MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • HAYTAP, ayın hayvan dostu işletmesini seçti

    İSTANBUL, (DHA)- Toplumda farkındalık yaratmak için her ay bir işletmeyi “Ayın Hayvan Dostu İşletmesi” olarak belirleyen Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Ağustos ayında Kırmızı Kedi Kitabevleri’ni dost işletme olarak belirledi.

    Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında Uzman Çavuş Ömer Özkan tarafından El Bab'da bulunan Barış adlı kediyi sahiplenen Kırmızı Kedi Yayınevi, kitabevlerinin kapılarını da sokak hayvanları için açık bırakıyor.

    Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) tarafından “Ayın Hayvan Dostu İşletmesi” olarak seçilen Kırmızı Kedi Kitabevleri’nin sahibi Haluk Hepkon, “Hayvanlara yapılan zulüm sadece işkence etmek değildir; onların suya, sıcak bir yuvaya erişmelerini engellemek de bir zulümdür. Bugün, doğadaki katliamla hayvanların yaşam alanları yok olurken buna sessiz kalmamız, can dostlarımıza kapılarımızı kapatmamız insanlık dışıdır. Suriye’deki savaştan kurtarılmış Barış’ı sahiplendiğimiz gibi sokaktaki her hayvana da kapımız açık” dedi.

    (FOTOĞRAF)



  • Mustafa Sarıgül: Şişli'ye yeni projelerle dönüyoruz

    İSTANBUL, (DHA)-ŞİŞLİ eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde, seçim çalışmalarını yürüttüğü merkezin önünde bayramlaşma töreni düzenledi.  Yüzlerce yurttaşın katıldığı, mitingi andıran bayramlaşmada konuşan siyasetçi Sarıgül, yerel secimler için hazırlandıklarını belirterek, "Şişli'ye heyecan yaratacak yeni projelerle dönüyoruz" dedi.

     

    Mustafa Sarıgül, yerel seçim çalışmalarını yürüttüğü Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi'ndeki  seçim merkezinde yurttaşlarla biraraya geldi. Bayramlaşma için seçim ofisine gelen binlerce Şişli sakini vatandaş içeriye  sığmayınca, binanın önünde yoğun bir kalabalık oluştu. Mustafa Sarıgül, adeta bir mitingi andıran kalabalıkta tek tek vatandaşlarla bayramlaştı. Daha sonra, önümüzdeki yerel seçimlerle ilgili yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Sarıgül, "Dolaştığım her mahallede, her sokakta yurttaşlarımız bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz hizmetlerin devamını bizden talep ediyor. Bizim bu ilgi ve talebe kayıtsız kalmamız söz konusu olamaz" dedi. Sarıgül şunları söyledi:

    "ÇOK KOŞACAĞIZ, ÇOK DAHA FAZLA ÇALIŞACAĞIZ"

    "Artık daha çok koşacağız, daha fazla çalışacağız. Şişli daha önce olduğu gibi, yine Türkiye'de yerel yönetimlerde öncü olmaya devam edecek. Yeni ve heyecan yaratacak projelerle tüm Türkiye'de adından söz ettirecek ve yeniden Şişli'nin yüzü gülecek. Her mahallesi, her semti, her sokağı yeniden canlanacak ve şahlanacak. Esnafımızı da kadınlarımızı da gençlerimizi de mutlu edecek ve katma değer yaratacak projelerle geliyoruz. Bugün yaklaşan Kurban Bayramı'nı kutluyoruz; bir sonraki bayrama daha büyük coşkuyla ve tüm Şişli halkıyla birlikte kutlayacağız."

    (FOTOĞRAF)

     



  • Yeni Havalimanı için diplomalarını aldılar

    Anıl UÇAN/İSTANBUL (DHA)- İstanbul Yeni Havalimanı açılışına sayılı günler kala, havalimanında görev yapmak üzere 'Meydan Kontrol Yaklaşma' kursunu bitiren 26 kişi diplomalarını aldı.

    Konuyla ilgili olarak resmi twitter adresinden bir açıklama yapan DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak,

    “Ülkemizin en büyük havacılık projesi İstanbul Yeni Havalimanı’nın açılışına yönelik hazırlıklar tüm hızıyla devam ediyor. Burada görev yapacak personelin eğitimi, bu çalışmaların önemli bir parçası. Bugün Atatürk Havalimanı eğitim salonunda yapılan törenle, asrın projesinde görev yapmak üzere "Meydan Kontrol Yaklaşma Kursu"nu bitiren 26 arkadaşımıza diplomaları verildi. 25.12.2017’de eğitime başlayan bu arkadaşlarımız, bugün gerçekleştirilen törenle hava trafik kontrolörü ordumuza katıldılar, gücümüze güç kattılar. Böylece Yeni Havalimanı için istihdam edilen kontrolör sayımız 335'e, ülke genelinde hizmet veren kontrolör sayımız 1502'ye yükseldi. Yeni Havalimanı için ilk açılışta saatte 70, takiben 80 ve günde ortalama 1600 iniş-kalkış trafiğine hizmet verecek hava trafik kontrol personelimizi yetiştiren değerli hocalarına, bilgi ve tecrübelerini aktaran diğer personelimize ve yönetici arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • Esenler depremi unutmuyor

    İSTANBUL, (DHA) - Büyük Marmara Depremi'nin yıldönümünde Esenler'de depreme yönelik yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında bilgi veren Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, ilçede konutların yüzde 40'ının yenilendiğini, kalanlarını da 2023'e kadar tamamlayacaklarını söyledi.

    17 Ağustos 1999'da meydana gelen ve binlerce vatandaşın hayatını kaybetmesine, on binlerce vatandaşın yaralanmasına yol açan Marmara Depremi'nin, 19'uncu yılı nedeniyle Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, Esenler'de depreme yönelik çalışmaları anlattı. Ülkemizin en aktif deprem kuşaklarının birinin üzerinde bulunduğunu ve bu sebeple depremin her zaman gündemimizin ilk maddelerinden birisi olması gerektiğini belirten Göksu, "Geride yalnızca yıkım ve acı bırakan önemli olaylar genellikle hatırlanmak istenmiyor. 17 Ağustos, sönen umutları yeniden canlandırmak, vatandaşlara güven duygusunu yeniden kazandırmak ve depremle yaşamayı öğrenebilmek için sorumlulukları hatırlatan bir tarihtir. Biz hep bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Esenler'de depreme dayanıklı sağlam konutlar üreterek muhtemel bir Marmara depremine ilçemizi hazırlamaya çalışıyoruz" diye konuştu.

    “DEPREMDEN KORUNMANIN YOLU DAYANIKSIZ BİNALARIN YENİLENMESİNDEN GEÇER"

    Ülkemizde geçmişte yaşanan depremlerin günümüzde ve gelecekte de yaşanılmasının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Göksu, şu ifadeleri kullandı:

    "Burada en önemli husus, depremle yaşamasını öğrenmek, yaşadığımız alandaki binaları depreme dayanıklı hale getirmek ve yaşadığımız yüzyılın bilimsel verileri ışığında sahip olduğumuz bilgi, birikim ve teknolojiyi kullanarak tedbirlerimizi almamız, kurumlarımızla ve vatandaşlarımızla bir bütünlük içerisinde her zaman depreme hazırlıklı olmalıyız ve yaşanan bu büyük acıdan ders çıkarmalıyız. Çıkarılacak en büyük ders, depreme her an hazır olmak ve ondan korunmaktır. Bunun da tek yolu, depreme dayanıksız binaların yenilenmesidir."

