MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Cemil Candaş ölümünün 2'nci yılında anıldı

    İSTANBUL, (DHA) -ŞİŞLİ Belediyesi binasında 2 yıl önce meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden Başkan Yardımcısı Cemil Candaş, ölümünün 2'nci yılında belediyede düzenlenen törende anıldı. Burada konuşan Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, "Cemil’in kent rantı ile ilgili başlattığı mücadeleye biz devam edeceğiz” dedi.

    Şişli Belediyesi Başkan Yardımcısı Cemil Candaş, 18 Temmuz 2016 tarihinde belediye binasında düzenlenen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Ölümünün 2'nci yılında Candaş’ın çalışma arkadaşları ve sevenleri belediye binası önünde toplanarak bir yürüyüş gerçekleştirdi. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun da katıldığı yürüyüşe 500’e yakın vatandaş ve belediye çalışanı eşlik etti. Yürüyüşün ardından Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde bir anma töreni gerçekleştirildi. Saygı duruşuyla başlayan tören konuşmalar ile devam etti.

    "CEMİL’İN BAŞLATTIĞI KENT RANTI İLE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Başkan Hayri İnönü, Cemil Candaş ile vefat etmeden bir saat önce konuştuklarını hatırlatarak, “Ona sıkılan o hain kurşun, bizim mücadelemizi verdiğimiz kent rantına karşı mücadelemize de sıkılmış oldu. Cemil’e sıkılan o kurşun Şişli halkının malının, aslında Şişli halkında kalması için verdiğimiz mücadeleye sıkıldı. Bizi korkutmak, yıldırmak ve ideallerimizden vazgeçirmek için sıkıldı. Biz Cemil’in başlattığı kent rantı ile mücadeleye devam edeceğiz. Kamu malının birinin zenginleşmesi haline gelmesine göz yummayacağız. Ben göreve geldiğimden bu yana belediye kaynaklarının kötüye kullanılmaması ile alakalı ciddi mücadeleler veriyorum. Bu uğraşta yalnızda değilim yalnız da kalmayacağım bunu biliyorum” ifadelerini kullandı.

    “BENDEN SONRA GELECEK KUŞAKLARA DA DERS OLSUN BAKIŞI BU”

    Tarih boyunca bitmeyecek mücadeleler olduğunu dile getiren CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise “İyi ile kötü ve karanlık ile aydınlığın kavgası gibi, korkmadan, yılmadan. Cemil Candaş da gördüğümüz gibi ölümü bile göze alarak doğru bildiklerini söyledi. Tören boyunca Sevgili Cemil Candaş’ın ekranda olan fotoğrafına bakıyorum. Anma törenlerde hep ortaklaşa olan bir şey daha var. Bakışlar… O bakışlarda her şeye rağmen ve her şeye karşı bir kişi bile kalsa yaşama sevincini yitirmeden, 'Hiç birinizden korkmuyorum, ben doğru bildiğimi söyledim ve doğru olanı yaptım. Benden sonra gelecek kuşaklara da ders olsun' bakışı bu” dedi. 

    OLAYIN GEÇMİŞİ

    Şişli Belediyesi İmar ve Şehircilikten Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Cemil Candaş, 18 Temmuz 2016’da Şişli Belediye binası makamında saat 15.30 sıralarında bir silahlı saldırıya uğradı. Başından vurulan Candaş, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Candaş yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)



  •  Kick Boks sporcuları Avrupa ve Dünya Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil edecek

    İSTANBUL, (DHA) -Esenyurt Belediyesi’nin lisanslı milli kickboks sporcuları, Slovakya’da yapılacak Büyükler Avrupa Şampiyonası ile İtalya’da yapılacak Gençler Dünya Şampiyonası‘nda Türkiye’yi temsil edecek.

    Gençler Dünya Şampiyonası‘na gidecek sporculardan Mehmet Güler,  Kasım ayında Büyükler Avrupa Kick Boks Şampiyonası, Özkan Toprak ise İtalya’da Eylül ayında yapılacak Gençler Dünya Kick Boks Şampiyonası’nda ülkemizi temsil edecek.

    Milli sporcular Özkan Toprak, Mehmet Güler, Nehir Kaya ve Cansu Öztürk, şampiyonalar öncesi Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe’yi makamında ziyaret etti. Başkan Alatepe de sporculara başarılar dileyerek her zaman spor ve sporcunun yanında olduğunu söyledi. Türkiye’nin gururu sporcular Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe’ye kendilerine verdikleri destekten dolayı, “Esenyurt Belediyesi’nin bize sağladığı imkânlarla kendimizi geliştirme imkanı buluyoruz. Hedefimiz, Slovakya’da ve İtalya’da şampiyon olarak Türk bayrağını en iyi şekilde temsil etmek ” sözleriyle teşekkür etti.

    Alatepe de ilçede 100 bin lisanslı sporcuları bulunduğunu belirterek, “Bu bir dünya rekoru.  Bu sporcularımızın bütün ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu sporcuların arasında çok sayıda milli sporcumuz var. Sporcularımız çeşitli branşlarda ülkemize şampiyonluklar ve madalyalar kazandırmaya devam ediyorlar. Bizim amacımız ilçemizden çeşitli branşlarda madalya sayısını arttırmak ve dünya, olimpiyat şampiyonları çıkarmak” dedi.

    TÜRKİYE’NİN GURURU KİCK BOKS SPORCULARI

    Esenyurt Belediyesi’nin lisanslı sporcularından Özkan Toprak 3 kez Türkiye kickboks şampiyonluğu, 2017 dünya üçüncülüğü ve Avrupa üçüncülüğü unvanlarına sahip olurken, Mehmet Güler 3 kez Türkiye şampiyonu ve 2015 Avrupa üçüncüsü, 2016 yılında da dünya ikincisi oldu. Nehir Kaya 2 kez Türkiye şampiyonu olurken Cansu Öztürk de Türkiye ikincisi oldu.

    (FOTOĞRAFLI)



  • (Görüntülü) Otelcilik sektöründe Türkiye’de bir ilke imza atıldı

    İSTANBUL, (DHA)- HİLTON, Türkiye’deki ilk Curio Collection resort otelini açmak üzere inşaat sektöründe yer alan BESA Grup ile anlaştı. Dünyada farklı konumlarda bulunan ve farklı otelleri bünyesinde barındıran ‘Curio Collection by Hilton’ koleksiyonu ile BESA Grup'un "The BO Vue Otel" anlaşması bugün imzalandı.


     

    İstanbul’da düzenlenen imza töreninde, BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi Efe Bezci, Hilton MENA İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Carlos Khneisser ve Hilton Türkiye İş Geliştirme Direktörü Nida Sözügeçer, “The BO Vue” ile ilgili bilgiler verdi. İmza törenine BESA Grup Turizm Koordinatörü Yunus Gürkan da katıldı.  


     

     “TÜRKİYE TURİZMDE HAK ETTİĞİ PAYI ALMALI”


     

    The BO Vue Hotel’in 25 bin metrekare civarında bir otel olacağını dile getiren BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, yatırım bedelinin bugünkü şartlarda metrekare başına 2 bin dolar civarında olacağını söyledi. Bezci, Türkiye’nin turizmde hak ettiği payı çok daha fazla alması gerektiğini belirterek, “Bu sebepten dolayı bizler de sorumluluk bilincimizle elimizi taşın altına koyduk. Günümüzde uluslararası bir cazibe merkezi olan Bodrum’a talebin daha da artması için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bodrum Belediye Başkanımızın söylemiyle önümüzdeki sene bodruma 5 milyar dolarlık turizm yatırımı bekleniyor ve biz de bundan gurur duyuyoruz” dedi.


     

    Bodrum’da bu yıl alınacak konut sayısında da artış beklendiğini ifade eden Bezci, “Hilton’la yaptığımız işbirliği Türkiye için çok büyük önem taşıyor. Curio Collection markasını ilk kez Türkiye’ye BESA grupla getirdi” diye konuştu.


     

    “İŞBİRLİĞİ HEM TÜRKİYE’YE HEM BODRUM’A ARTI DEĞER KATACAK”


     

    BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi Efe Bezci, yapılan işbirliğinin hem Türkiye’ye hem de Bodrum’a artı değer katacağını belirtti. Türkiye’deki lüks otel zincirleriyle görüşürken Hilton Curio ile işbirliği yaptıklarını söyleyen Bezci, “The BO Vue 84 odalı, her odanın denizi gördüğü ve birçok odanın kendine ait havuzu olan Hilton’un kendi lokasyonuna göre şekil almış bir otel zinciri. BESA Grup yaklaşık 50 yıldır Ankara’da ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde alışveriş merkezi ve konut projeleri yapan bir firma. Bu bizim ikinci yazlık projemiz. Projenin konumu itibari ile ziyaretçilerimize birçok avantaj sağlamış oluyoruz” ifadelerini kullandı.


     

    Bodrum’un St. Tropez, Nice’den hiçbir farkı olmadığını belirten Bezci, “Türkiye koylar açısından çok daha üst bir noktada yer alıyor. Bodrum’a çok ciddi bir fayda sağlayacak çünkü bunlara hep ‘bacasız fabrika’ olarak bakıyoruz. Ciddi turist ağırlayacağımızı düşünüyorum. Hilton’un 70 milyon tane üyesi var. Onların da Bodrum’u tercih etmelerini sağlayacağımızı düşünüyoruz” dedi.


