MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • “Gribe karşı korunmanın en iyi yolu aşı yaptırmak”

    LEFKOŞA, (DHA)- GRİBAL enfeksiyon ile ilgili açıklamalarda bulunan Op. Dr. Remzi Tınazlı, kişilerin virüsü aldıktan sonra belirtilerinin birkaç gün içinde ortaya çıktığını, bu nedenle virüsü alan kişilerin hastalık daha başlamadan, diğer insanlara bulaştırabileceğini söyledi. Tınazlı, “Gribe karşı korunmanın en iyi yollarından biri her yıl aşı yaptırmaktır” dedi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Baş Boyun ve Yüz Estetiği Cerrahisi Anabilim Dalı Uzmanı Op. Dr. Remzi Tınazlı, gribal enfeksiyonun belirtilerinin soğuk algınlığına benzemekle birlikte farklı ve çok daha şiddetli olduğunu vurguladı.

    “HASTALIĞIN GEÇMESİ İÇİN 1-2 HAFTA GEREKEBİLİR”

    Op. Dr. Remzi Tınazlı gribal enfeksiyonun tamamen iyileşmesi için 1 ile 2 hafta kadar zaman geçmesi gerektiğini söyledi. Tınazlı,  “Gribal enfeksiyon, ateş, vücut ağrıları, baş ağrısı, kuru bir öksürük ve boğaz yanması, boğaz ağrısı gibi belirtilere neden olmaktadır.  Gribal enfeksiyon olan kişi kendini yorgun ve daha az enerjik hisseder.  Belirtiler genellikle ilk 3 - 4 gün içinde en kötü halini alırken, tamamen iyileşmesi için ise 1 ile 2 hafta kadar zaman geçmesi gerekir” dedi.

    “GRİBAL ENFEKSİYON SOĞUK ALGINLIĞINDAN DAHA AĞIR BULGULARA SAHİP”

    Op. Dr. Remzi Tınazlı, soğuk algınlığının kişide yorgunluk hissi yarattığını, gribal enfeksiyonun ise çok daha ağır bulgularla kendini gösterdiğini söyledi.

    Burun akıntısı, hapşırık ve boğaz ağrısı gibi soğuk algınlığı bulguları ile başlayan gribin soğuk algınlığından farklarını dile getiren Tınazlı, şöyle konuştu:

     “Soğuk algınlığı genellikle yavaş gelişirken, gribal enfeksiyon aniden ortaya çıkar.  Soğuk algınlığı sadece kişiyi yorgun bir hale getirirken, gribal enfeksiyon kişiyi genelde çok daha kötü hissettirir.  Gribal enfeksiyonda genellikle ateş, titreme, baş ağrısı, kas ağrıları, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve yorgunluk olur.  Hastalık geliştikçe belirtiler soğuk algınlığı belirtilerine benzeyebilir, ancak gribal enfeksiyon durumunda belirtiler daha şiddetlidir.  Ani bir ateş, özellikle 38 derece veya daha yüksek ise, kuru ve göğüsten gelen bir öksürük var ise, baş ağrısı, yorgunluk, titreme, kas ağrısı, ekstremite veya eklem ağrısı, ishal veya karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma, boğaz ağrısı, burun akıntısı veya tıkanması, hapşırma, iştah kaybı, uyku zorluğu gibi bulgular var ise gripal enfeksiyondan şüphe edilmelidir.  Soğuk algınlığı kişiyi oldukça yorabilir, ancak gribal enfeksiyon kişinin yataktan çıkmasını bile engelleyecek kadar kötü olabilir.”

    Tınazlı, çocuklardaki gribal enfeksiyon belirtilerinin yetişkinlerde görülenlere benzemekle birlikte bulantı, karın ağrısı, kusma ve ishal gibi şikayetlerin daha sık ortaya çıktığını belirtti.

    “EN İYİ YOL AŞI YAPTIRMAK”

    Gribe karşı korunmanın en iyi yollarından birinin de her yıl aşı yaptırmak olduğunu hatırlatan Op. Dr. Remzi Tınazlı, “Gribal enfeksiyon aşısının İnfluenza H3N2, İnfluenza H1N2 ve B virüsünden oluşan üç influenza virüsünü içeriyor.  Koruma, aşı yapıldıktan yaklaşık 2 hafta sonra başlar. Tavuk yumurtasına karşı şiddetli alerjisi olanlar, geçmişte gribal enfeksiyon aşısına vücudu şiddetli tepki gösterenler, gribal enfeksiyon aşısı alındıktan sonra 6 hafta içinde Guillain Barre Sendromu gelişen bireyler ve 6 aylıktan küçük çocuklar için gribal enfeksiyon aşısı öncesi bir doktora başvurulması gerekir. Orta ve şiddetli ateş ile hastalık geçiren tüm bireylerin aşı olmadan önce düzelene kadar beklemesi gerekiyor” diye konuştu.

    GRİBAL ENFEKSİYON TEDAVİLERİ

    Gribal enfeksiyon tedavisinde dinlenmenin, bol miktarda sıvı tüketmenin, alkolden ve tütün kullanımından kaçınmanın ve gribin belirtilerini hafifletmek için ilaç kullanmanın tavsiye edilen bazı yöntemler olduğunu ifade eden Op. Dr. Remzi Tınazlı, ağrı kesici ve ateş düşürücülerin kullanımının enfeksiyona bağlı ateş, baş ağrısı ve kas ağrılarının tedavisine yardımcı olabildiğini, bazı durumlarda, doktor tavsiyesi ile alınabilecek  antiviral ilaçların ise hastalığın süresini kısaltmaya ve ciddi komplikasyonların oluşmasını önlemeye yardımcı olduğunu söyledi. 

    Tınazlı, bakteriyel göğüs enfeksiyonu gibi gribal enfeksiyon komplikasyonu gelişmediği sürece antibiyotiklerin virüs üzerine herhangi bir etkisi olmadığından gribal enfeksiyon için kullanılmadığını da belirtti.

    KIŞ SALGINLARINDAN HER YIL 300 BİN İLE 600 BİN KİŞİ ETKİLENİYOR

    Op. Dr. Remzi Tınazlı  gribal salgınlara ilişkin olarak şu açıklamalarda bulundu:

    “Gribal enfeksiyonlar sadece belirli bir alanda veya dünya çapında salgınlara neden olabilir.  Kış salgılarının her yıl 300 bin ile 600 bin kişiyi etkilediği, yaklaşık 200 bin kişinin ise hastaneye kaldırıldığı ve 3 bin ile 49 bin arasında kişinin öldüğü yapılan araştırmarla bilinmektedir.”

    Gribal enfeksiyonun kış mevsiminde çok daha sık yaşanmasının nedenlerine de değinen Op. Dr. Remzi Tınazlı, kışın virüsün havanın dışarıdan daha az nemli olması dolayısıyla daha uzun süre içeride yaşayabildiğini, havadaki canlı virüsü insanların nefes alıp verirken içe çekmesinin ya da gözler, burun ve ağız yoluyla vücut içine almasının daha kolay olduğunu, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve yakın temasların daha çok olması nedeniyle de gribal enfeksiyonun daha çok insanı etkilediğini bildirdi.

     



  • (Görüntülü) Kestane Şöleni’nde yarım ton kestane dağıtıldı

    İSTANBUL, (DHA) –BAĞCILAR Belediyesi’nin hizmete sunduğu Nostalji Bahçelerinden olan Kestane Bahçesi’nde piknik düzenlendi. Geleneksel kıyafetli kadınların kestaneden pişirdikleri yöresel yemek ve tatlıları sunduğu etkinlikte 500 kilogram kestane dağıtıldı. Bağcılar ilçesi sakinleri, hafta sonu Nostalji Bahçelerinden olan Kestane Bahçesi’nde düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. İlçe sakinlerinden kimi topladığı kestaneyi kendi pişirdi kendi yedi, kimi de ikram edilen kavrulmuş kestanelerin tadına baktı. Programda vatandaşlar hem piknik yaptı hem de keyifli dakikalar geçirdi. Çocuklar da parktaki oyun gruplarında arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak eğlendi. 100 AĞAÇTAN KESTANE TOPLANDI Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, piknik yapan vatandaşlarla sohbet ettikten sonra ağaçtan kestane topladı. Çağırıcı’ya AK Parti İlçe Başkanı İsmet Öztürk de eşlik etti. Toplama işleminin ardından mangal başına geçen Çağırıcı, kavurduğu kestanelerden önce gazetecilere ardından da vatandaşlara ikramda bulundu. Bahçede bulunan 100 ağaçtan toplanan kestaneler ızgaralarda kavrularak katılımcılara ikram edildi. Bazı vatandaşlar da ağaçlardan topladığı kestaneleri kendi mangalında közleyip yedi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte geleneksel kıyafetlerini giyen kadınlar kestaneyle yapılan yöresel yemekler ve tatlılardan pişirdi. Davetliler tadına baktıkları kestaneden yapılmış yemekleri çok lezzetli bulduklarını ve beğendiklerini söyledi. Kestane şenliği programına katılan vatandaşların, aileleriyle birlikte eğlendiği ve kestaneleri dalından koparıp yediklerinde mutlu oldukları gözlendi. Etkinlikte ilçe sakinlerine pişmiş ve çiğ olmak üzere toplam yarım ton kestane ikram edildi. “NOSTALJİ BAHÇELERİ GELECEK YILLARDA DAHA DA ARTACAK" Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, vatandaşlarla birlikte kestane hasadında buluşmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Nostalji bahçelerinin gelecek yıllarda daha da artacağını kaydeden Çağırıcı, vatandaşların hasat öncesinde bu bahçelerde piknik yaptıklarını ve meyveleri koruduklarını da ifade etti. "KESTANE GİREN HER YEMEK GÜZEL OLUR" Kestane güvecin tarifini veren Elife Kula, “İçinde et yerine kestane var. Kestaneyi her şeye koyabiliriz. Kestane giren her yemek güzel olur” dedi. Kestane kebap ustası Murat Temiz ise, kestanenin en güzel sobada pişeceğini ve çizilerek yapılması gerektiğini söyledi.



  • Kestane Şöleni’nde yarım ton kestane dağıtıldı

    İSTANBUL, (DHA) –BAĞCILAR Belediyesi’nin hizmete sunduğu Nostalji Bahçelerinden olan Kestane Bahçesi’nde piknik düzenlendi. Geleneksel kıyafetli kadınların kestaneden pişirdikleri yöresel yemek ve tatlıları sunduğu etkinlikte 500 kilogram kestane dağıtıldı.

