MEDYAJANS
15. 12. 2019
DHA SON DAKİKA HABERLERİ
DHA RSS Video Foto
  • (Görüntülü) Sultangazi’de geleceğin yazarları yetişiyor

    İstanbul (DHA)- Sultangazi Belediyesi, okuma ve yazmaya meraklı gençlerin geleceğin şair ve yazarlarına dönüşmesine katkı sağlamak için yeni bir proje hayata geçiriyor. Anadolu Yazarlar Birliği ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile düzenlenen “Sultangazi Belediyesi Yazı Akademisi” ile gençler, yeteneklerini geliştirmek için imkân bulabilecek.


     

    ÖĞRENCİLER YAZARLARLA BİR ARAYA GELECEK


     

    Sultangazi Belediyesi Yazı Akademisi’nde ilk etapta 125 lise öğrencisi cuma ve cumartesi günleri eğitim görecek. Öğrenciler sevilen yazar ve şairlerle bir araya gelerek birlikte okuyup yazacaklar. Ayrıca akademide seminerler, yazar buluşmaları, atölye çalışmaları, dergi yayını gibi birçok etkinlik de gerçekleştirilecek.


     

    SULTANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI; “GENÇ YETENEKLERİMİZİ ORTAYA ÇIKARACAĞIZ”


     

    Yazı akademisini Sultangazi’de yaşayan lise çağındaki gençlerin yazı yazma kabiliyetlerini ortaya çıkarma ve yazı yazarken de düşünme kabiliyetlerini geliştirme adına gerçekleştirdiklerini anlatan Sultangazi Belediye Başkanı Avukat Abdurrahman Dursun, 200 öğrencinin başvuruda bulunduğunu belirtti.  Dursun, “Sadece başvuranlar üzerinden değerlendirme yapmadık. İlçe genelindeki öğrencilerden seçtik. İçlerinden 123 tane gencimizi seçtiğimiz bir program oldu. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda Sultangazi ’den çeşitli dergilerde yazılar yazan çeşitli makaleler üretebilen çeşitli gazetelerde eminim ki yazıları yayınlanacak olan güzel çocukları ve gençlerimizi ortaya çıkaracağız” diye konuştu.


     

    “GENÇ BEYİNLERİN YETİŞMESİ İÇİN GAYRETLERİMİZ DEVAM EDECEK”


     

    Gelecek yıllarda da akademiyi devam ettirmek istediklerini söyleyen Anadolu Yazarlar Birliği Başkanı Yusuf Tosun ise “Sultangazi Belediyesi ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile bugün Sultangazi yazı akademisinin açılışını yapmak üzere bir araya geldik. Yazı akademisinde Sultangazi ilçe sınırları içerisindeki 21 liseden toplam 123 öğrencimiz bulunuyor. Beş sınıf halinde derslerimiz devam ediyor. Her sınıfta kendi alanında yetkin eğitmenler aynı zamanda şair ve yazarlık yönü bulunan eğitmenler eğitim verecek. Yazı akademisiyle düşünen beyinler üretmek istiyoruz. Genç beyinlerin yetişmesi için gayret etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.



  • "A vitamini antioksidan gibi çalışıyor"

    LEFKOŞA, (DHA)- A vitamininin hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin oluşumuna yardımcı olduğunu belirten Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, "Bu vitamin, kemik dokusunun ve üreme sisteminin gelişimine yardımcı oluyor. Bir antioksidan gibi çalıştığından çeşitli kanser türleri ile yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşıda etki gösterebiliyor" dedi.

    A vitaminin görme, büyüme, üreme, embriyo gelişimi, kan yapımı, bağışıklık sistemi ve doku hücresi farklılaşmasında gerekli olduğunu söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, A vitamini hakkında önemli bilgiler verdi. A vitaminin hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin oluşumunda yardımcı olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, bu vitaminin aynı zamanda kemik dokusunun ve üreme sisteminin de gelişimine yardımcı olduğunu anlattı.  

    "YETERSİZ TÜKETİLDİĞİNDE BÖBREKLER ZARAR GÖRÜR"

    A vitaminin bir antioksidan gibi çalıştığını ve dolayısıyla çeşitli kanser türleri ile yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşıda etki gösterebildiğini söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti:

    “A vitamini gözlerinizin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım eder. Bağırsak ve deri gibi epitel doku yapımı, gelişimi ve korunmasında da görev alır. A vitamini yetersiz tüketildiği durumlarda kişilerin böbreklerinde ve sindirim organlarında bozukluklar görülebilir. Solunum ve üreme sistemi ile sindirim sisteminde, ağız, mide, ince bağırsaklarda ve idrar yollarındaki deri ve dokuların sağlıklı kalmasına yardımcı olarak enfeksiyonlara karşı koyan bir vitamindir.”

    A VİTAMİNİN BULUNDUĞU BESİNLER

    Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, organizma tarafından iki kaynaktan elde edilebilen A vitaminin, retinol formunun, hayvansal kaynaklı karaciğer, balık yağı, süt, tereyağı ve yumurta gibi besinlerde bulunduğunu, bunun dışında ise bitkisel besinlerden de elde edilebileceğini söyledi. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, "A vitaminin ön maddesi bitkilerin ışık enerjisini ve kimyasal enerjiye dönüştürmelerine yardımcı bir çeşit paradigma olan karotenoittir. Karotenoitten kaynaklı besinler kırmızı ve sarı portakal ile birçok koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. En çok havuç, kış kabağı gibi sarı ve turuncu renkli besinlerde ve yeşil yapraklı sebzeler ile kayısı, şeftali ve bunun gibi sarı ve turuncu meyvelerde bulunur" dedi.

    A VİTAMİNİ NE MİKTARDA TÜKETİLMELİ?

    Günlük güvenilir alım düzeyinin 10-13 yaş arası çocuklarda 600 mcg, kadınlarda 700 mcg, erkeklerde ise 900 mcg olması gerektiğini söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, yiyeceklerden yeterli miktarda alınsa dahi çölyak hastalığı, kistik fibrozis ve bunun gibi hastalıkların varlığında A vitaminin emilimi yeterli miktarda gerçekleşemeyeceğinden eksikliğine rastlanabileceğini belirtti.



  • (Görüntülü) Prof. Dr. Uğur Batı: Beyin kullanılmadıkça küçülüyor

    İlknur SARGUT- Ömer HASAR/İSTANBUL, (DHA)- Disiplinlerarası Beyin Araştırmaları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Batı, beynin kullanılmadığında yapısal olarak küçüldüğünü belirtti. Bunu engellemek adına “beyin tabanlı öğrenme” metodunun önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Batı, "Uygun üslupla öğrenmek, zamanlamayı işin içine sokmak, risk almak, doğru teknikleri uygulamak, öğrenmeyi bir ihtiyaç olarak görmek, kullanılabilir öğrenme pratiklerini geliştirmek, hikayeleştirerek öğrenmek önemli" dedi.


     

    Disiplinlerarası Beyin Araştırmaları Derneği (DABAD) tarafından Nişantaşı Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 3. Nörobilim Kongresi dün başladı. 900’e yakın bilim insanının katıldığı etkinlikte iki günde 120 akademisyen sunum yapacak. Disiplinlerarası Beyin Araştırmaları Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Nişantaşı Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Uğur Batı konferans öncesi verdiği röportajda beynin yapısına dikkat çekti.


     

    “YAPISAL OLARAK KÜÇÜLEN BİR ORGAN”


     

    ‘Beynin aynısını yapabilme kabiliyetiniz olsa bu 3.5 katrilyonluk bir bütçeye denk gelir’ diyen Prof. Dr. Uğur Batı, “Bu metaforik bir şey çünkü şu an böyle bir teknoloji söz konusu değil. Herkeste bir beyin var ve bunun kullanılması gerekiyor. Beyni doğru kullandığınızda daha mutlu olabilir misiniz? Bu konu halen araştırılıyor. Ancak sonucu kesin olan bir araştırma var ve o da şu; beyni kullanmadığınızda beyin küçülüyor. Yapısal olarak küçülen bir organdan söz ediyoruz. Ancak sizin biyolojik hayatınızı devam ettirebilecek ölçüde bir küçüklüğe kavuşuyor. Kendisi yapısal ve kimyasal olarak değiştirebilen olağanüstü bir yapıdan bahsediyoruz” diye konuştu.