     

    “TÜRKİYE’DEKİ İLK ‘CURİO’ OTEL”


     

    Hilton Türkiye İş Geliştirme Direktörü Nida Sözügeçer, Hilton olarak kuvvetli yerel firmalarla çalıştıklarını ve  BESA Grubunu tercih etmelerinin sebebinin de bu olduğunu söyledi. The BO Vue Otel’in Türkiye’deki ilk ‘curio' resort otel projesi olacağını ifade eden Sözügeçer, konsept hakkında bilgi verdi ve şunları söyledi:


     

    “Curio Collection by Hilton eşi benzeri olmayan konumlardaki kendine özgü kimlikleri olan bağımsız otelleri bir araya getirdiğimiz, eski tarihi bir binanın otele dönüştürülmesi için yatırımcılara sunduğumuz bir marka. Göz kamaştıran bir resort oteli Hilton bünyesine katmak, şehir merkezinde ikonik diyebileceğimiz bir binanın otele dönüştürülmesi, var olan bir oteli bünyemize katmak için yatırımcılarla paylaştığımız koleksiyonumuz. Bugün Türkiye’deki ilk Curio otel için imzalar atıldı.”


     

    Markanın bir ülkenin kalkınmasında önemli rolü olduğunu söyleyen Sözügeçer, “Müşteri portföyümüzden gelen talepler doğrultusunda ve Türkiye’de markamızı geliştirme kararı aldıktan sonra potansiyel firmalarla görüştük. BESA Grubun Bodrum’daki arazilerine giderek markamızın orası için doğru olduğuna karar verdik. Marka, bir ülkenin kalkınması turist çekmesi için çok önemli. Biz de Hilton olarak son 63 yıldır buna bir katma değer kattığımızı düşünüyoruz. Ne kadar kaliteli marka, otel olursa o kadar da kaliteli müşteri gelir. Bu da Türk turizmine pozitif olarak yansıyacaktır” dedi.


     

    Hilton MENA İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Carlos Khneisser ise, böyle bir projeyle Bodrum’a dahil olmanın kendileri için çok önemli olduğuna değindi. Lokasyon ve ortaklığın başarılı projeler oluşturduğunu söyleyen Khneisser, “Ortaklık için çok teşekkür ediyorum. Bizler son derece heyecanlı ve mutluyuz. Lider bir otel olacağına inancım sonsuz” ifadelerini kullandı.



  • Tek İngilizce 'Aktüerya Bilimleri' programı DAÜ'de açıldı

    GAZİMAĞUSA, (DHA)-DOĞU Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Fen ve Edebiyat Fakültesi, Matematik Bölümü ile İşletme ve Ekonomi Fakültesi, Bankacılık ve Finans Bölümü iş birliğinde ortak yürütülecek olan 'Aktüerya Bilimleri' Programı, 2018-2019 Akademik Yılı Güz Dönemi’nde eğitim hayatına başlıyor. Türkiye ve Kıbrıs’ta İngilizce dilinde tek program olma özelliğini taşıyan Aktüerya Bilimleri Programı, sektöre nitelikli elemanlar yetiştirmeyi amaçlıyor.

     

     Özel sektörün de gelişmesine katkıda bulunacak olan Aktüerya Bilimleri  programına ilişkin; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Yönetim Kurulu ile DAÜ arasında gerçekleşen toplantıya, DAÜ Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ali Özarslan, İşletme ve Ekonomi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eralp Bektaş, Matematik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazım Mahmudov ile Bankacılık ve Finans Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nesrin Özataç katıldı. Toplantı, Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin Lefkoşa’daki merkezinde yapıldı.

    SEKTÖRDEN OLUMLU MESAJ

    Sigortacılar ve Reasürans Şirketleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ülker Fahri, programın açılmasından büyük mutluluk duyduklarını ve sektör olarak iş birliğine her zaman açık olduklarını ifade etti. Toplantıda söz alan sektör temsilcileri de söz konusu programın açılmasını çok olumlu karşıladıklarını vurguladı. Ciddi bir Aktüer ihtiyacı bulunan sektörde 34 sigorta şirketi bulunurken, aynı zamanda programdan mezun olanların devlet kurumlarında da istihdam edilmesi bekleniyor. Aktüer mesleğinde aylık 40 bin TL’ye varan maaş imkanları bulunuyor. YÖDAK ve YÖK tarafından onaylanan ve KKTC ile adada ilk kez DAÜ’de açılan Aktüerya Bilimleri Programı, özel sektörle iş birliği içerisinde ilerleyecek.

    AKTÜERYA BİLİMİ NEDİR?

    Aktüerya bilimi, temelleri 1870’li yıllara dayanmasına rağmen günümüz dünyasının riskli ekonomik koşullarında artan öneme sahip bir bilim dalı olarak değerlendirilmektedir. Bu bilim dalında ekonominin birçok alanında, özellikle sigortacılık ve finans alanlarında, matematiksel ve istatistiksel yöntemlerle birlikte finans konularını kullanarak risk değerlendirmesi yapar.

    AKTÜER KİMDİR?

    ‘Aktüer’ esas olarak kazalar, prematüre ölümleri ve doğal afetler gibi belirgin olmayan olayları tahmin edebilmek için istatistikleri kullanır. Aktüer finansal riskleri değerlendirebilen, çözümler öneren ve her çözümün uzun dönemdeki sonuçlarını irdeleyebilen bir profesyoneldir. Aktüer yalnızca bugünü değil yarınları da düşünerek finansal belirsizlikleri değerlendirir. İleriye yönelik projeksiyonlar yaparak stratejik kararlar için önerilerde bulunur.

    "EN FAZLA TERCİH EDİLEN 10 MESLEK ARASINDA İLK BEŞTE"

    DAÜ Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ali Özarslan ve İşletme ve Ekonomi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eralp Bektaş yeni açılacak olan söz konusu program ile ilgili bilgiler vererek; Aktüerya mesleğinin ABD ve Avrupa’da para, prestij ve iş memnuniyeti açısından en başta gelen on meslek arasında ilk beşte yer aldığını ve ABD’de News & World Report’un 2017 yılında En Yüksek İş Güvenliği olan ilk 26 iş sıralamasında (ortalama yıllık gelir 97.070 ABD doları olarak) 23. sırada bulunduğunu belirtti.

    İş Gücü İstatistikleri Bürosu’na göre, aktüer istihdam oranının 2016 ile 2026 arasında yüzde 22 büyüyeceğinin öngörüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Özarslan ve Prof. Dr. Bektaş, Türkiye’deki “Aktüerya Düzenlemeleri”ne göre, yaşam dalında faaliyet gösteren her sigorta şirketinin Aktüerya Siciline kayıtlı bir aktüer çalıştırması gerektiğini vurguladı. 

    (FOTOĞRAF)



  • Otelcilik sektöründe Türkiye’de bir ilke imza atıldı

    İSTANBUL, (DHA)- HİLTON, Türkiye’deki ilk Curio Collection resort otelini açmak üzere inşaat sektöründe yer alan BESA Grup ile anlaştı. Dünyada farklı konumlarda bulunan ve farklı otelleri bünyesinde barındıran ‘Curio Collection by Hilton’ koleksiyonu ile BESA Grup'un "The BO Vue Otel" anlaşması bugün imzalandı.

    İstanbul’da düzenlenen imza töreninde, BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi Efe Bezci, Hilton MENA İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Carlos Khneisser ve Hilton Türkiye İş Geliştirme Direktörü Nida Sözügeçer, “The BO Vue” ile ilgili bilgiler verdi. İmza törenine BESA Grup Turizm Koordinatörü Yunus Gürkan da katıldı.  

     “TÜRKİYE TURİZMDE HAK ETTİĞİ PAYI ALMALI”

    The BO Vue Hotel’in 25 bin metrekare civarında bir otel olacağını dile getiren BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, yatırım bedelinin bugünkü şartlarda metrekare başına 2 bin dolar civarında olacağını söyledi. Bezci, Türkiye’nin turizmde hak ettiği payı çok daha fazla alması gerektiğini belirterek, “Bu sebepten dolayı bizler de sorumluluk bilincimizle elimizi taşın altına koyduk. Günümüzde uluslararası bir cazibe merkezi olan Bodrum’a talebin daha da artması için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bodrum Belediye Başkanımızın söylemiyle önümüzdeki sene bodruma 5 milyar dolarlık turizm yatırımı bekleniyor ve biz de bundan gurur duyuyoruz” dedi.

    Bodrum’da bu yıl alınacak konut sayısında da artış beklendiğini ifade eden Bezci, “Hilton’la yaptığımız işbirliği Türkiye için çok büyük önem taşıyor. Curio Collection markasını ilk kez Türkiye’ye BESA grupla getirdi” diye konuştu.

    “İŞBİRLİĞİ HEM TÜRKİYE’YE HEM BODRUM’A ARTI DEĞER KATACAK”

    BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi Efe Bezci, yapılan işbirliğinin hem Türkiye’ye hem de Bodrum’a artı değer katacağını belirtti. Türkiye’deki lüks otel zincirleriyle görüşürken Hilton Curio ile işbirliği yaptıklarını söyleyen Bezci, “The BO Vue 84 odalı, her odanın denizi gördüğü ve birçok odanın kendine ait havuzu olan Hilton’un kendi lokasyonuna göre şekil almış bir otel zinciri. BESA Grup yaklaşık 50 yıldır Ankara’da ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde alışveriş merkezi ve konut projeleri yapan bir firma. Bu bizim ikinci yazlık projemiz. Projenin konumu itibari ile ziyaretçilerimize birçok avantaj sağlamış oluyoruz” ifadelerini kullandı.