    “ESENLER'İN YÜZDE 40'I YENİLENDİ”

    Esenler’deki kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında da bilgi veren M. Tevfik Göksu, şunları kaydetti:

    "Gerek devlet eliyle, gerekse özel teşebbüs eliyle son yıllarda ilçemizde büyük bir dönüşüm seferberliği yürütüyoruz. Göreve geldiğimden bu yana Esenler'deki konutların yaklaşık yüzde 40'ı yenilendi. Yaklaşık 57 bin konutun daha yenilenmesi gerekiyor. Bunlardan 40 binini belediyemize devredilen askeri araziye taşıyarak yenileyeceğiz. Metris Kışlası alanına taşınacak 40 bin konut içerisinde bulunan 16 bin 500 konut donatı alanları üzerinde bulunuyor. Donatı alanları halkın ortak kullanım alanıdır ve imara kapalıdır. Zamanında nasıl olmuşsa yapılaşmaya izin vermişler. Biz bu 16 bin 500 konutu Metris Kışlası arazisine taşıdıktan sonra donatı alanlarını vatandaşın kullanımına açacağız. Buraların plan fonksiyonu ne ise onu yapacağız. Yol, yeşil alan, okul, karakol, ibadet yeri, sağlık tesisi gibi alanlar olarak vatandaşın kullanımına sunacağız. Böylece şimdiki Esenler büyük ölçüde ferahlayacak, vatandaşlarımız yoğunluktan kurtarılacak. Geri kalan 17 bin konutu da yerinde dönüşümle yenileyeceğiz. Hedefimiz, 2023 yılına kadar Esenler'in tüm konutlarını yenilemek ve depreme dayanıklı hale getirmektir."

    (FOTOĞRAFLI)



  • DAÜ Eğitim Fakültesi yeni binasına taşındı

    GAZİMAĞUSA, (DHA) - DOĞU Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Eğitim Fakültesi, 2018-2019 Akademik Yılı’nda öğrencilerine yeni binasında eğitim vermeye hazırlanıyor. Tadilat çalışmalarının tamamlandığı binada, engellilerin hayatlarını kolaylaştırmak ve karşılaştıkları sorunları ortadan kaldırmak için de gerekli altyapı düzenlemeleri gerçekleştirdi.

    Eğitim Fakültesi tarafından yapılan açıklamada, binanın, ‘yaparak-yaşayarak öğrenme’ ilkesi doğrultusunda, öğretmen adayı öğrencilerin öğrendikleri kuramsal bilgiyi bireysel ve grup çalışma deneyimleriyle hayata geçirebilecekleri ortamlarla modernize edildiği;  bu kapsamda mevcut bilgisayar laboratuvarları, PDR Grup Terapi Odası ve PDR Bireysel Danışmanlık Odasına ek olarak, Özel Eğitim Odası, Çok Amaçlı Sınıf ve Çok Amaçlı Atölye odalarının eklendiği belirtildi.

    KONFERANS SALONU 80 KİŞİLİK

    Dersliklerin tümünün multimedya öğrenme ortamları yaratmak amacıyla başta akıllı tahta olmak üzere gerekli teknolojik altyapıyla donatıldığı binada, bir de 80 kişilik konferans salonu oluşturuldu.

    Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ülker Vancı Osam fakültenin akademik mükemmellik, entelektüel özgürlük, özverili hizmet, güven ve eşitlik üzerine kurulu olduğunun altını çizerek hedeflerinin alanında uzman nitelikli eğitimciler yetiştirmek olduğunu belirtti.

    AQAS AKREDİTASYONUNA SAHİP

    Kalite güvencesi ve akreditasyonun son derece önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Osam, “İngiliz Dili Eğitimi Bölümü, merkezi Almanya’da olan AQAS (Agency for Quality Assurance through Accreditation of Study Programs) tarafından akredite edildi. Okul Öncesi Öğretmenliği Programı da aynı akreditasyon sürecinden geçiyor şu anda” dedi.

    (FOTOĞRAF)



  • Recai Şen:Sınır kapılarındaki fahiş yakıt fiyatları ihracata darbe vuruyor

    İSTANBUL, (DHA) - İHRACATI desteklemek amacıyla 2006 yılında sınır kapılarında akaryakıt satışı yapacak istasyonların kar marjının, yüzde 8 olacak şekilde düzenlendiğini fakat firmaların buna uymadığını söyleyen Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı Recai Şen, "Sınır kapılarındaki fahiş yakıt fiyatları ihracata darbe vuruyor" dedi.

    2006 yılında ihracatı desteklemek amacıyla Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) kanunlarındaki yapılan değişiklik ile yük taşıyan tırlara sınır kapılarında satılan akaryakıta muafiyet getirilirken, akaryakıt satışı yapacak istasyonların kar marjı, 5493 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda, Katma Değer Kanunu'nda ve Petrol Piyasası Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile en fazla yüzde 8 olacak şekilde düzenlendi.  Fakat yüzde 8'in üzerinde kar marjı ile satış yapan istasyonlar nedeniyle hem ülke ihracatının hem de taşımacılık sektörünün zarar gördüğünü belirten Şen, "Yakıt satışlarındaki fahiş fiyatlardan dolayı ihracatta 120 milyon lira kayıp var" diye konuştu.

     "KARLAR SEKTÖRÜ BALTALIYOR"

    Sınır kapılarında ÖTV ve KDV’den müstesna edilmiş akaryakıt satışı yapan istasyonların satış rakamları incelendiğinde ilgili kanun maddesine uyulmadığının net bir şekilde görüldüğünü vurgulayan Şen şunları söyledi:

    "UND tarafından işletilen Gürbulak Sınır Kapısı diğer sınır kapılarıyla karşılaştırıldığında, petrol dağıtım merkezlerine en uzun mesafeye sahip olması sebebiyle en yüksek lojistik maliyete sahip istasyon konumunda olmasına karşın en düşük fiyatla satış yapan kapıdır. An itibari ile 3,11 liradan yakıt satan ve yakıt stokunun bitmesi akabinde yeni zamlar ile birlikte 3,88 liraya satış yapacak olan Gürbulak Sınır Kapısı ile diğer sınır kapıları arasında 1 liralık fark bulunmaktadır. Bu fark izahı mümkün olmayan ve kuralları hiçe sayarcasına yüzde 8’lik kar sınırının çok daha ötesinde karlar ile sektörü ve ülke ihracatını baltalayan bir anlayışın tezahürüdür. Denetimlerin yapılmaması ve yüzde 8’lik kar marjına uymayan firmaların faaliyetlerine devam edilmesi, bu sorunun giderek büyümesine neden oluyor."

    "YAKIT SATIŞLARINDAKİ FAHİŞ FİYATLARIN İHRACATA OLAN ETKİSİ 120 MİLYON LİRA KAYIP"

    Yakıt satışlarındaki değişikliğin sektöre ve ihracatçılara olan yansımasına değinen Şen, "Yakıt satışlarındaki yüzde 8’lik kar sınırına uymayan firmaların 1 Ocak-16 Ağustos tarihleri arasında sektörün ve dolayısı ile ihracatçılarımızın cebinden çaldıkları meblağ 120 milyon lira. Bu değişmez ise sene sonuna kadar taşımacılarımız ve ihracatçılarımız üzerinden elde edilecek ilave ve haksız kazanç miktarı 200 Milyon lirayı bulacak" ifadelerini kullandı.

    "EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRMAK ŞART"

    Sınır kapılarındaki vergisiz akaryakıt satış fiyatlarının acilen denetlenmesi gerektiğini söyleyerek ilgili kurumlara çağrıda bulunan Şen, "Yüksek fiyatlı satış yapan akaryakıt istasyonlarında denetim yapılması ve herhangi bir usulsüzlük tespitinin de en ağır şekilde cezalandırılması şart. Son dönemdeki ekonomimize yapılan saldırılar kapsamında devletimizin yanında olan taşımacılık sektörünü ve taşıdığı yükün sahibi ihracatçılarımız direkt olarak hedef alan bu anlayışın yıkılması için mücadelemizi var gücümüz ile sürdüreceğiz. Devletimizi, sektörümüzün ve ihracatçılarımızın cebine göz diken bu anlayışı ortadan kaldırması için acil şekilde göreve çağırıyoruz" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Kosova'da aşırı yağışlar sebebiyle sel oldu 