     

    ÖĞRENME İHTİYAÇ DEĞİLSE UNUTMA BAŞLAR


     

    Beynin bir öğrenme mekanizması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Batı, beyin yapısının küçülmesini engellemek adına alınması gereken önlemleri şu sözlerle sıraladı:


     

    “Beynin bir öğrenme mekanizması ve siz onu kendi haline bıraktığınızda beyin zaten öğreniyor. Okul öncesi çağdan başlayarak doktora sonrasına kadar İngilizce öğretemediğimiz nesiller var. 5 yaşında bir kız çocuğu düşünün. Babası İtalya’da dışişlerinde çalışıyor, annesi Ukraynalı, büyükannesi Rumca konuşsun, okulda da İngilizce eğitim alsın. Bir de anadili Türkçe var. Bu çocuk 5 yaşından itibaren 5 dili anadili gibi öğrenebiliyor. İşte bu çocuğa biz ne yapıyoruz da 27 yaşında tek bir yabancı dili öğrenemez hale geliyor. İşte beyin tabanlı öğrenme dediğimiz şeyin altında uygun üslupla öğrenmek, zamanlamayı işin içine sokmak, risk almak, doğru teknikleri uygulamak, öğrenmeyi bir ihtiyaç olarak tanımlamak, kullanılabilir öğrenme pratiklerini geliştirmek yatıyor. Unutmayın öğrenme dediğimiz şey ihtiyaç temelli değilse unutma süreci başlar. Etkin öğrenmede aldığın bilgiyi kullanıyor olman lazım. Hikayeleştirerek öğrenmek de bu noktada önemli.”


     

    “BEYNİN YÜZDE YÜZÜNÜ KULLANIYORUZ”


     

    Beynin veri tutma kapasitesi sınırsız olduğunun altını çizen Prof. Dr. Batı, “Saniyede yaptığı bağlantı sayısı ile diğer türler arasında emsali olmayan bir biçimde çalışıyor. Beynin yüzde kaçını kullanıyoruz gibi sorular var. Ancak böyle bir şey yok. Beynin yüzde yüzünü kullanıyoruz. Evrimsel biyolojinin gerekliliği de bu, aksi düşünülemezdi. Önemli olan ne kadar doğru kullandığımız. Karar verirken, öğrenirken, yaratıcılık aşamalarında, üretimde, adillik, eşitlik, daha mutlu yaşam için ne kadar doğru kullanıyoruz? İşte burada sorunlarımız var” dedi.


     

    2030’DA TERMİNATÖR İNSANI GÖREBİLİRİZ


     

    Artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla birlikte yapay zeka teknolojisinde olağanüstü sıçramalar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Batı, “Biz insanın birinci fazındayız, yani et ve kandan oluşan organik insan. İkinci fazda ise hibrit insanı göreceğiz. Nüfus cüzdanının bileğinizde olduğunu düşünün. 2030’larda falan tarih vermek çok zor olsa bile yarı terminatör organizmaları görmek mümkün olacak” dedi.


     

    BEYİN SAĞLIĞI İÇİN HER GÜN SPOR YAPIN BULMACA ÇÖZÜN


     

    Beyin Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Korkut Ulucan ise herkesin Alzheimer hastalığı riski altında olduğunu belirterek her gün spor yapılması ve beyni çalıştıran bulmacalar çözülmesi tavsiyesinde bulundu.


     

    Vücutta oluşan toksinlerin atılması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Korkut Ulucan şu uyarılarda bulundu:


     

    “Bugün günü spor yapmayıp dinleneyim, diyemeyiz. Beyin, kalp, böbrekler ‘bugün çalışmayacağım’ demiyor. O nedenle her gün vücudumuza istediğimiz şeyleri vereceğiz. Çünkü vücutta oluşan toksinleri atmak zorundayız. Egzersiz de bunların en başında geliyor. Beslenme hayatımızın içinde özellikle renkli besinler sağlık için çok önemli. Üçüncüsü de beyin egzersizleri. Nasıl fiziki egzersizler yapıyorsak aynı şekilde beyin egzersizleri de yapmalıyız. Bulmaca çözmek bunların başında geliyor ama her zaman çözdüğünüz kelime bulmacaları yerine sudoku, satranç gibi bulmacaları çözmelisiniz. Enstrüman çalmak, çift elle çalınan enstrümanlar çok önemli. Bunun yanı sıra yeni bağlantı kuracak aktiviteler sinirlerimize faydalı. Tavlayı çok seviyoruz. Her gün aynı yolu kullanmayıp farklı rotalar denemek. Arada kısa tatiller yapmak beyin için çok faydalı.”


     

    Alzheimer hastalığı ortada kalksa dahi başka bir hastalığın çağı tehdit edeceğini anlatan Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Ama yeter ki bizler doğru hamle yapabilelim, önlemimizi sağlam alalım. Çünkü Alzheimer biter başka bir hastalık gelir. Bir 5-6 yıl sonra kanser kronik bir hastalık olacak. Belki o zaman tedavisi de mümkün hale gelecek. Ama onun yerine hangi hastalığın geleceği daha ürkütücü” dedi.


     

    3. Nörobilim Kongresi’ne ev sahipliği yapmaktan dolayı çok mutlu olduklarını anlatan Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın ise “Üniversiteler sadece derslerin verildiği ya da öğrencilerin sosyalleşmelerine katkı sağlayan yerler değil. Bu görevlerinin yanında topluma katkısı da çok önemli. Bu anlamda düşündüğümüzde Türkiye’de son çeyrek asırda teknolojinin gelişmesiyle bilimsel faaliyetlere olan eğilimler daha da arttı. Bu sevindirici bir durum. Gelişmiş ülkelere baktığımızda bilimin yolunda gittiklerinde bir üst noktaya gittiler. Muasır medeniyetlerin yakalanması noktasında bilimin ışığında faaliyetlerimizi sürdürmemiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.



  • (Görüntülü) Anadolu’nun en büyük kitap fuarı açıldı

    Osman BAKIR / İSTANBUL,(DHA) – ANADOLU’nun en büyük kitap fuarı Ümraniye’de açıldı. Yüze yakın yayınevinin yer aldığı fuarda çok sayıda yazarla çeşitli söyleşiler ve imza günleri yapılacak.


     

    Ümraniye Belediyesi’nin ev sahipliğini yaptığı ‘1.Ümraniye Kitap Fuarı’ kapılarını kitap severlere açtı. Yüze yakın yayınevinin yer aldığı fuarda çok sayıda yazar da yer alacak. Çeşitli söyleşiler ve imza günlerinin de yapılacağı fuar 14-22 Aralık tarihleri arasında açık kalacak. Fuar aynı zamanda Anadolu’da açılan en büyük kitap fuarı olma özelliği taşıyor. Ümraniye Santral Etkinlik Alanı’nda yapılan fuar açılışına Ümraniye Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yalçın Akdoğan, fuarın onur konuğu Yazar Rasim Özdenören ve çok sayıda vatandaş katıldı.


     

    “ÜMRANİYE’DE DAHA ÖNCE KİTAP FUARI AÇILMADI”


     

    Açılışta konuşan Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, kitap fuarını açma aşamalarını anlattı. Ekibinden destek aldığını belirten Başkan Yıldırım, “Arkadaşlar kitap fuarını bu sene yapalım diye ısrar ettiler. Bizim haftalık toplantılarımızda bunu dile getirdiler. Ümraniye’de daha önce hiç yapılmadı. Bir eksikliğimiz olur mu diye düşündüm ama sonradan karar verdik. Danışmanım Ömer Faruk Besli ‘Mutlaka yapalım Sayın Başkanım’ dedi. Ve de çok güzel oldu. Elinize, kolunuza, ayağınıza, fikrinize sağlık” dedi.