    Bağcılar ilçesi sakinleri, hafta sonu Nostalji Bahçelerinden olan Kestane Bahçesi’nde düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. İlçe sakinlerinden kimi topladığı kestaneyi kendi pişirdi kendi yedi, kimi de ikram edilen kavrulmuş kestanelerin tadına baktı. Programda vatandaşlar hem piknik yaptı hem de keyifli dakikalar geçirdi. Çocuklar da parktaki oyun gruplarında arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak eğlendi.

    100 AĞAÇTAN KESTANE TOPLANDI

    Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, piknik yapan vatandaşlarla sohbet ettikten sonra ağaçtan kestane topladı. Çağırıcı’ya AK Parti İlçe Başkanı İsmet Öztürk de eşlik etti. Toplama işleminin ardından mangal başına geçen Çağırıcı, kavurduğu kestanelerden önce gazetecilere ardından da vatandaşlara ikramda bulundu.

    Bahçede bulunan 100 ağaçtan toplanan kestaneler ızgaralarda kavrularak katılımcılara ikram edildi. Bazı vatandaşlar da ağaçlardan topladığı kestaneleri kendi mangalında közleyip yedi.  Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte geleneksel kıyafetlerini giyen kadınlar kestaneyle yapılan yöresel yemekler ve tatlılardan pişirdi. Davetliler tadına baktıkları kestaneden yapılmış yemekleri çok lezzetli bulduklarını ve beğendiklerini söyledi.

    Kestane şenliği programına katılan vatandaşların, aileleriyle birlikte eğlendiği ve kestaneleri dalından koparıp yediklerinde mutlu oldukları gözlendi. Etkinlikte ilçe sakinlerine pişmiş ve çiğ olmak üzere toplam yarım ton kestane ikram edildi.

    “NOSTALJİ BAHÇELERİ GELECEK YILLARDA DAHA DA ARTACAK"

    Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, vatandaşlarla birlikte kestane hasadında buluşmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Nostalji bahçelerinin gelecek yıllarda daha da artacağını kaydeden Çağırıcı, vatandaşların hasat öncesinde bu bahçelerde piknik yaptıklarını ve meyveleri koruduklarını da ifade etti.

    "KESTANE GİREN HER YEMEK GÜZEL OLUR"

    Kestane güvecin tarifini veren Elife Kula, “İçinde et yerine kestane var. Kestaneyi her şeye koyabiliriz. Kestane giren her yemek güzel olur” dedi.

    Kestane kebap ustası Murat Temiz ise, kestanenin en güzel sobada pişeceğini ve çizilerek yapılması gerektiğini söyledi.

     

     



  • Balıkesir esnafından enflasyonla mücadeleye destek

    BALIKESİR,(DHA) Hazine ve Maliye Bakanlığının “Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı” kapsamında enflasyona karşı yüzde 10 indirim kampanyası Balıkesir’de de Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğü ile başladı.
     
    Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Balıkesir Ticaret Odası’nın da yürüttüğü çalışmalar kapsamında Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’na bağlı ekipler hazırlatılan afişleri Balıkesir esnafına dağıtarak kampanyaya destek vermelerini istedi.

    Yürütülen kampanya kapsamında açıklamalarda bulunan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, enflasyonla topyekûn mücadeleye ilk destek veren şehirlerden biri olduklarını belirterek, her zaman devletin ve milletin yanında duracaklarını söyledi.
     
    HER ZAMAN DEVLETİMİZİN YANINDAYIZ


    Türkiye’nin 2001 yılında büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisiyle, oldukça kısa zamanda ekonomik kalkınmada çok önemli mesafe aldık. Son 16 yıl içerisinde dünyanın en büyük 10 ekonomisi hedefini engellemek için birçok uygulamaları gördük. 2011 yılında tüm makro dengelerin oturduğu artık dünyanın 10’uncu ekonomisine yaklaştığımız bir anda önce Gezi olayıyla, sonra 17-25 Aralık operasyonuyla emniyet ve hukuk darbesine maruz kaldık, asıl 15 Temmuz hain darbesini hiç ama hiç unutmamamız gerekiyor. Vatanımız için milletimiz için kutsallarımız için ‘biz de varız’ diyen karanlık geceyi aydınlığa çıkaran bir ülke, bir millet var. 15 Temmuzda muradına eremeyenler, Ağustos ayından itibaren milletin cebine dokunmak üzerine başlatılan spekülatif hareketleri kapsayan süreci yaşatıyorlar” dedi.
     
    BALIKESİR’DE TOPYEKÜN MÜCADELE
     

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın başlattığı enflasyon ile topyekün mücadele kapsamında Balıkesir’in topyekün mücadele verdiğinin altını çizen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu sözlerine şöyle devam etti:

    “Hazine ve Maliye Bakanımızın başlatmış olduğu kampanyayla makro dengedeki 81 ili ilgilendiren alanda enflasyonla mücadelenin fitili yakıldı. Yüzde 10 gönüllü olarak bu mücadelede ildeki sektör temsilcilerinin hızlı bir biçimde ‘ben de varım’ demesi çok önemliydi. Görüyorum ki, Balıkesir de topyekün mücadeleye başlamış durumda. Gerek Ticaret Odalarımız, gerekse esnaf teşkilatlarımız birlikte hareket ederek kampanyaya destek veriyorlar. Balıkesir tarihinde olduğu gibi ülkemize yönelen hangi tehdit olursa olsun tek vücut olmayı başarmış ve birçok kez tüm ülkeye örnek olmayı başarmıştır.”
     
    HER DURUŞ BİR KAHRAMANLIKTIR

    Üretimin ne kadar zorlu şartlar altında yapıldığının farkında olduklarını belirten Başkan Zekai Kafaoğlu, tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen bu kampanyaya destek veren üreticileri kutladığını söyledi. Kafaoğlu, “Ne kadar zor şartlarda ürettiğinizi biliyorum, ne kadar zor şartlarda rekabet ettiğinizi biliyorum. Bu kampanyaya destek veren üreticilerimiz ve esnaflarımız aslında bugün bir duruş, bir duygu gösteriyorlar.  Birbirimize ne kadar sıkı bir biçimde bağlı olduğumuzu gösteriyoruz. Biz büyük bir milletiz, büyük bir millet olmak demek büyük kahramanlıklar demektir. Sizin bugünkü duruşunuz şehitlerimizin ruhuna uygun bir biçimde ‘ben de imkanlar ölçüsünde bir duruş gösteriyorum’ demektir. Bu çok kolay değil. Bir başkanınız olarak ben de bu duruşunuzun yanındayım, büyük fotoğrafa bakıldığında Dünya’ya şu mesaj veriliyor. Dünyanın en büyük 10’uncu ekonomisi hedefimiz hala devam ediyor. Siz ne yaparsanız yapın bizler güçlü bir biçimde kader birliği yaparak yolumuza devam edeceğiz” dedi.



  • Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum: “Yeşil alana ihtiyacımız var”

    İSTANBUL, (DHA) - ÇEVRE ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Esenler 15 Temmuz Millet Bahçesi'nde incelemelerde bulundu. Kurum, incelemeler sonrasında yaptığı açıklamada, “Sosyal anlamda yeşil alana ihtiyacımız var” dedi.

    Esenler Belediye Başkanı ve protokol ile birlikte millet bahçesini gezdikten sonra açıklamalarda bulunan Kurum, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak Cumhurbaşkanımızın bize verdiği talimatlar doğrultusunda şehrin her noktasında yeşil alan sayısını artırmaya çalışıyoruz. Millet bahçesi projeleri tamamlandığında kişi başına düşen yeşil alan miktarı yüzde 10 artacak. Sosyal alanda baktığımız zaman bizim yeşil alana ihtiyacımız var. Bizim bunların sayısını artırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Bakan Kurum, açıklamalarının ardından Esenler 15 Temmuz Millet Bahçesi’nin yıl sonuna kadar açılacağını da dile getirdi.  

    “İSTANBUL’UN EN BÜYÜK PARKLARINDAN BİRİ OLACAK”

    Hükümetin 100 Günlük Eylem Planı'nda yer verilen proje ile ilgili detayları paylaşan Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu ise, Millet Bahçesi’nin son aşamasında olduklarını belirterek, “İnşallah hazırlıklar bittiği zaman burası İstanbul’un en büyük parklarından biri olacak. Plan sınırımız 182 bin metre, proje alanımız uygulamada 240 bin metreye kadar çıkacak” dedi.



  • Diyabete karşı pedal çevirdiler

    İSTANBUL, (DHA)- DÜNYA Sağlık Örgütü verilerine göre her 11 kişiden 1’i diyabet hastası ve bu hastalıkla mücadele veriyor. Her 6 saniyede 1 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan diyabet hastalığı için Medicana Kadıköy Hastanesi ‘Diyabete Karşı Pedal Çevir’ etkinliği düzenledi. Hastalığa karşı farkındalık yaratmak isteyen topluluk, Kızıltoprak, Kalamış, Caddebostan, Suadiye ve Bağdat Caddesi ‘nde Bisikletliler Derneği Başkanı Murat Suyabatmaz önderliğinde bisiklet sürüşü yaptı.

    Kadıköy Belediyesi, Bisikletliler Derneği ve Lions Anadolu Yakası Federasyonu’nun katkılarıyla düzenlenen ‘Diyabete Karşı Pedal Çevir’ etkinliğinde, katılımcılar uzmanlar tarafından konuyla ilgili bilgiler alarak, şeker ölçümlerini yaptırdılar. Etkinlikte, Medicana Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Semiha Ayaydın Kaplan hastalık hakkında genel bilgi verirken, diyetisyen Maria Tanoğlu da hastaların beslenmeleri konusunda uyarılarda bulundu.

    “HER 2 HASTADAN 1’İ DİYABET OLDUĞUNU BİLMİYOR”

    Diyabet hastalığının çocukluk yaşlarda da başlayabileceğini dile getiren İç Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Semiha Ayaydın Kaplan, obezitenin de diyabete zemin hazırladığı vurgusunu yaptı. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 verilerini belirten Kaplan, “Verilere göre her 11 hastadan 1’i diyabet hastası. Tanı konulmuş her 2 hastadan birinin de diyabet hastası olduğunu bilmediği görülüyor. 7 gebeden 1’ine diyabet tanısı konulmakta ve her 6 saniyede 1 diyabet hastası ölüyor. Bu verileri düşünürsek bu hastalığı çok önemsemeliyiz. Her zaman erken tanı ve tedavi bizim için çok önemli” dedi.