    Bodrum’un St. Tropez, Nice’den hiçbir farkı olmadığını belirten Bezci, “Türkiye koylar açısından çok daha üst bir noktada yer alıyor. Bodrum’a çok ciddi bir fayda sağlayacak çünkü bunlara hep ‘bacasız fabrika’ olarak bakıyoruz. Ciddi turist ağırlayacağımızı düşünüyorum. Hilton’un 70 milyon tane üyesi var. Onların da Bodrum’u tercih etmelerini sağlayacağımızı düşünüyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE’DEKİ İLK ‘CURİO’ OTEL”

    Hilton Türkiye İş Geliştirme Direktörü Nida Sözügeçer, Hilton olarak kuvvetli yerel firmalarla çalıştıklarını ve  BESA Grubunu tercih etmelerinin sebebinin de bu olduğunu söyledi. The BO Vue Otel’in Türkiye’deki ilk ‘curio' resort otel projesi olacağını ifade eden Sözügeçer, konsept hakkında bilgi verdi ve şunları söyledi:

    “Curio Collection by Hilton eşi benzeri olmayan konumlardaki kendine özgü kimlikleri olan bağımsız otelleri bir araya getirdiğimiz, eski tarihi bir binanın otele dönüştürülmesi için yatırımcılara sunduğumuz bir marka. Göz kamaştıran bir resort oteli Hilton bünyesine katmak, şehir merkezinde ikonik diyebileceğimiz bir binanın otele dönüştürülmesi, var olan bir oteli bünyemize katmak için yatırımcılarla paylaştığımız koleksiyonumuz. Bugün Türkiye’deki ilk Curio otel için imzalar atıldı.”

    Markanın bir ülkenin kalkınmasında önemli rolü olduğunu söyleyen Sözügeçer, “Müşteri portföyümüzden gelen talepler doğrultusunda ve Türkiye’de markamızı geliştirme kararı aldıktan sonra potansiyel firmalarla görüştük. BESA Grubun Bodrum’daki arazilerine giderek markamızın orası için doğru olduğuna karar verdik. Marka, bir ülkenin kalkınması turist çekmesi için çok önemli. Biz de Hilton olarak son 63 yıldır buna bir katma değer kattığımızı düşünüyoruz. Ne kadar kaliteli marka, otel olursa o kadar da kaliteli müşteri gelir. Bu da Türk turizmine pozitif olarak yansıyacaktır” dedi.

    Hilton MENA İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Carlos Khneisser ise, böyle bir projeyle Bodrum’a dahil olmanın kendileri için çok önemli olduğuna değindi. Lokasyon ve ortaklığın başarılı projeler oluşturduğunu söyleyen Khneisser, “Ortaklık için çok teşekkür ediyorum. Bizler son derece heyecanlı ve mutluyuz. Lider bir otel olacağına inancım sonsuz” ifadelerini kullandı.

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)

     



  • Yüzde 100 elektrikli otomobil ile çevre temizliği hizmeti

    İSTANBUL, (DHA) - ÇEVRE konusundaki yenilikçi ve doğa dostu fikirleriyle ödüllü projelere imza atan Kartal Belediyesi yüzde 100 elektrikli otomobil hizmetiyle bir ilke daha imza attı.

     

    Kartal Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü, bundan sonraki çalışmalarını bünyesine kattığı yüzde 100 elektrikli otomobille yürütmek için çalışmalara başladı Çevre çalışmalarını elektrikli araçla yapacak olan Kartal Belediyesi için elektrikli otomobili tahsis eden otomobil firması, belediye önüne bir de şarj dolum istasyonu kurdu.

    Vatandaşların da oldukça ilgi gösterdiği elektrikli otomobil ile alakalı Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Tozkoparan da Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Dr. Dilek Kars’tan bilgi aldı. Otomobille ilgili bilgilendirmede bulunan Dilek Kars konuyla alakalı şunları söyledi:

    ATIKLARLA İLGİLİ TEBLİGAT DAĞITILDI

    “İleride tüm yaşam alanlarımıza dahil olacak bu teknolojik gelişmeleri, doğa dostu belediyecilik anlayışımızla şimdiden Kartallı vatandaşlarımız için hizmete sunduk. Çevre Müdürlüğü ile alakalı tüm çalışmalar, görmüş olduğunuz yüzde 100 elektrikli otomobille yapılacak. Bu aracın en çarpıcı özelliği  karbon salınımının olmamasıdır. Yani doğaya karışan herhangi zararlı gaz bu araçta yoktur. Ulaştırmadan kaynaklanan maliyeti düşürmesi de bir diğer avantaj. Çevre dostu otomobilimizin diğer özellikleri arasında; gürültü kirliliğini azaltması, petrol ve türevi ürünlerin ulaşım sektörü dışında daha yaygın ve ucuza arzının sağlanması, hayat kalitesinin yükseltilmesi, ulaşımın daha güvenli hale gelmesi gibi pek çok fayda yer alıyor.”

    Yapılan bilgilendirmenin ardından Dilek Kars ve müdürlük personeli, yüzde 100 elektrikli otomobili kullanarak Kartallı esnafa atıklarla ilgili tebligat dağıtarak bilgilendirmede bulundu.

    (FOTOĞRAFLI)

     

     



  • (yeniden) İGÜ'ye "tanınan okul" sertifikası

    İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL Gelişim Üniversitesi,  lisans programı düzeyinde "Uçak Gövde Motor Bakım", önlisans düzeyinde de "Uçak Teknolojisi Programı" kapsamında "Tanınan Okul" sertifikası aldı. Uçak Gövde-Motor Bakım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Haluk Kul, "Beş yıl çalışma deneyimi üç yıla iniyor" dedi.

    YÖK ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün 2017 Kasım ayı içinde gerçekleştirdiği işbirliği çerçevesinde "Hava Aracı Bakım Teknisyeni" yetiştiren Yüksek Öğretim kurumlarından "Tanınan Okul" şartı aranmasına karar verildi. 2018 yaz dönemi itibarı ile Türkiye'de son derece sınırlı sayıda Yüksek Öğrenim Kurumu "Tanınan Okul" sertifikasına sahip oldu.Lisans programı düzeyinde "Uçak Gövde Motor Bakım Bölümü" ve önlisans düzeyinde de "Uçak Teknolojisi Programı" kapsamında "Tanınan Okul" olarak sertifikasyon alan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin Uçak Gövde-Motor Bakım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Haluk Kul, sertifikasyonun önemine değindi.

    Türkiye Cumhuriyeti'nde uçak bakım faaliyetlerinde yetkili ve lisanslı teknisyen olabilmek için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ve Avrupa Sivil Havacılık Birliği (EASA)  tarafından yayımlanmış olan yönetmelik ve talimatlar çerçevesinde eğitim görmenin, sınavlarda başarılı olmanın ve gereken düzeyde çalışma deneyimine sahip olmanın gerektiğine değinen Kul,

    “Bir hava aracı bakım kuruluşunda yardımcı teknisyen olarak çalışmaya başlayacak birisinin lisanslı teknisyen olabilmesi için sağlaması gereken bazı koşullar var. Öncelikle beş yıl ilgili alanda çalışma deneyimine sahip olmak gerekiyor. Önceden belirlenmiş işlemleri yetkili ve lisanslı teknisyen gözetiminde gerçekleştirmek, bunları Temel Pratik Eğitim Kayıt Defteri'ne işlemek ve SHGM’nin yetkilendirdiği kuruluşlar tarafından yapılan modül sınavlarında başarılı olmak da gerekli şartlar arasında” dedi.

    Tanınan okul sertifikasyonuna sahip olan okullardan mezun olanlar için ise bazı imtiyazların söz konusu olduğunu vurgulayan Kul, “Beş yıl çalışma deneyimi üç yıla iniyor. Bu da öğrencilere iki yıllık bir kazanım sağlıyor. Ayrıca öğrenciler öğrenimleri süresince "Temel Pratik Eğitim Kayıt Defteri" içindeki işlemleri gerçekleştirip defterlerine işleyebilecekler. Tanınan Okul tarafından düzenlenen "Modül Muafiyet Sınavları" içinde başarılı olan öğrenciler de "Modül Muafiyeti" imtiyazına sahip olacaklar” diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)

     



  • "Lefkoşa’ya gelen turist sayısı istenilen düzeyde değil"

    LEFKOŞA, (DHA)-YAKIN Doğu Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ve Yrd. Doç. Dr. Burak Gökbulut'un "Adalarda Sürdürülebilir Kültür Turizmi Hakkında Bölge Halkının Algı ve Tutumları: Lefkoşa Örneği” adlı makalesi, Sustainabilty Dergisi'nde yer aldı. Makalede, Kuzey Kıbrıs’ın başkenti konumunda bulunan Lefkoşa'nın Kıbrıs adasının geçmişte birçok kültüre ev sahipliği yapmış olmasından dolayı son derece yüksek tarihi ve kültürel zenginliğe sahip olduğu; ancak bölgeye gelen turist sayısında istenilen sonuca ulaşılamadığı tespiti yapıldı.

     

    Yakın Doğu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Burak Gökbulut’un kaleme almış olduğu “Adalarda Sürdürülebilir Kültür Turizmi Hakkında Bölge Halkının Algı ve Tutumları: Lefkoşa Örneği” isimli makalesi SSCI ve Scopus tarafından indekslenen Sustainabilty dergisinde yayınlandı. 

    "HALKIN  TURİZM FAALİYETİNE KATILABİLECEĞİ ORTAM YARATILMALI"

    Yeniasır ile Gökbulut çalışmalarında, Lefkoşa’nın son derece yüksek tarihi ve kültürel zenginliğe sahip olduğunu ancak turist sayısında istenilen sonuca ulaşılamadığını ortaya çıkardı. Çalışmada, bölge halkının turizm faaliyetlerine katılacak bir ortam yaratılması ve bu konuda birtakım planlamaların yapılması gerektiği görüşüne varıldı. Bölge halkının turizmden en büyük beklentisi ise ekonomik gelir oldu.

    Sürdürülebilir kültürel turizm faaliyetlerinin olumlu bir gelişim içerisinde devam edebilmesi için bölge halkının bu konudaki algı ve tutumlarını bilmenin şart olduğu vurgulanan çalışmada, Lefkoşa bölgesinin sürdürülebilir turizm çalışmaları örneklendi.