     

    “KİTAP VE GAZETELERİ KOKLAYARAK OKUMALIYIZ”


     

    Sözlerine kitap ve gazetelerin önemine vurgu yaparak devam eden Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, “Tabi günümüz teknolojisinde internet çağı var. Her ne kadar elimizdeki akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar kütüphanelerimiz olsa da ve onlarla bir şeyler okumaya çalışsak da, mutlaka gazeteyi ve kitabı elimize almalıyız. Ben onlardan biri değilim, gazeteyi de kitabı da tutarak, koklayarak okuyanlardan biriyim. Mutlaka o kitap sayfalarının kokusu, kitapların hayal ve bilgi dünyamıza kazandırdıkları bana göre hiçbir şeyle kıyaslanamaz” diye konuştu.


     

    “ÇOCUKLAR OKUMA KÜLTÜRÜNÜ AİLE İÇİNDE EDİNİRLER”


     

    AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yalçın Akdoğan, çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanmasında ailenin önemli olduğunu söyledi. Anne ve babalarının çocuklarına kitap okuyarak kitap okuma alışkanlığı kazandırabileceğini belirten Akdoğan, “Yazar olarak, okur olarak, akademisyen olarak her zaman kitaplarla meşgul olduk. Kitaplara layık olmak lazım. Layık olmaya çalışmak lazım. Kitapları sevdirmek lazım. Burada şimdi anneler var, babalar var. Çocuklar, okuma kültürünü okulda edinmezler. Aile içinde edinirler. Yani okuma yazma bilmeyen yavrularımıza annenin ve babanın kitap okuması çok önemlidir. Hem kendileri kitap okumuş olurlar. Hem de yavrularına kitap okuma kültürünü aşılamış olurlar. Bu yüzden kitap okuyalım, çocuklarımıza okuyalım ve sevdirelim” dedi.


     

    “BÖYLE BİR FUARA İHTİYAÇ VARDI”


     

    Fuarda kitap standında çalışan Umut Can Yazıcı, Ümraniye’de kitap fuarına ihtiyaç olduğunun katılımcı sayısından anlaşılabileceğini belirterek şunları söyledi: “Ümraniye’de düzenlenen ilk kitap fuarı. Belediyenin bu organizasyonu gerçekten burada yapması, böyle bir ihtiyaç olduğunu kanıtlar cinsten. Çok yoğun bir ilgi var, çok kalabalık ve talepler çok güzel. Halkın ilgisi çok güzel. Ümraniye Belediyesi’nin gerçekten başarılı bir iş yaptığını düşünüyorum” 



  • Freni boşalan kamyonet devrildi: 1 ölü, 1 yaralı

    Ergün TOS / SEYDİKEMER (Muğla), (DHA)- MUĞLA'nın Seydikemer ilçesinde, freni boşalan kamyonetin devrilmesi sonucu 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı. Kaza anı, kamyonetin arkasında seyreden bir araç sürücüsü tarafından cep telefonuyla görüntülendi.
    Kaza, saat 11.00 sıralarında, Fethiye-Antalya karayolu Sarıyer mevkisinde meydana geldi. Antalya'dan Fethiye yönüne giden Necati Baran yönetimindeki 07 AGS 333 kamyonet rampa aşağı giderken freni boşaldı. Yolcu koltuğundaki Bekir Özdemir aniden hızlanan kamyonetten atlarken, sürücü Baran aracı yavaşlatmaya çalıştı. Virajda savrulan kamyonet, kenardaki istinat duvarına çarptı. Kabinde sıkışan Baran ise kaza yerinde yaşamını yitirdi. Yaralı Özdemir, ambulansla Fethiye Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı. Baran'ın cesedi ise itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarılarak, Fethiye Devlet Hastanesi Morgu'na götürüldü. Öte yandan kaza anı, kamyonetin freninin boşaldığını fark eden arkasında seyreden başka bir araç sürücü tarafından görüntülendi. Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.
    FOTOĞRAFLI



  • 4 katlı apartmanın çatı katında yangın

    Mehmet YİRUN/ÇORLU(Tekirdağ),(DHA)- TEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesinde 4 katlı apartmanın çatı katında çıkan yangın, itfaiyenin müdahalesiyle kısa sürede söndürüldü.
    Şeyhsinan Mahallesi Fahri Korutürk Caddesi üzerinde bulunan 4 katlı apartmanın çatı katında bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle tüm çatıyı sardı. Bina sakinleri ise panikle evlerini terk etti. Çevredekilerin ihbarıyla gelen itfaiye ekiplerince yangın kısa sürede kontrol altına alınarak söndürüldü. Çatının küle döndüğü yangının çıkış nedeni araştırılıyor.
    FOTOĞRAFLI

     

     



  • Yemin töreninde kız arkadaşına evlilik teklif etti

    Yusuf ÇINAR/ÇORUM,(DHA) - ÇORUM'lu Anıl Cafer Aralık (26), bedelli olarak vatani görevini yaptığı Osmaniye İl Jandarma Komutanlığı'nda yemin töreni sırasında kız arkadaşı Bilay Çınar'a sürpriz evlilik teklifinde bulundu. Teklifi kabul eden genç kız, gözyaşlarını tutamadı. 
    İl Jandarma Komutanlığı Hizmet Muhafız Bölüğü'ndeki törende komutanına tekmil veren asker Anıl Cafer Aralık, “Komutanım bir maruzatım var” diyerek, sıralarda oturan kız arkadaşı Bilay Çınar'a döndü, "İyi günde, kötü günde hastalıkta ve sağlıkta, darlıkta ve yoklukta" dizelerini sıraladı. Asker arkadaşlarının koro halinde tekrarladığı dizelerin ardından kız arkadaşına Türk bayrağı hediye eden asker, diz çökerek 'benimle evlenir misin' dedi. Gözyaşlarını tutamayan genç kız teklifi kabul etti. Kız arkadaşına yüzük takan asker, salondakiler tarafından alkışlandı. 
    Anıl Cafer Aralık, Bilay Çınar'la bir düğünde tanıştıklarını belirterek, "Görür görmez aşık oldum. Daha sonra büyüklerimiz araya girdi. Aileler tanıştı ve kısa sürede büyük bir aşk doğdu. Ben bedelli er olarak vatani görevimi yerine getirdim. Yemin töreni olduğu gün komutanlarıma evlenme teklifi edeceğimi söyledim. Anlaşıyla karşıladılar ve evlenme teklifimi böylece birliğimde yapmış oldum” dedi. Bilay Çınar da "Uzun süreli ayrılığın ardından yemin törenine gitmiştim. Zaten çok heyecanlıydım. Bana bu sürprizi yaptığı için çok teşekkür ediyorum. Bütün sevenlerin mutlu olmasını istiyorum” diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • Bakan Yardımcısı Çataklı: İZDES hizmet kalitesi ve vatandaş memnuniyetini ölçecek