    “DİYABETİ KİŞİLER KENDİSİ FARK EDEBİLİR”

    İnsanların kendilerini izleyerek de hastalıktan şüphelenebileceklerini ifade eden Kaplan, “Çok sık su içme, çok idrara çıkma, ağız kurulukları belirtileriyle hastalar gelebiliyor. Çok yüksek kan şekeri olan hastalarda birden kilo kayıpları oluyor. Bazı hastalar ailelerinde de diyabet olduğu için durumun farkında olarak geliyorlar ama bazı hasta da doktora gitmeye korkuyor. Diyabeti reddeden hastalar var. Farkındalar ama bunu reddetmek için doktora gitmiyorlar. Oysaki bunu ilk başta tespit edebilirsek diyabetin ilerlemesinin önüne geçebileceğiz. Hastaları bilinçlendirerek tedaviyi reddetmesinin önüne geçebiliriz” diye konuştu.

    “BESLENME DİYABET TEDAVİSİNİN YÜZDE 50’SİNİ OLUŞTURUYOR”

    Medicana Kadıköy Hastanesi Diyetisyeni Maria Tanoğlu, insanların beslenme düzeninin diyabet tedavisinin yüzde 50’sini oluşturduğunu söyledi. Doğru ve dengeli beslenmenin önemini vurgulayan Tanoğlu, “Diyabete karşı pedal çevir etkinliği ile halkımızı bilinçlendirmeyi hedef alıyoruz. Sağlıklı öğünler tercih etmeli, yeterli ve dengeli beslenmeli, ana ve ara öğünlerimizin saatlerine dikkat etmeliyiz. Diyabet hastalarında en önemli problem uzun süre aç kalmaktır. Uzun süreli açlıklarda hastalar kan şekerlerinin düştüğünü zannediyor ancak uzun süreli açlıklarda kan şekerlerimiz yükseliyor. Bunu engellemek için yapmamız gereken en önemli şey her 3 saatte 1 bir şeyler tüketmektir. Glisemik indeksi yüksek besinleri hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor. Bunlar nişasta oranı zengin ve lif oranı düşük olan besinlerdir. Beyaz ekmek, pirinç, beyaz makarna, şeker, bezelye, patates, mısır gibi nişasta oranı yüksek olan besinleri hayatımızdan biraz uzaklaştırmamız gerekiyor” dedi.

    “DİYABET HASTALARI MEYVE TÜKETEBİLİR VE TARÇIN KULLANMALIDIR”

    Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlemiş olduğu oranlarda günde 3 ile 5 porsiyon meyve tüketimi yapılabileceğini dile getiren Tanoğlu, tarçın kullanımının önemine dikkat çekti. Tarçının kan şekerini dengeleme özelliği bulunduğunu söyleyen Tanoğlu, “Günlük beslenmede meyvenin, sütün veya yoğurdun üzerine tarçın dökülebilir. Hastalar meyve tüketebilir ancak bazı şeylere dikkat etmesi gerekir. Meyve tüketirken içindeki fruktozun, kan şekerimizi hızlı yükseltmesini engellemek için meyvenin yanında süt, yoğurt, kefir gibi bir süt grubu veya fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler tercih etmek gerekir. Süt grubu ve kuruyemişteki yağ sayesinde meyvenin kan şekerimizi hızlı yükseltmesini engellemiş oluyoruz. Bu sayede kan şekerimiz hızlı bir şekilde yükselmiyor” diye konuştu.



  • TOKİ'den piyasaya yarım milyar liralık yastık altı katkısı

    İSTANBUL, (DHA)- TOPLU Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Ergün Turan, borcunu ödeyip tapusunu hemen almak isteyen konut ve iş yeri alıcılarına yüzde 24 indirim getiren kampanyasına kısmı ödemelerle beraber 13 bin 321 vatandaşın başvurduğunu ve 588 milyon 575 bin lira para yatırıldığını belirtti.

    Vatandaşların kampanyaya gösterdiği yoğun ilgiden memnun olduklarını belirten Turan, "TOKİ'den sosyal konut satın alan, çoğu alt gelir grubundan vatandaşlarımıza yüzde 24 erken ödeme indirimi ile önemli bir fırsat sunduk. 100 bin lira borcu olan bir vatandaşımızın 21 Eylül- 19 Ekim tarihleri arasında borcunu kapatması halinde, 76 bin lira ödeyeceğini belirttik. Kampanyamız oldukça ilgi gördü. Kısmı ödemeler hariç, 11 bin 405 vatandaşımız 524 milyon 315 bin liralık borçlarını kapatıp tapularını almaya hak kazandı" dedi.

    ESNEK ÖDEME İLE 64 MİLYONLUK BORÇ KAPATILDI

    Bu yıl ikincisini düzenledikleri indirim kampanyasında esnek ödeme yaptıklarını vurgulayan Turan, “Yüzde 24 indirim kampanyamızdan bütün borç bakiyesini kapatamayacak vatandaşlarımız da yararlandı. Borcunun tamamını kapatamayan bin 907 vatandaşlarımız da yaptıkları 64 milyon 260 bin liralık peşin ödemelerle yüzde 24 indirim kampanyasından faydalandı” açıklamasında bulundu.

    PİYASAYA YASTIK ALTI KATKISI

    Yüzde 24 indirim kampanyasında kısmı ödeme ile yararlanan vatandaşlar ile beraber toplam 13 bin 321 vatandaşın kampanyadan faydalandığını belirten Turan, toplam 588 milyon 575 bin lira ödeme yapıldığını söyledi. 

    Kampanya katılan vatandaşların yüzde 97’sinin borçlarını yastık altı denilen kişisel tasarruflar ile kapattığını vurgulayan Turan, “Yüzde 24 indirim kampanyamıza katılan 11 bin 405 konut ve iş yer alıcısı 524 milyon 315 bin liralık borçlarını kapatarak tapularını almaya hak kazandı.  Bin 907 kişi de borcunun belli bir kısmını kapatıp, 64 milyon 260 bin liralık borç kapatarak yüzde 24 indirim kampanyasından yararlandı. Kampanyamız sonucundan yatırılan 588 milyon 575 bin liralık borcun yüzde 97’si 570 milyon lirası yastık altı diye tabir edilen kişisel tasarruflar ile kapattı” açıklamasında bulundu.

    Yastık altından çıkan 570 milyon liranın piyasaya girdiğini belirten Turan, “Bizim politikamız gereği muhatap olduğumuz kitle, dar ya da orta gelire sahip aile ve bireylerdir. Bu kesimin en rahat ve en kolay ödeme yapabilmeleri için sürekli kampanyalar düzenliyoruz. Gerek katılım oranı gerekse kredi kullanmadan ödeme yapılan oran bizleri sevindirdi. Kredi kullanılmadan tasarruf ile gelen yastık altı parası ekonomiye kazandırıldı" dedi.

    İnşaat sektörünün, alt sektörleriyle birlikte her geçen gün büyümekte, gelişmekte ve Türk ekonomisinin lokomotifi olmaya devam ettiğini belirten Turan, “İnşaat sektöründeki hadise çok geniş ve hızlı şekilde katmanlara ulaşan bir sektör. Ekonomik büyüme olduğunda itici güç olarak ortaya çıkıyor. İnşaat sektörüne gözümüz gibi bakmalıyız" değerlendirmesini yaptı.

     



  • YENİDEN//Timurtaş Onan’ın ‘İstanbul Her Şeye Rağmen’ isimli fotoğraf kitabı çıktı

    İSTANBUL, (DHA) - FOTOĞRAF sanatçısı Timurtaş Onan'ın, 80'lerden bugüne İstanbul'un gündelik yaşamına dair görsel hikayelerle yüklü yeni fotoğraf kitabı ‘İstanbul Her Şeye Rağmen’, fotoğraf severlerle buluştu.
    Bugüne dek ulusal ve uluslararası pek çok proje ve sergiye imza atan İstanbullu fotoğrafçı Timurtaş Onan'ın kitabı, 80'lerden bu yana İstanbul'un geçirdiği kültürel, ekonomik, demografik ve mimari değişimlere detaylı olmasının yanı sıra panoramik bir bakış da sunuyor. Kitapta çoğunluğu analog olan 120 adet siyah beyaz fotoğraf yer alıyor.
    80'li yıllardan bu yana İstanbul'u sayısız defa kadrajına almış olan Onan, yeni kitabıyla bu kadim kentin hafıza kutusuna yeni bir andaç bırakmayı hedefliyor. Fotoğrafların taranması ve seçimi ile tasarımı yaklaşık bir buçuk yıl süren kitapta Onan, dışarıdan ne kadar müdahale edilirse edilsin; hayatın ve şehrin her şeyden azade kendine özgü bir akışı olduğunu ve bu akışı hiçbir şeyin değiştiremeyeceğini yansıtıyor.



  • İBB’nin yerli ve özgün projeleri ödül getirdi

    İSTANBUL, (DHA) - İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi (İBB), Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından 2 ödüle birden layık görüldü. Yerli ve milli üretimi artırmak amacıyla hayata geçirdiği ‘Yerli Teknoloji Ofisi’ projesi ve Türkiye’de bir ilk olan zeminden sürekli enerji beslemeli ‘Eminönü-Alibeyköy Tramvay Hattı’ projesi ödül getirdi.
    Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen ‘Sürdürülebilir İş Ödülleri’ sahiplerini buldu. 14 ana kategoriden 77 kurum, kuruluş ve firma finale kaldı. Her biri kendi alanında uzman jürinin yaptığı değerlendirme sonucu İBB 2 ayrı dalda ödüle layık görüldü.
    İTHAL YERİNE YERLİ ÜRETİM
    İBB Başkanı Mevlüt Uysal’ın talimatıyla İSKİ, ihtiyaç duyulan ekipmanların yerli ve milli imkanlarla üretilmesi ve geliştirilmesi için geçtiğimiz yıl Yerli Teknoloji Ofisi kurdu. Bu sayede içme suyu, atık su, dere ıslahı, bakım-onarım çalışmaları başta olmak üzere hizmet verilen tüm alanlarda kullanılan malzemelerin yerli ve milli oranını artırmak için proje geliştiriliyor. Böylece ülke sermayesinin yurt içinde kalması, istihdamın artırılması ve milli teknoloji imkanlarımızın gelişmesine katkı sunan ‘Yerli Teknoloji Ofisi’ projesiyle İSKİ, ‘işbirliği’ kategorisinde ödüle layık görüldü.
    TÜRKİYE’DE İLK KEZ HAYATA GEÇECEK
    İBB Raylı Sistemler Daire Başkanlığı ise ‘Eminönü-Alibeyköy Tramvay Hattı İnşaat, Elektromekanik ve Araç Alımı işi Projesi’yle ‘sürdürülebilir inovasyon’ dalında ödül kazandı. Tarihi dokuyu bozmayacak ve tarihi yapılara zarar vermeyecek şekilde tasarlanan projenin yapımına 2017 yılı başında başlanmıştı. Zeminden sürekli enerji besleme sistemiyle hazırlanan proje Türkiye’de bir ilk olması özelliğiyle inovatif bir çalışma olarak dikkat çekiyor.