    "LEFKOŞA’YA GELEN TURİST SAYISI İSTENİLEN DÜZEYDE DEĞİL"

    Kuzey Kıbrıs’ın başkenti konumunda bulunan Lefkoşa şehri, Kıbrıs adasının geçmişte birçok kültüre (Adada tarih içinde hâkimiyet kuran medeniyetler: Asur, Fenike, Hitit, Pers, Antik Yunan, Bizans, Memluk, Mısır, Ceneviz, Venedik, İngiliz, Lüzinyan, Osmanlı vs.) ev sahipliği yapmış olmasından dolayı son derece yüksek tarihi ve kültürel zenginliğe sahiptir. Ancak konuyla ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde bölgeye gelen turist sayısında istenilen sonuca ulaşılamadığının altı çizilmektedir.

    "HALKIN KÜLTÜREL TURİZM FAALİYETLERİ AÇISINDAN ALGI VE TUTUMLARI OLUMLU"

    Çalışmada, Lefkoşa şehrinde yaşayan halkın sürdürülebilir kültürel turizm faaliyetleri açısından algı ve tutumlarının yüzde 70 oranında olumlu olduğu görüldü. Yine çalışmada yüzde 30 oranında halkın Lefkoşa şehrindeki sürdürülebilir kültürel turizm faaliyetlerine olumsuz yaklaştığı tespit edildi. Olumsuz yaklaşanların ortaya koydukları en önemli sebeplerden biri Lefkoşa şehrinin demografik ve sosyo-kültürel yapısının bozulacağına dair inançlardır. Bölge halkının belirtmiş olduğu bu husus üzerine, yetkili halkbilimci ve sosyologların çalışılması ve bunun olmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.

    "TURİZMDEN EN BÜYÜK BEKLENTİ EKONOMİK"

    Bölgede yaşayan halkın turizmden en önemli beklentisinin ekonomik olduğu görülen çalışmada, bölge halkının yüzde 45’i sürdürülebilir kültürel faaliyetler sayesinde gelir düzeylerinin artacağını düşünüyor. Yine bu tür kültürel faaliyetler sonucunda yeni iş yerlerinin açılacağını söyleyenlerin oranı da yüzde 13 oldu. Buna bağlı olarak turistik faaliyetlere katkı koyabileceğini söyleyen kişilerin de büyük oranda bölgenin ruhuna uygun butik oteller açmak istedikleri (yüzde 25) tespit edildi. Bunun dışında bölge halkının yüzde 10’u el sanatları ve el işleriyle katkı sağlayabileceğini, yüzde 15’i geleneksel Kıbrıs Türk mutfağını tanıtan ve yayan restoranlar açabileceğini, yüzde 10’u geleneksel kültürü tanıtacak festivaller ve gösteriler düzenleyebileceğini ve yüzde 10’u da geleneksel kültürü tanıtacak seminerler ve konferanslar verebileceğini söylese de ankete katılan Lefkoşa halkının tamamının bu konuda yeterli derecede bilgi sahibi olmadığını ortaya koyuyor.

    "KÜLTÜREL MİRAS DEĞERLERİ KORUNABİLİR" 

    Bu sonuçlardan hareketle, sürdürülebilir kültürel turizm faaliyetlerinin çok fazla gelişmediği Lefkoşa şehrinde, bölge halkının turizm faaliyetlerine katılacak bir ortam yaratılması ve bu konuda birtakım planlamaların yapılması gerektiği vurgulandı. Böylece hem bölgedeki kültürel miras değerleri daha bilinçli olarak korunabilir hem de turizm faaliyetleri daha çok gelişebilir. Devletin organize edici yönünü ve maddi gücünü kullanarak halkla birlikte kültürel ürünlerin üretilmesini, mimari ve diğer kültürel unsurların korunmasını sağlamalı ve kültür turizminin sürdürülebilirliğine katkı koymalıdır.

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • İGÜ'ye YÖK'ten "Tanınan Okul" sertifikasyonu

    İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL Gelişim Üniversitesi,  lisans programı düzeyinde "Uçak Gövde Motor Bakım", önlisans düzeyinde de "Uçak Teknolojisi Programı" kapsamında "Tanınan Okul" sertifikası aldı. Uçak Gövde-Motor Bakım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Haluk Kul, "Beş yıl çalışma deneyimi üç yıla iniyor" dedi.

     

    YÖK ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün 2017 Kasım ayı içinde işbirliği çerçevesinde "Hava Aracı Bakım Teknisyeni" yetiştiren Yüksek Öğretim Kurumları'ndan "Tanınan Okul" şartı aranmasına karar verildi. 2018 yaz dönemi itibarı ile Türkiye'de son derece sınırlı sayıda Yüksek Öğrenim Kurumu "Tanınan Okul" sertifikasına sahip oldu. Lisans programı düzeyinde "Uçak Gövde Motor Bakım Bölümü" ve önlisans düzeyinde de "Uçak Teknolojisi Programı" kapsamında "Tanınan Okul" olarak sertifikasyon alan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin Uçak Gövde-Motor Bakım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Haluk Kul, sertifikasyonun önemini değerlendirdi.

    Türkiye Cumhuriyeti'nde uçak bakım faaliyetlerinde yetkili ve lisanslı teknisyen olabilmek için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ve Avrupa Sivil Havacılık Birliği (EASA)  tarafından yayımlanmış olan yönetmelik ve talimatlar çerçevesinde eğitim görmenin, sınavlarda başarılı olmanın ve gereken düzeyde çalışma deneyimine sahip olmanın gerektiğine değinen Kul, “Bir hava aracı bakım kuruluşunda yardımcı teknisyen olarak çalışmaya başlayacak birisinin lisanslı teknisyen olabilmesi için sağlaması gereken bazı koşullar var. Öncelikle beş yıl ilgili alanda çalışma deneyimine sahip olmak gerekiyor. Önceden belirlenmiş işlemleri yetkili ve lisanslı teknisyen gözetiminde gerçekleştirmek, bunları Temel Pratik Eğitim Kayıt Defteri'ne işlemek ve SHGM’nin yetkilendirdiği kuruluşlar tarafından yapılan modül sınavlarında başarılı olmak da gerekli şartlar arasında” dedi.

    TANINAN OKUL SERTİFİKASYONU ÖĞRENCİLERE İMTİYAZ SAĞLIYOR

    Tanınan okul sertifikasyonuna sahip olan okullardan mezun olanlar için ise bazı imtiyazların söz konusu olduğunu vurgulayan Kul, “Beş yıl çalışma deneyimi üç yıla iniyor. Bu da öğrencilere iki yıllık bir kazanım sağlıyor. Ayrıca öğrenciler öğrenimleri süresince "Temel Pratik Eğitim Kayıt Defteri" içindeki işlemleri gerçekleştirip defterlerine işleyebilecekler. Tanınan Okul tarafından düzenlenen "Modül Muafiyet Sınavları" içinde başarılı olan öğrenciler de "Modül Muafiyeti" imtiyazına sahip olacaklar” diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • "Tükürükten prostat kanseri testi biyopsi kararını kolaylaştıracak"

    İSTANBUL, (DHA)- "Tükürükten prostat kanseri testi" uygulamasını değerlendiren Prof. Dr. Semih Ayan, "Bu tip testler yüzde 100 sonuç vermese de şüpheli durumlarda biyopsi yapılması kararını verirken işimizi kolaylaştıracaktır" dedi.

    Londra’da yer alan Kanser Araştırmaları Enstitüsü’ndeki (ICR) bir grup uzmanın başlattığı ve henüz deneme aşamasında olan "tükürük testi aracılığıyla prostat kanseri tespiti" uygulamasını yorumlayan İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve İAÜ VM MedicalPark Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Semih Ayan, bu tip testlerin kesin teşhis aracı olmadığını, ancak genetik açıdan risk faktörü yüksek hastaların tespitinde büyük kolaylık sağlayacağını söyledi. Prof. Dr. Ayan, “Bu durum da bizler açısından biyopsi yapma gerekliliğine karar vermede kolaylık sağlar. Bu test sayesinde kanser riski düşük hastada biyopsi uygulamasını erteleme, ya da riski yüksek hastada biyopsiyi erkenleştirme olanağımız yükselir” dedi.

    "TEŞHİS İÇİN BİYOPSİ TEMEL YÖNTEM"

    Söz konusu uygulamanın prostat kanserine olan genetik yatkınlığı artıran bir grup genetik analizi kapsadığını ifade eden Prof. Dr. Ayan, “Hangi organ kanseri olursa olsun kesin teşhis için, doku örneğinin elde edilerek patolojik değerlendirmeye alınması gerekir. Prostat kanserinden şüphe ettiğimizde anüsten sokulan ince bir ultrason cihazı eşliğinde iğne ile teşhis amaçlı parçacıklar alıyoruz. Bu işlem bölgesel uyuşturma, sakinleştiriciler ve ağrı kesiciler verilerek hasta için kolaylaştırılmaya çalışılsa da nihayetinde invazif bir girişim. Şu anda bizi bunu yapmaya, yani prostattan biyopsi ile parça almaya yönelten faktörler PSA dediğimiz kanda prostat ile ilgili bir testin yükselmiş olması ve fizik muayene bulgularımız. Son 2 yıl içinde buna prostatın MR ile görüntülemesini de ekleyerek biyopsi yapma kararını vermeye çalışıyoruz. Ancak kan testindeki yükselme her hastamız için prostat kanseri riskini net olarak ortaya koyamıyor. Bu gibi şüpheli durumlarda tükürük testiyle hastanın genetik olarak prostat kanserine yatkınlığı isabetli bir şekilde belirlenebilir. Ayrıca bazı genetik faktörlerin eşlik ettiği prostat kanserlerinin daha saldırgan seyrettiği ve hızlı ilerleyebileceği de önceden bilinebilir ve tedavi protokollerinde buna uygun değişiklikler yapmak da mümkün olabilir” dedi.