    Enis Tabak / Mamuşa, 16 Ağustos (DHA) - Kosova'nın tek Türk belediyesi olan Mamuşa'da dün başlayan aşırı yağışlar nedeniyle sel oluştu.
    Kosova'yı tarımcılıkta ayakta tutan Mamuşa'da seller nedeniyle tarım arazileri ile seralar sular altında kalırken, mahsullerin tamamının sular altında kaldığı belirtildi. Tarım arazileri ve seralar sular altında kalırken çiftçi, devletten yardım eli bekliyor. DHA’ya konuşan çiftçiler, tarım arazilerinde ve seralardaki ürünlerin neredeyse tamamının sular altında kalarak yok olduğunu söylediler. Şu ana kadar devlet yetkililerinden kimsenin gitmediğinden şikayetçi olan çiftçiler, yardım beklediklerini söylediler.
    Mamuşa Belediyesi Başkanı Abdülhadi Krasniç, zararı tespit etmeye çalıştıklarını söylerken, meteoroloji uzmanları ise yağışlı havanın bu günde devam edeceğini belirtti. (Fotoğraflı)

    Görüntü Dökümü:

    - Çiftçilerle söyleşi

    - Mamuşa Belediye Başkanı Abdülhadi Krasniç

     - Detay



  • Başkan Alatepe: Esenyurt olası bir depreme hazır

    İSTANBUL, (DHA) -ESENYURT Belediye Başkanı Ali Murat Altepe, ilçenin yüzde 85'inin olası İstanbul depremine hazır olduğunu söyledi. Alatepe, "2004'den bu yana 20 bin civarında eski, çarpık kentleşme ve gecekondu şeklinde olan yapıların tamamı yıkıldı. Bunların yerine deprem yönetmeliğine uygun yeni binalar yapıldı" diye konuştu. 

    Alatepe, kentsel dönüşümü yerinde yaptıklarını kaydederek, "Depreme dayanıklı olmayan binaların da biran önce boşaltılmasını sağladık. Şu an geldiğimiz nokta itibari ile 30 binin üzerinde ruhsat verdik. 20 bin tane bina yıkıldı. Eski, çarpık kentleşme ve gecekondu şeklinde olan yapıların tamamı yıkıldı. Bunların yerine deprem yönetmeliğine uygun yeni binalar yapıldı. Toplam 250 bin konut üretildi. 15 bin tane ticaret merkezi ile 1500 tane fabrika ruhsatı verilerek kent tamamen yenilenmiş oldu. Bugün itibari ile Esenyurt yüzde 85 yenilenmiş oldu" ifadelerini kullandı.

    “2004 YILINDA PLANLAMAYA BAŞLADIK”

    2004 yılında planlamayı yaparken, Esenyurt’un önce bir deprem haritasını çıkardıklarını vurgulayan Alatepe, ilçede yapılan kentsel dönüşümde dikkat ettikleri hususları şöyle sıraladı:

    "Hangi alanlarda inşaat yapılır, hangi alanlar önemli alanlar, dere bandına yakın olan alanlar ile ilgili ayrıntılı Jeolojik Etüd (AJE) gerektiren yerler vardı. AJE’lerde de buralara özgü etütler yapılıyor ve o etüde göre kazık çakılarak, temel altı kazıklar yapılarak yine bina yapılabiliyor. Biz bu alanlara daha çok büyük parklar ve yeşil alan olarak değerlendirmeler yaptık. Esenyurt’ta KİPTAŞ’ı getirerek toplu konut alanında büyük gelişim projeleri hazırladık. Sanayi tesislerinin bulunduğu alanları bozmadık. Bu alanları da koruduk. Çünkü Esenyurt'ta bulunan sanayi alanları ile İstanbul’un Gayri Safi Milli Hasılası’nın Türkiye bazında yüzde 4’ünü kapsıyor. Özellikle E-5 bandında ticaret merkezleri, alışveriş merkezleri, büyük otomobil çarşıları belirledik. Projelerin tamamlanması ile birlikte arsa sahipleri ve yatırımcıları bir araya getirmeye başladık. Ve bölgenin planlı olması, bu planın neticesinde yapmış olduğumuz parselasyonlar bütün vatandaşlarımızın birbiri ile olan göbeğini kestik. Her parseli bağımsız hale getirince yapılaşmanın önü açıldı.”

    "YEŞİL ALANLAR UNUTULMADI"

    Belediyenin yapmış olduğu yatırımlarla beraber, hedeflenen nüfus ile birlikte yeteri kadar yeşil alan, eğitim alanları, sosyal - kültürel alanlar, spor alanları, sağlık alanlarının tamamını planladıklarını ve yaptıklarını dile getiren Alatepe, "Bütün bu yatırımlar başlamasıyla burada inşaat sektörü hızlandı. Bugün geldiğimiz nokta 20 bin tane bina yıkıldı. Eski, çarpık kentleşme ve gecekondu şeklinde olan yapıların tamamı yıkıldı. Bunların yerine deprem yönetmeliğine uygun yeni binalar yapıldı. 30 binin üzerinde ruhsat verdik. Toplam 250 bin konut üretildi. 15 bin tane ticaret merkezi ile bin 500 tane fabrika ruhsatı verilerek kent tamamen yenilenmiş oldu. Bugün itibari ile Esenyurt yüzde 85 yenilenmiş oldu. Şu anda Esenyurt, İstanbul’un depreme en hazır ilçesidir. Bu yapmış olduğumuz dönüşüm, tamamen kendi içinde yerinde dönüşümdür. Kentsel dönüşüm ile hedeflenen buydu. Fakat biz bunu yerinde dönüşüm ile 2004 yılı itibari ile başladık ve tamamını yaptık. Bu bölgelerde yapılan projelerle birlikte ihtiyaç olan sosyal donatı alanlarını da yine kendi içinde ve yerinde yapılarak, nüfus yükünün ihtiyacı karşılanıyor" değerlendirmesinde bulundu.

    Alatepe, bu dönüşümle Esenyurt'un,İstanbul’un birçok ilçesinden göç aldığını  ve depreme dayanıksız olan binaların boşaltılmasının sağlandığını da söyledi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • TAV'ın yolcu salonu en iyiler arasında

    İSTANBUL, (DHA)- ÖNDE gelen iş dünyası yayınlarından Business Insider yazarı Harrison Jacobs, TAV İşletme Hizmetleri’nin Muscat Havalimanı’nda işlettiği yolcu salonunu dünyanın en iyileri arasında gösterdi.

    İş seyahatlerini ve havalimanında harcanan süreyi konforlu hale getirmek için yolcu salonlarının iyi bir alternatif olduğunu belirten Jacobs, prime class Muscat Lounge’da yer alan SPA, sinema odası ve oyun merkezi sayesinde "İşinizi bitirseniz bile eğlenmek için bir çok imkan bulunduğunu” söyledi.

    TAV İşletme Hizmetleri, Umman Muscat’taki yolcu salonunu bu yıl hizmete aldı. Primeclass markasıyla işletilen 4 bin metrekarelik özel yolcu salonunda yaklaşık 250 bin kişiye hizmet veriliyor. Şirket Muscat’ta özel yolcu salonu işletmeciliğinin yanı sıra otopark ve vale hizmetleri, hızlı geçiş, karşılama ve uğurlama hizmetleri sunuyor. TAV İşletme Hizmetleri Umman’da Maskat’ın yanı sıra Salalah ve Sohar havalimanlarında da yer alıyor. Şirket tüm dünyada 14 farklı ülkede 57 farklı yolcu salonunda yılda 4,5 milyondan fazla misafiri ağırlıyor.

    (FOTOĞRAF)



  • Sağlık ve hijyen kuralları için hayvan pazarlarına sıkı denetim

    İSTANBUL, (DHA) – YAKLAŞAN Kurban Bayramı sebebiyle kurban pazarlarına vatandaşlar akın etti. Ümraniye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü de Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü ve İlçe Tarım Müdürlüğü Ekipleri ile birlikte hijyen ve sağlık kurallarına uygun hareket edilmesi adına kurban satış ve kesim yerlerini denetledi.