  • Timurtaş Onan’ın ‘İstanbul Her Şeye Rağmen’ isimli fotoğraf kitabı çıktı

    İSTANBUL, (DHA) - FOTOĞRAF sanatçısı Timurtaş Onan'ın, 80'lerden bugüne İstanbul'un gündelik yaşamına dair görsel hikayelerle yüklü yeni fotoğraf kitabı ‘İstanbul Her Şeye Rağmen’, fotoğraf severlerle buluştu.
    Bugüne dek ulusal ve uluslararası pek çok proje ve sergiye imza atan İstanbullu fotoğrafçı Timurtaş Onan'ın kitabı, 80'lerden bu yana İstanbul'un geçirdiği kültürel, ekonomik, demografik ve mimari değişimlere detaylı olmasının yanı sıra panoramik bir bakış da sunuyor. Kitapta çoğunluğu analog olan 120 adet siyah beyaz fotoğraf yer alıyor.
    80'li yıllardan bu yana İstanbul'u sayısız defa kadrajına almış olan Onan, yeni kitabıyla bu kadim kentin hafıza kutusuna yeni bir andaç bırakmayı hedefliyor. Fotoğrafların taranması ve seçimi ile tasarımı yaklaşık bir buçuk yıl süren kitapta Onan, dışarıdan ne kadar müdahale edilirse edilsin; hayatın ve şehrin her şeyden azade kendine özgü bir akışı olduğunu ve bu akışı hiçbir şeyin değiştiremeyeceğini yansıtıyor.



  • Mustafa Sandal sağlık elçisi kadınlarla buluştu

    İSTANBUL, (DHA) - ÜNLÜ sanatçı Mustafa Sandal Esenlerli kadınlarla buluştu. ‘Evimizin Sağlık Elçileri’ projesi kapsamında düzenlenen programda merak ettikleri soruları uzman isimlere sorarak sağlık elçisi olma yolunda adım atan kadınlar, Mustafa Sandal’ın sağlık konusundaki paylaştığı bilgileri de pür dikkat dinledi.
    Sağlık Bakanlığı onayıyla, Sanofi Pasteur’un Çağdaş ve Bağımsız Yardımlaşma Derneği (ÇABA) işbirliğiyle başlatılan ‘Evimizin Sağlık Elçileri’ projesi kapsamında Esenlerli kadınlar 'Sağlık Elçisi' oldu. 'Öğren, Bilinçlen, Çevreni Bilgilendir' sloganıyla Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen proje ile Esenlerli kadınların, önlenebilir hastalıklara karşı dikkatini çekmek ve bu alanda farkındalık oluşturmak amacıyla bir eğitim programı düzenlendi.
    Evlerindeki en iyi sağlık elçileri olan anneler, sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirildi. Özellikle kış aylarında hastalıklardan korunma konusunda kadınları aydınlatıldı.
    Sağlık elçisi olan kadınların sertifikalarının dağıtıldığı program, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezinde düzenlendi. Etkinliğe, Mustafa Sandal, Prof. Dr. Cihan Uras, Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, Dr. Özlem Cankurtaran, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu ve yüzlerce kadın katıldı. Gazeteci Balçiçek İlter’in moderatör olarak katıldığı programda kadınlar uzman hekimlere sağlık hakkında aklına takılan soruları sordu.
    “KADINLARIN SAĞLIK ELÇİSİ OLMASI HEPİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
    Esenler Belediye Başkanı Göksu, programda yaptığı konuşmada, “Kadınların evlerinde sağlık elçisi olması hepimiz için çok önemli. Kadınların mutlu olduğu evde huzur olur, bereket olur” ifadelerini kullandı.
    MUSTAFA SANDAL İZLEYİCİLERİ KAHKAHAYA BOĞDU
    Programa konuşmacı olarak katılan Mustafa Sandal ise, “Stresli olduğu zamanlar insanlar sağlığını kaybedebilir. Yine stresliyken ne kadar kilo vermek isterse insan o kadar veremez” dedi. Daha önce yaşamış olduğu bir anıyı anlatan Sandal, izleyicileri kahkahaya boğdu. Sandal, “27 yaşımdayken bir arkadaşım benim fotoğrafımı çekti. Dijital fotoğraf makineleri o zaman yoktu. Daha sonra fotoğrafı görebildim. Ve fotoğraftaki kişiye ben değilmişim gibi baktım. Yani o kadar kiloluydum” diye konuştu.



  • Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar aday adaylığını açıkladı

    İSTANBUL, (DHA) - SİLİVRİ Belediye Başkanı Aday Adayı Özcan Işıklar, yerel seçimler için aday adaylığını açıkladı. Işıklar, aday adaylığı dosyasını, Cumhuriyet Halk Partisi Silivri İlçe Başkanlığına teslim etti.
    Cumhuriyet Halk Partisi Silivri İlçe Başkanlığına dosyasını teslim eden Işıklar, CHP Silivri İlçe Başkanı Suna Göçengil, İlçe Yönetimi, Kadın ve Gençlik Kollarına teşekkür etti ve ardından adaylık açıklamasını gerçekleştirdi. CHP İlçe binası önünde muhtarlar, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, oda başkanları, belediye personeli ve çok sayıda vatandaşın katılımı ile aday adaylığını açıklayan Işıklar’ın, ailesi de yanındaydı.
    IŞIKLAR: “BU ONURU YAŞAMAK BÜYÜK BİR MUTLULUK”
    Işıklar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
    “Burada coşkulu bir karşılamayla beni onurlandıran bütün konuklarımız, hepinize gönülden teşekkür ediyorum. Bu onuru yaşamak büyük bir mutluluk. Başvurumun ilçemize hayırlı olmasını gönülden diliyorum. Sevgili hemşerilerim yerel yönetim demek; yerinden yönetim, halk için halkla beraber yönetmek demek. İlçemiz İstanbul’un en güzel, en kıymetli ilçelerinden birisi. Büyük bir toprağımız, büyük bir arazimiz ve çok büyük bir geleceğimiz var. Göreve başladığımda belki tarihimizin en zor dönemini yaşadık, o da bize nasipmiş. Geçenlerde bir yazı paylaştım ‘Allah insanı zor zamanda denermiş’, ben zor zamanda denendim, Silivri de zor zamanda denendi ve bu zor zamanı çok sessiz sedasız atlattık. Sekiz belediye Silivri’de dahil teslim alındı. Hiçbir ses çıkarmadan, hiçbir gürültü, hiçbir karmaşa, orada hiçbir boşluk yaratmadan hizmetleri devam ettirmeye çalıştık hiç kimse hissetmedi. Tarihinin görülmeyen hizmetlerini o beş yıl içerisinde tamamlamaya çalıştık. O beş yılda neler yapıldı? Merkezinde ne varsa, Celaliye sınırından tutun Gümüşyaka’dan Değirmenköy’e, Kavaklı’sına Ortaköy’üne o yapıldı. Günlük hizmetler aksamasın, beldeler kapandı, vatandaşlarımız çaresiz kalmasın, boşluk yaratılmasın diye çevreden merkeze doğru gelen hizmet anlayışı ile çalışmalarımıza başladık. Beldelerin kapatılması doğru muydu? Bugün de söylüyorum doğru değil. Bir gün yeniden düzenleme yapılırsa, beldelerde planlama yetkisi kaldırılsın ama orda bir belediye açılsın bir yerel yönetim, yerinde yönetim olsun iddiasını hala devam ettiriyorum.”
    “BU KENTTEKİ HUZURU VE REFAHI SÜRDÜRECEĞİZ”
    Işıklar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
    “Bu ilçede hiçbirimizin birbirimizden bir farkı yok. Açlığın, yokluğun, çaresizliğin ve yarın daha iyi yaşamak istiyorum demenin siyaseti olur mu? Bu şehirde barış içinde, kardeşlik içinde, huzur içinde yaşamanın partisi olur mu? Olmaz, olmayacak. Bizim yapacağımız, toplumsal mutabakat hareketini yeniden başlatmak olacak. Özgürlükçü bir demokrasiyi sağlayacağız. Cumhuriyet hepimizin şemsiyesi, milliyetçilik hepimizin, bayrak hepimizin, din hepimizin. Artık refahta, zenginlikte, üretimde, tarımda yarışacağız. Tarımın doğduğu toprakların üzerini ot bitmez hale getiren anlayıştan bu ülkeyi kurtararak, artık bereketin fışkırdığı bir ülkeyi yeniden inşa etmeliyiz. Bizi biz yapan değerlerimizi ben Silivri’de yaşatmaya çalıştım. Halayı da horonu da aynı meydanda oynatmayı başaran tek belediyeyiz. Silivri’yi İstanbul’un hemen yanı başında yağmalattırmadan, gökyüzünü karartmadan, rüzgarını kestirtmeden, bu toprakları koruyarak Silivri’yi yeni bir geleceğe hazırlayacağız. Yeniden birlikte yürüyeceğiz. Ben sadece bir partinin adayı değilim. Yaptıklarımız da yapamadıklarımız da ortada. Bundan sonra da aynı yaşantım ve şerefimle bu kente ekibimle birlikte hizmet etmeye devam edeceğim. Göreceksiniz, Silivri bundan sonra da Türkiye’ye örnek olmaya devam edecek. Artık Silivri modeli, tarımda yerel kalkınma modeli olarak üniversitelerde okutuluyor. Bununla gurur duyuyorum. Bundan sonra da devamı için tek tek dolaşacağım, bütün partileri ziyaret edeceğim. Bu kentteki huzuru ve refahı, sevgiyle, barış içinde yaşamaya devam edeceğiz.”