    Mustafa KILINÇ/AFYONKARAHİSAR, (DHA)- İÇİŞLERİ Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, İzleme ve Değerlendirme Sistemi'nin (İZDES) öncelikle 'dinleme' ve 'empati' prensibi üzerine kurgulandığını belirterek, "Bu projenin amaçlarından bir diğeri de Bakanlığımız birimlerince sunulan emniyet, asayiş, trafik, 112 acil çağrı, nüfus, göç gibi hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımızla birebir görüşmek suretiyle hizmet kalitemizi ve vatandaş memnuniyetini ölçmek olarak belirlenmiştir" dedi.
    İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Afyonkarahisar'da düzenlenen Bakanlık Hizmetlerinin Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Toplantıda Vali Mustafa Tutulmaz, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mehmet Parlak, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Osman Beyazyıldız, Asayiş Daire Başkanı 1. Sınıf Emniyet Müdürü Levent Tuncer, Personel İşleri Daire Başkanı Albay Mustafa Çakır ile ilgili birim amirleri de yer aldı.
    Çataklı, toplantıdan sonra Bakanlığın yürütmüş olduğu İZDES projesi hakkında basın mensuplarına bilgi verdi. Çataklı, "İçişleri Bakanlığı olarak emniyet, asayiş ve terörle mücadeleye kadar aynı zamanda afet ve acil durumlardan, göçe, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerinden trafiğe, uyuşturucuya kadar çok geniş bir görev ve sorumluluk sahamız var. Yürüttüğümüz bu faaliyetler vatandaşımızın günlük hayatını doğrudan ilgilendiriyor. Vatandaşımıza doğrudan temas eden sorumluk alanları bunlar. Dolayısıyla yürüttüğümüz bu önemli faaliyetlerin etkin, ekonomik, verimli, hızlı, vatandaşlarımızın bu süreçlere katıldığı, olabildiğince bürokratik süreçlerden arınmış, kısaltılmış şekilde, vatandaşı merkezine, odağına alan, vatandaşın gönlünü kazanıp, mutlu etme amacı gayreti doğrultusunda yürütme gayretimiz var" dedi.
    PROJE, DİNLEME VE EMPATİ PRENSİBİ ÜZERİNE KURGULANDI
    Vatandaş odaklı hizmet seferberliğinin öncelikle dinleme ve empati prensibi üzerine kurgulandığının altını çizen Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, "Bu proje kapsamında Bakanlığımızca uygulanan halk toplantıları, il ekonomi toplantıları, muhtar toplantıları ve muhtar bilgi sistemi, trafik güvenliği, uyuşturucuyla mücadele, okul güvenlik koordinatörlüğü, okul servis araçlarının denetlenmesi gibi proje ve uygulamalar hakkında, ticaret sanayi odaları ve borsaları, esnaf ve sanatkâr odaları, ziraat odaları, muhtarlar, okul aile birlikleri ve sivil toplum örgütleriyle bir araya gelmeyi, görüş alışverişinde bulunmanın yanında valiliklerimizin iletişim ve işbirliği kapasitesini de değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Bu projenin amaçlarından bir diğeri de Bakanlığımız birimlerince sunulan emniyet, asayiş, trafik, 112 acil çağrı, nüfus, göç gibi hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımızla birebir görüşmek suretiyle hizmet kalitemizi ve vatandaş memnuniyetini ölçmek olarak belirlenmiştir" diye konuştu.
    'AFYONKARAHİSAR VERİLERİ OLDUKÇA İYİ BİR İL'
    Afyonkarahisar'ın İçişleri Bakanlığı'nın yürütmüş olduğu faaliyetler açısından verileri oldukça iyi olan bir il olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı Çataklı, şöyle devam etti: "Bu çalışmanın çıktısı, 81 il valiliğimizin tamamına ait ve somut görüşmelere, ziyaretlere dayalı bir değerlendirme raporu olacaktır. Hedefimiz, bu raporlar doğrultusunda geçmiş medeniyetimize ve gelecek vizyonumuza uygun merkezi ve yerel düzeyde yönetim politikaları ve stratejileri oluşturmak suretiyle vatandaş memnuniyetini artırmak ve hizmet kalitesini yükseltmektir. Ekip arkadaşlarımızdan bize düşen notları ve önerileri aldık. Bu ay sonu itibariyle tüm ilerimizi ziyaret etmiş olacağız. Yılın sonunda tüm illerden gelen genel değerlendirmelerle ilgili süreci bir değerlendirmiş olacağız hem de önümüzdeki yıla dönük hedefleri belirleyeceğiz. Yararlı bir çalışma oldu."
    Açıklamadan sonra Çataklı ve beraberindeki heyet, sivil toplum kuruluşu temsilcileri (STK), muhtarlar ve okul aile birliği üyeleriyle toplantı yaptı.
    FOTOĞRAFLI



  • Şanlıurfa'da otomobil devrildi: 3'ü çocuk 7 yaralı

    ŞANLIURFA, (DHA) -ŞANLIURFA'nın Viranşehir ilçesinde sürücüsünün kontrolünden çıkıp devrilen otomobildeki 3'ü çocuk 7 kişi yaralandı.
    Kaza, öğle saatlerinde Şanlıurfa-Mardin karayolunun 68'inci kilometresinde meydana geldi. Viranşehir yönüne giden Ahmet Temel (23) idaresindeki 36 KC 563 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak devrildi. Kazada sürücü ile araçta bulunan Berat Çınar (29), İkra İnşirah Peker (6), Songül Temel (23), Nazlı Şen (44), Havin Güneş (13) ve Belsim Nurgül Çınar (7) yaralandı. Yaralılar ihbarla gelen sağlık ekiplerince Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Kaza ile ilgili soruşturma sürüyor.

     



  • Kartalkaya’da kayak sezonu açıldı

    Murat KÜÇÜK/BOLU,(DHA)- BOLU'da kar kalınlığının pistlerde 1 metreyi bulduğu Kartalkaya, kayak sezonunun açıldığı ilk gün tatilci akınına uğradı. 
    Kent merkezine yaklaşık 35 kilometre uzaklıktaki 2 bin 200 rakımlı Köroğlu Dağları'nın zirvesinde yer alan Kartalkaya'da kayak sezonu başladı. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Kartalkaya'da 2 bin yatak kapasitesi bulunan 5 otelden 2'si dün akşam itibariyle misafirlerini ağırlamaya başladı. Otel ve pistlerdeki yenilenme çalışmaların tamamlanmasıyla bu yıl ilk kez kayakseverleri ağırlayan merkezdeki 2 otelde de doluluk oranı yüzde 90'ı buldu. Kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu pistlerde kayak keyfi yaşayan tatilciler, Kartalkaya'ya çıkan yolun da açık olduğunu ve ulaşımın rahat sağlandığını söyledi.
    FOTOĞRAFLI



  • Narkotik köpeği tepki verdi, 35 kilo eroin ele geçirildi

    İZMİT(Kocaeli), (DHA) – KOCAELİ’de polis ekiplerince aranan hafif ticari araçta 35 kilo 785 gram eroin ele geçirilirken, 1 şüpheli gözaltına alındı.
    İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, dün gece TEM otoyolunda İstanbul yönüne giden hafif ticari aracı takibe alarak, durdurdu. Yapılan aramada narkotik köpeğinin tepki vermesi üzerine emniyete çekilen araç içinde 70 paket halinde 35 kilo 785 kilo eroin ele geçirildi. Sürücü S.S. gözaltına alınırken soruşturma devam ediyor.
    FOTOĞRAFLI



  • Kartepe yılbaşına hazır

    Ergün AYAZ-Alişan KOYUNCU/KARTEPE(Kocaeli), (DHA)- YILBAŞINA sayılı günler kala Kocaeli'deki Kartepe Kayak Merkezi'nde yüzde yüz doluluk oranına yaklaşıldı.
    Samanlı Dağları'nın zirvesinde bulunan Kartepe Kayak Merkezi'nde yılbaşı öncesinde hazırlıklar tamamlandı. Kartepe'de her yılbaşı olduğu gibi bu yıl da kar yağışı beklediklerini söyleyen Otel Müdürü Servet Akça, "Kartepe yılbaşına hazır. İnşallah yılbaşından önce de kar yağışı bekliyoruz. Güzel bir kar keyfiyle güzel bir yılbaşı geçireceğiz. Meteorolojik durumlara göre biz yılbaşından önce kar bekliyoruz. Burada iyi bir kar olacağı gözüküyor. Pistlerimiz açık olacak, bütün misafirlerimizi Kartepe’ye bekliyoruz” dedi.
    Yılbaşı öncesi otelde doluluk oranının arttığını ve çok az oda kaldığını söyleyen Akça, “Kartepe’ye gelecekler kayak, snowboard ve birçok aktivite yapma imkanı bulacak. Eğlenceyi en yüksek dozda yaşayacaklar. Çok az odamız kaldı, onun için misafirlerimizin biraz daha acele etmesi gerekir. Canlı müziğimiz olacak, istedikleri kadar limitsiz yemek olacak, çocuklar için palyaçolar olacak. Eğlence çok güzel olacak, herkesi bekliyoruz. Burada özel ATV’lerimiz var, yeni açılan tesislerimiz var. Gelecek konuklarımız burada kızak yapabilirler, artık iki tane büyük kızak pistimiz de var 17 kayak pistimizle burada hazır bulunmaktayız” diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • Altın Zeybek Göleti su tutmaya başladı