    "TÜRKİYE’YE GELMESİ ZAMAN ALIR"

    Yöntemin rutin olarak kullanıma girmediğini ve Türkiye’ye gelmesinin henüz söz konusu olmadığını söyleyen Ayan, “Bu gibi testlerin güvenlik analizlerinin tamamlanması oldukça uzun zaman alıyor, bu test de önümüzdeki yıl tamamlanması beklenen 5 bin hastanın dahil edileceği bir çalışmanın sonucu ile bu süreci tamamlayacak. Şu anda prostat kanseri teşhisinde onaylanmış olarak kullanılan test biraz önce bahsettiğim kandan ölçümünü yaptığımız PSA seviyesi” diye konuştu.

    “HER 9 ERKEKTEN 1’İ PROSTAT KANSERİNE YAKALANIYOR”

    Prostat kanserinin erkek hastalarda cilt kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ayan açıklamasına şu sözlerle devam etti:

    “Araştırmalara göre her 9 erkekten biri, ömrü boyunca prostat kanserine yakalanıyor. Söz gelimi 300 milyon nüfuslu ABD’de 2018 yılı içinde prostat kanseri teşhisi konacak erkek hasta sayısı 165 bin olarak tahmin ediliyor. Yine 2018 yılı itibarıyla ABD'de prostat kanserinden yaşamını yitireceği tahmin edilen birey sayısı da 29 bin olarak belirtiliyor” ifadelerine yer verdi. Prostat kanserinde genetiğin son derece büyük öneminin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ayan, “Bir ailede baba veya kardeşte prostat kanseri hastalığı varsa aynı ailedeki erkeklerde daha sonraları gelen kuşaklarda prostat kanserine yakalanma riski normal topluma göre 2, 5-3 kat artıyor. Aynı ailede birden fazla erkekten bu kanser varsa 3-4 kat kadar artıyor. Bunun insanlara en az can yakıcı yolla önceden bir tarama testi olarak sunuluyor olması çok büyük bir avantaj olacak."

    (FOTOĞRAF)



  • Hepsiburada E-Ticaret Zirvesi Trabzon’da gerçekleştirilecek

    TRABZON, (DHA)-ONLİNE alış-veriş dünyasının önde gelen isimlerinden Hepsiburada’nın, işletmelerin e-ticarete geçişlerini desteklemek üzere düzenlediği toplantıların yeni durağı Trabzon olacak. Hepsiburada E-Ticaret Zirvesi’nin yedincisi,
    24 Temmuz Salı günü Trabzon Novotel Hotel’de gerçekleştirilecek.

    Türkiye’de e-ticaretin öncü isimlerinden olan Hepsiburada, farklı şehirlerde düzenlediği e-ticaret zirveleriyle bir yandan e-ticaret hakkında küçük orta büyüklükteki işletmelere, girişimcilere ve esnaflara bilgi aktarımında bulunuyor ; diğer yandan da işini e-ticarete taşımak isteyen firmaları yeni imkânlarla tanıştırıyor.

     

    Hepsiburada’nın bu amaçla düzenlediği e-ticaret zirvelerinin yedincisi 24 Temmuz’da Trabzon Novotel Hotel’de gerçekleşecek. Etkinlikte, TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Melek Bar Elmas, Hepsiburada Ticari Grup Başkanı Mutlu Erturan ile Hepsiburada Kurumsal İletişim ve İlişkiler Grup Başkanı Koray Öztürkler, görüş ve öngörülerini katılımcılarla paylaşacak. Etkinliğe ayrıca, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası, Trabzon Ticaret Borsası, Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odası ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği de katılım gösterecek.

    E-TİCARETİN DURUMU VE GELECEĞİ KONUŞULACAK

    Türkiye’de ve dünyada e-ticaretin durumu ve geleceğine ilişkin tartışmaların yapılacağı zirvenin katılımcıları, e-ticarete nasıl başlayabilecekleri, nasıl daha fazla müşteriye ulaşabilecekleri, sosyal medyayı nasıl kullanabilecekleri ya da nasıl etkili reklam verebilecekleri hakkında değerli bilgiler edinme fırsatı yakalayacak. Ayrıca karlılığı artırma, maliyeti düşürme ve toplu satış gibi konulardaki sorularına, sektörün deneyimli isimlerinden cevap alabilecek.

    E-ticaret alanındaki fırsatları ve gelişmeleri yakalamak ya da işini geliştirmek isteyen herkesin ücretsiz katılabileceği etkinlik için Hepsiburada'nın zirve için oluşturduğu  internet adresinden veya etkinlik günü karşılama masasından kayıt gerçekleştirebiliyor.



  • Geleceğin diplomatları Washington’da

    İSTANBUL, (DHA)- DÜNYADA siyasetin büyük bir dönüşüm geçirdiği günümüzde, iyi yetişmiş, dünya sorunlarına hakim ve geniş vizyon sahibi diplomatların ve siyaset bilimcilerin yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu çerçevede açık medeniyet vizyonuyla eğitim hayatına başlayan İbn Haldun Üniversitesi tarafından, Washington DC Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA DC) ve George Mason Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen yoğunlaştırılmış yaz programı ABD’nin başkenti Washington DC’de başladı.

    İki dönem halinde birer aylık süreyle planlanan programın ilkine, İbn Haldun Üniversitesi’nin 2017-2018 öğretim yılının hazırlık sınıfını başarıyla tamamlamış olanlardan 40 öğrenci katıldı.

    Yaz Okulu, İbn Haldun Üniversitesi'nde İngilizce hazırlık eğitimi almış öğrencileri, farklı düşünce kuruluşları ile üniversitelerde çalışan uzman ve akademisyenlerle buluşturarak geleceğe yönelik vizyoner bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. 

    Öğrencilerle birlikte Washington’da bulunan İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk, programın bir “dil eğitimi” olmadığını, tam tersine bir “akademik eğitim” programı olduğunu söyledi. Öğrencilerin Amerikan siyasi sisteminin nasıl işlediğine ilişkin çok sayıda seminere katıldığını belirten Prof. Şentürk, “Öğrencilerimiz Beyaz Saray ve Kongre Binası'nın da aralarında olduğu çok sayıda devlet kurumunu gezdi. Böylece ABD devlet sisteminin nasıl işlediğini, Washington DC’de bulunan düşünce kuruluşlarının nasıl çalıştığını, ABD dış politikasının nasıl oluşturulduğunu,  özellikle Ortadoğu’ya yönelik olarak Türkiye, Suriye ve İran politikaları nasıl belirlendiğini uzmanlardan öğrenmiş oldular” dedi.

    “YAZ OKULU GELECEK YIL İKİ KOLDAN İLERLEYECEK”

    Prof. Şentürk bir hafta SETA DC, üç hafta da George Mason Üniversitesi'ndeki yaz okuluna katılan öğrencilerin büyük bir tecrübe kazandıklarına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Dünyanın önde gelen bir ülkesinde elde ettikleri siyasi sisteme ilişkin bilgiler onların ufuklarının açılmasına katkı sağlıyor. Öğrencilerimiz ayrıca ABD’de akademinin nasıl çalıştığını da birinci ağızdan öğreniyorlar. George Mason Üniversitesi'nde alanında önde gelen akademisyenlerden seminerler alan, okumalar yapan öğrencilerimiz, aynı zamanda üniversitenin tüm fakültelerini gözlemleme imkânı da buldu. Akademisyenlerle, öğrencilerle tanıştılar. Yaptıkları seminer ve okumaların sonunda her hafta, seçilen konuya ilişkin sunumlar gerçekleştirdiler.”

    Prof. Şentürk İbn Haldun Üniversitesi'nin uluslararası işbirliklerini geliştirme stratejisi kapsamında gelecek yıl ABD’de düzenlenecek olan yaz okulunun iki ayrı koldan ilerleyeceğini de söyledi. Yaz okulunun “dil eğitimi” ve “akademik eğitim” olmak üzere daha geliştirilmiş bir program gerçekleştirileceğini aktaran Prof. Şentürk, lise öğrencilerine bir müjde de verdi. Prof. Şentürk, “Türkiye’de birçok kişi ABD’ye giderek dil eğitimi almak istiyor. Biz bunu organize edeceğiz ve İbn Haldun Üniversitesi kanalıyla ABD’de dil eğitimi almak, öğrencilere güven verecek. Çünkü İbn Haldun Üniversitesi bir marka ve İngilizce öğrenmek ya da İngilizcesini geliştirmek isteyen çok sayıda lise öğrencisi için bu program büyük fırsatlar sunacak” dedi.

    “ÜNİVERSİTENİN ÖĞRENCİSİ OLMAYANLARA DA FIRSAT”

    Prof. Şentürk, SETA Washington DC ve George Mason Üniversitesi ile ortak düzenlenen akademik yaz eğitimi programının gelecek yıl, İbn Haldun Üniversitesi öğrencisi olmayan kişilere de fırsatlar sunacağını anlattı. Prof. Şentürk, “Bu program gelecek yıl, bizim üniversitemizde okumayan öğrencilere de açık olacak. Belirli bir ücret karşılığında öğrenciler, akademik yaz okulu eğitimine katılacak ve aynı deneyimleri eksiksiz yaşayacak. Böylece, George Mason Üniversitesi ile yaptığımız gibi diğer üniversitelerle de işbirliklerimizi geliştirmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

    SEMİNERLER VE ZİYARETLER

    İbn Haldun Üniversitesi'nin, SETA Wasington DC ve George Mason Üniversitesi ile ortak düzenlediği Yaz Okulu'na katılan öğrenciler Beyaz Saray, Kongre Binası ve Smithsonian Müzesi tarihi mekanları da ziyaret etti.

    Öğrenciler SETA DC’deki bir haftalık programda birçok seminere katıldı. Seminerlerde, ABD’deki düşünce kuruluşlarının rolü ve çalışma yöntemleri, ABD’nin Türkiye, İran ve Ortadoğu politikaları, Ortadoğu’nun sosyo-politik dinamikleri ile küresel çatışma alanları ve barış girişimleri konu edildi.