  • Dünya Süt Zirvesi Güney Kore’de gerçekleştirildi

    İSTANBUL, (DHA) - INTERNATIONAL Dairy Federation (IDF) tarafından her yıl farklı bir ülkede gerçekleştirilen Dünya Süt Zirvesi bu yıl 15-19 Ekim arasında Güney Kore’nin Daejeon kentinde düzenlendi. Dünyanın farklı bölgelerindeki 50’yi aşkın ülkeden yaklaşık bin 200 katılımcı ile gerçekleştirilen zirvede son dönemde yerel ve küresel süt sektöründeki en güncel gelişmeler değerlendirilirken; IDF’in çalışma alanları olan Sürdürülebilirlik, Gıda Güvenliği ve Güvenirliği, Hayvan Sağlığı ve Refahı, Çiftlik Yönetimi ve Ekonomisi, Süt Teknolojisi, Çevre ve Pazarlama gibi konularda yapılan oturumlarda sektördeki gelişmeler ele alındı.
    “SÜT GELECEKTE DAHA KRİTİK BİR ÖNEME SAHİP OLACAK”
    Zirve açılışı Birleşmiş Milletler 8’inci Genel Sekreteri Ban Ki Moon tarafından yapıldı. Ban yaptığı konuşmada, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 9 milyara ulaşacağını, artan nüfusun beraberinde gıda erişimini güçlendireceğine ve sütün gelecekte dünyanın gıda ihtiyacını karşılamada kritik bir öneme sahip olacağını belirtti. Açılış konuşmasında sütü ‘mükemmelik’ (Milk is Perfection) olarak tanımlayan Ban, beslenmede sütün gelecekte bugün olduğundan çok daha kritik bir öneme sahip olacağını kaydetti.
    DÜNYA SÜT ZİRVESİ 2019’DA İSTANBUL’DA
    Sektörde çatı kuruluş olma niteliği taşıyan Ulusal Süt Konseyi, IDF nezdinde oluşturulan Türkiye Ulusal Komitesi üyeleri ve Yönetim Kurulu düzeyinde zirveye katılım sağladı.
    Ulusal Süt Konseyi, IDF’e üye olduğu günden bu yana Dünya Süt Zirvesine ülkemizde ev sahipliği yapma hususundaki girişimleri geçtiğimiz yıllarda sonuç vermiş ve 2019 Dünya Süt Zirvesinin İstanbul’da yapılmasına karar verilmişti. Güney Kore’de yapılan zirve sırasında temsili anahtar teslimi ile 23-26 Eylül 2019 tarihlerinde İstanbul’da yapılmasına karar verilen Zirveye iki binden fazla uluslararası katılımcı olması bekleniyor. Ülkemizde, alanında organizasyonel ve bilimsel anlamda yapılacak en geniş kapsamlı toplantı olma niteliğine sahip zirveye ilişkin tüm iş ve işlemler Ulusal Süt Konseyince yürütülüyor.
    International Dairy Federation (IDF), süt ve süt ürünleri konusunda dünyanın en güçlü federasyonu olup, IDF tarafından yapılan çalışmalar süt ve süt ürünlerinde global standartları oluşturuyor ve uluslararası mevzuat çalışmalarında referans alınıyor.



  • Hepsiburada, bu yıl yeniden ‘En Cool Marka’ seçildi

    İSTANBUL, (DHA) - MARKETİNG Türkiye’nin her yıl hazırladığı araştırma sonuçlarına göre, 2018’in En Cool Markaları, ‘Cool Gece’ adıyla gerçekleştirilen etkinlikte sahiplerini buldu. Ödül töreninde Online Alışveriş kategorisinde ‘En Cool Marka’ seçilen Hepsiburada’nın ödülünü Pazarlama Grup Başkanı Yüce Zerey teslim aldı.
    Marketing Türkiye için Roamler Türkiye’nin bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına göre Hepsiburada, online alışveriş kategorisinde ‘En Cool Marka’ seçildi. Bu yıl tekrar en cool marka seçilmekten ötürü gurur duyduklarını paylaşan Hepsiburada Pazarlama Grup Başkanı Yüce Zerey, “Bu önemli araştırmada 4 yıldır kendi kategorimizde ödül aldığımız için çok mutluyuz. Bu başarıyı sürdürebilmek için de yaptığımız işte müşterilerimizi odak noktasında tutmaya devam edecek ve onların hayatını kolaylaştıracak hizmetler, teknolojiler sunmayı sürdüreceğiz” dedi.
    YENİLİKÇİLİĞE ODAKLANAN MARKALAR BİR ADIM ÖNE GEÇİYOR
    ‘En Cool Markalar’ araştırması, ‘crowdsourcing’ yöntemiyle 25 Haziran-10 Ağustos tarihleri arasında yeni nesil bir pazar araştırma şirketi olan Roamler Türkiye’nin mobil uygulaması üzerinden gerçekleştirildi. Araştırmaya Türkiye’yi temsilen 12 bölgeden yüzde 50 kadın, yüzde 50 erkek 750 Roamler kullanıcısı katılarak fikirlerini belirtti. Araştırma verilerine göre gençlere yönelik reklam kampanyaları yapan, yenilikçiliğe odaklanan ve sosyal medyadaki trendleri etkin olarak takip eden markalar ‘cool’ olma yarışında bir adım öne geçiyor.



  • "Şema terapi yeni bakış açısı kazandırıyor"

    İSTANBUL, (DHA)-ŞEMA terapinin kişilerarası ilişkiler ve ilişki sorunlarına iyi geldiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Kahraman Güler, “İlişki ve aşk hayatında yaşanan sorunların çözümünde bireylere alternatif yollar ve yeni bakış açıları sunuyor. Bununla sağlıklı ve huzurlu ilişki yaşamak mümkün" dedi.
    Şema terapinin, kişilerarası sorunlar, ilişki sorunları ve kişilik problemleri için tasarlanmış, bilişsel, davranışçı, kişilerarası ve yaşantısal teknikleri birleştiren, bütünleştirici bir teori ve tedavi yaklaşımı olduğunu belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Uzman Klinik Psikolog Kahraman Güler, şema terapinin kişilerarası ilişkisel sorunlara iyi geldiğini vurguladı.
    İçimizde yer alan şemalar hakkında bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Kahraman Güler, “Aşk hayatında tekrar tekrar aynı hatalara düşenler, ısrarla kendisine iyi gelmeyen partnerler edinenler, ilgisiz ve güvenilmez partnerle kendini ilişkide bulanlar ya da ‘ben sürekli gidip nerede problemli biri varsa onu buluyorum aşk hayatımda çok şanssızım’ diyenler şemalardan nasibini almış kişilerdir.  Bu bireyler genelde tutarlı ve sürekliliği olan kişileri çekici bulmadıklarını ve heyecan hissetmediklerini ifade ederler. Şemalar içimizdeki kötü yan gibidir, sürekli iyi olandan uzaklaştırıp bizi kötü olana götürür ve buradan kendini besler. Sağlıklı yanı, yani içimizdeki meleği büyütmeye çalışmak temel amacımız olmalı” dedi.
    OLAYLAR ŞEMALARA GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR
    Tedavinin ilişki ve aşk hayatında yaşanan sorunların çözümünde bireylere alternatif yollar ve yeni bakış açıları sunduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Güler, tedavi hakkında şunları söyledi:
    "Şema terapi ile daha sağlıklı ve huzurlu bir ilişki yaşamak mümkün. Sosyal bir varlık olan insan, anne rahmine düştüğü andan itibaren diğerleri ile etkileşime girer. İnsanoğlunun temel evrensel ihtiyaçları çoğu zaman diğerleri ile girdiği etkileşimle karşılanır. Özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde doğrudan ilk ötekisi olan anneden alır. Sonra baba ve toplumdan. Bu ihtiyaçlar karşılanırken ya da bu ihtiyaçlar eksik karşılanırken biz kendimize ve dünyaya dair bazı kalıp yargılar geliştiririz. Bu kalıp yargılara 'şema' deriz. Şemalar güçlendiklerinde katı, değişmez, koşulsuz kabul edilen değerlendirmeler olup ilişkilerimize daha fazla etkide bulunur gittikçe daha da güçlenir, değiştirilmeleri daha zor hale gelir. Şemalar, edindiğimiz izlenimleri değerlendirmeye aldığımız filtre, süzgeç görevi görürler. Olayları, durumları sahip olduğumuz şemalara göre değerlendirir ve kararlarımızı şemalara göre veririz.”
    "TAKINTILI AŞIKLARIN TERK EDİLME ŞEMALARI VAR"
    Normalde şemalar hayatı kolaylaştıran filtrelerken, şema teorisi kapsamında bulunan 18 tane şemanın uyumsuz ve işlevsiz olarak kabul edildiğini belirterek örnekler veren Güler, “Eğer terk edilme şemanız varsa sevdiklerinizin ayrılmasını engellemek için onları aşırı sahiplenmeye ve sürekli kontrolcü davranmaya iter; kıskançlık ve rekabet duygusu ile fazla uğraşmak zorunda hissedersiniz. Takıntılı aşıkların terk edilme şemaları vardır. Şüphecilik şemasının en temel göstergesi diğer insanlara güvenmekte zorluk çekmenizdir. Kendilerini kötüye kullanan partnerler edinebilir ya da onlar kötüye kullanacakları partnerler edinebilirler. En önemli sorun, sağlıklı bir ilişkinin temel duygusu olan güvenden yoksun hissetmenizdir. Duygusal yoksunluk şeması olan insanları yalnızlık, acı ve üzüntü gibi duyguları fazla yaşıyor ve bu duyguların neden olduğuna dair fikirleri yoktur. İlgi ve empati arayışı çok fazla olanlar ve ilgi sevgi ihtiyacını yok sayanlarda bu şemaya sahip” diye konuştu.
    “KALIP YARGILAR SAĞLIKLI İLİŞKİ ÖNÜNDE ENGEL”
    Tüm bu sorunların ortak noktasının karşılanmamış bazı evrensel ihtiyaçların yaratmış olduğu olumsuz kalıp yargılar olduğunu belirten Güler, “İlişkiler eninde sonunda biter,  ‘O zaman ben önce bitireyim’ demek ya da bitmesin diye sürekli verici davranmak, ‘Erkekler güvenilmez’ ya da ‘bütün kadınlar aynı hepsi çok sevince şımarıyor’ gibi otomatik düşünceler, şemanın etkisinde kalınarak söylenir. ‘Asla yeterli biri olamayacağım’, ‘ben yetersiz biriyim’ ya da ‘Sevgilim beni eleştirmeden ben onu eleştireyim’ gibi kalıp yargılar sağlıklı ilişki yürütmemizin önünde ciddi engellerdir. Sürekli yaşandığında ve kendilerini sürdürdüklerinde ciddi kişilerarası sorunlara, ilişkilerin yıpranmasına ve kişilik bozukluklarına kadar götürür” diye konuştu.
    “TEMEL AMAÇ OLUMSUZ DÜŞÜNCEYİ KIRMAK”
    Karşılaşılan bu gibi durumlarla ilgili psikoterapistler olarak neler yaptıklarını sıralayan Güler, “Hastalarımıza, uyumlu davranışlar içinde, uyum bozucu şemalarını, başa çıkma tepkilerini ve birkaç şemanın bir araya gelerek oluşturdukları modlarını değiştirerek, temel ihtiyaçlarına ulaşmasında yardım etmek biz şema terapistlerinin asıl yapmaya çalıştığıdır. Nedir bu ihtiyaçlar; güvenli bağlanma, sevgi,  ilgi, özerklik, rekabet, değerli ve yeterli hissetme isteği. Buradaki temel amaç doğru davranışları sürdürmek ve olumsuz düşünceyi kırmak onlara meydan okumak ve işlevsiz hale getirmek. İlişkilerin eninde sonunda biteceğine dair abartılı inanışı değiştirmeye çalışırız. Tutarlı ve güvenilir eşler seçmesine yardım edip, kıskançlık ve öfkeyi kontrol etmesini öğretiriz” ifadelerini kullandı.
    “MUTLAKA BİR YOL VARDIR”
    İyi bir şema terapi süreci sonrasında olanları da tanımlayan Güler, “Size iyi gelen sevgiliyi daha iyi tanımlar onunla daha sağlıklı ve mutlu zaman geçirirsiniz. Gereksiz tartışmalara ve öfke çıkışlarınıza set çeker duygularınızı karşı tarafa daha açık anlaşılır anlatırsınız. Gereksiz kıskançlıklar ve kaybetme korkusunu yenersiniz. Terapilerden sonra size karşı doğru davranan, gerektiğinde eleştiren gerektiğinde öven arkadaşlar edinmeye başlamanız mümkün. İçinizdeki yaralı, incinmiş ve kızgın çocuğu şemaları kırarak büyütebiliriz. Doğru ve iyi bir aşk ve ilişki hayatı yaşamak mümkün. Mutlaka bir yol vardır” dedi.