    Ümraniye Belediyesi, vatandaşların hijyenik ortamlarda ve dini usullere uygun bir şekilde kurban kesebilmeleri için Ümraniye’de bulunan Hekimbaşı Mahallesi ve Necip Fazıl Mahallesi kurban pazarında kesim ve satış noktalarını tek tek inceledi. Zabıta ekipleri yapılan denetimlerde, satış yerlerinde bulunan kurbanlık hayvanların menşei şahadetnamesi, sağlık raporu, küpe ve pasaport gibi belgeleri kontrol etti. Yapılan kontroller esnasında izinsiz kurban satışı yapan yerler hakkında gerekli işlemleri yapan zabıta ekipleri, bu konuda olumsuzlukların giderilmesi yönünde çalışmalar da yaptı.

    Ümraniye Belediyesi halkın sağlıklı bir ortamda kurban kesimini gerçekleştirebilmesi için de Kurban Bayramı süresince denetimlerine devam edeceklerini belirtti.

    (FOTOĞRAF)

     



  • 'Kadın için Teknoloji' projesiyle kadınlar dijital-okur yazar oluyor

    İSTANBUL, (DHA) - TEKNOSA’nın 2007 yılından bu yana Habitat Derneği ile birlikte sürdürdüğü 'Kadın için Teknoloji' ücretsiz teknoloji eğitimleri devam ediyor. Bugüne kadar 65 ilde, 16 binden fazla kadının faydalandığı eğitimlerin yeni durağı Kırklareli oldu.

    Teknosa ve Habitat Derneği ortaklığında 11 yıldır süren sosyal sorumluluk projesi ‘Kadın için Teknoloji’nin Kırklareli durağında 3 hafta süren eğitimlerde, yüze yakın kadın dijital okur yazarlığa adım attı. Kırklareli İl Özel İdaresi’nde düzenlenen sertifika törenine Teknosa ve Habitat Derneği yetkililerinin yanı sıra Kırklareli Valisi Osman Bilgin, Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Soner Ilık ve Kaynarca Belediye Başkanı Serdar Türker katıldı.

    KADINLAR, EĞİTİMLER SONUNDA DİJİTAL OKURYAZAR HALİNE GELİYOR

    Üç hafta süren ve 100'e yakın kadının katıldığı eğitimlerde; bilgisayar kullanım alanları ve temel kavramları, internete giriş ve e-posta gönderimi, Microsoft programlarının genel uygulamaları, sosyal medya ve mobil cihaz kullanımı hakkında bilgiler verildi. 16 saatlik bu eğitimler sonunda kadınların, başta çocukları olmak üzere yakın çevreleri ve dünya ile etkileşim halinde olması, internetin geniş imkanlarına erişerek ilgi alanlarına göre istedikleri bilgiye kolayca ulaşması, banka işlemleri, online alışveriş gibi hayatı kolaylaştıran işleri yapabilmesi amaçlanıyor. Eğitimler sonunda dijital okuryazar haline gelen kadınlar, sosyal medya platformlarını etkin şekilde takip edebiliyor ve bu kanallardan kendi girişimlerinin tanıtımını yapma fırsatı da buluyor.

    2 BİN KADINA ULAŞILMASI HEDEFLENİYOR

    Türkiye’nin 7 bölgesi ve 11 ilinde devam eden proje kapsamında, bu eğitim döneminde Kırklareli de dahil olmak üzere Adana, Hatay, Şanlıurfa, Adıyaman, Trabzon, Manisa, Aydın, Bursa, Malatya ve Kayseri’de toplam 2 bin kadına daha ulaşılması hedefleniyor.

    Proje iş ortağı Habitat Derneği’nin gönüllü genç eğitmenlerinin desteğiyle gerçekleştirilen eğitimlerin düzenleneceği iller ve duyurular hakkında bilgi almak için Instagram üzerinden Kadın İçin Teknoloji hesabının takip edilebileceği ve eğitimlerden yararlanabilmek için www.kadinicinteknoloji.com adresindeki başvuru formunun doldurması gerektiği belirtildi. 

    (FOTOĞRAF)



  • Aytemiz ve Halkbank'tan işbirliği

    İSTANBUL, (DHA) - AYTEMİZ, Halkbank ile başlattıkları kampanya kapsamında Paraf anlaşmalı Aytemiz istasyonlarından, 100 lira ve üzeri 4'üncü yakıt alışverişlerinde, kullanabilecekleri 40 lira ParafPara kazanılacağını duyurdu. 

    Aytemiz ve Halkbank Paraf kart sahipleri için yeni bir kampanya başlattı. Bu kapsamda 16 Ağustos – 30 Eylül tarihleri arasında Paraf anlaşmalı Aytemiz istasyonlarından farklı günlerde ve tek seferde yapacakları 100 lira ve üzeri 4’üncü yakıt alışverişinde, yine Paraf anlaşmalı Aytemiz istasyonlarında yakıt alışverişlerinde kullanabilecekleri 40 lira ParafPara kazanacak.  Paraf kart sahipleri, AYTEMIZ yazıp 3404’e SMS olarak göndererek kampanyaya katılabiliyorlar.

    Paraf sahipleri kazandıkları ilave ParafPara’ları 10 Ekim tarihine kadar Paraf üyesi Aytemiz istasyonlarında yapacakları yakıt alışverişlerinde kullanabilecek. Kampanya kapsamında bir müşteri kampanyadan bir defa yararlanabilecek ve toplam 40 TL ParafPara kazanabilecek.  

    (FOTOĞRAF)

     

     

     

     

     

     



  • İyilik projeleriyle ihtiyaç sahiplerine destek olabilirsiniz

    İSTANBUL, (DHA)- “İyiliğe Dönüştür” ve “Askıda İyilik” sosyal sorumluluk projelerinin yanı sıra “begoodto.me” projesine de destek vererek Türkiye’nin mağazacılıkta iyilik hareketine imza atan Boyner, bu projelerle topluma değer yaratmayı hedefliyor. Kurban Bayramı öncesi iyiliği paylaşmak isteyenler de Boyner’in toplumsal fayda sağlayan bu projelerinden biri ile ihtiyaç sahiplerine kolayca ve bütçelerini zorlamadan destek olabiliyor.

    Türkiye'nin 37 şehrindeki 118 mağazasında yılda 120 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlayan Boyner, erişim gücüyle sosyal sorumluluk kampanyaları gerçekleştirerek toplumsal değer yaratmayı amaçlıyor.

    Boyner, “İyiliğe Dönüştür” ve “Askıda İyilik” sosyal sorumluluk projelerini “İyiliğin Modası Geçmez” çatısı altında yürütüyor. İki kampanyanın kolektif değeri ile büyüyen “İyiliğin Modası Geçmez” çalışması, Türkiye’nin mağazacılıkta en büyük iyilik hareketi olarak dikkat çekiyor. Boyner ayrıca, iyiliklere, iyi davranışlara farkındalık yaratmak ve çoğaltmak amacıyla hayata geçirilen begoodto.me uygulamasına destek veriyor.

    “İYİLİĞE DÖNÜŞTÜR” PROJESİ İLE 51 ÖĞRENCİYE BURS

    Boyner mağazalarında 2015 yılında başlatılan “İyiliğe Dönüştür” projesi, kullanılmayan tekstil ürünlerinin yeniden değerlendirilmesini amaçlıyor. Tüketiciler kullanmadıkları, ihtiyaç duymadıkları tekstil ürünlerini Boyner mağazalarında bulunan geri dönüşüm kumbaralarına bırakıyor. Kumbaralarda toplanan kıyafetler; geri dönüşüm, geri örüşüm ve yeniden kullanım olarak 3 ayrı kategoride ayrıştırılıyor. Geri dönüşüm ve geri örüşüm için ayrıştırılan ürünler akredite kurumlara teslim ediliyor. Düğme, fermuar, metal gibi parçalar geri dönüştürülüyor. Yeniden kullanım için ayrılan ürünler ise ihtiyacı olan kişilere ulaştırılıyor veya kermes kanalıyla satışa sunuluyor. Kermeste yapılan satıştan elde edilen gelir, proje ortağı Lokman Hekim Sağlık Vakfı'nın öğrenci burs fonuna aktarılıyor ve ihtiyacı olan öğrencilere eğitim bursu veriliyor.