    ÇANAKKALE, (DHA)- DOĞU Biga Madencilik tarafından yapımı üstlenilen Altın Zeybek-2 Göleti'nin yapımı tamamlandı. Yöre köylerinin içme ve kullanma suyu ihtiyacı ile Kumarlar havzasında tarımsal sulama ihtiyacını karşılayacak olan gölet su tutmaya başladı.
    Doğu Biga Madencilik’in planlama ve proje çalışmalarını tamamladığı ve Devlet Su İşleri (DSİ) ile imzalamış olduğu protokol ile yapımına başlanan 3.8 milyon metreküp su tutma kapasitesine sahip Altınzeybek-2 Göleti’nde inşaat süreci tamamlandı. Son düzenlemeleri yapılan gölet, su tutmaya başladı. Göletin su sağlayacağı Kumarlar, Kirazlı, Cazgirler, Yukarışapçı köylerinin isale hatları da yine Doğu Biga Madencilik tarafından yapıldı. DSİ ile yapılan protokole göre, Altınzeybek-2 Göleti öncelikli olarak civar köylere içme ve kullanma suyu temininde kullanılacak. İkinci sırada ise tarımsal amaçlı sulama gelecek. 3500 dönümden fazla tarım arazisinde sulu tarıma geçileceğinden bölgede büyük gelir artışı beklenirken, şirketin göletten su kullanım hakkı ise üçüncü sırada yer alıyor. Maden projesinin tamamlanmasının ardından ise gölet tamamen yörenin kullanımına bırakılacak. Kumarlar köyündeki tarımsal alanlarda çok ciddi olarak gelir artışı sağlayacağı öngörülen gölet, aynı zamanda bölgenin yaklaşık 50 yıllık su ihtiyacını da karşılayacak şekilde planlandı. Gölet projesi ile birlikte, Doğu Biga Madenciliğin yörede yaptığı alt yapı (gölet, yol, enerji nakil hattı gibi) yatırımlarının tutarı 63 milyon 500 bin TL’ye ulaştı.
    PROJE, BİR ÇOK KÖYÜN SU İHTİYACINI KARŞILAYACAK
    Gölet projesinin kamu-özel sektör işbirliğinde dikkat çekici bir yatırım olduğunu söyleyen Doğu Biga Madencilik Proje Müdürü ve Şirket sözcüsü Çağın Şen, “Bölgeye ilk geldiğimizde, ilk farkına vardığımız önemli noktalardan birisi şu oldu; bölgede hem miktar olarak hem su kalitesi olarak ciddi bir içme suyu problemi vardı. Ayrıca bölgede kuru tarım yapıldığından tarımsal üretimde kısıtlı bir ekonomik fayda vardı. Üçüncü, özellikle kurak dönemde bizim maden projemizin su ihtiyacı vardı. Bu üç ihtiyacı karşılayacak bir proje olarak Altınzeybek-2 Göleti ortaya çıktı. İlk planlamamızdan sonra, daha fazla köyü suya kavuşturmak amacıyla göletin su tutma kapasitesini artırdık. Bu bize ekstra maliyet getirmiş olsa da, göletin yapım amacına uygun olarak bir çok köye su sağlayacak olması bizi mutlu ediyor. Kamu ve özel sektör ortaklığında, önemli bir yatırımı tamamlamış olmaktan dolayı da mutluyuz. Göletin, bölgemize hayırlı olmasını diliyoruz” dedi.
    'YATIRIMLARLA YÖRE İNSANININ YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRDIK'
    Madenlerin, bulunduğu yerde çıkarma zorunluluğunun alt yapı anlamında yöreye ciddi katkılar sunduğunu da söyleyen Şen, “Bu, dünyanın hemen hemen her yerinde böyledir. Bir yandan projenin ihtiyacına yönelik yatırımlar yaparken, bu yatırımları genişletip yöre insanının yaşam kalitesini de artırmış oluyoruz. Bu gölet, bu projelerden birisi. Yine şirket olarak yaklaşık 34 kilometrelik bir enerji nakil hattı yatırımı yaptık. Bu yatırım, yörenin eski enerji hattını da yenilemiş oldu. Bir çok köyümüz, bunun yanı sıra güzergahtaki özel işletmeler, enerji nakil hattından faydalanıyor. 12 kilometrelik yol, yine yöre köylerinin günlük yaşamını kolaylaştıracak önemli bir hizmet oldu. Önümüzdeki dönemde de hem Çanakkale’ye hem civar köylerimize faydalı projeler geliştirmeye hazırlanıyoruz” diye konuştu.
    KİRAZLI PROJESİ
    Son yıllarda Türkiye’nin madencilik alanında büyük gelişme gösterdiğini kaydeden Çağın Şen, “Yer altı kaynakları, gelişmiş ülkelerin ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Türkiye de bu anlamda oldukça zengin kaynaklara sahip. Bu kaynakları ekonomiye kazandırmak ülkenin gelişimi açısından da son derece önemli. Altın madenciliği özelinde baktığımız zaman da Türkiye’de bu anlamda çok başarılı işletmeler olduğunu görüyoruz. Yapılan kara propagandalara rağmen sahada bu algının tam aksine uygulamaları gururla izliyoruz. Bu gün çevre hassasiyeti en yüksek ülkelerde bile altın madenciliği sıradan işletmeler gibi karşılanıyor. Kanada’da bunun birçok örneğini görmek mümkün. Biz de, Kirazlı projemizde, yine ülkemizde altın madenciliği anlamında örnek gösterilebilecek bir işletme hedefliyoruz. Bütün hazırlıklarımızı ve planlamamızı bu doğrultuda yaptık. Ülkemizdeki başarılı maden operasyonlarına bir yenisini daha eklemek için çabalıyoruz” dedi.
    FOTOĞRAFLI



  • Fırat'a düşen kamyonetin sürücüsünün cesedi 13 gün sonra bulundu

    Erkan BAY/ KEBAN (Elazığ),(DHA)- ELAZIĞ'ın Keban ilçesinde Fırat Nehri'ne devrilen kamyonetin sürücüsü Bedrettin Oruç'un cesedi (41), 13 gün sonra balıkçılar tarafından bulundu.
    Sabah saatlerinde Karakaya Baraj Gölü Ballıca mevkisinde kafes balıkçılığı yapanlar, balık ağlarına takılı bir ceset buldu. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve dalgıçlar sevk edildi. Dalgıçlar tarafından baraj gölünden çıkarılan cesedin 2 Aralık'ta kontrolden çıkıp nehre düşen kamyonette kaybolan Bedrettin Oruç'a ait olduğu belirlendi. Oruç'un cansız bedeni, otopsi için Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.
    FOTOĞRAFLI



  • Üniversiteliler, sokak hayvanları için kulübeler yaptı

    İZMİT(Kocaeli), (DHA)- KOCAELİ Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğrenci Topluluğu üyelerince sokak hayvanları için tasarlanan kulübeler, Umuttepe Kampüsü’ndeki beslenme noktalarına konuldu.
    Kocaeli Üniversitesi öğrencileri, Büyükşehir Belediyesi’nin sponsorluğunda hayata geçirdikleri Kedi Evi ve Köpek Kulübesi Tasarım ve Uygulama Atölyesi’nde sokak hayvanları için kulübeler tasarlandı. 3 gruba ayrılan 30 öğrenci belediyenin sağladığı malzemelerle kedi ve köpekler için kulübeler yaptı. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğrenci Topluluğu üyeleri, Umuttepe Kampüsü’nde sokak hayvanlarının beslendiği alanlara tasarladıkları kulübeleri yerleştirdi. Büyükşehir Belediyesi mama desteğinde de bulundu.
    Proje koordinatörlerinden Kocaeli Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü'nde görevli öğretim üyesi  Doç. Dr. Rüveyda Kömürlü, projede emeği geçen ve sponsor olan belediyeye teşekkür etti.
    FOTOĞRAFLI