    George Mason Üniversitesi'nde ise Dr. Hüseyin Yılmaz “MappingtheMiddle East” ve “Ottoman Caliphate” ile Sumaiya Hamdani “, "ThePre-Modern Islamic Mediterranean” ve “Islamic Globalization in the Indian Ocean” başlıklı seminerler verdi.

    (FOTOĞRAF)

     

     

     



  • Pegasus’tan yurt dışı hatlarına özel indirim fırsatı

    Anıl UÇAN/İSTANBUL, (DHA)-PEGASUS Havayolları, tüm yurt dışı hatlarına özel yüzde 50’ye varan indirim fırsatı sunan yeni bir kampanya başlattı. İndirim kapsamında 3 milyon 700 bin bilet satışa sunuldu.

    Kampanya kapsamında biletlerini 17-19 Temmuz tarihleri arasında flypgs.com ve Pegasus Mobil uygulaması üzerinden 15 Ekim 2018-30 Mart 2019 tarihleri arasında alan misafirler yüzde 50’ye varan indirimlerden yararlanabilecekler. Kampanya tüm yurt dışı hatlarında geçerli olacak. İndirim kapsamında 3 milyon 700 bin bilet satışa sunuldu.

    Pegasus’un 42 ülkede 109 noktaya ulaşan uçuş ağı ve “Tüm Yurt Dışında yüzde 50'ye Varan İndirim”iyle  ile ilgili detaylı bilgilere www.flypgs.com üzerinden ulaşılabilir. Kampanya biletleri, sadece Pegasus’un mobil kanalları üzerinden alınabiliyor.

    (FOTOĞRAFLI)



  • ‘15 Temmuz Onurlu Direnişin İkinci Yılı’ Paneli İAÜ’de yapıldı

    İSTANBUL, (DHA) – 15 Temmuz hain darbe girişimi ikinci yıl dönümünde İstanbul Aydın Üniversitesi’nde (İAÜ) tartışıldı. Üniversite tarafından ’15 Temmuz Onurlu Direnişin İkinci Yılı’ adıyla düzenlenen panele birçok öğretim üyesi katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törenin açılış konuşmalarını İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın ve emekli tuğgeneral, İAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Naim Babüroğlu yaptı. 15 Temmuz silahlı darbe girişiminin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki teröristler tarafından yapıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Babüroğlu, “Şu ana kadar 289 darbe davası açıldı. İhraç edilen TSK personel sayısı 150 general amiral, 7 bin 600 subay, 5 bin 600 astsubay olmak üzere uzman erbaş ve diğer personel dahil 15 bin 300’dür” dedi.

    Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar ve Gazeteci yazar Nedim Şener’in konuşmacı olarak yer aldığı panelin moderatörlüğünü de Dr. Öğr. Üyesi Babüroğlu üstlendi. 

    “251 ŞEHİDİN HER BİRİ BİZİ ANLAMLANDIRDI”

    15 Temmuz şehitlerinin yaptığı fedakarlığın önemine değinen Mete Yarar, “251 şehidimizin bize gerçekten neyi emanet ettiğini biliyor muyuz? Nereden hangi uçurumdan bizi kurtardıklarını biliyor muyuz? Ben son konuşmalarımda bu uçurumu anlatmaya çalışıyorum. Çünkü bu uçurumu anlatmazsanız onların yaptığı kahramanlıkları anlamanız mümkün değil. Ben aynı zamanda o kahramanların neleri feda ederek gittiklerini de anlatmaya çalışıyorum. Çünkü anlamlandıracak şey bu. İster Ömer Halisdemir olsun, ister Erol Olçok olsun isterseniz en sade vatandaş olsun.  İsterseniz Mustafa Canbaz gibi arkadaşlarımız olsun. 251 şehidin her biri bizi anlamlandırdı” dedi.

    “BU ÜLKENİN PAYLAŞILMASIYLA İLGİLİ BİR ANLAŞMALARI VAR”

    15 Temmuz’un sadece bir gün anılmasının yetmeyeceğini dile getiren Yarar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “15 Temmuz yalnızca bir darbe girişimi değil, bir işgal girişimi. Bunu nereden anlıyoruz? Onların bir şeması var. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) özellikle 15 Temmuz’dan sonra komisyona göndermiş olduğu bir harita var, yönetim haritası. Bu harita ile Sevr haritasını üst üste koyun, birbirinin fotokopisi biliyor musunuz? Bu kadar benzerlik fazla değil mi? Sırf ona bakın ve Türkiye’nin nereye doğru evrileceğini anlayın. Bu adamların terör örgütü PKK dahil olmak üzere bu ülkenin paylaşılmasıyla ilgili bir anlaşmaları ve angajmanları var. Yine aynı noktaya değineceğim, o gün mücadele edenler yalnızca demokrasiyi bize teslim etmediler. Aynı zamanda bir vatanı, aynı zamanda bir bayrağı da korudular” şeklinde konuştu.

    “SANKİ 2016 YILI 364 GÜNDEN OLUŞMUŞ GİBİ DAVRANANLAR VAR”

    Henüz 15 Temmuz’un ne anlama geldiğinin iyi değerlendirilmediğini düşünen Gazeteci-Yazar Nedim Şener, “15 Temmuz’un yıl dönümünü geçirdik, şehitlerimizi gazilerimizi andık. Ama 15 Temmuz gibi çok büyük sosyal travma yaratan bir olay hakkında, herhalde benim anmadığım veya FETÖ’yle ilgili bir şey yazmadığım bir gün yok. Ben bir yıl içerisinde 200 yazı yazdıysam bunun 190 tanesi FETÖ üzerine. Çünkü zaten bu toplumun bir kısmı, bu darbeye ‘tiyatro’ diyerek onu reddediyor. Sanki 2016 yılı 364 günden oluşmuş gibi, 15 Temmuz’u yaşanmamış sayıyorlar. Onları zaten bir tarafa bırakıyorum. Geri kalan kısımda da sadece politik yaklaşımlarla 15 Temmuz’a bakıp, bunu tam olarak toplum bilincinde yerinin olması için çalışmıyorlar” dedi.

    Bu denli bir halk hareketinin hiçbir şeyle tarif edilemeyeceğine değinen Şener, “Ben gerek şehit yakınlarıyla gerekse gazilerle konuştuğum zaman insanlar görüyorum ki, insanlar o gün vatan için sokağa çıktılar. Yani kişi veya kurumlar için siz fedaice çıkabilirsiniz ama 15 Temmuz’a ruhunu veren şey vatanseverlik duygusudur” şeklinde konuştu.

    “15 TEMMUZ HEPİMİZE BİRER DERS OLMALI”

    15 Temmuz’un daha fazla konuşulması gerektiğini ifade eden İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, “Hem 15 Temmuz’u yaşayanlar, hem de arkadan gelen nesil o günün temeline inildiği zaman nasıl bir hedef için, bu ülkenin değerlerine, özgürlüğüne, cumhuriyetine, demokrasisine nasıl bir saldırı içerisinde bulunulduğunun farkında olmamız lazım. Ve bunu yeni nesillere de aktarmamız lazım. Bu bilinci bir Kurtuluş Savaşı gibi her gün taptaze korumamız lazım. Dolayısıyla burada 15 Temmuz hepimize birer ders olmalı” dedi.

    15 Temmuz hakkında herkesin önce kendisine bakmasını ve kendisini sorgulaması gerektiğini dile getiren Dr. Aydın, “15 Temmuz’a nasıl gelindiğinin, hangi şartlarda o günü yaşamak zorunda kaldığımızın, neyi ihmal ederek böyle bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldığımızın her gün hesabını yapmamız lazım.  Yoksa ’15 Temmuz oldu, bir kısım askerler kalkıştılar, şöyle böyle yaptılar’ diyerek geçiştirirsek biz yarın yine 15 Temmuzlarla karşı karşıya kalabiliriz” şeklinde konuştu.

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)

     



  • Prof. Dr. Karaşahin: Kazanın sebebi aşırı yağış ve dolgu erozyonu

    İSTANBUL, (DHA)-8 Temmuz’da 24 kişinin Tekirdağ’da hayatını kaybettiği tren faciasını inceleyen bilirkişi heyetinden İstanbul Gelişim Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Karaşahin incelemede son durumla ilgili açıklamalarda yaptı. Karaşahin, nihai raporun tamamlanmadığını ancak öne çıkan etkenin bölgenin aldığı aşırı yağış ve buna bağlı dolgu erozyonu olduğunu söyledi.

    Aşırı yağış sonucunda menfezde dengeyi sağlayan dolgunun erozyona uğradığını belirten Karaşahin, bu durumun kazayı da beraberinde getirdiğini söyledi. Karaşahin, “Lokomotifin ilk geçişte yolu bozduğunu düşünüyoruz. Yolun geometrisi bozulunca arkadan gelen bütün vagonların rayla teması ortadan kalkıyor” diye konuştu.

    “135 YILLIK BAŞARILI BİR MENFEZ”

    Bilirkişi heyetinde yer alan Karaşahin, kazada yapısal bir sorun görülmediğini belirterek, “135 yıldır fonksiyonunu yerine getirebilen başarılı bir menfez. Küresel ısınma kaynaklı mevsim değişikliklerinden ani sağanak yağışlar ortaya çıkabiliyor.

    Makinistin yoldaki bozulmayı görme şansının olmadığını dile getiren Karaşahin, görme şansı olsa bile hız düşürerek dahi kazayı önleme ihtimalinin bulunmadığını belirtti. Kazanın ray kırılmasına bağlı meydana gelmediği için, sinyalizasyon sisteminin de devreye girmediğine vurgu yaparak, uyarılarda bulunda.