    “İyiliğe Dönüştür” projesi ile 3 yılda toplam 100 ton giysinin dönüşümü yapılırken, 51 öğrenciye burs kaynağı yaratıldı.

    “ASKIDA İYİLİK” İLE 30 BİNİ AŞKIN İYİLİK PAKETİ OLUŞTURULDU

    Boyner “İyiliğin Modası Geçmez” çatısı altında 2016 yılında hayata geçirdiği “Askıda İyilik” projesinde de müşterileri ile birlikte hareket ediyor. Tüketiciler Boyner mağazalarından yaptıkları alışverişe sembolik miktarlarda ilave yaparak ihtiyaç sahipleri için hazırlanan “İyilik Paketleri”nden alabiliyor. Alt ve üst giyimi kapsayan iyilik paketleri yaz döneminde 20 lira, kış döneminde 30 lira olarak satışa sunuluyor. Müşterilerin katkılarıyla hazırlanan bu yardım paketleri Lokman Hekim Sağlık Vakfı aracılığı ile ihtiyaç sahibi çocuk ve yetişkinlere ulaştırılıyor. “Askıda İyilik” projesi ile bugüne kadar 30 bini aşkın iyilik paketi ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

    “BEGOODTO.ME” İYİ HİKAYELERİ ÇOĞALTMAYI HEDEFLİYOR

    Boyner Grup’un sosyal girişimcilere destek sağlamak amacıyla kurduğu “Buluşum” platformu, toplumsal fayda odaklı projeler ile hayatları değiştirmeye devam ediyor. Platformda destek almak üzere seçilen yeni proje begoodto.me, iyiliğin paylaştıkça çoğaldığına inanan, iyilikleri, iyi davranışları, pozitif hareketleri yaymak, farkındalık yaratarak çoğaltmak amacıyla hayata geçirilen bir uygulama. Dünyada benzeri olmayan bir uygulama olan begoodto.me, sene sonuna kadar 50 bin kullanıcıya ulaşmayı ve iyi hikayeleri çoğaltmayı hedefliyor.

    Begoodto.me uygulaması aracılığıyla kullanıcılar, yaptıkları veya görüp duydukları iyi hikayeleri fotoğraf, video ve yazı ile istedikleri formatta paylaşabiliyor. Uygulamada paylaşılan iyi hikayeler beğeni aldıkça ve yeniden paylaşıldıkça “iyi puanlar” kazanılıyor. Kullanıcılar, aynı zamanda biriken “iyi puanları”nı uygulama içinde yer alan projelere aktararak bir sosyal sorumluluğa destek olabiliyor.

    KÖRPEAĞAÇ: İYİLİK  HAREKETLERİNİ MÜŞTERİLERİMİZLE BÜYÜTÜYORUZ

    Boyner Büyük Mağazacılık Marka Yönetimi ve İletişim Genel Müdür Yardımcısı Burcu Körpeağaç, Boyner’in sosyal sorumluluk projeleri hakkında şunları söyledi:

    “Boyner Büyük Mağazacılık olarak toplumsal değer yaratmaya büyük önem veriyoruz. Yarattığımız bu değerin aynı zamanda bir farkındalık sağlamasını hedefliyoruz. Çünkü iyilik yapma bilincinin hem şirketlerin hem de insanların günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle dünyamız daha güzel bir yer olacak. Bu düşüncelerle Boyner mağazalarında "İyiliğe Dönüştür” ve “Askıda İyilik” projeleriyle iki kanattan giden bir yolculuk başlattık. Müşterilerimizin de bu iki projeyi sahiplenmesi ve desteklemesi bizi çok sevindirdi. “Askıda İyilik” projemiz özellikle bayram dönemlerinde daha da büyük ilgi görüyor. Bu dönemde “Askıda İyilik” paket satışları yaklaşık yüzde 70 artış gösteriyor. Bu yıl iyiliklerin çoğaltılmasını hedefleyen bir girişim olan begoodto.me projesine de destek olmaya başladık. Begoodto.me’nin bir mobil uygulama olarak dijital platfomda başarılı olmasının iyi hareketlerin yaygınlaşmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

    (FOTOĞRAF)



  • Kırmızı et tüketiminde aşırıya kaçmayın

    İSTANBUL, (DHA) - KURBAN Bayramı'na sayılı günler kala Diyetisyen Büşra Yücel, başta kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi sağlık sorunları olanlar için tavsiyelerde bulundu. Yücel, kırmızı et tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini söyledi.

    Nişantaşı Hastanesi'nde bulunan Nişantaşı Obezite Enstitüsü'nden Diyetisyen Büşra Yücel, bayramda yağsız ve az yağlı etlerin tercih edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyonu olan bireyler Kurban Bayramı'nda, yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, eti kısıtlı miktarlarda tüketmeli, aşırıya kaçmamalıdır” dedi.

    Küçük ama etkili beslenme önlemleriyle hem sağlığını koruyabileceğini  hem de bayram ikramlarının keyfini çıkarabileceğini belirten Yücel,“Kavurmanın içine ilave yağ koymamak, kesme tahtalarında çiğ sebze doğramamak, et yemeğinin yanına pilav, tatlı, börek yerine salata eklemek bu önlemlerden bazıları” diye konuştu.

    “ET, EN AZ 24 SAAT BEKLETMEDEN TÜKETİLMEMELİ”

     "Kırmızı etler proteince zengin ve önemli kaynaktır" diyen Yücel, "Bununla birlikte demir, çinko, selenyum gibi bazı mineralleri ve B1, B6, B12 ve D vitaminleri de içermektedir.  Ayrıca kırmızı et yağı, insan diyetindeki doymuş yağ asitlerinin önemli bir kaynağıdır. Çünkü kırmızı et yağlarındaki doymuş yağ asitlerinin doymamış yağ asitlerine nispi oranı yüksektir. Doymuş yağ asitleri kalp-damar hastalıklarının gelişmesinde bir risk etkenidir. Etlerde görünür yağlar budanarak yağ miktarı azaltılabilir. Etler sindirimi ağır olan besinlerdir, yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede hem de sindirimde zorluk yaratır. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide rahatsızlıkları çeken bireyler, eti en az 24 saat bekletmeden tüketmemelidir" ifadelerini kullandı.

    “HAŞLAMA, FIRINLAMA VE IZGARA GİBİ YÖNTEMLER TERCİH EDİLMELİDİR”

    Pişirme yöntemlerine de değinen Yücel, “Yemek pişirme yöntemi olarak kızartmalar yerine, haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmelidir. Mangal yapılması durumunda ise etlerin kömürleşmemesine, dışı pişen, içi çiğ kalan etlere dikkat edilmeli. Kömürleşen etler her zaman kanser riski taşır ayrıca etin ateşe yakın olması B1, B12, folik asit gibi vitaminlerin kaybına yol açmaktadır. Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya sebzelerle birlikte tüketilmesi besin çeşitliliğinin sağlanması, sağlıklı beslenme için gereklidir. Ayrıca sebzelerde bulunan C vitamininin etlerde bulunan demir, çinko ve magnezyumun emilimini, vücutta kullanılmasını arttırmaktadır" dedi.

    “İLAVE YAĞ KOYMAYIN”

    Etlere eklenen ilave yağlar hakkında da uyarılarda bulunan Büşra Yücel, “Kurban Bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine ilave yağ eklemeden, kendi suyunda, kısık ateşte pişirme yapılmalıdır ve öğle öğününde tüketilmeli, akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa içeriği yüksek yemekler tercih edilmelidir. Etlerin yanında rafine edilmiş pilav, makarna, börek, tatlı yerine bulgur, esmer pirinç; asitli, şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, cacık ve bol miktarda mevsim salataları tüketilmelidir” ifadelerini kullandı.