  • Eskişehir’de ‘doğal gaz ısıtmıyor’ tartışması

    Engin ÖZMEN-Hakan TÜRKTAN/ESKİŞEHİR,(DHA)- ESKİŞEHİR’de doğal gazı yüksek derecelerde yakmalarına rağmen ısınamadıkları yönündeki şikayetlerini sosyal medyada dile getirenler ‘yakıyoruz ama ısınamıyoruz’ tartışması başlattı. Sosyal medyadaki paylaşımlarda 'doğal gaza hile mi karıştı' diye sorulurken, kentte 350 bin abonesi bulunan ve doğal gaz dağımı yapan Eskişehir Doğalgaz Dağıtım A.Ş (ESGAZ) Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Ceyhan, iddiaları yalanlayıp, doğal gaza hava basılmasının mümkün olmadığını söyledi. Kombi bakım uzmanı Hasan Hüseyin Sandıkçı da, yüksek doğal gaz faturalarının kombi ve petek bakımının yanı sıra binalardaki yalıtımlara bağlı olduğunu ifade etti.
    Kentte doğalgaz yakmalarına rağmen ısınamadıkları yönündeki şikayetlerini sosyal medyada dile getirenler, ‘yakıyoruz ama ısınamıyoruz’ tartışması başlattı. Kullanıcılar paylaşımlarında, “Kazan cayır cayır yanıyor ancak ısınamıyoruz. Gazınızın enerjisi düşük, Eskişehir gazına bir şey karıştırıyorlar sanırım, geçen yıla göre 5-10 derece üstte yanıyor kombi ama ısınamıyoruz. Eskiden gece yatarken kombiyi kapatırdık, şimdi bütün gece yanıyor ama sabah buz gibi eve uyanıyoruz” ifadelerini kullandı.
    Yaklaşık 900 bin nüfuslu Eskişehir’de 350 bin kadar aboneye doğalgaz dağıtımı yapan ESGAZ Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Ceyhan, iddiaları yalanlayıp, doğalgaza hava basılmasının mümkün olmadığını söyledi. Ceyhan, “Hava karıştırma söz konusu değil. Tamamen kapalı bir sistem. Gaz kullanıyorum ama ısınamıyorum diyenlerin asıl problemi aslında binanın izolasyonu, kombi bakımıyla ilgili. Gazı enerji olarak BOTAŞ’tan teslim alıyoruz, vatandaşlara da enerji olarak satıyoruz. Bunu her 4 dakikada bir kontrol ediyoruz. Faturaları kontrol ettiklerinde kilovat/saat olarak satış yapıyoruz. Doğalgaz kolerik değeri düşse bile faturada düşmüş olur. Hava kaçırma, ekleme gibi bir şey söz konusu değildir” dedi. Doğalgazı BOTAŞ’ın yurt dışından satın alarak kendilerine teslim ettiğini anlatan Ceyhan, “Yurtdışından BOTAŞ satın alıyor, siz teslim aldıktan sonra şehirde gaz isteyen bütün noktalara çelik borularda dağıtıyorsunuz. Doğalgazda hile olursa zaten yanmaz. Bu hemen belli olur zaten, devletin kontrolünde olan bir sistem. Bizlere de ‘yakıyoruz ama ısınamıyoruz’ diyenler oluyor. Öncelikle evlerin izolasyonuna dikkat etmeliler, cihazların bakımları mutlaka yapılmalı. Yoksa bizim tarafımızdan herhangi bir sorun yok. Tamamen yatılımla alakalı bir durum” diye konuştu.
    ‘460 LİRAYA ISINAMADIK’
    Bu ay 460 lira doğal gaz faturası ödediğini ifade eden Ahmet Yılmaz, yüksek faturaya rağmen istedikleri gibi ısınamadıklarını iddia etti. Doğalgaza gelen zammın da bunda etkisi olduğunu anlatan Yılmaz, “Yüksek fatura ödememize rağmen ısınamadık. Bence öncelikle Türkiye’de doğalgaz pahalı. Kış şartları bu sene daha ağır. Zam da geldiği için bu ay 460 lira fatura ödedim. İstediğimiz randımanı alamadık” dedi.
    ‘YALITIM AYLIK 100 LİRA FARK EDER’
    Kentte bina yatılımı yapan Mahmut Aslan, şuan iyi ısındığını ve durumundan memnun olduğunu söyledi. Yalıtımlı bina ile yalıtımsız bina arasında faturada aylık 100 lira fark olduğunu belirten Aslan, “Ben kendi binamın yalıtımını yaptım şuanda herhangi bir sorun yaşamıyorum. Doğalgaza gelen zamların etkisi var. Binalara doğru yalıtımın yapılması gerekiyor. Kışın doğalgaz faturası ortalama 250 lira geliyor, yalıtımlı binalarda aylık 100 lira fark ediyor” diye konuştu. Üniversite öğrencisi olan Onur Kalın ise, bu ay 164 lira doğalgaz faturası ödediğini belirterek, “Evlerin yalıtımları düşük bence. Bu ay yakmadığımız halde 164 lira fatura ödedik. Ben doğalgaza hile karıştırıldığını da düşünmüyorum. Tamamen evlerdeki yalıtımla ilgili olduğunu sanıyorum” dedi.
    EN ÇOK ‘ISINAMIYORUM’ ŞİKAYETİ GELİYOR
    Kombi bakım uzmanı Hasan Hüseyin Sandıkçı ise ısınamayanların öncelikli olarak kombi ve petek bakımlarını yaptırmaları gerektiğini söyledi. Doğalgaz ile ısınmada binadaki izolasyonun da çok önemli olduğuna dikkat çeken Sandıkçı, “Kombi bakım şirketimize çok ‘yakıyoruz ama ısınamıyoruz’ şikayeti geliyor. Bizler de evlere servislere gidiyoruz. İnsanlar arızayı bakım zannediyorlar. Arıza ve bakım ayrı şeyler. Kombisini 60 dereceye çıkarmasına rağmen ısınamadığını söyleyenler var. Bu şekilde şikayetlere gittiğimizde kombi bakımı ya da peteklerde çamurlaşma var. Biz gerekli bakımları yaptıktan sonra aradığımızda 60 derecede ısınamayanlar 45-50 derecede ısındığını söyleyenler var. Ayrıca doğalgaza hile karıştırmak mümkün değildir. Basınçla ilgili bir sıkıntı olduğunda zaten kombi hemen hata veriyor. Kombi ve peteklere bakıyoruz eğer problem yoksa, binanın izolasyonuna bakmak gerekiyor. Alt kattaki ısınıyor, üstteki ısınamıyor tamamı izolasyonla ilgili durumlar. Isınamayan varsa, kombi, petekler ve izolasyona bakmak gerekiyor” diye konuştu. Sandıkçı, doğalgaz kullananların sahte kombi servislerinden kaçınması ve güvenilir yerleri tercih etmeleri gerektiğini de sözlerine ekledi.
    FOTOĞRAFLI



