Connect with us

POPÜLER HABER

Döviz Kuru nedir? Döviz kurlarını belirleyen etkenler nelerdir?

Son Guncelleme:

Günümüz ekonomilerinde tek para cinsinden ziyade; birçok ülkenin kullandığı para birimleri ve bu paraların piyasalardaki döngüsü, ekonomilerin temel yapıtaşlarını oluşturur. Bakınız ki para birimlerindeki dalgalanmalar, ülkelerin ekonomik durumunu etkileyen önemli unsurlardan biridir.

Döviz Kuru Nedir?

Kökeni Fransızca olan döviz, terimsel bakılırsa kambiyo olarak da kullanılabilir. Döviz kuru ise; milli paranın, yabancı para karşılığındaki değeridir. Her döviz kurunun kendine has sembolleri vardır; Amerikan Doları (USD/$), Euro (EUR/€), Türk Lirası (TRY/₺)…

Döviz Kuru Rejimleri

Döviz kuru rejimlerinin 3 anahtar kelimesi vardır; etkinlik, verimlilik, devamlılık. Uluslararası sermaye, mal ve hizmetlerin bu 3 anahtar kelimeyle birleşmesi, kur rejimlerinin temel fonksiyonlarını oluşturur. Döviz kuru rejimleri; “Sabit Kur Rejimi ve Dalgalı Kur Rejimi” olarak 2’ye ayrılır. Kur rejimi seçimlerinde 2 önemli hususta tercih yapılmalıdır. Bunlar; verimlilik ve esneklik(Rahat hareket edebilme kabiliyeti) arasında yapılan seçimlerdir. Günümüzde şu rejim daha avantajlıdır demek mümkün değildir. Rejimlerin sağladığı fayda dönem dönem değişim göstermiştir.

1.) Sabit Kur Rejimi

Sabit Kur Rejimi’nde para politikaları, devlet veya Merkez Bankası gibi otoriteler tarafından belirlenir. Bu rejimde döviz kuru, otoriteler tarafından belli bir değerde sabitlenir ve o değerde işlem görür. Belirlenen sabit değerin değişmesi yine otoritenin elindedir. Sabit kur sisteminin en önemli özelliği; Merkez Bankası’nın, kuru sabit tutmak için sürekli olarak elinde yeterli döviz stoku bulundurması gerektiği gerçeğidir. Türkiye açısından bakacak olursak, 1980’li yıllara kadar bu rejim ve benzer fraksiyonları sıkça kullanılmıştır. 1990 sonrası ise enflasyonu düşürme çabasıyla uygulanan politikalar dâhilinde, kısmen de olsa bir sabitlenme sürecine girilmiştir.

2.) Dalgalı Kur Rejimi

Dalgalı kur rejimi; birbirinden farklı para birimlerinin karşılıklı değerlerinin, piyasada arz ve talebe göre belirlendiği rejimdir. Piyasalardaki arz ve talep, tek otoritedir. Devlet veyahut merkez bankası, bu rejimde paranın değerine müdahil olamazlar. Bundan dolayı da paranın değeri, gün içinde arz ve talebin yönüne göre sık sık değişim gösterir. Kur seviyesi, döviz piyasasındaki arz ve talebin eşitlendiği nokta olan “Denge noktası”nda seyreder. Türkiye’de patlak veren 2001 krizi, dalgalı kur rejimine geçişi sağlamıştır. Zira Mayıs 2001’de bu rejime geçilmiştir. Her ne kadar teknik açıdan dokunulmaz gözükse de, ülkemizde bugüne dek müdahaleli dalgalı rejim olarak seyir göstermiştir. Ülkemizde kullanılan bu sistem, dalgalı kur rejiminin bir çeşididir. Merkez Bankası’nın; döviz alım-satım yapmasıyla piyasaya müdahalesi, kullandığımız Müdahaleli Dalgalı Kur Rejimi’nin bir gerekliliğidir.