    “ÇİKOLATA VE ŞEKER TÜKETİMİNE DİKKAT”

    Aynı zamanda çikolata ve şeker tüketimine de dikkat çeken Yücel, şunları söyledi:

    “Bayramda bilinçsizce çikolata ve tatlı tüketilir. Fazla çikolata ve tatlı tüketimi, mide yanması, bağırsak bozuklukları gibi şikayetlere neden olur. Çikolataya ve şekere alternatif olarak vitamin ve mineralden zengin ve posa içeriği yüksek olan kuru meyveler, ceviz, fındık gibi kuruyemişler meyve suları yerine açık çay, bitki çayları tercih edilebilir. Her zaman olduğu gibi günlük 2-2.5 litre su tüketimine dikkat edilmelidir. Gün içerisinde 30-40 dakikalık kısa yürüyüşler yaparak harcadığınız enerjiyi artırmayıihmal etmeyin.”

    (FOTOĞRAF)



  • "17 Ağustos depremi bugün olsa yine aynı sonuçlarla karşılaşabilirdik"

    Merve DUNDAR-Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, (DHA)- İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Vekili Prof. Dr. Ayfer Erken, 17 Ağustos 1999'da yaşanan büyük deprem için, "O deprem bugün yaşansa yine aynı sonuçlar ortaya çıkardı" dedi.

    Her depremde farklı bir şeyler öğrenildiğini ifade eden Prof. Dr. Erken, "Ortaya çıkan problemlere göre çalışmalarımızı şekillendiriyoruz. Dolayısıyla 17 Ağustos depremi olmamış olsaydı biz Adapazarı şehrinin derin bir vadi üzerinde olduğunu, zeminlerinin taşıma gücü kaybına uğradığını bilmeyecektik. Yani o deprem o gün değil bugün olsa biz yine benzer sonuçlarla karşılaşacaktık" dedi.

    "DEPREM ŞEHİR İÇİNDE DAHA UZUN SÜRMÜŞTÜ"

    19 yıl önce yaşanan depremden Adapazarı'nın çok fazla etkilendiğini belirten Prof. Dr. Erken, "Deprem sonrasında Japon bilim adamlarıyla katıldığım bir çalışmada 'basen'i belirledik. Çünkü 'basen' etkisi deprem sürelerinin uzamasına, deprem kuvvetlerinin odaklanmasına ve deprem ivmelerinin büyümesine neden olduğu için son derece önemli. Bunlar da yapıları önemli şekilde etkileyen faktörler. Adapazarı'nın merkezi altındaki ana kaya derinliği ise 1100 metrelerde; ve 'V' şeklinde bir vadi üzerinde yer alıyor. Üstelik yıllar öncesinden kontrolsüz akan Sakarya Nehri'nin taşıdığı alüvyonlar üzerinde bulunuyor. Bu nedenle gevşek ve yumuşak zeminler üzerine kurulu. Tabi 17 Ağustos depreminde, deprem süresi çok uzundu. Ana kayada ölçülen süre 45 saniyeyken şehir içinde dakikalarca sürdü. Bu nedenle zeminde sıvılaşma, yumuşama ve taşıma gücü kayıpları oluştu. Sert zemin koşullarının hakim olduğu bölgelerde de büyümeler oluşmuştu. Elbette bilinmediği için bir takım yapısal kusurlar da vardır. Dolayısıyla eğer ki o deprem o gün olmasa ve biz bu verileri elde etmemiş olsaydık bugün de yine büyük bir deprem olsaydı benzer şeylerle karşılaşacaktık" diye konuştu.

    "YAPILARIMIZ DEPREME DAYANIKLI"

    Bundan sonra olabilecek bir depremde çok farklı bir şeyle karşılaşılmadığı taktirde yapıların dayanacağını söyleyen Prof. Dr. Erken, "Şu anda yeni yapılan binalarda deprem yönetmeliklerine dikkat ediliyor. Eski yapıların ise çoğu kentsel dönüşüme girerek yenileniyor. Binalarda korozyon var. Yani donatıların alanlarının çürümesi, paslanması nedeniyle taşıma gücü azalıyor. Dolayısıyla binalar kentsel dönüşüme girdiğinde bu sıkıntılar gideriliyor ve deprem yönetmeliğine hazır hale geliyor" dedi.

    "ÇIKABİLECEK YANGINLARA KARŞI ÖNLEM ALINMALI"

    Binaların dayanıklı yapılmasının dışında alınması gereken önlemlere de değinen Prof. Dr. Erken, "Japonya'dayken deprem sırasında doğalgazı önce merkezden, sonra mahalle bazında son olarak ise bina bazında kestiklerini bize gösterdiler. Bizde de bu sistemler yerleştirilmeye başlandı. Çünkü İstanbul eski bir şehir ve bazı sokakları, caddeleri dar. Dolayısıyla böyle bir depremden etkilendiği zaman yıkımlar olabilecek ve yangın çıkabilecek. Bu nedenle önce yangına karşı önlem almamız gerekiyor. Bunun dışında deprem anında yeşil alanları toplanma yerleri olarak kullanacağımızdan buraları korumamız lazım. Çünkü daha önce olduğu gibi bazı binalar yıkılmasa da hasar görebilir ve insanlar buralarda kalamayabilir. Bu durumda toplanma alanları işimize yarayacaktır" diye konuştu.

    Prof. Dr. Erken son olarak ise insanların daha fazla tatbikat ve bilgilendirme ile depreme daha hazır hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

    (FOTOĞRAF/GÖRÜNTÜ)

     

     



  • Türkiye ile ABD arasındaki gerilimin tarihçesi

    İSTANBUL, (DHA) - SON günlerde dolar kurundaki hareketliliği doğru okumak için bugüne  nasıl gelindiğinin çok iyi takip edilmesi gerektiğine dikkat çeken İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Dr. Öğretim Üyesi Lokman Kantar, "Ortadoğu’da oluşan kaos ortamı sonrasında tüm dengeler değişmeye başladı. Esad rejimine karşı başlangıçta Katar, Suudi Arabistan ve ABD ile müttefik olan Türkiye, ABD’nin izlemiş olduğu stratejiler nedeniyle Rusya ve İran’a yakınlaşmak durumunda kalmış ve ABD ile arasında gerilimler yaşanmaya başlanmıştı. Türkiye’nin Rusya ile S-400 füze anlaşması yapması, ABD’nin tabiriyle Halk Bankası yoluyla İran’a olan ambargonun delinmesi gibi konular ilişkileri daha da kopma noktasına getirdi” dedi. 

    "GÖZLER TÜRKİYE'YE ÇEVRİLDİ"

    Trump’ın yönetime gelmesinin ardından ilk önce Çin’e karşı gümrük vergilerini artıracağını duyurduğunu belirten Kantar, “Türkiye’ye yatırım yapmakta olan Katar’ın körfez ülkeleri tarafından ambargoya tabi tutulması ile köşeye sıkıştırılmaya çalışılması, İran’a uygulanacak ambargonun senatodan geçmesi ve son olarak rahip Brunson’un tutuklu olmasına karşı ABD’nin Türkiye’nin iç hukukuna müdahale etmesi ile tüm dünya gözlerini Türkiye’ye çevirdi” diye konuştu.

    "BUGÜN YAŞANANLAR GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİNE BENZİYOR"

    Kantar, "Türkiye’de son aylarda yaşanan bu gelişmeler 1997 yılındaki Güneydoğu Asya krizine benzemekle birlikte kendine özgü karakteristik özelliklere de sahip gelişmelerdir. 1997 yılının sonlarından itibaren başta Güney Kore olmak üzere Güneydoğu Asya ülkeleri üretim anlamında müthiş atılımlar göstermişler ve göstermiş oldukları büyüme rakamları ile doğrudan ve portföy yatırımları ile birçok yabancı yatırımcı bu ülkelerde yatırım yapmışlardır. Ancak bu ülkelerin borçlarının ABD doları cinsinden olması, bankacılık sisteminin mali disiplin altında olmaması, katı ücret politikaları ve yüksek çalışma saatleri gibi nedenlerle fon sahipleri yerel paraların ABD doları karşısında değer kaybedeceği düşüncesiyle paralarını ABD dolarına çevirip ülkeden çıkmaları Güneydoğu Asya ülkelerinde krizin daha da derinleşmesine neden olmuştur" ifadelerini kullandı.  