  • Fıstıkçılardan baklavacıların 'stok' iddiasına tepki

    Mustafa KANLI, Kadir GÜNEŞ/GAZİANTEP,(DHA)- GAZİANTEP ile özdeşleşen baklava fiyatlarının fıstığın stok yapılarak yükseltildiği iddiası fıstık sanayicilerinin tepkisine yol açtı. Gaziantep Fıstık Sanayicileri Derneği Başkanı Neşet Uçar, fıstık fiyatlarında artış olmadığını, stok iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Fıstığın tamamı piyasaya satıldı. Baklava fiyatlarını artırmak için fıstığı günah keçisi yapmasınlar" dedi. Gaziantepli baklavacılar da fiyatlarının bir yıldır aynı olduğunu ve herhangi bir artışın söz konusu olmadığını söyledi.
    Kentte bazı baklavacıların ürünlere zam yapması tüketicilerin tepkisini çekti. Fiyat artışına ise fıstık fiyatlarında yaşanan artışların neden olduğu öne sürüldü. Fıstık Sanayicileri Derneği Başkanı Neşet Uçar, fıstık fiyatlarının artmadığını ve baklavacıların keyfi zam yaptığını öne sürdü. Fıstık fiyatlarında geçen yıla oranla anormal bir artış olmadığını belirten Uçar, "Antep Fıstığı ağacı kendi özelliği itibarı ile 1 yıl fıstık verir 1 yıl vermez. 2018 yılı mahsulü Antep Fıstığı'nda var yılıydı. Yaklaşık 220 bin ton civarında rekoltemiz vardı. 2018 yılının var yılı olması sebebi ile 2019 yıldaki rekolte yaklaşık 40 bin tondu. Bizim rakiplerimiz olan İran ve Amerika'da 2018 yılında mahsul olmaması nedeniyle bizim yaklaşık olarak 50 bin ton fıstığımız ihraç edildi. Bu sene 2018 devirle 40 bin ton rekolteyle sezonu geçireceğimize inanıyoruz. Fakat bazı dernek başkanlarının spekülatif konuşmaları çiftçiye geri adım attırmaktadır. Boz iç 250 lira olur denirse çiftçide bir beklenti oluyor ve ürününü satmıyor. Bunun yanı sıra 2019 yılı sezonun da açılış fiyatı yüksekti ve stokçu oluşmadı. Fıstığın tamamı çiftçinin elindeydi ve tamamı satıldı. Fiyatlardan şikâyetçiler fakat sezon açılışında boz fıstık içi 155 liraydı. Yok, yılı olmasına rağmen şu anda 170 lira civarında" ifadelerini kullandı.
    'BAKLAVAYA ZAM YAPMAK İÇİN BAHANE ARIYORLAR'
    Baklavacıların zam yapmak için bahane aradıklarını savunan Neşet Uçar, "İki yıl önce boz fıstık içi 180 lirayken 75 liraya baklava satılıyordu. Bugün boz fıstık içi 170 lira ama 110 liraya baklava satıyorlar. Yine baklavaya zam yapmak için bahane arıyorlar. Bu sorunlarla alakalı sektörün bileşenleri olarak bir araya gelip konuşarak çözüm aramak zorundayız. Fıstıkta ihracatımızı artırmamız lazım. Bunun için çözümler üretmek zorundayız. Bunun çözümü için de fıstığa direkt destekleme sağlanmalıdır. Desteklemenin sağlanması stokçuluk dediğimiz sektörü tamamen ortadan kaldırır. Köylü ürününü kendi elinde tutabilir. Ürünü stok yapmak için elinde tutmazlar ve bunlar ciddi rakamlar da değil. Antep fıstığı iki yıl saklanabildiği için köylü ihtiyacı kadar fıstığın satışını yapabilir. Fıstıkların tamamı stokçuların elinde diyemeyiz öyle bir şeyde yok. Fıstığı günah keçisi yapmasınlar" diye konuştu.
    BAKLAVA USTASI: BAKLAVADA ZAM YOK
    Baklavaya fıstık nedeniyle zam yapılmadığını savunan baklava ustası Süleyman Erçelebi de, "Fıstık baklavanın olmazsa olmazıdır. Sadeyağ, un gibi temel malzemesidir. Bu yörede fıstıklı baklava her zaman daha çok tercih edilir. Fıstık fiyatında bu yıl sezon açılışında yükseliş olmuştu. Geçen senenin fıstığı varken fiyat zaten yüksekti. Yeni yılın gelmesiyle dalgalanma oldu ama o kadar yükselme olmadı. Biz baklavada sezonluk malzeme teminini yaptığımız için fiyat artışını baklavaya yansıtmadık" dedi.
    FOTOĞRAFLI

     

     

     



  • Prof. Dr. Melikoğlu: Soluk borusu tıkanmasında acil müdahale çok önemli

    Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA) - AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, soluk borusunun tıkanması gibi durumlarda acil müdahalenin önemine dikkati çekti. Melikoğlu, "Bu olaylarda yapılacak ilk müdahale, öncelikle acil müdahale kursu almış kişilerin birtakım manevralarla karnını ve göğsünü sıkıştırarak bunların çıkmasını sağlamaya çalışmasıdır" dedi.
    Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, Diyarbakır ve Ankara'da iki çocuğun ölümüne, şırınga şeklindeki çikolatanın ucundaki tıpanın neden olduğunu söyledi. Çocukların şırınganın ucundaki kapağı düşünmeden çikolatayı emdiğini ve tıpayı yuttuğunu söyleyen Prof. Dr. Melikoğlu, "Soluk alma ile yemek borusu arasında çok kısa, ince bir mesafe var. O mesafeden direkt solunum yollarına gitmiş. Tıpanın ucunda delik olmadığı için de tamamen soluk borusunu tıkamış" dedi. Yetişkin bir insanın soluk borusunun kalınlığının küçük parmağın genişliği kadar olduğunu aktaran Prof. Dr. Melikoğlu, "4-5 yaşındaki çocukları düşünürseniz, bir de yutulan objenin çapını düşünürseniz, direkt soluk deliğini tıkamış. O dönemde yapılacak ilk müdahale, öncelikle acil müdahale kursu almış kişilerin birtakım manevralarla karnını ve göğsünü sıkıştırarak bunların çıkmasını sağlamaya çalışmasıdır" diye konuştu. Soluk borusunun girişinde ses telleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Melikoğlu, şunları kaydetti:
    "O ses telleri bu parçacığın çıkmasına izin vermeyebilir. Çok şiddetli baskı yapmak gerekir. Hemen sonrasında en yakın yerdeki sağlık kuruluşuna götürmek gerekir. Bir poliklinik, aile hekimliği polikliniği gibi yerlerde müdahale pek mümkün olmayabilir. Daha teşekküllü yerlere götürülmelidir. Orada müdahale ve bu cismin çıkartılması mümkün olur. Bu müdahalelere rağmen çıkartmak mümkün olmayabilir. Önemli olan çocukları bunlardan uzak tutmaktır. Her türlü oyuncağı ve nesneyi çocuklar ağzına götürür. Bunları ağzına götürdüğü sırada nefes aldığı anda yutabilir. Soluk yolundan sonra akciğere giden iki soluk borusu var. Buralara da gidebiliyor. Erken dönem yutmalarda ilk manevraların yapılmasıyla çıkartılması sağlanabilir. Eğer çıkartılamazsa çok acil müdahalede bulunulup, daha ileri cerrahi işlemler yapılması gerekmektedir."
    ÇENGELLİ İĞNE, KURUYEMİŞ VE PİL TEHLİKESİ
    Çocukların çevreyi tanımak için ellerini ve ağzını kullandığını belirten Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, ani gelişen dikkatsizlik nedeniyle ağızdan aldıkları yabancı cisimleri yutabildikleri uyarısında bulundu. Yutma sırasında bazen bu cisimlerin soluk borusuna kaçtığını aktaran Prof. Dr. Melikoğlu, "Kuruyemişler, fasulye gibi bakliyatlar, meyve ve sebze parçaları. Çocuklar yakalarına iliştirilen nazarlık, çatal iğneleri yutabiliyor. Bunlar yemek borusuna gidiyor. Bazen bu çatal iğnelerin ağzı açık kalabiliyor. Ciddi boyutta yaşamsal tehdit oluşturuyor. Zaten soluk borusu çok ince, orası tıkanınca ani solunum durması olabiliyor" dedi. Oyun yaşına gelen ve pilli oyuncaklarla oynayan çocuklarda da yutma vakalarına rastladıklarını anlatan Prof. Dr. Melikoğlu, yutulan pillerin kimyasal tepkimeyle yemek borusu, mide ve bağırsakta yanma ve delinmelere neden olduğunu söyledi.
    PARMAK KALINLIĞINDA İKİ MIKTANIS YUTMUŞ
    2008 yılında demir kalemtıraş yutan 4 yaşında bir çocukla yine aynı yıl içerisinde boyutları bir elin başparmağı kadar olan iki mıknatısı yutan başka bir çocuğu cerrahi operasyonla tedavi ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Melikoğlu, ailelerin dikkatini çekme konusunda ilerleme kazandıklarını söyledi. Altın yutan çocuklar dahi olduğunu aktaran Prof. Dr. Melikoğlu, "Bozuk paralar, pil, mıknatıslar var. Mesela mıknatıs yutan çocuk iki mıknatısı tek tek yutmuştu. Bağırsakta bu mıknatıslar birleşmiş ve arada kalmıştı. Operasyonla aldık. Bağırsağın delinmesine ve kangren olmasına neden olabilirdi" diye konuştu.
    ÇOCUKLARIN YUTTUKLARINI BİRİKTİRDİ
    Öte yandan Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, 44 yıllık hekimlik hayatında çocukların yuttuğu ve cerrahi operasyonla solunum ve sindirim sistemlerinden çıkardığı yabancı cisimleri ise Çocuk Cerrahisi polikliniği girişindeki panolarda segiliyor. Panoda 160'a yakın cisim arasında, en çok dikkati madeni para, çengelli iğneler, yorgan iğnesi, kalemtıraş, çivi, vida, pil, kuruyemiş parçaları ve iki mıknatıs çekiyor. Ailelerin duyarlılığını kazanarak ölümle sonuçlanacak bu türden olayların önüne geçmek istediklerini belirten Prof. Dr. Melikoğlu, koleksiyon sayesinde ailelerde bilinç oluşturduklarını söyledi.
    FOTOĞRAFLI