Döviz Kurlarını Belirleyen Etmenler

Döviz kurlarının belirlenmesinin altında birden çok unsur vardır. En ufak bir dalgalanmanın sebebi dahi birçok silsilenin sonucu olarak gösterilebilir. Döviz kurlarını belirleyen etmenleri 3 ana parçaya ayırabiliriz. Bunlar;

  • Döviz değiş-tokuşları
  • Faizler ve sermaye hareketleri
  • Krizler

Belirtilen bu etmenler, temel belirleyici unsurlardır. Bakınız ki yardımcı oyuncular da işin içindedir; temel ekonomik göstergeler (büyüme ve enflasyon), politik riskler, küresel riskler…

Döviz kurunu belirleyen etmenlerden belki de en önemlisi olarak faizleri gösterebiliriz. Kurları dengede tutabilmek ya da etkilemek için Merkez Bankaları, öncelikle faizlerde değişiklik yapar. Daha basit bir deyişle; örneğin TCMB(Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası), ülkede kur seviyesinin beklenenden yüksek olmasına karşılık, faizleri yükseltir. Bu sayede ülkeye sermaye akışını sağlar ve ardından döviz kurunun gerilemesini sağlayabilir.

Global veya ulusal krizlerin döviz kurlarını etkilemesi, gayet tabii olarak değerlendirilir. Burada esas oyuncu yatırımcıdır. Herhangi bir risk durumunda; kendini daha güvenli hissetmek ve yatırımlarının verimliliğinin azalmasını engellemek için yatırımcı, piyasada var olan parasını çeker ve para akışının azalmasına neden olur. Bir de bu yatırımcıların yüzlerce olduğunu varsayarsak, ülkede dönen paranın büyük bir bölümü yastık altına girmiştir diyebiliriz. Çok yönlü düşünürsek, bir ülkedeki kriz başka ülkelerde bir fırsat yaratır. Öyle ki yatırımcılar, yatırımlarını başka ülkelere hatta başka bölgelere kaydırır. Örneğin; koronavirüs nedeniyle oluşan ve büyümesi öngörülen ekonomik krizlerin, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bir fırsat kapısı haline gelmesi bekleniyor. Üretime dayalı ekonomilerin bu fırsatı değerlendirmesi ve gelişmiş ülkelerin yatırımcılarını; kendilerine çekmesiyle beraber, ekonomik olarak büyük bir avantaj sağlayacağı anlamına geliyor. Özellikle Avrupa ve ABD, bu konuda büyük sıkıntılar yaşayabilir.

Döviz alım- satım işlemleri sayesinde de otoriteler, döviz kurlarına müdahil olabilirler. 2 türlü yapılabilir; doğrudan alım-satım ve ihale yoluyla alım-satım. Merkez Bankaları, yükselen döviz kurlarını istediği seviyeye indirebilmek için elinde yeterli döviz rezervi bulundurmalıdır. Refleks göstermek, kurları etkileyecektir. Daha net anlaşılması için örneklendirme yapabiliriz. Ülkemizde €/₺ kurunda olağandışı bir yükselme olursa, Merkez Bankası piyasaya € arz eder. Bu sayede piyasadaki fazla Euro talebi karşılanmış olur ve döviz kuru istenilen seviyeye çekilebilir.

Döviz Kurunu Etkileyen Yurt İçi ve Yurt Dışı Faktörler
Ülkedeki risklerin, cari açığın yükselmesi gibi, artmasıyla yatırımcıların güven kaygısı ve bununla beraber piyasadaki paralarını başka ülkelere kaydırması veya parayı çekmesi.
Yine kriz dönemlerinde, daha çok güvenilen para birimlerine(€, $) olan ilgi.
Gelişmekte olan ülkelerin, alakalı Merkez Bankaları tarafından bolca para arz etmesi.
Büyük Merkez Bankalarının, FED gibi, uyguladığı faiz politikaları.
Ülkeler arasındaki faiz farklılıklarının değişim göstermesi. Örneğin; İngiltere’de tahvil fiyatlarındaki düşüş(faizlerin artması), İngiltere’nin varlıklarına olan talebi arttırır.

İhracat ve ithalatın da döviz kurlarında önemli bir rolü vardır. İhracatı yüksek ya da ihracatı arttırmaya çalışan ülkelerde, piyasaya yabancı para girişleri olur. Bu sayede ülkeye giren para cinsinin kurlardaki değeri azalır ve ulusal paranın değeri artmış olur. Aynı mantıkla hareket edecek olursak; ithalatın fazla olması ya da ihracat-ithalat dengesinin ithalat eğiliminde olması, yabancı paraya olan ihtiyacı arttıracaktır. Bu da bize kurlarda, ticareti yapılan yabancı para değerinin artacağını ve ulusal paranın değer kaybedeceğini gösterir.

Kopyalamayı desteklemiyor...