    "TÜRKİYE’Yİ FİNANSAL SPEKÜLASYONLARA AÇIK HALE GETİRDİ"

    Bu krizin bulaşma etkisi nedeniyle sırasıyla 1998 Rusya, Brezilya, 1999 Arjantin ve Türkiye krizlerini (1999-2001) takip ettiğine değinen Kantar, “Ülkemizdeki duruma gelecek olursak cari açığın GSYİH’ye oranının yüzde 6-7 oranına gelmesi çekirdek enflasyonun artması, seçim harcamaları ve emekli ikramiyesi gibi popülist yaklaşımların bütçeye ek yük getirmesi,  kredi derecelendirme kuruluşlarının bu göstergelere dayanarak Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi ve son olarak Trump’ın sponsorlarımız dediği uluslararası kredi kuruluşlarının Türkiye’ye borç vermemesi gerektiğini yüksek sesle dile getirmesi Türkiye’yi finansal spekülasyonlara daha da açık bir hale getirdi” dedi.

    "YASAL DÜZENLEMELER ACİLEN YAPILMALIDIR"

    Kantar, "Ülkemizin ekonomi yönetiminin kırılganlıkları artırmaması ve spekülatif baskılara maruz kalmaması için sermaye kontrolleri getirilmesi, gerekirse dış borç ödemelerinin ertelenmesi, sıkı maliye ve para politikası ile ilgili somut tedbirlerin alınması için gerekli yasal düzenlemelerin acilen yapılması gerekmektedir" diye konuştu. 

    (FOTOĞRAF)



  • Elektrik faturanızı 'fastPay' den ödeyin yüzde 5 indirim kazanın

    İSTANBUL, (DHA) - CK Enerji Boğaziçi Elektrik, CK Enerji Akdeniz Elektrik ve CK Enerji Çamlıbel Elektrik, DenizBank ile yapılan işbirliği çerçevesinde elektrik faturalarını fastPay üzerinden ödeyen tüketiciler  için yüzde 5 oranında indirim kazanacağı kampanya başlattı.

    CK Enerji Boğaziçi Elektrik, CK Enerji Akdeniz Elektrik ve CK Enerji Çamlıbel Elektrik, DenizBank, akıllı telefonlara ücretsiz olarak indirilen 'fastPay' ile elektrik faturası ödeme sürecini başlattıklarını açıkladı. 15 Ağustos-31 Aralık  tarihleri arasında elektrik faturasını söz konusu mobil uygulama üzerinden ödeyecek olan müşterilerin her faturanın yüzde 5’i kadar bir bedeli cebinde kalacak.

    UYGULAMAYI İNDİRMEK YETERLİ

    DenizBank ile yapılan işbirliği çerçevesinde 7 milyon müşteriye hizmet veren CK Enerji Boğaziçi Elektrik, CK Enerji Akdeniz Elektrik ve CK Enerji Çamlıbel Elektrik aboneleri, bu uygulama üzerinden ödenen her elektrik faturası için ayda 7,5 liraya varan bir avantaj sağlayabilecek.

    Akıllı telefon kullanıcılarının AppStore ve Google Play’dan ücretsiz olarak indirip hemen kullanmaya başlayabileceği 'fastPay' uygulaması ile tüketiciler herhangi bir taahhüt altına girmeden ‘indirim’ hakkına sahip olacak. Söz konusu indirim tutarı, faturanın ödenmesi sonrasında kullanıcının 'fastPay' bakiyesine yüklenecek. Aboneler, yüklenen bu bakiyeyi istediği gibi harcama imkânına sahip olacak.

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • Başkan Kafaoğlu’ndan kurban bayramı mesajı

    BALIKESİR, (DHA)- BALIKESİR Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu bir mesaj yayımlayarak tüm Balıkesir halkının ve İslam Alemi’nin yaklaşan Kurban Bayramı’nı kutladı.

    Bayramların barışın ve kardeşliğin sembolü olduğu belirtilen açıklamada Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu şunları söyledi:

    “Kurban Bayramı’na tekrar kavuşmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Kurban Bayramı bizler için her zaman özel bir yerde bulunmuştur. Bu yıl da Kurban Bayramı’nı idrak ettiğimiz şu günlerde İslam Coğrafyası’nda umutların yeşermesi ve kaosun bitmesi en büyük temennilerimizin arasında yerini almaktadır.

    Bayramlar küslüklerin sona erdiği, barışın ve huzurun sonsuza dek hakim olması adına önem taşıyan günlerdir. Ülkemiz maalesef bu mübarek günlerde ayrıştırmayı, kutuplaştırmayı ve bu kötü emeller üzerine tekrar sahneye konmaya çalışılan hain oyunları tekrar görmüştür. Ama milletimizin feraseti ve inancımız gereği, asla kafire izin verilmemiş, oyunlar da kahramanca bozulmuştur. Ülkemizde yaşayan her fert devletinin selameti için kendini ortaya atmış, bölünme, yok etme ve dinimizi elimizden alma gayretlerini boşa çıkarmıştır. Terörle ve cana kıymak suretiyle yapılmak istenilenlere Hz. İbrahim’in fedakarlığıyla vatanın evlatlarınca cevap verilmiştir. Kirli ellerin maşaları Hz. İsmail gibi kutsal değerlerine kurban olmak için hazır olan millet tarafından bozguna uğratılmıştır. İşte bundan sonra hain emelleri olanlar bu kahramanlık karşısında korkuyla hareket edecek ve ülke üzerinde kötü oyunlar oynayamayacaktır.

    Güçlü Türkiye hedefiyle tüm İslam ülkelerinde Kurban Bayramları, bayram tadında, savaş olmadan geçecektir. Güçlü Türkiye sayesinde masum halklar ölmeyecek, çocuklar geleceğe umutla bakacaktır. Bu düşüncelerle Mübarek  Kurban Bayramı’nın Milletimize, İslam Alemine ve kıymetli Hemşerilerimize hayırlara vesile olmasını dilerim.”

    (FOTOĞRAF)



  • “Kilo kaybettirme uygulamalarında en yeni yöntemler endoskopik yaklaşımlardır”

    İSTANBUL, (DHA) - OBEZİTE dünyada bilimsel, klinik ve halk sağlığı açısından tüm gelişmelere meydan okuyan bir problem olarak devamlılığını sürdürüyor. Hem erişkinlerde hem de ergenlik ve çocukluk çağında obezite olan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2035 yılı dünya nüfusunda yaklaşık 300 milyonunun daha obez olacağını tahmin ediyor. Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çiftçi, “Geleneksel yaklaşımlar kalıcı kilo verilmesi bakımından kısıtlı çözümler üretmektedir. Obezite tedavisinde endoskopik yaklaşımlarla kilo kaybettirme uygulamaları en yeni yöntemlerdir” dedi.

    2015 yılında dünyada 1 milyon 600 binden fazla insanın diyabet ve yüksek şekerle ilintili hastalıklardan yaşamını kaybettiğini belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çiftçi, “Geleneksel yaklaşımlar kalıcı kilo verilmesi bakımından kısıtlı çözümler üretmektedir. Obezite tedavisinde endoskopik yaklaşımlarla kilo kaybettirme uygulamaları en yeni yöntemlerdir. Endoskopik yöntemlerle gıda emilimini azaltıcı veya değiştirici uygulamalarda günümüzde yoğun şekilde uygulanmaktadır” dedi.

    Diğer yaklaşımlar hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, “Midenin çalışma düzenini etkileyici yöntemler, endoskopik mide katlama, endoskopik vagal sinir bloğu ve endoskopik botilinum enjeksiyonudur. Bir diğer çalışma anjiyo embolizasyon olup midenin açlıkla ilgili reseptör kısmının devre dışına çıkarmak üzerinedir. Endoskopisiz yutulan ve midede açılan balon uygulaması da yeni uygulanan metotlardandır. Yeni nesil balonlar, cerrahi öncesi köprü tedavisi görevini üstlendiği gibi, hafif kilolu kişilerde de etkinliği mevcuttur” şeklinde konuştu.