    “MEVSİMSEL DEĞİŞİKLİKLER DİKKATE ALINMALI”

    Karaşahin, “Sadece demiryolları değil, kentsel altyapıların, diğer ulaştırma altyapıların da bu mevsimsel değişikleri dikkate alarak yeniden incelenmesinde büyük fayda olacağını inanıyorum” diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • Mahkûm olduğu tekerlekli sandalye başarılarına engel olamadı  

    İSTANBUL, (DHA) - Bağcılar’da tekerlekli sandalyeye mahkûm kalacağını öğrenince utancından 6 yıl boyunca evden çıkmayan Fatma Şahin, zincirlerini kırıp spor kulübü başkanlığından meclis başkanlığına, radyo dj’liğinden televizyon programcılığına kadar on ayrı işte büyük başarılara imza attı. Engelleri aşan Fatma Şahin’in bu azmi Bağcılar’daki bütün engellilere de rol model oldu. Şahin’i örnek alan engellilerden kimi dünya şampiyonu kimi de yazar oldu.

    Bağcılar Belediyesi Özel Başak Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ne muayene için gelenleri, kendi gibi engelli olan Halkla İlişkiler Sorumlusu Fatma Şahin karşılıyor. 22 yıldır tekerlekli sandalyeye mahkûm yaşayan Şahin, ailelerin kendisiyle konuştuktan sonra çocuklarının tedavisi konusunda umutlarının arttığını söylüyor.

    “UTANCIMDAN 6 YIL BOYUNCA EVİMDEN DIŞARI ÇIKMADIM”

    Hayat hikayesiyle engellilere örnek olan Fatma Şahin, dipten hayallerini gerçekleştirdiği noktaya yükselişini şu şekilde anlatıyor:

    “Kas hastasıyım. Çocukluğum bu hastalıkla mücadeleyle geçti. 22 yaşına geldiğimde bana engelli olduğumu ve artık hayatımı tekerlekli sandalyede sürdüreceğimi söylediler. Dünyam karardı ve utancımdan 6 yıl boyunca evimden dışarı çıkmadım. Herkes beni görecek ve küçümseyecek diye düşünüyordum. Zorunlu durumlarda ise gece karanlıkta çıkıyordum. Üzüntüm isyan boyutuna gelmişti. Neden ben Allah’ım? diyordum. Hiçbir sebep beni evimden çıkartamıyordu. 6 yıl sonra ısrar sonucu engellilerin olduğu pikniğe gittim. Bir de ne göreyim benim gibi binlerce engelli vardı. Hatta aralarında kariyer yapmış üst düzey isimler de vardı. O gün orada yalnız olmadığımı anladım ve hayallerimi gerçekleştirme kararı verdim. Ve o günden sonra hayatım değişti.”

    “GÜLERKEN DÜŞÜNDÜRMEYİ AMAÇLADIM”

    Evden çıktığında ilk işinin üniversite sınavına başvurmak olduğunu söyleyen Şahin, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

    “Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdim. Okurken Engelliler Kursu’nda sekreter olarak iş hayatına atıldım. Daha sonra Bağcılar Belediyesi Engelliler Meclisi’ni kurdum. Hala onursal başkan olarak devam ediyorum. Engellilerin sesini duyurmak için daha çok şey yapmam gerekiyordu. Ulusal bir gazetede köşe yazarlığı yapmaya başladım. Yetmedi bir radyoda ‘Engelleri Aşanlar’ programında dj’lik yaptım. Ardından yine büyük bir televizyonda gündüz kuşağında kadınlara yönelik ‘Bizimhane’ isimli bir program yaptım. Kişisel gelişim, kadın ve çocuk hastalıkları gibi her türlü konuyu işledik. Bağcılar Belediyesi’nin programlarında da sunuculuk görevini üstlendim. Ayrıca bir de kitap yazdım. Engellilerin trajikomik durumlarını kaleme alıp ‘Arafta Kalan Kahkahalar’ isimli kitabı yazım. Gülerken düşündürmeyi amaçladım. Kısacası bütün işlerimde engellilerle ilgili mesajlar vermeye çalıştım. Özellikle benim gibi evden çıkamayan engellileri evlerinden çıkarmak için uğraştım.”

    “ELİNİ TUTTUĞU ENGELLİ SPORCU OLİMPİYAT ŞAMPİYONU OLDU”

    6 yıl meclisbaşkanlığı yapan Fatma Şahin, yetenekli engellileri keşfetmek için 2008 yılında Bağcılar Belediyesi bünyesinde Engelliler Spor Kulübü’nü kurdu. Bu kulüpte çeşitli branşlarda engellilerin sosyal psikolojik hem de istihdam alanında rehabilite edilmesi sağlandı.

    Şahin’in bugüne kadar rol model olduğu engellilerin bazıları sınavları kazanıp üniversitede öğrenci oldu bazıları da mesleklerinde iyi yerlere geldi. Bağcılar Belediyesi Bedensel Engelliler Atletizm Takımı’nın Avrupa Şampiyonu milli takım sporcusu Hamide Kurt ve Akdeniz Olimpiyatları şampiyonu Zübeyde Süpürgeci de Şahin’in elini tuttuğu sporculardan.

    Son olarak şimdi Halkla ilişkiler sorumlusu olan ve aynı zamanda danışmanlık yapan Şahin, “Ulaşamadığımız engelli olduğunu duyunca çok üzülüyorum. Amacım hayata katılmamış engelli bırakmamak” sözleriyle engellilerin hayata bağlanması için rol model oldu.

    (FOTOĞRAFLI)



  • Dr. Birsen Öztürk: D vitamini alırken zararlı ışınlardan korunun

    İSTANBUL, (DHA)- Yaz aylarında sıklıkla temas edilen güneş ışınlarının D vitamini başta olmak üzere pek çok özelliğinden faydalanıldığını söyleyen Nişantaşı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Birsen Öztürk, zararlı ışınlardan korunma konusunda da vatandaşları uyardı.

    D vitamininin en önemli kaynağının güneş ışınları olduğunu belirten Dr. Öztürk, “Vücudumuzun doğumdan sonraki ilk bir yaşta günlük 400 ünite, daha sonraki yaşlarda günlük en az 600 ünite, 70 yaşından sonra 800 ünite D vitaminine ihtiyacı vardır. Bu miktar, kişinin yaşam şekline ve mevcut sağlık problemine göre değişebilir. Kanda D vitamini düzeyi ölçülerek eksiklik olup olmadığı saptanabilir" dedi.

    Nişantaşı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Öztürk  Güneş ışınlarının başlıca ultraviyole A ve B dalgalarından oluştuduğunu belirterek  "UV-A (yaşlandırıcı ışınlar) ozon tabakası tarafından emilmez, ciltte erken yaşlanma ve kırışıklığa neden olabilir, bu ışınlar pencere camından geçebilir. UV-B (yakıcı ışınlar) ise kısmen ozon tabakası tarafından emilir, ciltte bronzlaşmaya,  güneş yanıklarına ve katarakta neden olabilir, pencere camından geçemez. Cilt kanseri oluşumunda ise hem UV-A, hem de UV-B ışınlarının etkisi vardır. Bir miktar D vitamini yağlı balıklarda (örneğin somon, uskumru, ton balığı), yumurta sarısı veya D vitamini ile zenginleştirilmiş sütte bulunabilirse de, güneş ışığı almadan veya vitamin takviyesi olmadan, sağlıklı bir kan seviyesi için gıdalar D vitamini için yeterli değildir" diye konuştu.  

    “KOYU TEN CİLT KANSERİ KONUSUNDA DAHA AZ RİSK TAŞIR”

    Açık ten renkleriyle koyu ten renklerinin cilt kanseri ihtimaline karşı dirençlerini yorumlayan Dr. Öztürk, "Koyu cilt rengi, ileri yaş ve düşük UV indeksi (örneğin kuzey enlemlerinde kış ayları) D vitamini sentezini olumsuz etkileyen faktörlerdir. Beyaz tenli kişiler cilt kanseriyle sonuçlanabilen UV ışınları riski altındayken, koyu tenli kişilerde kanser riski daha az olsa da D vitamini eksikliği riski daha fazla oluyor. Güneş kremi kullanılması, güneşin zararlı etkilerine karşı korurken öte yandan vitamin D üretimini de engelliyor. UV ışınlarının zararlı etkisinden korunmak ve yeterli D vitamini de alabilmek için, güneş ışınlarına ‘sınırlı’ maruz kalma öneriliyor.  Ancak bu sürenin ne kadar olması gerektiği bazı faktörlerle değişebiliyor; örneğin, mevsim, günün saati, hava koşulları, ten rengi, yaş gibi nedenlerle yeterli D vitamini sağlanması için herkese önerilebilecek standart bir süre yoktur. Günümüzde kabul edilen görüş ise, ultraviyole ışınlarının zararlı etkisinin unutulmaması gerektiği ve güneş koruyucuların kullanılması yönündedir" ifadelerinde bulundu.

    GÜNEŞİN ZARARLI ETKİLERİNDEN NASIL KORUNMALIYIZ?

    Güneşten nasıl korunulması gerektiği konusunda önerilerde bulunan Dr. Öztürk, “En önemlisi, güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatler olan 10.00-16.00 arasında, özellikle de 11.00-14.00 arasında, güneşten kaçınmak gerekir. Bu saatlerde dışarıda olunduğu zaman gölgede bulunmaya çalışılmalı, geniş kenarlı şapka ve UV-A ve UV-B filtreli güneş gözlüğü kullanılmalı, rahat ve bol pamuklu giysiler giyilmelidir. Güneşin zararlı UV ışınları kum, su, kar veya betondan yansıyabilir ve bulutlu günlerde dahi zararlı olabilir, bu nedenle güneş koruyucu kullanılmalıdır" dedi. 

    GÜNEŞ KORUYUCU NASIL SEÇİLMELİDİR?