  • Adana'da kaçak et uyarısı: Resmi kesimden fazla tüketim var

    Nuri PİR/ADANA, (DHA)- ADANA Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse, kentteki ruhsatlı 5 kesimhanede veteriner hekim kontrolünde yıllık 20 bin ton küçük ve büyükbaş et kesilirken, vatandaşların bunun 3 katı et tükettiğini söyledi. Kasaplar Odası Başkanı Murat Saruhan Yağmur ise kaçak et kesen merdiven altı kasaplara yönelik ihbar hattı kurduklarını, zabıta müdürlükleri, ilçe belediyeleri, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleriyle gece gündüz denetimler yaptıklarını vurguladı.
    Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse, yaklaşık 2 milyon 217 bin vatandaşın yaşadığı Adana merkezde 4, Ceyhan ilçesinde ise 1 ruhsatlı kesimhane olduğunu kaydederek, ilçe belediyelerinin mezbahane sayısını artırması gerektiğini söyledi. Veteriner hekim kontrolünde kesilmeyen tüm etleri kaçak olarak nitelendiren Köse, "Eğer etler merkez kesimhanelerde kesilip satışa sunulmadıysa insan sağlığı konusunda bir güvencesi yok. Geçen yıl şarbon hastalığı yaşanmıştı ülkemizde. İnsanlara bulaşabilen tehlikeli bir hastalıktı. Veteriner hekimin dikkati sayesinde bu risk ortadan kaldırıldı. Hayvanlardan insanlara bulaşan 250 civarı hastalık var. İnsandaki enfeksiyon kaynaklarının yüzde 70'i hayvansal kökenli. Belediyelerin işi insan sağlığını korumak. Hayvan sağlığını korumadan da insan sağlığını koruyamazsınız" dedi.
    MÜHÜRLENMEMİŞ ET TÜKETMEYİN
    Kentteki kesimhanelerde yılda 20 bin ton civarında et kesildiğini vurgulayan Köse, "Fakat et seven Adana'nın bu rakamın minimum 3 katı et tüketimi var. Adana etobur bir kent. Adana kebabı dünyada tescil edilmiş bir kebap. Adanalı kebabı seviyor. O nedenle tüm belediyeleri uyarıyorum, mutlaka mezbaha kursunlar, mutlaka veteriner hekim istihdam etsinler. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tek tırnaklı hayvanların peşine düşüyor, bu çok ciddi bir konu ama ruhsatlı kesimhane sayısı az. İthal hayvanlar gelse bile burada ruhsatlı kesimhanelerde kesilmeli. Halkımızı uyarıyorum, kesimhanede kesilmemiş, damgasız, mühürlenmemiş etleri tüketmesinler" diye konuştu.
    HAZIR KIYMADAN MUTLAKA UZAK DURUN
    Kasaplar Odası Başkanı Murat Saruhan Yağmur ise zabıta ekipleri, ilçe belediyeleri ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri işbirliğiyle son 5-6 aydır kaçak et kesimlerine yönelik denetimlerde büyük yollar kat ettiklerini ve kaçak kesimleri önemli derecede engellediklerini bildirdi. Kurdukları ihbar hattı sayesinde tespit ettikleri merdiven altı kasaplara 25-60 bin TL ceza yaptırımı uyguladıklarını dile getiren Yağmur, odaya kayıtlı kasaplarda sağlıklı ve hijyenik et satıldığını anlattı. Yağmur, "Vatandaşlarımız hazır kıymadan mutlaka uzak dursunlar. Et sucuklarında ise etiket arasınlar. Etiketsiz sucuk almasınlar" dedi.
    Kasaplar çarşısı müşterilerinden İbrahim Özdemir de et alırken önce helal kesim olmasına dikkat ettiğini kaydederek, "Etin ne kadar güvenilir olduğunu bilmem için satın aldığım kişiyi tanımam önemli. Bu yüzden her zaman aynı yerden almaya gayret ederim. Kasabın da hayvancılık yapanını tercih etmek en mantıklısı. Şimdiye kadar zararlı çıkmadım" diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • Suriyeli aileye öğrencilerden anlamlı ziyaret

    Muhammed Sami MARAL/MUŞ, (DHA) - MUŞ'ta meslek lisesi öğrencileri, 'Meslek Lisesi Öğrencileri Ailelerle Buluşuyor' projesi kapsamında ziyaret ettikleri Suriye uyruklu aileye yakacak ve çeşitli gıda malzemesi yardımında bulunup, evin bakım ve onarımını yaptı. 
    Muş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri, merkeze bağlı Çöğürlü köyünde yaşayan Suriye uyruklu Abdurrahman ailesini ziyaret etti. Öğrenciler, kış mevsimi dolayısıyla özellikle yakacak sıkıntısı çeken 4 çocuklu aileye mobilya bölümünden topladıkları ahşap atıkları teslim etti, yanlarında getirdikleri malzemelerle evin onarımını da yaptı.
    'Meslek Lisesi Öğrencileri Ailelerle Buluşuyor' projesi kapsamında, ‘meslek lisesi öğrencileri ailelere dokunuyor’ sloganıyla, ihtiyaç sahibi ailelere destek olmaya çalıştıklarını söyleyen Müdür Yardımcısı Ferhat Yentür, "Asıl amacımız, tabi ki ailelere, yardıma muhtaç kişilere yardımdır. Bunun yanında öğrencilerimize yardım bilincini aşılamaktır. Destek olarak da yakacaktır, bunun yanında giyim yardımlarıdır, gıda yardımlarıdır, psikolojik desteklerdir. Rehber öğretmenlerimiz geliyor ailelerin yanına. Buradayız bunun için, inşallah bir yardımımız olursa ne mutlu bizlere" diye konuştu. Alan öğretmeni Buket Uluca ise, ev ziyareti öncesi ailenin ihtiyaçlarını belirlediklerini ifade ederek, "Her türlü bakım, onarım, tamirat gibi bütün ihtiyaçları tespit edildikten sonra öğrenci, öğretmen ve idarecilerle ailemizi ziyarete geliyoruz" dedi.
    Kendi okullarında eğitim-öğretim gören arkadaşlarının ev ihtiyaçlarını gidermeye çalıştıklarını aktaran 9'ncu sınıf öğrencisi Taner Tandoğan şunları söyledi: “Buraya arkadaşımız için geldik. Burada, arkadaşımıza yardım eli uzatıyoruz. Kendi adımıza da mutluyuz, arkadaşımızın adına da mutluyuz. Evlere gelince, kendi evimiz gibi görüyoruz. Boya, badana ne iş olursa olsun yardım ediyoruz. Biz mutluyuz, herkes de mutlu olsun."
    Dört çocuk annesi Leyla Abdurrahman da, ziyaretten ötürü duyduğu sevinci dile getirerek öğrenci ile öğretmenlere teşekkürlerini dile getirdi.
    FOTOĞRAFLI