    “AMELİYATLI VE AMELİYATSIZ BİRÇOK ÇÖZÜM ARAŞTIRILIYOR”

    Mide botoksu hakkında da açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, şöyle konuştu:

    “İster ameliyatlı ister ameliyatsız olsun birçok çözüm araştırılıyor. Trondheim-Norveç’te denek hayvanları üzerinde yapılan çalışma sonrasında, mide botoks uygulanmasıyla ilgili de araştırılma başladı. 2017 ve 2018 yılında aynı ekibin denek hayvanları üzerinde yaptığı bir diğer deneysel çalışma da vagus sinirini bloke ederek obeziteye ve tip 2 diyabete çözüm arayışları üzerine oldu.

    Konuyla ilgili değişik meta-analiz çalışmaları yapıldı. Mide botoksuyla ilgili 6 aylık süreçte 4 kilogramdan başlayıp 12 kilograma kadar kilo verdirdiğini, kandaki trigliserit düzeyini düşürdüğünü bildiren araştırmalar mevcut. Fakat diğer yandan yapılan tedaviyi başarısız olarak bildiren çalışmalar da var. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken husus, midenin fundus denilen kısmının tedavi dışında bırakılmasının başarısızlığa neden olması. Bu tedavideki ana hareket noktası, mide boşalmasını geciktirip tokluk hissini daha uzun süre sağlamak ve yeme alışkanlıklarına tekrar çekidüzen vermek”.

    “MİDE BOTOKSU İSTENMEYEN ETKİLERE SEBEP OLABİLİR”

    Mide botoksunun istenmeyen etkilere de sebep olabileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, “Kaslarda güçsüzlük, nefeste zorlanma, çift görme gibi yan etkiler olabilir. İlaç, enjeksiyon yerinden vücudun diğer alanlarına yayılabilir ve tüm vücudu etkileyebilir” dedi.

    “TEDAVİ İÇİN İLAVE ÇALIŞMALARA İHTİYAÇ VAR”

    Mide botoksuna erişim imkânlarının kolay olması, yan etkisinin düşük olması göz önüne alındığında obezite tedavisinde tercih edilebilecek bir yöntem olacağını belirten Dr. Öğr. Üyesi Çiftçi, “Fakat bunun klinik uygulamada doz ve enjeksiyon yerleri açısından hala çalışmalar yapılmakta olup ilave çalışmalarada ihtiyaç bulunmaktadır. Tedavinin eksik kalan yönleri uzun süreçli verilerin kısıtlılığıdır. Mide boşalma hızını azaltması, beyindeki yeme merkezindeki açlık ve tokluğu dizayn etmesi, bağırsaktan salınan inkretin hormonları üzerinden harekete geçmesi; obezite ve diyabet tedavisinde etki mekanizması üzerindeki düşüncelerdir” şeklinde konuştu.

    (FOTOĞRAF)



  • Diyetisyen Karakurt: Tatilde 'küçük tabak' modelini uygulayın

    İSTANBUL, (DHA)- YAZ tatilinde otellerin sunduğu bol alternatifli yemekler dolayısıyla yeme düzeninde değişikler meydana gelebileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nilşah Karakurt, "Açık büfe tatillerinde seçeneğin çok olması, sizi tabağınızı gereksiz doldurmaya itebilir. Bu yaklaşımla başa çıkmak için, 'küçük tabak' modelini uygulayın" dedi.

    Yaz tatilini otelde geçireceklerin en büyük çekincelerinin açık büfeler olduğunu, ancak doğru seçimler yapıldığında bol alternatifin tatil boyunca kilo kontrolüne yardımcı olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nilşah Karakurt, tatilde de en önemli öğünün kahvaltı olduğuna dikkat çekti. Kahvaltının gün içinde kontrolsüz atıştırmaların önüne geçeceğini hatırlatan Dyt. Nilşah Karakurt, "Kan şekerini dengeleyecek bu öğünde omlet çeşitleri arasından seçim yapabilir, az yağlı ve lezzetli peynirler ile az işlenmiş kırmızı et ve zeytinlerle tabağınızı zenginleştirebilirsiniz. Yine ufak bir eleme ile pişi, kruvasan gibi hamur işleri yerine yarım simit, tahıllı bir ekmek veya bir küçük dilim peynirli börek tercih edebilirsiniz. Tatilde geç yatıp kalkıldığı için kahvaltı yapmak istemezseniz; acıktıktan sonra süt yulaf alternatifini deneyebilir, birkaç badem yanına kuru meyve ve bitki çayı ile güne sağlıklı bir başlangıç yapabilirsiniz" diye konuştu.

    "YEMEK ÖNCESİ AÇ KALMAMAYA DİKKAT EDİN"

    Öğle ve akşam yemeğine uzun süreli açlık sonrası gitmemek gerektiğine dikkat çeken Dyt. Nilşah Karakurt, "Gün içinde soğuk buzlu şekersiz sütlü kahve, naneli soğuk ayran veya bir porsiyon meyve ile ara öğün yaparsanız, yoğun açlık hissetmez, böylelikle gereksiz beslenmekten kaçınırsınız. Yemeğe inmeden önce 2 bardak su içmek de hem vücudun rahatlamasını sağlar, hem de aşırı yemek yemeyi önlemeye yardımcı olur" dedi.

    "SAĞLIKLI ATIŞTIRMALIKLAR TERCİH EDİN"

    Tatilde içilen içecek ve kokteyllerle beraber ikram edilen atıştırmalıklar, gün içinde size en çok kalori yükleyen yiyecekler olabileceği konusunda uyaran Dyt. Nilşah Karakurt şöyle devam etti:

    "Sohbet esnasında ve bir programı izlerken önünüze koyulan cips, kuruyemiş, çekirdek, kraker gibi atıştırmalıkları porsiyon kontrolü bilinci olmadan bitiriyor olabilirsiniz. Bu durumda önünüze gelenlere göz gezdirmeniz ve farkındalığınızı arttırmanız gerekir.  Seçiminizi kokteyl salatalık, fındık, badem gibi yiyecekler arasından yaparsanız, hem atıştırma isteğinizi bastırır, hem de zararsız tercihler yapmış olursunuz."

    "AKŞAM YEMEĞİNDE KONTROLLÜ OLUN"

    Öğle ve akşam yemeği arasında kontrollü olmak gerektiğinin altını çizen Dyt. Karakurt, "Çok miktarda yemek yiyorsanız, öğle yemeğini sebze ve salata ağırlıklı, hafif besinlerle geçirmeye çalışın. Bunun yanında ara öğünlerinizde süt ürünleri tüketerek ve bitki çaylarına yer vererek de aldığınız kaloriyi dengeleyebilirsiniz. Tatilde denizle ilginiz sadece yüzmekle kalmıyor, deniz mahsullerini yemeyi de seviyorsanız, güzel bir balık akşamı yapabilirsiniz. Izgara balık ve bolca yeşillik iyi bir akşam yemeği seçeneği olurken; bir porsiyon midye, karides, kalamar gibi deniz ürünleri de tüketebilirsiniz" diye konuştu.

    "EN KÜÇÜK TABAĞI SEÇİN"

    Karakurt, "Açık büfe tatillerinde seçeneğin çok olması, sizi tabağınızı gereksiz doldurmaya ve fazla yemeye itebilir. Bu yaklaşımla başa çıkmak için, küçük tabak modelini uygulayabilirsiniz. Mümkün olan en küçük tabağı seçip, bu tabağı sağlıklı ve size keyif veren yiyeceklerle tamamen doldurabilirsiniz. Dolu tabak görüntüsü hem gözünüze hitap eder, hem de psikolojik olarak çok yiyeceğiniz mesajını verir. Böylece gerekli miktarda yer ve doymuş hissedersiniz" tavsiyesinde bulundu.

    "BOL BOL YÜZÜN"

    Uyku düzeninizin değişmesinin metabolizmayı yavaşlatabileceğini vurgulayan Karakurt, "Günde 2,5 - 3 litre su içmeye özen gösterin. Bunun yanında uzun süren güneşlenmeler yerine bol bol yüzerek, sahilde yürüyüşler yaparak hem metabolizmayı harekete geçirebilir, hem de hareketi arttırabilirsiniz" ifadelerini kullandı.

    (FOTOĞRAF)