, Kolombiya gibi dünyanın çok farklı bölgelerinden şu ana kadar yaklaşık 60 başvuru aldık ve başvuru alma sürecimiz devam ediyor. Dünyaca ünlü Berkley, Biyomedicine Enstitüsü, Birmingham, London Üniversitelerinde çalışan çok sayıda akademisyen başvuranlar arasında. Kolombiya’dan başvuru yapan bir profesörün 221, İtalya’dan başvuran diğer bir adayın 429 uluslararası yayını bulunuyor. Bünyemize dahil edeceğimiz bu akademisyenler üniversitemizde kuracağımız araştırma ekibine çok büyük katkılar sunacaklar" dedi.

    "DÜNYADA SES GETİREN BAŞARILARA İMZA ATACAĞIZ"

    Söz konusu bilim adamlarını yeni eğitim-öğretim yılında bünyelerine kazandırmak için akademik değerlendirme komisyonlarını oluşturduklarını söyleyen Erdöl, "Komisyonlarımızın olumlu bulacağı projelere niteliğine göre start vereceğiz. Gelecek bilim insanlarının maaşlarını da akademik başarılarına göre belirleyeceğiz. Bu bilim adamlarının Ar-Ge projeleri ile beraber gelmelerinin kritik öneme sahip olduğunu ve dünyaya öncülük edecek projelere yerli akademisyenlerin entegrasyonunun Türk bilim dünyası için stratejik bir hamle olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Attığımız bu adımla inanıyorum ki ülkemizin başta savunma sanayii olmak üzere pek çok alanda yakaladığı başarıyı sağlık alanında da yakalayacağız. Yapacağımız çalışmalarla araştırma geliştirme, inovasyon, markalaştırma, patent alanlarında özellikle mevcut durumu kat be kat artmak suretiyle dünyada ses getiren başarılara imza atacağız" diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)



  • Kurdaki yüksek seyir GES'lerin güneşini kesti

    Sinem ERYILMAZ - Hüseyin ÇAKMAK - İsmail ÖRS / İSTANBUL,(DHA) - EVLERİN, apartmanların ve iş yerlerinin çatılarına kurulacak güneş panelleri ile herkesin elektrik üreticisi olmasının yolu açıldı. Ancak birçok parçası yurt dışından ithal edilen panellerin yüksek kur fiyatları dolayısıyla maliyetlerinin yükselmesi, sektörü olumsuz etkiledi.  Yenilenebilir enerjinin daha çok teşvik edilmesi gerektiğini söyleyen  İstanbul Aydın Üniversitesi Enerji Politikaları ve Piyasaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Filiz Katman," Güneş enerjisi ile ilgili Türkiyenin katedeceği daha çok yol var. Bu bir çarpan etkisi yaratacak. Hem biz kendi kaynağımızı kullanmış olacağız hem ithal etmemiş olacağız. Bireyler aylık 200-300 lira arasında elektrik faturası öderken, çatısına kurduğu güneş paneli sayesinde 800 lira gelir elde edip 500 lira kâr elde edebilir" diye konuştu.

    Kamuoyunda 'torba tasarı' olarak bilinen Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Özellikle apartman ve siteleri ilgilendiren düzenlemeyle, vatandaşların güneşten kendi elektrik ihtiyacını karşılaması ve ihtiyaç fazlası elektriği şebekeye vererek para kazanabilmesi sağlandı.

    Birçok parçası yurt dışından ithal edilen güneş panellerinin kurlardaki artıştan dolayı maliyetlerinin artması nedeniyle sektörün olumsuz etkilendiğini dile getiren İstanbul Aydın Üniversitesi Enerji Politikaları ve Piyasaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Filiz Katman, "Özellikle güneş paneli için başka bir faktör de Amerika'nın bu alandaki liderliğini Çin'in ele geçirmiş olması. Amerika artık dünyada en fazla güneş paneli üreten ve bu konuda sektörü domine eden konumunu kaybetti. Çin'in maliyet olarak daha uygun fiyatlarda bunu sağlaması bir avantaj. Türkiye-Çin ilişkileri gelişiyor. Bir başka faktör özellikle Avrupa Birliği'nin Çin'den ithal edilecek olan güneş panellerine uyguladığı ambargoyu kaldırması. Bu Amerika ile Avrupa Birliği arasındaki kötü giden ilişkinin farklı bir yansıması. Türkiye bunu değerlendirebilir. Dolar kurunda yaşanan aşırı değerlenme olumsuz yansıdı. Ama diğer taraftan hala alternatifler var" ifadelerini kullandı.

    PİYASA TEŞVİK BEKLİYOR

    "Bu ciddi bir sıkıntı yaratacak ama bazı fırsatları da görmek gerekiyor" diyerek sözlerine devam eden Dr. Katman, "Yerli üreticinin ürettiği güneş panellerini kullanan yatırımcılara ayrı bir teşvik paketi değerlendirilebilir. Piyasada böyle bir beklenti var. Burada özellikle vurgulanmak istenen fosil kaynak talebinin azaltılması ve bireylerin kendi ihtiyaç duyduğu elektriği üretmesi, fazla olan elektriği de devlete satması. Bundan serbest tüketiciler, ticarethaneler faydalanabilir. Son dönemde Amerika Kaliforniya'da bütün evlerin çatılarına GES koyma zorunluluğu getirdi. Örneğin Almanya'da da güneş enerjisinin yüzde 70'i çatı üzeri GES'lerden sağlanıyor. Bu çok önemli bir unsur. Türkiye de bu alanda hala yapılması gereken çok şey var. Bu adımlar değerli. Ama içinde bulunduğumuz ekonomik durumun bu sektöre olumsuz yansıması söz konusu" şeklinde açıklamalarda bulundu.

    "ÇATIYA KURULACAK PANELDEN HER AY 500 LİRA KÂR ELDE EDİLEBİLİR"

    Dış ticaret açığının temel kaynaklarından bir tanesinin ithal enerji olduğunu vurgulayan Dr. Katman, "Enerji Politikaları ve Piyasaları Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak 2015-19 Türkiye Stratejik enerji Planı'nı yapan kurumlar arasında yer aldık. Orada 2019'a kadar Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarını arttırmak gibi bir öngörümüz vardı.  Dünyadaki trende baktığımız zaman yenilenebilir enerjinin kullanımında yüzde 400 oranında bir artış olduğunu görüyoruz. Türkiye'de bunu yaygınlaştırabilmek adına farklı paketler kullanıyor. Bu kesinlikle ekonomiye olumlu katkılarda bulunacaktır. Stratejik planda öngördüğümüz unsurlardan bir tanesi yerli enerjinin kullanımıydı. Yenilenebilir enerji de bunların en önemlilerinden bir tanesi. Burada ilk sırayı güneş enerjisi alıyor. Kesinlikle yenilenebilir enerjinin daha çok teşvik edilmesi gerekiyor. Türkiye'nin bu anlamda kat edeceği daha çok yol var. Bu bir çarpan etkisi yaratacak. Hem biz kendi kaynağımızı kullanmış olacağız hem ithal etmemiş olacağız. Bireyler aylık 200-300 lira arasında elektrik faturası öderken, çatısına kurduğu güneş paneli sayesinde 800 lira gelir elde edip 500 lira kâr elde edebilir" diye konuştu.

    (FOTOĞRAFLI-GÖRÜNTÜLÜ)