  • Özlem Zengin: Siyasette en önemli şey pes etmemektir

    İSTANBUL, (DHA)- 'YEREL Seçimler 2019’a Doğru' başlığı altında Altınbaş Üniversitesi’nde düzenlenen Kent ve Siyaset Okulu’nun ilk konukları AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ve Küçükçekmece Kaymakamı Harun Kaya oldu. Zengin, yaptığı konuşmada siyasette pes etmemenin önemine vurgu yaparak, “Cumhurbaşkanımızın hikayesinde de pes etmemek vardır. Başarmak için bir dert ve yara lazım. Hikayenizin toplumla örtüşmesi size bir güç veriyor, siyaset ancak böyle olabilir. En önemli şey pes etmemektir” dedi.
    Altınbaş Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Kent ve Siyaset Okulu’nun ilk konukları AK Parti Grup Başkanvekili, Tokat Milletvekili Özlem Zengin ve Küçükçekmece Kaymakamı Harun Kaya oldu. Moderatörlüğünü Meslek Yüksekokulu Müdürü Sosyolog Zeynep Banu Dalaman’ın üstlendiği programa, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
    Gençler için erken yaşta siyasete atılmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Özlem Zengin, “Siyaset çok emek isteyen bir iş. Siyasette elzem olan şey gerçek ve sahici bir hikayenizin olmasıdır. Başarılı olabilmek için bir yara lazım. Bu dertler sizin şahsi meselelerinizden de çıkabilir ama şahsi meselelerinizle yola devam edemiyorsunuz. Kendi hikayenizle toplumdaki dertler örtüşürse size bir güç verir ve siyaset ancak böyle olabilir” dedi.
    “GENÇ ARKADAŞLARIMIZ ARTIK PROBLEMLER YAŞAMAYACAK”
    Okul yıllarında iyi bir hakim olmak istediğini ve başörtüsünü taktıktan sonra hayatının bambaşka bir boyut kazandığını dile getiren Zengin, “Eskiden Türkiye gereksiz yasakların olduğu bir ülkeydi. Benim sınavdan atıldığım zamanlar bile oldu ancak ben pes etmeyerek çözümün siyasette olduğunu gördüm. Başörtüsü siyasetle çözülmüş muazzam bir meseledir. Bu mücadele benim 30 yılımı aldı ancak 25'inci dönemde başörtülü olarak yemin eden ilk milletvekillerinden birisi oldum. Ne güzeldir ki şimdiki genç arkadaşlarımız artık böyle problemler yaşamayacak. Her şeyden önce buna değer. Hayatın ve siyasetin anlamı pes etmemektir. Siyasette çok fazla insana yer var. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi ‘siyaset yerellerden başlar’. Mahalli idareler seçimi, toplumu genel olarak daha fazla ilgilendiren bir seçim ” ifadelerini kullandı.
    “SOSYAL BELEDİYECİLİĞE DEVAM EDECEĞİZ”
    Yerel seçimler hakkında konuşan Zengin, “2019 yerel seçimlerine ekonomi damgasını vuracak. AK Parti olarak bu sene seçimlerde önem vereceğimiz konuların başında dikey değil, yatay yapılanmaya önem vereceğiz. Yeşil alanlar özelikle İstanbul’da azaldı, millet bahçeleri yapacağız. İllerde tek tipliği kaldıracağız. Her ilin kültürel özelliklerini koruyacağı bir dönüşüm yapacağız ve sosyal belediyeciliğe devam edeceğiz” dedi.
    “ÖĞRENCİLERE BU İŞİN ‘FİLM’ KISMINI ÖĞRETİYORUZ"
    "Siyasetin bilim kısmı olduğu kadar ‘film kısmı’ da var" diyen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (TOKAMER) Müdürü Zeynep Banu Dalaman, “Öğrencilere bu dersleri veriyoruz ama bu işin pratiği özellikle yerel seçimlerde çok farklı. Onun için deneyim paylaşımı, öğrencilerin siyasetçilerle bir araya gelmesi çok önemli bir şey. Burada öğrencilere bu işin film kısmını öğretiyoruz” diye konuştu.
    Yerel seçimlerde kadınların daha çok şansı olduğunu vurgulayan Dalaman, “Adayların çoğalmasını hedefliyoruz. Meclis üyesi, belediye başkanları ve muhtar adaylarına cumartesi günleri de Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) ile eğitim veriyoruz. Hedefimiz kadınlar yerel yönetimlerde yüzde 50 eşitlik alana kadar çalışmak. Uzaktan bakıldığında özellikle yerel siyaset çok havalı duruyor. Biz burada bu işin aslında çok daha zor olduğunu göstermek istiyoruz. Meslek seçerken buradaki deneyimleri görmelerini ve kıyaslamalarını, doğru mesleği seçmelerini istiyoruz. Eğer siyaset yapacaklarsa da bu işin zor ve iyi yanlarını görmelerini hedefliyoruz. Yerel seçimlerde gençlerin ve kadınların daha çok temsil edilmesini istiyoruz” dedi.
    Altınbaş Üniversitesi Meslek Yüksekokulu, TOKAMER ve üniversitenin Siyaset ve Diplomasi Kulübü iş birliğiyle düzenlenen Kent ve Siyaset Okulu’nda her hafta yerel seçimlerde söz sahibi olan kişiler bir araya gelerek öğrencilerle deneyimlerini paylaşacak.



  • “Bosna Hersek için tehlike geçmedi, Türkiye güçlü olursa biz de güven içinde oluruz”

    İSTANBUL, (DHA) - BOSNA Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, vefatının 15’inci yıl dönümünde Bağcılar Belediyesi’nin düzenlediği bir törenle anıldı. Bosna’da yaşanan soykırımı ve bugünü değerlendiren Emekli Genel Kurmay Başkanı Atıf Dudakoviç “Savaş hala devam ediyor. Ekonomik ve siyasal alanda 1995’teki silahlı savaştan çok daha vahşi şekilde üstelik” derken Eski Savunma Bakanı Sakib Mahmuljin, ise “Bosna Hersek için tehlike geçmedi. Eğer Türkiye güçlü olursa biz emniyet ve güven içindeyiz” dedi.
    Bilge Kral olarak adlandırılan Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in vefatının 15’inci yılı nedeniyle Bağcılar Belediyesi tarafından bir anma programı düzenlendi. Mehmet Akif Ersoy Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen programda İzzetbegoviç’in omuz omuza görev yaptığı Emekli Genel Kurmay Başkanı Atıf Dudakoviç, Eski Savunma Bakanı Sakib Mahmuljin ve Emekli General Şerif Patkoviç’in katıldığı etkinlik büyük ilgi gördü. Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başlayan programda Sırp katliamı sırasında yaşananları ve Aliya İzzetbegoviç’in önemine değinen eski Boşnak komutanlar, günümüzle ilgili de değerlendirmelerde bulundu.
    “BALKANLAR’DA SAVAŞMAZSANIZ MÜSLÜMAN OLARAK YAŞAYAMAZSINIZ”
    Bosna için mücadele eden herkesin kahraman olduğunu belirten Emekli Genel Kurmay Başkanı Atıf Dudakoviç, şunları söyledi:
    “O zamanlar savaş çıkacağına hiç inanmadım, kimse de inanmadı. O yüzden Bosna halkı çok kayıp verdi. Bizim elimizde savaşacak hiçbir şeyimiz yoktu. Bizim arkadaşlarımız ve büyük hedeflerimiz vardı. Çok zorluklar çektik. Ama pes etmedik. Zannettiler ki Bosna Hersek gidecek ama biz vermedik. Rahmetli Aliya İzzetbegoviç sayesinde Bosna Hersek’i aldık. Bu bir mucizeydi. Tarihte ilk defa Bosna, sesini duyurmuş odu. Biz birçok engellere rağmen bunu başardık. Bizim için Bosna Hersek diye çağrılan bir devlete sahip olduk. İlk defa biz kendi ordumuzu kurmuş olduk. İnanç olarak kültür olarak Boşnak milleti olarak ayağa kalktık. Şunu unutmayın ki vatanın yoksa hiçbir şeyin yoktur. Bir hiçsindir. Balkanlar’da savaşmazsanız Müslüman olarak yaşayamazsınız. Üzülerek söylemek istiyorum ki savaş hala devam ediyor. Bu savaş ateşli silahlarla değil ekonomik ve siyasal alanda 1995’teki silahlı savaştan çok daha vahşi şekilde üstelik. Yeni bir Boşnak genç kuşağı oluşturuldu. Bosna’nın sonsuza kadar ayakta kalması için mücadele etmelerini kendilerinden rica ediyorum.”
    “BOSNA HERSEK DEYİNCE BİZE BÜTÜN KAPILAR AÇILIYOR”
    “Aranıza lütfen Bosna Hersek ve Aliya İzzetbegoviç hakkında kötü konuşanları almayınız. Onlarla arkadaşlık etmeyiniz” diye başlayan Eski Savunma Bakanı Sakib Mahmuljin ise “Rahmetli Aliya, bize devletimizi, onurumuzu, millet olarak sahnesinde var olma onurunu kazandırdı. Savunma bakanı olarak Aliya ile dünyanın birçok yerine gittim ve gördüm ki Bosna deyince bize bütün kapılar açılıyor. Bizler için Allah’ın en büyük nimeti bizleri rahmetli Aliya ile arkadaş kılması ve ülkemiz için mücadele vermemizdir. Bundan daha büyük mutluluk ve nimet olamaz” diye konuştu.
    Konuşmasının devamında “Türkiye Cumhuriyeti silahı kuvvetleri, Zenitsa şehrine geldikleri zaman artık Bosna Hersek devleti ve halkı güven içindedir demiştim. Buna inanmıştım. Türkiye’nin bize çok destekleri oldu. Bosna Hersek için tehlike geçmedi. Eğer Türkiye güçlü olursa biz emniyet güven içindeyiz” diyen Mahmuljin gençlere “Allaha inanın, birlik içinde olun, teknolojide gelişin ve çok güçlü silahlı kuvvetlere sahip olun” tavsiyesinde bulundu.
    “DİNİMİZ İNTİKAMI YASAKLADIĞI İÇİN İNTİKAM PEŞİNDE KOŞMUYORUZ”
    Şehit yakınları ve gazilerin selamını getirdiğini söyleyen Patkoviç ise savaş sırasında tanık olduğu bir olayı şöyle anlattı:
    “Türk Silahlı Kuvvetleri, Birleşmiş Milletler gücü (BM) olarak gelmişti. Fransız ve İngiliz birlikleri de vardı. Onlar, Türk askerini istemedikleri için uzun süre yer göstermediler. Büyük sıkıntılardan sonra Türk askeri, Zenitsa’daki demir çelik fabrikasına yerleşti. Türk askerleri BM barış gücü ordusunda oldukları için Boşnak kuvvetlerine yardım edemiyorlardı. Buna dayanamayan iki Türk askeri suç işleme, ceza yeme pahasına kaçıp benim komutamdaki 7’inci Müslüman birliğine katılarak düşmana karşı savaştılar. İşte Türk askeri budur”
    Soykırım yapan Sırpların adalet divanında ceza aldığını ancak Boşnakların suçsuz olduğu için mahkeme önüne çıkmadığını dile getiren Patkoviç, “92 bin aile savaştan mağdur durumda. Biz barış istiyoruz. Çok acı çekmemize rağmen bizim dinimiz intikam almayı yasakladığı için intikam peşinde koşmuyoruz” dedi.
    PROGRAM TEKBİR SESLERİYLE SONA ERDİ
    Programı izlemeye gelen ve savaş dönemi Zenitsa’da görevli emekli Tümgeneral Mehmet Ali Erdoğan ise, “Bosna’ya ilk birliği götüren komutan olarak bir yıl orada kaldım. Bosna Hersek direnişinin en önemli 3 direği burada. Daha önemlisi yok inanın bana” dedi.
    Program, emekli General Şerif Patkoviç’in davetlilere tekbir getirtmesiyle sona erdi. Çıkışta katılımcılar, Aliya İzzetbegoviç anma sergisini gezdi. Anma programına eski AK Parti milletvekili Hüseyin Kansu, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, Bağcılar Belediye Başkan Yardımcısı Kenan Gültürk, belediye meclis üyeleri, Bosna Sancak Derneği üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar katıldı.