    Güneş koruyucuların seçimi konusunda da bilgi veren Dr. Öztürk şöyle konuştu: “Hem ultraviyole A (UVA), hem de ultraviyole B (UVB) ışınlarına karşı koruma sağlayan, geniş spektrumlu ve mümkünse suya dayanıklı güneş koruyucular kullanılmalı. Güneş koruyucular içinde bulunan çinko oksit, etkili bir fiziksel bariyer oluşturur; özellikle burun, yanaklar, kulakların üst kısmı ve omuzlarda ekstra fayda sağlar. Ancak hormonal etkileri de olabilen kimyasal etkili oxybenzone içeriği olan ürünler tercih edilmemeli. Güneş koruma faktörü (SPF), 2-12 arası ürünler hafif, SPF 12-30 olanlar orta, SPF > 30 olanlar ise yüksek koruma sağlar. Cilt rengi açık veya koyu olan herkesin güneş koruyucu kullanması önerilir, açık tenli kişiler daha yüksek faktörlü ürünleri tercih etmeli. SPF minimum 15 olmalı ancak, dermatologlar SPF 30 ve üstünü öneriyor.  SPF 50+ olan güneş koruyucuların ilave yararı olmadığı biliniyor. Güneş koruyucular, güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli, 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Yüksek koruma faktörlü güneş koruyucuların güneşte kalma süresini uzatmayacağı unutulmamalı.  Ayrıca suya dayanıklı bir ürün de olsa, terleme ve yüzme sonrası tekrar sürülmesi öneriliyor. UV ışınlara maruz kalan tüm vücut kısımlarına (özellikle yüz, burun, kulaklar, el ve ayaklar, omuzlar ve dizler) bol miktarda uygulanması öneriliyor. Güneş koruyucular, güneşten korunmak amacıyla kullanılmalı ve güneşte daha uzun kalmak amacıyla kullanılmamalı.”

    (FOTOĞRAFLI)



  • CarrefourSA hipermarketlerinde‘outlet’ dönemini başlatıyor

    İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE organize perakende sektörünün markalarından CarrefourSA, hipermarketlerinde “outlet” dönemine başlıyor.

    Sabancı Holding ve Carrefour iştiraki CarrefourSA, İçerenköy CarrefourSA hipermarketinde, yılın 365 günü devam edecek “Outlet” dönemini başlatıyor.

    TÜKETİCİLERİN DAHA FAZLA TASARRUF ETMESİ AMAÇLANIYOR

    Gıda ve gıda dışı ürünlerde yüzde 30’dan yüzde 70’e varan oranlarda indirim avantajının uygulandığı CarrefourSA İçerenköy Outlet reyonunda, tüketicilere fırsatlar sunuluyor. Her ay ürünlerin yenileneceği outlet reyonlarında Temmuz ayında dizüstü bilgisayardan elektrik süpürgesine, bisikletten LED Televizyonlara, ütüden mutfak ihtiyaçlarına kadar birçok farklı ürün, indirimli fiyatlardan satışa çıkarak tüketicilerin daha fazla tasarruf etmesi sağlanacak.

    CarrefourSA, Türkiye’de ilk defa uygulayacağı Outlet konseptini yaygınlaştırmak ve daha fazla müşterisinin tasarruf etmesini sağlamak için yakın zamanda farklı hipermarketlerine de bu hizmeti taşımayı hedefliyor. CarrefourSA, yelpazesi geniş gıda ürünlerinin yanı sıra kozmetikten oyuncağa, elektronikten beyaz eşyaya, ev tekstilinden teknolojik ürünlere kadar tüketicilerin farklı ihtiyaçlarına cevap veriyor.

    (FOTOĞRAF)

     



  • ‘Yılın En Hızlı Büyüyen Üniversitesi’ İESU oldu

    İSTANBUL, (DHA)- BU yıl birincisi düzenlenen “İşte İşimiz En İyi Marka Ödülleri” töreninde İstanbul Esenyurt Üniversitesi (İESU) ‘Yılın En Hızlı Büyüyen Üniversitesi’ ödülünü aldı. Üniversitenin rektörü Prof. Dr. Sudi Apak, “Hızlı ve de sağlıklı büyüyen, çağdaş öğrenciler yetiştirmeyi hedefleyen bir kurumuz” dedi.

    Farklı alanlarda yaklaşık 50 ödül verilen törende İstanbul Esenyurt Üniversitesi ‘Yılın en hızlı büyüyen üniversitesi’ seçildi. İESU Rektörü Prof. Dr. Sudi Apak, “Üniversitemiz Türkiye sanayisinin yüzde 5’ini, İstanbul sanayisinin de yüzde 25’ini kapsayan bir bölgede olduğu için öğrencilerimizin iş bulma imkanı da artıyor” ifadelerini kullandı.

    Sanat, siyaset, cemiyet ve iş dünyasından birçok ünlü ismin yer aldığı tören, Okan Karacan’ın sunumuyla gerçekleşti. Törende Ceyhun Yılmaz, oryantal Didem, yazar Orhan Kural gibi isimler de ödüle layık görüldü.

    “BÜYÜRKEN KALİTEMİZİ KAYBETMEDİK”

    Üniversitenin 5 sene önce kurulmuş olmasına rağmen oldukça iyi bir seviyeye geldiğinden bahseden Rektör Prof. Dr. Apak, “Bunun en önemli sebeplerinden biri lisanslarda geçen sene doluluk oranı yüzde 92 olmasıydı. Bu İstanbul’da ve Türkiye’de önemli bir oran. Hocalarımız da çalışmaları iyi olan ve daha önce yaptığı çalışmalarda gerek ulusal gerek uluslararası alanda kabul edilmiş isimler. Dolayısıyla bu da bizi tercih edilen üniversitelerden bir tanesi yaptı” diye konuştu.

    “BULUNDUĞUMUZ BÖLGE İSTANBUL SANAYİSİNİN YÜZDE 25’İNİ OLUŞTURUYOR”

    Üniversitenin bulunduğu konum gereği Türkiye sanayisinin yüzde 5’i İstanbul sanayinin de yüzde 25'i olan bir bölge olduğunu söyleyen Apak, “Bu sebepten dolayı öğrencilerimizin iş bulma imkanı da çok fazla. Burslarımız da öğrencilerimize çok önemli fayda sağlıyor. Tercih sebebinden dolayı çok iyi ve önemli bir yere ulaştık. Yüksek lisanslarda da önemli seviyedeyiz. Bu da bizi en hızlı büyüyen aynı zamanda da en sağlıklı büyüyen üniversite yaptı. Bu yüzden buralara kadar gelebildik. Bilimin yanında, sanat, spor ve sosyal imkanlarımız çok geniş. Staj imkanlarımız da gerek yurt içi gerek yurt dışında da çok fazla. Türkiye gerçeklerinde dünyayla bütünleşen, çağdaş öğrenciler yetiştiren bir üniversite durumundayız. Ulusal değerleri bilen ve uluslararası değerlere de ulaşabilen, lisan bilen öğrenciler yaratma peşindeyiz. Bu seviyelere mezun oldukça ulaşabiliyoruz” dedi.

     (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)


     



  • Kelaynaklar Dicle Elektrik ile hayata tutundu

    İSTANBUL, (DHA)- Dünya genelinde yok olmaya yüz tutan ve Türkiye’de Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi yakınlarındaki Fırat Vadisi'nde yaşayan kelaynak kuşları geçiş güzergahları üzerindeki elektrik kablolarının izole edilmesinin ardından yeniden hayata döndü. Geçtiğimiz Nisan ayında Dicle Elektrik tarafından tamamlanan izolasyon çalışmasından bu yana elektik akımına kapılan hiçbir kelaynak kuşu olmadığı belirlendi.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından koruma altına alınan kelaynaklar için bakanlık tarafından Şanlıurfa Doğa Koruma Ve Milli Parklar Müdürlüğü Birecik Kelaynak Tanıtım Merkezi oluşturulmuş ve bu merkezde tutulan verilere göre 2001 yılında 42’ye kadar düşen kelaynakların sayısı 2017 yılı sonunda 240’a ulaşmıştı. Koruma projeleri kapsamında, kelaynak kuşlarının geniş kanat açıklığına sahip olmaları nedeniyle elektrik tellerine temas edebildiği ve 2016 yılında bu şekilde 13 kelaynağın telef olduğu tespit edilince, Dicle Elektrik Dağıtım tarafından ‘Kelaynakları Koruma Projesi’ geliştirilmişti.

    ELEKTRİK TELLERİ İZOLE EDİLDİ

    Proje ile ilgili olarak yapılan gözlemler sonunda kelaynak kuşlarının daha çok şubat ayında doğaya salındıkları sırada ve yuvalarına dönerken vadide bulunan bazı elektrik direklerine kondukları, buradan uçmak isterlerken de geniş kanat açıklıkları nedeniyle enerji yüklü tellere temas ederek telef oldukları belirlendi. Bunun üzerine kuşların sıklıkla kondukları direkler belirlendi ve tellerin direğe yakın kısımları herhangi bir temasta akıma kapılmayacakları biçimde özel malzemelerle izole edildi. Nehir üzerinden geçen tellere ise uyarıcı aparatlar takıldı. Alınan bilgilere göre, 2016’da 13, 2017’de 2 ve 2018 başlarında 2 kelaynak, elektrik akımına kapılarak telef olurken gerçekleştirilen izolasyon çalışmalarının tamamlandığı nisan ayından bu yana geçen son 3 aylık süre içerisinde akıma kapılma sonucunda telef olan kelaynak bulunmadığı belirlendi.

    SONUÇLAR TAKİP EDİLECEK

    Kelaynakları Koruma Projesi'nin sorumlusu da olan Dicle Elektrik Dağıtım Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, “Dünya genelinde nesilleri tükendiği için koruma altına alınan bu kuşlar, kanat açıklıkları geniş olduğu için elektrik tellerine konduktan sonra tekrar kanatlarını açtıklarında akıma kapılarak telef olabiliyorlardı. Nisan ayında hayata geçirdiğimiz projeden bu yana tek bir akıma kapılma olayı dahi olmadığını öğrendik. Bundan sonraki süreçte de uygulama sonuçlarını takip ederek, yapılması gereken ne varsa yapacağız” dedi.

    (FOTOĞRAF)