  • Tepe Home, yeni mağaza konseptini ilk kez Gaziemir’de tanıttı

    ANKARA, (DHA) – TEPE Home (TH) yenilenen marka imajı ve yeni mağaza konsepti ile ilk defa İzmir Gaziemir’de açıldı. Firma, İzmir’in sevilen yüzü Damla Can’ın katılımıyla, 2 bin 500 metre karelik 5 katlı mağazasında yeni markasının lansmanını gerçekleştirdi.
    Türkiye genelinde 20’den fazla satış noktası ile mekanları özgün tasarım, stil ve kalite ile buluşturan Tepe Home, kurulduğu günden bu yana ev mobilyasında ve tamamlayıcı dekorasyon stil çözümlerinde pazar lideri oldu. Tepe Home, yüzde 80’i mobilya yüzde 20’si ev dekor ve aksesuar grubundan oluşan yeni ürün gamı ile artık stratejik lokasyonlarda, daha net bir ürün kimliğini tüketici ile buluşturmayı hedefliyor. Ürün kimliğini tamamıyla yenileyen ve yeni markası altında lanse eden Tepe Home, mobilya, döşemeli grup ve ev aksesuarlarında Modern, Country ve Art Deco koleksiyonlarını bambaşka ve iddialı bir mağazacılık anlayışı ile tüketiciye sunacak.
    ‘SIRA DIŞI VE ULAŞILABİLİR FİYATLARDA BİR KOLEKSİYON OLUŞTURDUK’
    Yenilenen üst segment konsepti ile son tüketicinin, mimarların ve profesyonellerin farklılaşma beklentilerini karşılamaya yönelik bir strateji geliştirdiklerini ifade eden Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Uluocak, Tepe Home’un yine bir ilke imza attığını söyledi. Zeynep Uluocak, “Geçtiğimiz dönem marka kimliğinin yeniden yapılanması adına çok önemli ve verimli bir yıl geçirdik. Bu süreçte, ürün gamını yeniden şekillendirerek global çizgilerden oluşan özgün bir tasarım dilini, erişilebilir lüks ve yüksek kalite unsurları ile harmanlayarak sıra dışı ve ulaşılabilir fiyatlarda bir koleksiyon ve marka kimliği oluşturduk. Mevcut mağazalarımızda ‘Corner Konsept’ olarak bu yılın başında lanse ettiğimiz yeni markamız, özellikle stil sahibi müşterilerimiz ve profesyoneller tarafından yoğun ilgi ve beğeni gördü. Bu sebeple TH markamızla farklılaşmış bir hizmet ve kalite anlayışı inşa ederek doğru hedef kitle ile buluşturma yolculuğumuzu başlatarak İzmir Gaziemir mağazamızı açtık” dedi.
    Türkiye genelinde satış noktalarının şekillendirilmesinde ve markanın yeniden pozisyonlaşmasında önemli değişiklikler yaptıklarını vurgulayan Zeynep Uluocak, 2017’den bu yana değer yaratmayan tüm ürün gruplarını sonlandırdıklarını ve verimsiz tüm satış noktalarını kapattıklarını belirtti. Zeynep Uluocak, şunları söyledi:
    “Bu dönemde inovatif bakışa ve yüksek kalite anlayışımıza odaklanarak iddialı, modern, yepyeni bir çizgi oluşturduk. Tüm bu çaba, daha iddialı ve daha güçlü bir markayı, marka severlerimizde buluşturmak amacıyla ele alındı. Bugün 60 bin metre kare alan üzerinde kurulmuş olan ve dünya standartlarında üretim yapan tesisimiz, 500’ün üzerinde çalışanımız ile Türkiye genelinde 7’si kendi mağazamız ve14’ü bayilerimiz olmak üzere toplamda 22 noktada, 45 bin metre karenin üzerinde satış alanında hizmet vermekteyiz. Bundan sonra Tepe Home olarak fark yaratan yeni tasarımlarımız ve yeni tavrımızı vurgulayan mağazalarımızla yaygınlaşmayı hedefliyoruz. İstanbullu dekorasyon severler ile yeni markamızı ve imajımızı çok yakında açılacak İstanbul Skyland mağazamızda buluşturacağız. Anadolu’da da markanın farklılığına inanan ve bize doğru şekilde temsil edebilecek bayi adayları arayışımızı devam ettiriyoruz.”
    MİMARLARIN VE TASARIMCILARIN İLGİSİNİ ÇEKİYOR
    Ayrıca, sektörde farklı bir konseptle kendini konumlandıran ve müşterilerine ayrıcalıklı mağazacılık deneyimi yaşatan Tepe Home’un yeni lansman markası, mimarların ve tasarımcılarında ilgisini çekiyor. Özellikle turizm yapıları, konut ve iş merkezleri gibi projelerde birçok mimarla çalışmaya başlayan Tepe Home markası, bambaşka bir yorum ve tavır farklılığı ile alışılmışın dışında bir alışveriş deneyimi getiriyor.



  • Kadınlar istedi, Maltepe Belediyesi çözüm üretti

    İSTANBUL, (DHA) - MALTEPELİ kadınlar, belediyenin düzenlediği ve kadına dair sorunların tartışılıp ele alındığı ‘Kadın Dostu Kent: Maltepe Çalıştayı’nda bir araya geldi. Çalıştayda, danışma merkezlerinden kız öğrencilere yönelik barınmaya, engelli çocuklar için gündüz bakımevlerinden toplu taşıma araçlarında alarma, kadın kurullarından yerel yönetimlerde yüzde 50 kadın kotasına kadar bir dizi öneri dile getirildi.
    ‘Kadın Dostu Kent: Maltepe Çalıştayı’, Küçükyalı Süreyya İlmen Paşa Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Çalıştaya, ilçedeki yüzlerce kadın başta olmak üzere, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, Belediye Başkan Yardımcıları, birim müdürleri, Meclis üyeleri ve sivil toplum örgütü mensupları katıldı.
    Siyasal İletişim Uzmanı Necati Özkan’ın moderatörlüğünde gazeteci Melis Alphan ‘Kent ve Kadınların Güvenliği’, gazeteci Ferhat Boratav ‘Toplumsal Cinsiyet Endeksi ve Medya’, KA.DER Eski Başkanı Çiğdem Aydın ‘Siyasette Eşit Temsiliyet Mücadelesi’ ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Genel Sekreteri Yeşim Müftüler Seviğ ‘Kadın Girişimciler ve Kent’ konulu konuşma yaptı.
    Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Belediye Başkanı Ali Kılıç, ‘Kadın Dostu Kent Olma Yolunda Maltepe’ adlı sunumunda katılan herkese tek tek teşekkür ederek, ilçede kadınlara yönelik yapılan kreşlerden, İoanna Kuçuradi Danışma Merkezi’ne, Üreten Engelliler Merkezi’nden, ücretsiz öğrenci servislerine kadar bir dizi belediye çalışmasını katılımcılara anlattı.
    KADINLAR YOL HARİTASI ÇİZDİ
    Konuşmalar sonrası çalıştaya katılan kadınlar, 10 ayrı gruba ayrılarak ilçenin öncelikli sorunları hakkında çalışma grupları oluşturdu. Sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri, sosyal ve kültürel hizmetler, kadına yönelik şiddet, ulaşım ve konut, siyasette eşit temsil, toplumsal cinsiyet eşitsizliği farkındalığının arttırılması, ev emeğinde ortaklık, olumsuz yargılarla mücadele ve istihdam, karar alma süreçleri adı altında oluşturulan gruplar, düzenlenen klasik müzik dinletisi sonrasında, önemli sorunları tespit ederek bir yol haritası çizdi.
    Bu yol haritasına göre belediyeden öncelikli istenilen 10 hizmet şu şekilde sıralandı:
    Her mahalleye psikolojik danışma merkezi, ilçede eğitim gören kız çocukları için yurtlar kurulması, engelli çocuklar için gündüz bakımevleri, toplu taşıma araçlarına kadınlar için alarm, her evden ihtiyacı olan bir kişinin işe alınması, toplu ulaşım araçlarına ücretsiz servis, kadın kotasının arttırılması, kadınlarla sivil toplum kuruluşlarının (STK) birleşerek cinsel eğitim ile ilgili bilgilendirici tiyatro oyunları başta olmak üzere etkinliklerin yapılması, ailelere danışman atanması, bay/bayan gibi ifadelerin toplumsal hayattan çıkartılması.
    “MALTEPE’DE ANA OMURGA KADINLAR”
    Bildirge sonrası söz alan CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da, kadınlara yönelik temsili siyasette daha da arttıracağına ve kendisinden sonraki il başkanının mutlaka genç birisi olacağına dair söz verdi.
    Çalıştayın kapanış konuşmasını yapan Belediye Başkanı Ali Kılıç, burada dile dökülen her şeyin yeni dönemde yapılacağını belirtti. Kılıç, konuşmasına şöyle devam etti:
    “Bu daha başlangıç. Bundan sonra Maltepemiz için engelli kardeşlerimiz, gençlerimiz, çocuklarımız ve toplumun farklı kesimleriyle bir araya gelerek çalıştaylar düzenleyeceğiz ve burada alınan kararları yeni döneme uygulayacağız. Bu vesileyle buraya gelerek katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Ben böyle katılımcı, her zaman sizlere soran bir Maltepe hayal ediyordum, bu oldu. Burada Maltepe’nin yol haritasını çiziyoruz. Yakında kentsel dönüşümle ilgili de böyle bir toplantımız olacak. Cumhuriyet değerlerimizin, Cumhuriyet’in o kadına değer veren kültürünün aşındığı şu günlerde yeniden ayağa kalkıp silkelenmemiz gerekiyor. Bu silkelenmenin ana omurgasını da bence kadınlar oluşturuyor. İyi ki varsınız, iyi ki bize yol gösterdiniz.”



  • Akademi Beyoğlu gençlere hizmet vermek için hazır

    İSTANBUL, (DHA) - GENÇLERE hizmet verecek bir eğitim platformu olarak tasarlanan Akademi Beyoğlu, düzenlenen ‘Eğitim, Yapay Zeka ve Öğretmen’ konulu panel ile hizmete açıldı. Açılışta konuşan Başkan Demircan, gelecekte meslek dallarının değişmesiyle birlikte eğitimin paradigmasının da değişeceğini belirterek “Beyoğlu’ndan başlayarak ortaokul ve lisedeki öğrencilere kodlamayı anlatacak organizasyonları kurmamız gerekiyor. Akademi Beyoğlu’nun birinci misyonu budur” dedi.
    Beyoğlu Belediyesi, gençlerin kişisel gelişimine katkı sunmak için hayata geçirdiği projelerine bir yenisini daha ekledi. Beyoğlu’nun Bilim Teknoloji ve Kültür Sanat hayatına yeni ivme kazandıracak Akademi Beyoğlu İstiklal Caddesinde hizmete açıldı. Açılışa Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Hasan Turan ve Ahmet Hamdi Çamlı’nın yanı sıra çok sayıda akademisyen, sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri ve öğrenci katıldı. Açılış konuşmalarının ardından  ‘Eğitim, Yapay Zeka ve Öğretmen’ konulu panel düzenlendi. Deniz Bayramoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Prof. Dr. Cem Say, Prof. Dr. Sinan Canan ve Sınıf Öğretmeni Ahmet Naç, gelişen teknoloji çağında eğitimin kimliği ve öğretmenin yeni görevleri ile ilgili hoş bir sohbet gerçekleştirdi.
    “AKADEMİ BEYOĞLU’NUN BİRİNCİ MİSYONU YAZILIM”
    Açılışta konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, gelecekte meslek dallarının değişmesiyle birlikte eğitimin paradigmasının da değişeceğini belirterek, “Beyoğlu’ndan başlayarak ortaokul ve lisedeki öğrencilere kodlamayı anlatacak organizasyonları kurmamız gerekiyor. Akademi Beyoğlu’nun birinci misyonu budur. Özellikle yazılımı teşvik etmek vazifemiz. Burada birçok paneller yapılacak. Bu konuyu seçmemizin sebebi tesadüf değil. Bu çok önemli. Zaten sanayi bakanlığımız, hükümetimiz, İHA’larla SİHA’larla ne kadar gurur duyuyoruz. Bir tane İHA’nın, SİHA’nın yaptıklarını anlattığımızda gururlandık. Her şeyi robotlar yaparsa insanlar özüne dönecek. Çünkü sanayi devriminden önce insanın ruhu düşünceleri daha kıymetliydi. Ama üretimle birlikte kapitalist akılla para çok daha kıymetli oldu. İnsanoğlu düşünmeye ve inovasyona dönecek” dedi.
    “İŞİN İÇİNDE VAR OLMAK İSTEYENLERE KAPIMIZ AÇIK”
    Yaptığı konuşmada kültür ve sanatın önemine değinen Demircan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
    “Kültür sanatın her şeyden daha kıymetli olduğu bir döneme gidiyoruz. Herkesin tiyatro eğitimi alması, beden dilini daha iyi kullanması lazım. Müzik korusuna katılması lazım, çünkü nerede susup nerede konuşacağını sosyal hayattaki yerini bilmeyi öğrenecek. Bu konulara çok uzak kalıyoruz. Geleceğin dünyasında iki şey önemli; yazılım ve yazılıma bağlı robotlar. Akademi bu iki alanda eğitim versin. Eğitimi herkes versin. Eğer okul öğretmenleri okul dışında bir şey geliştirmek istiyorsa gelsin burada buluştursun veya hukukçular ya da sinemacılar, onlarda buraya gelsin. Bir iş adamı, yetişmiş insan kalitesi oluşturmak istiyorsa onlarda gelsin. Burası bir platform. Hizmetkarı biziz. Kim ki, öğrenciyle, vatandaşla eğitim anlamında buluşmak istiyorsa bu mekanları kullanabilir. Burası sahnemiz. Aşağıda 15 tane atölyemiz, kafemiz, sinema salonumuz var, İstiklal'in cazibesi var. Bu çerçevede bugün ilk toplantıyı yapıyoruz. İşin içinde var olmak isteyenlere kapımız açık.”
    “YAPAY ZEKA İLE EĞİTİMİM ENTEGRE EDİLME ÇALIŞMALARI BAŞLAMIŞ DURUMDA”
    Panel moderatörü Deniz Bayramoğlu da teknoloji eğitimlerinin önemine dikkat çekti. Bayramoğlu, “Dünya Bankasının yapmış olduğu bir çalışma ifade ediyor ki, önümüzdeki 20 yıl içinde bugün hali hazırda olan mesleklerin yüzde 60'ı var olmayacak. Bugün doğan çocuklar üniversiteyi bitiren çocuklar yaklaşık yüzde 60 oranında bugün ifade edemediğimiz meslek dallarında çalışıyor olacaklar. Yani çok bilinmeyenli bir denklemle karşı karşıyayız. Ancak elimizde geleceği var etmek için birçok delil söz konusu. Hali hazırda dünyanın birçok yerinde yapay zeka ile eğitimim entegre edilme çalışmaları başlamış durumda. Bugün öğrencilerin yapay zeka alanındaki teknolojileri, yazılım dilini ve kodlamayı öğrenmesi için çalışılıyor. Öğrencilere bu uygulamaları nasıl var edeceği öğretilmeye çalışılıyor. Yeni nesillerin bu anlamda eğitilmesi gerekiyor. Bunu sağladığı için Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'a teşekkür ederim” diye konuştu.
    “ASLINDA BEYOĞLU’NUN KENDİSİ AKADEMİDİR”
    AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan ise, “Beyoğlu aslında kendisi bir akademidir. Çünkü İstanbul’un kültür sanat hayatının atardamarıdır. Bu anlamda Beyoğlu’nun çok anlamlı bir yeri var, İstanbul’umuzda ve Türkiye’mizde. Bu anlamda Beyoğlu’na yapılan tüm yatırımlar anlamlı yatırımlardır. Dünyanın, kainatın, insanın konuşulduğu çok zengin bir akademi olmasını diliyorum. Beyoğlu’na ve İstanbul’a hizmet edeceğine inanıyorum” dedi.
    EĞİTİM İÇİN HER TÜRLÜ İMKAN SUNULUYOR
    Akademi Beyoğlu’nda, bakanlıkların, üniversitelerin ve STK katkıları ile geniş tabanlı altyapı oluşturuldu. Dijital çağın gereksinimlerine uygun şekilde tasarlanan akademide; Yazılım Kodlama, Siber Güvenlik, Web Arayüz, Network Sistemleri, E-Spor Sistemleri, Fablab - Mini Maker, Dijital Tv Laboratuvarı, Dijital Radyo Laboratuvar, Robotik Kodlama Atölyesi ve Green Box gibi çok sayıda uygulama Laboratuarları ve atölyeler bulunuyor.
    Merkez, Sinema Salonu, Müzik Odası ve Çok Amaçlı Salon ile söyleşi, panel gibi kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacak. Merkezde ayrıca gençlerin nezih bir ortamda kahvelerini yudumlarken kitaplarını okuyabilecekleri Akademi Kafe de bulunuyor.
    Yazılımdan klasik sanatlara, müzikten yabancı dil ve üniversite hazırlık kurslarına kadar birçok alanda gençlere yönelik eğitimlerin verileceği Akademi Beyoğlu; söyleşi, panel gibi kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapacak.
    ONLARCA BRANŞTA ÜCRETSİZ EĞİTİM İMKANI
    Akademi Beyoğlu’nda teknoloji derslerinin yanı sıra Kişisel Gelişim Kursları, Hobi Kursları ve Üniversite hazırlık Kursları başta olmak üzere birçok branşta da eğitimler veriliyor. Üniversite hazırlık kurslarında; Biyoloji, Coğrafya, Fizik, Kimya, Matematik, Tarih, Türkçe; yabancı dil kurslarında; Almanca, Arapça, Çince, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Korece, Osmanlı Türkçesi, Pratik Türkçesi, Rusça dersleri veriliyor. Görsel Sanatlar ve Sahne Sanatları Kurslarında; Fotoğrafçılık, Halk Dansları, Ebru, Kaligrafi, Karakalem ve Resim, Karikatür ve Mizah, Kukla Atölyesi, Tiyatro; Enstrüman ve Müzik Kurslarında; Bateri, Gençlik Korosu, Bağlama, Gitar, Keman, Ney, Piyano, Şan ve Solfej, Tulum, Kemençe dersleri var. Diğer Kişisel Gelişim Kurslarında Aksesuar ve Takı Tasarımı, Bilgisayarlı Muhasebe, Diksiyon ve Spikerlik, Etkili ve Hızlı Okuma, Sosyal Medya Yönetimi, Yaratıcı Drama, İşaret Dili eğitimleri veriliyor.